Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

PKK komutanların istifasını kullanacak

04.08.2011 03:51
Kamuoyu, Abdullah Öcalan’ın “Barış Konseyi kurulsun, 15 temmuzdan sonra da çatışmasızlık sürdürülmeli” çağırılarının tam tersi bir tutum alan PKK’nın ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışıyor.

Taraf yazarı Emre Uslu PKK'nın komutanları istifa etmiş orduya saldırarak AKP'nin elini zayıflatmaya çalışacağını iddia etti.

İşte o yazı...

Kamuoyu, Abdullah Öcalan’ın “Barış Konseyi kurulsun, 15 temmuzdan sonra da çatışmasızlık sürdürülmeli” çağırılarının tam tersi bir tutum alan PKK’nın ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışıyor.

PKK İÇİNDE FARKLI FRAKSİYONLAR VAR

Nihayet, Öcalan’a rağmen çatışmalar devam edince Başbakan’ın da altını çizdiği PKK içindeki farklı fraksiyonların ayırdına varmaya başladı kamuoyu. Şimdilerde özellikle barış isteyen demokrat kamuoyu PKK içindeki farklı fraksiyonların ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışıyor.

Bu konuda maalesef doyurucu bilgi edinmek sağlıklı analizler yapmak zor. Hatta devletle Öcalan arasındaki görüşmelerde aracı olduğu iddia edilen –bana göre aracıların aracısı– Balıkçı da dâhil olmak üzere PKK’nın içindeki Ankaralılar Grubu’nun ne yapmaya çalıştığını doğru okuyan çok fazla kişi yok.

Neşe Düzel’e verdiği söyleşide Balıkçı şu değerlendirmeyi yapmış: “Eğer işin adını koyarak, çağrıyı net bir biçimde yaparsa, Öcalan’ın bu çağrısına olumsuz cevap veren kim olursa olsun, o kişi Kürtler nezdinde sorgulanır. Kürt cephesinde, onu açıktan karşısına alanların gücü zayıflar. Ben böyle bir kalıcı ateşkes çağrısının bir ihtimal Ramazan’da olacağını düşünüyorum. Şu anda eylemsizlik var. Kalıcı ateşkes ilan edilebilir. ...Bugün ne bölgesel ne de küresel konjonktür, silahla özerklik ilan etmeye müsait. Zaten Öcalan’ın son eleştirilerinden sonra Kandil de, KCK da kendisini gözden geçirecek. Devrimci halk savaşı ve çatışmalar duracak. Yeni bir anayasa sürecine giriliyor. Öcalan’ın bu açıklamalarından sonra, sivil siyaset daha yüksek ses çıkaracak. Anlayacağınız kötü bir döneme girmiyoruz. Tam tersi daha iyi bir döneme gireceğiz. Her şeye rağmen süreç, PKK’nin sınır dışına çekilmesi yönünde ilerliyor!”

Doğrusu Balıkçı’nın haklı çıkmasını çok isterdim ama durum hiç de Balıkçı’nın anlattığı gibi değil. Anlatayım:

PKK'DAKİ "ANKARALILAR GRUBU" ÖCALAN'A GÜNDEM DAYATIYOR

1) PKK içindeki Bayık-Karasu ekibi Öcalan’a gündem dayatıyor. Gelinen noktada PKK’nın içinden bir grubun veya örgütün tamamının Öcalan’a yollarımızı ayırıyoruz savaşa devam edeceğiz deme şansı yok. Aynı zamanda Öcalan’ın da PKK’ya ne haliniz varsa görün deme şansı yok. İki taraf da birbiri için olmazsa olmaz bir konumda. Yani sanıldığı gibi Öcalan’ın eli çok güçlü değil. Hatta Ankaralılar Grubu’nun eli Öcalan’ınkinden daha güçlü. Bu nedenle de Öcalan’a gündem dayatabiliyorlar. Öcalan da mecburen pasif pozisyona çekilip liderliğini sorgulatacak adımlar atmak istemiyor.

iŞTE "PKK NEDEN POLİSE SALDIRIYOR"UN CEVABI

2) Kandil’de şiddeti savunan ekibin öncelikli hedefi AKP’nin bölgeden sürülmesi. Bölgede şiddetin ana nedeni AKP’nin diğer partiler gibi bölgeden silinmesini sağlamak. Böylece Cemik Bayık ve Karasu ekibi PKK’nın pazarlık masasında elinin daha güçlü olacağını düşünüyorlar. Bu stratejik hesaplama nedeniyle de polise saldırıyorlar zira AKP’nin bölgede var olması polisin sağladığı güvenlik sayesinde mümkün oluyor. Bu güvenlik olmazsa PKK baskı ile AKP’ye oy veren Kürtleri sindiriyor.

3) Cemil Bayık ve ekibi, –bu arada PKK için 2003-2011 arasındaki negatif uluslararası konjonktürün de değişmeye başladığını gözönüne alarak– artık bir devlete yanaşıp destek alabileceklerini de hesap ediyorlar. Hatta şu günlerde Ortadoğu devletlerinden PKK’ya en azından özendirici mahiyette moral destekler geliyorsa da şaşırmam. Tam da bu nedenle Bayık ve çevresi bugünlerin pazarlık için elverişli günler olmadığını hesaplıyor ve Öcalan’ın İmralı’da yürüttüğü görüşmeleri en azından bir süreliğine erteletmek istiyorlar.

Doğrusu Öcalan’ın bu düşünceyi tamamen reddettiğini söylemek de yanlış olur. Öcalan da daha fazla kazanıyım hesabı içinde. Ama Öcalan bu ekipten daha gerçekçi, bu nedenle müzakerelerin devamından yana. Bu stratejik düşünce çerçevesinde bu ekip Öcalan’a şiddet gündemini dayatmış durumda.

O halde PKK daha fazla kazanmak adına ne yapacak?

Balıkçı’nın iddiasının aksine ben Ramazan’da veya Bayram’da, ateşkesi bir kenara bırakın, PKK’nın şiddeti daha fazla tırmandıracağını düşünüyorum.

Şu nedenlerle:

PKK SANIKLARINI KAÇIRMA GİRİŞİMLERİ OLABİLİR

1) PKK’nın yapısı düşünüldüğünde, bir ekip gündem dayatmışsa o gündemi işler kılmak zorunda. Geri dönüş o ekibin tasfiyesi anlamına gelir. Bu nedenle de Diyarbakır’da asker kaçırma olayı ile başlayan yeni terör trendinin artarak devam edeceğini düşünüyorum. Bu süreçte özellikle KCK sanıklarının mahkemelerin elinden alınması girişimleri gündeme gelebilir. Zira Öcalan bu konuyu PKK’nın gündemine soktu.

2) Bayık ekibi, kendi stratejilerini uygulamak için, komutanları istifa etmiş bir orduya saldırmak için fırsat arayışında desem yanlış olmaz. Böylece hem ulusalcıların “Komutanları istifa ettirdiniz PKK daha fazla öldürüyor” argümanına su taşımak hem de AKP’nin sertleşerek bölgeyi yeniden güvenlik ablukasına alması için bulunmaz bir fırsat şu zaman PKK için.

3) Eğer AKP bölgeyi güvenlik ablukasına alırsa hem Bayık’ın istediği Öcalan’la görüşmeler ertelenecek hem de tıpkı DYP ve ANAP’ın olduğu gibi AKP’nin de bölgede sonunun başlangıcı olacaktır.

4) PKK şiddet sarmalını geliştirerek “yeni yapılacak KCK operasyonlarını ertelettiğini” ima ediyor. Bu argüman kendi içinde ve tabanında tutarlı gibi görünse de şehir merkezlerine yayılan öldürme ve şiddet olayları bu olayları koordine eden KCK’ya yönelik operasyonların önünü açıyor.

5) PKK kurulduğu günden bu yana dünya devrimleriyle yakından ilgili oldu. 70’li yıllarda Cezayir, daha sonra Filistin, daha sonra Güney Amerika, Güney Afrika devrimleri referans oldu. Bu nedenle Arap Baharı PKK’yı fazlasıyla heyecanlandırıyor. Muhtemel bir “Kürt Baharı” girişimi PKK’nın kafasının arkasında hep var. Saldırıları biraz da bu gözle okumak yararlı olacaktır.

***

NOT: TSK’nın Psikolojik Harekât ve kara propaganda operasyonları nihayet mahkemeye taşındı. TSK’nın AKP’ye kara propagandası deyince aklıma 22 Haziran 2004 tarihli Milliyet’in “ABD Kerkük Sınavında” manşeti gelir. Çok etkili bir Psikolojik Harekât çalışmasıydı o...

Emre Uslu - Taraf 

Bu haber toplam 1644 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri