Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

PKK'nın Ankara Grubu mu sızdırdı?

14.03.2013 11:03
Milat Gazetesi Ankara Temsilcisi Aslan Değirmenci, İmralı notlarının sızdırılması olayında, Ergenekoncular ile ilişki içinde olduğu iddia edilen ve ‘derin PKK’ olarak adlandıran Ankara Grubunun elinin olduğunu öne sürdü.

 

Gazeteci Melih Altınok 'un Kanal A'da hazırlayıp sunduğu, Türkiye’nin siyasi gündeminin nabzını tutan "Hangi Taraf"a konuk olan Milat Gazetesi Ankara Temsilcisi Aslan Değirmenci çarpıcı açıklamalarda bulundu. Değirmenci, İmralı tutanaklarının sızdırılması olayında, Ergenekoncular ile ilişki içinde olduğu iddia edilen ‘derin PKK’ olarak adlandıran Ankara Grubunun elinin olduğunu öne sürdü. 

Rastlantı değil

BDP eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın hastalanmasının rastlantı olmadığını ifade eden Milat Gazetesi Ankara Temsilcisi Aslan Değirmenci, “Demirtaş, ‘Bu pisliği kim partiye bulaştırdıysa, temizlesin’ diyerek grup toplantısını iptal etti. Demirtaş, ilkeli bir tutum gösterdi. Olayda rolü olan partililer de mecbur kalarak, Demirtaş yerine sızdıranları açıklamak zorunda kaldı. Tutanakların sızdırılmasıyla ciddi bir ajitasyonla karşı karşıya kalmıştık. Süreç önemli bir viraj atlattı” dedi.

Oslo’dan farklı değil

Tutanakların, Milliyet gazetesinde yayınlanmasını değerlendiren Değirmenci, “Oslo sürecindeki ses kayıtlarını incelediğimiz zaman ‘kes, kopyala, yapıştır, karıştır’ taktiği ile karşı karşıya olduğumuzu göörüyoruz. Oslo nasıl DİHA üzerinden sızdırıldı ise bugünkü süreçte de aynısı yapıldı. Aynı metot ile de milletin sinir uçlarına dokunacak şekilde haber yapıldı.  Psikolojik operasyona ‘Milliyet’de dahil edildi. Unutulmasın ki Oslo süreci sabote edilmeseydi biz bugün daha ileri bir noktada olacaktık. Bu süreçte can kayıplarımız da olmayacaktı. Olaya böyle bakıp, vicdanlı davranmalıyız” diye konuştu.

Milliyet özeleştiri yapmalı

Gazeteci Yazar Aslan Değirmenci, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Söz konusu muhabirin PKK içindeki şahin kanat ile bağlantısının olup olmadığı araştırmalı. olduğu karşımıza çıkıyor. Ankara Grubunun bir operasyonu ile karşı karşıya kalmış olabiliriz. Ankara Grubunu anladık da Milliyet işin neresinde? Bu soruya Milliyet’in cevap vermesi gerekiyor. Milliyet gazetesinin acilen bir açıklama ve öz eleştiri yapması gerekiyor.”

Sızdıranlar arasında başka isim var mı?

BDP’nin özür dilemesinin önemli bir gelişme olduğunu belirten Değirmenci, “Sızdırmaları kimin yaptığı kısmına gelirsek, söz konusu muhabire en yakın ismin Pervin Buldan olduğu biliniyor. Sızdırmanın ondan kaynaklandığı iddiaları da Ankara kulislerinde artık açıktan konuşuluyor. Ama artık gündemimiz, sızdırmadan daha önemlisi ağlamaktan ve feryat etmekten sesleri göğe uzanan analara yeni acılar yaşatmamak olmalı” dedi.

Nevruz ile silahlar sussun

Artık sürecin konuşulması gerektiğini vurgulayan Değirmenci, “Sürecin önünde nevruz kutlamaları var. Herhangi bir provokasyon olmaz ise barış artık çok yakındır. Milletin bağrını kanatan bu yaranın artık kapatılması gerekiyor. İnsanların çektiği acıların son bulması için herkes taşın altına elini koymalı. Kamu görevlilerinin teslim alınması süreci rahatlattı. Habur atlatıldı, sıra da Nevruz var.  PKK’dan o gün ateşkes ilan etmesini bekliyoruz. Özellikle medya süreç içerisinde sağduyulu davranmak zorunda… Şiddetin dili terk edilmeli. Halen maalesef kaleminden kan damlayan yazarlar var. ‘bir bilen havasıyla’ süreci provoke etmek için sürekli korkuya dayalı yazılar yazanlar var bir de. “İşte şurada şu patlama olacak”, “topluca saldırı beklenen bölge şurası” şeklinde iddialarda bulunanların sözüne aldırış edilmemeli. Oysa yapılması gereken çözüme destek vermektir” dedi.

Neler yapılmalı?

Kürt sorunun empati ile çözülebileceğini vurgulayan Değirmenci, “İstiklal mahkemeleri, Dersim katliamı, köy boşaltmalar, faili meçhuller, asit kuyuları, toros marka otomobiller unutulmadı. Anadolu çocuklarının şehit edilmesi, ocaklara ateş düşürülmesi de… Kürt sorununu el birliği ile çözeriz. Akdeniz, Ege, İç Anadolu, Marmara ve Karadeniz bölgemizde yaşayan vatandaşlarımız Kürt sorununu, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesinde yaşayan vatandaşlarımız da PKK sorununu aşabilecek güçte. Nasıl devletin vesayetini eleştirebiliyorsak, PKK’nın Kürtler üzerinde duran vesayetini de konuşmalıyız. Her türlü vesayetin karşısında dik durmalıyız. Tabi geçmişle yüzleşmek adına Ergenekon’un çatısı olan JİTEM’e de bakmalıyız. Fırat’ın ötesinde ki karanlık yapıların deşifre edilmesini el birliği ile sağlamalıyız. Asla sivil ve demokratik bir anayasa talebinden vazgeçmemeliyiz” diye konuştu.


Bu haber toplam 2260 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri