Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

PKK'nın Elinde Kalan Üç Beş Liberal !

16.11.2011 08:28
PKK ve KCK için bir sempati halesi oluşturmaya özen gösterip, Suriye’de vatandaş bile olamayan, İran’da idam edilen Kürtler için suskun kalmanızı nasıl izah edeceğiz?

Star'dan Mehmet Ocaktan KCK'yı savunan liberalleri eleştirdiği yazasında, "Bazılarının ısrarla gündemde tutmaya çalıştığı, “PKK çözümün bir tarafıdır” tezi iflas etmiştir. PKK, AK Parti düşmanlığı yapanlar için ‘konforlu’ bir platformdur o kadar..." dedi.

İşte Ocaktan'ın 'PKK Diktatörlerin kaderine kilitlendi' başlıklı yazısı:

PKK, diktatörlerin kaderine kilitlendi 15 Kasım 2011 Salı Türkiye, yarım asırlık vesayet rejimine son verdi, Ortadoğu’nun diktatörleri teker teker tarihin çöplüğüne atılıyor. Küresel ve bölgesel aktörler değişti ama bir ölüm makinesi olan PKK değişmedi. PKK, kendini dağa hapsederek adeta antropolojik bir vakıa haline geldi.

30 yıldır devlet içindeki Ergenekonvari yapılardan beslenen PKK’nın, kendisini var eden “Ergenekon mevsimi”nin bittiğinden hala haberi yok. Oysa Ergenekon terör örgütü de, PKK’nın terör eylemleriyle siyasi iktidarlar üzerindeki “vesayet iktidarı”nı genişleten darbeciler de yargılanıyor.

İşin doğrusu, PKK “eski Türkiye”deki siyasi ortaklarını tümüyle kaybetmiş bulunuyor. Elinin altında, kala kala ulusalcı sol aydınlarla, KCK’nın masum bir sivil örgüt olduğunu sanan üç beş liberal kaldı.

İktidarın “demokratik açılım” sürecine her seferinde kanlı saldırılarla cevap veren PKK, ‘Kürt meselesi’ ile hiçbir şekilde ilgilenmediğini de ortaya koymuş oldu. Dolayısıyla, bazılarının ısrarla gündemde tutmaya çalıştığı, “PKK çözümün bir tarafıdır” tezi iflas etmiştir. PKK, AK Parti düşmanlığı yapanlar için ‘konforlu’ bir platformdur o kadar...

Ergenekon üzerinden AK Parti’ye düşmanlık yapma zeminini kaybedenlerin, yeni düşmanlık üretme adresidir artık PKK. Kısacası, AK Parti’yi hedef alarak Türkiye düşmanlığı yapan bölgesel ve uluslararası aktörlerin sıradan bir aracı durumundadır PKK.


Dolayısıyla, PKK’nın Türkleri ve Kürtleri katlederek Türkiye’ye bedel ödettiğini görmemek için zihnen rahatsız olmak gerekir. Ancak, PKK’yı AK Parti’den kurtulmak için bir güç olarak gören kalem sahipleri bilmeli ki, bu dünyada ‘hakkaniyet’ ve ‘düşünce namusu’ diye de bir şey var. Anladık, Tayyip Erdoğan’dan hoşlanmıyorsunuz, ‘Kürt sorunu’nun çözümü konusunda attığı demokratik adımları da yok sayıyorsunuz. Peki, PKK ve KCK için bir ‘sempati halesi’ oluşturmaya özen gösterip, Suriye’de vatandaş bile olamayan, İran’da seri şekilde idam edilen Kürtler için suskun kalmanızı nasıl bir ‘düşünce namusu’ ile izah edeceğiz?

Bir kere PKK, devlet aklının iflas ettiği 90’ların karanlık ortamından beslenip büyüyen bir örgüt. Bu yüzden de, varlığını meşrulaştıran yoğun köy boşaltmalarının yaşandığı, halka eziyet edildiği o travmatik yılları özlüyor. Çünkü, Kürt halkı mağdur oldukça PKK’nın manevra alanı genişliyor. Oysa artık ‘Yeni Türkiye’nin mecburi istikameti demokratikleşmedir. 90’lı yılların enkazı, AK Parti tarafından kaldırılarak Türkler ve Kürtlerin lehine, antidemokratik güçlerin aleyhine değiştirilmiştir.

Gelinen noktada, ‘Yeni Türkiye’nin ve Arap Baharı’nın aktörleri, demokrasi dışı yollardan uzaklaşırken, ‘eski Türkiye’nin uzantısı olan PKK son kurşunlarını sıkmak üzere elini tetikten çekmeyi becerememiştir.

Yeni bölgesel düzende ve ‘yeni Türkiye’ denkleminde, demokratikleşme rotasını ıskalayan PKK’nın Kürtlere ve Türklere attığı her kurşun, hem bu örgütün Kürt halkı nezdindeki yalnızlığını derinleştirecek hem de onları Ortadoğu’daki diktatörlerin kaderine kilitleyecektir. 

Bu haber toplam 1520 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri