Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

PKK/ KCK’nın İslam’la Derdi Ne?

12.12.2011 14:40
PKK’nın, BDP ve KCK’nın liderleri, militanları Allahsız, peygambersiz, herhangi bir ahlaki kaygı taşımayan, bohem bir hayat yaşayan ateist-Marksist tiplerdir.

Her ne kadar son zamanlarda Kürtlerin dini duygularını yok edemeyeceğini, İslam’a dair derin kökleri yıkamayacağını farkederek dini kendi lehine kullanmaya çalışsa, nevzuhur hocalarla halkı kandırmaya uğraşsa da örgüt Marksist, ateist, pozitivist bir yapıdadır. Allah’la, dinle, diyanetle, camiyle medreseyle bir alakası yoktur. Lider kadrolarına baktığınızda örgüt bu özellikleri size haykıracaktır. Zira PKK’nın, BDP ve KCK’nın liderleri, militanları Allahsız, peygambersiz, herhangi bir ahlaki kaygı taşımayan, bohem bir hayat yaşayan ateist-Marksist tiplerdir. Bunların Zerdüştlükle de bir ilgileri yoktur; bari Zerdüştlüğün değerlerine, emirlerine uysalar; ama örgüt için Zerdüştlük genç Kürtleri İslam’dan uzaklaştırmanın, toplumdan koparmanın aracından öte bir şey değildir.

İslam, bizim medeniyetimizin temeli, blokajıdır. Müslüman toplumların kültürel kodları, değer yargıları, toplumsal dinamikleri, birlikte yaşam ilkeleri İslam’a dayanır. İslam kardeşliği, beraberliği, dayanışmayı, paylaşmayı teşvik eder. Her türlü terörü ve anarşizmi reddeder. Türklerden daha önce İslam’la tanışan Kürtler ise toplumun ortalamasından daha dindardır; muhafazakârdır. Bu durum, örgütün hedeflerine ulaşması, Kürtleri ırkçı-şoven hale getirebilmesi ve kullanabilmesi için büyük bir engeldir.

Örgüt pek çok diğer sebebin yanında iki temel nedenden dolayı İslam’a düşmandır. Açıktan, toplum karşısında hedef alamasa da, İslam’ı erozyona uğratmanın, Kürtler arasında etkisiz kılmanın, hayattan dışlamanın yollarını aramaktadır.

1.Örgüt, Marksist’tir; materyalisttir. Özellikle İslam’a Karl Marks’ın dediği gibi “insanları uyutan afyon!” olarak bakmaktadır. Örgüte göre eğer Kürtlerin bir dini olacaksa Zerdüştlük olabilir. Tek Parti dönemindeki Şamanizm’e dönüş çabalarına benzer şekilde, örgüt Zerdüştlüğü İslam’dan kopuşu sağlamak, Kürt kimliğini “milli” bir dinle desteklemek için kullanmaktadır. İslam’a bu kadar katı davranan PKK-KCK, öte yandan örgüt içindeki “Kürt”, “Alevi Kürt” görünümlü Kripto Ermenilerin Hristiyanlık çalışmalarına göz yummakta, desteğini aldığı batının din ve kültürüne tolerans göstermektedir.

2.Örgüt ve arkasındaki güçler zaman zaman yalanlasa ve inkar etse de, bir Kürt devleti peşindedirler. Kürt devletinin olabilmesi için, etle tırnak gibi olmuş, içiçe geçmiş Kürtlerle Türklerin ayrışması, vuruşması ve düşman olması gerekmektedir. “Birlikte yaşanamaz” olduğuna dair tabloların oluşması ve bunun dünya kamuoyuna da fotoğraf şeklinde verilmesi, arkasından da U.A. kuruluşların devreye girmesiyle bu ayrışmanın fiilen temin edilmesi gerekmektedir. BOP çerçevesinde Ortadoğu’da bir Kürt devleti kurmak isteyen batılı dostlarımızın(!) ve onların maşası örgütün bu amacının önündeki en büyük engel “İslam”dır. Zira toplumun, Türklerle Kürtlerin müşterek temeli, çimentosu, ortak paydası İslamdır. Örgüt ve arkasındaki güçler bu nedenle Kürtleri, özellikle genç nesilleri İslam’dan uzaklaştırmanın, İslam’ın toplum üzerindeki etkisini erozyona uğratmanın türlü yollarını denemektedirler.

Uzun süre İslam’a ve değerlerine doğrudan düşman olan örgüt bunun kolay yıkılamayacağını gördüğü için son birkaç yılda taktik ve strateji değiştirmiş; daha pragmatik davranmaya başlamıştır. Naylon hocalar bularak, ayrılıkçı Cuma namazları tertipleyerek, İslam’ın Kürtçü söylemlerini geliştirerek İslam’ı doğrudan hedef almak yerine, sureti haktan görünerek, asıl niyetini perdeleyerek Kürtleri yozlaştırma, İslam’dan uzaklaştırma yöntemleri uygulamaktadır.

Örgüt ortaya çıktığı 1984 yılından bu tarafa bölgede etkin olan tarikatların, medreselerin, din adamlarının etkisini kırmış, onları itibarsızlaştırmış, toplum üzerindeki kredisini yıkmıştır. Muhafazakâr bir toplum olan Kürtler arasında mahremiyet duygusunu, ahlak anlayışını, namus düşüncesini tarumar etmiştir. Dini eğitim veren kurumları tehditle veya baskıyla sindirmiş, din adamlarının ve kanaat önderlerinin örgüte rağmen söz söylemelerine engel olmuştur.

Örgütün 30 yıllık çabalarıyla, devletin 28 Şubat gibi dönemlerde uyguladığı katı laikçi yaklaşımlarıyla, Güneydoğu’da dindarlık sözde kalmış, İslam toplum üzerindeki etkisini epeyce yitirmiştir. Daha önce İslam bölgede birincil faktör, unsur iken, yoğun propaganda çalışmaları ve Şoven Kürtçü söylemler-eğitimler nedeniyle bu gün özellikle 25-30 yaş altı gençlerde İslam etkisizleşmiş; ama Kürtçülük, Kürt olmak çok öne çıkmış ve baskın hale gelmiştir. Tarikatlarla içli dışlı olan Kürtler tasavvuf ekollerinden uzaklaşmıştır. Örgütün propagandası, devletin ve muhafazakâr AKP hükümetinin de ihmalleri sonucu bölgede seküler, hınçlı, militan bir Kürt nesli ortaya çıkmaktadır. Bu gün örgüt bölgede sözünü dinlemeyen imamları öldürmekte, yurtları basmakta-yakmakta, STK’ları tehdit etmekte, cemaatlere hayatı dar etmektedir. Din adamlarını sadece kendi söylemlerini seslendiren figüranlar yapmaya çalışmaktadır. Bu noktada hükümetin ve İslam adına hareket ettiğini söyleyen cemaatlerin ve cemiyetlerin, STK’ların büyük vebali vardır. Zira bu kesimler bölgeyi bütünüyle örgüte bırakmışlar, bölgede İslam’ın anlatılmasını dahi örgütün naylon hocalarının, imamlarının insiyatifine terketmişlerdir.

Örgüt Kürtleri epeyce evirmiş ve dönüştürmüştür. Kürtlerin, özellikle genç Kürtlerin devletle ortak bağını koparmıştır; ülkeye aidiyet duygusunu yok etmiştir. Kürtleri toplumdan-devletten bütünüyle ayırmak için önünde tek bir engel vardır: İSLAM. Bu güçlü bağı, ortak paydayı, müşterek zemini bazen inkar ederek, erozyona uğratarak; bazen de istismar ederek Kürtçülük ve Kürt devleti namına yıkmakta, yıpratmaktadır.

Örgüt bölgede ciddi bir toplumsal taban oluşturmuş, genç kitleleri devşirmiştir. Kaybedilen bu zemini yeniden kazanmanın, örgütün bölgede toplumsal tabanını zayıflatmanın yolu bölge insanında var olan dini duyguları yeniden beslemek ve güçlendirmektedir. Örgüt kendisine engel olan bu dinamiğin farkındadır. Sürekli ve sistematik olarak bu dinamiği ve değerlerini yıpratmaktadır. Ancak ne devlet, ne hükümet, ne de birlik ve bütünlük yanlısı kesimler bu güçlü argümanı, etkili ortak değeri bölgede gerektiği gibi kullanamamaktadırlar.

www.yusufgezgin.com 'dan alınmıştır.

Bu haber toplam 2116 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri