Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

PKK’nın Son Barutu Toplumsal Çatışma

27.10.2011 09:52
PKK eylemlerinin hedefi, derinlerin iç savaş senaryosu, KCK'nın iç yüzü, Çukurca saldırısının perde arkası, örgütün arkasındaki dış güçler, şok istihbarat zaafı ve dahası...

PKK’nın nihai hedefi, kendi yöneteceği bir krallık ve krallığını yükselteceği toprak parçası elde etmek. Hedefe giden yolda Kürt halkından beklediği desteği bulamayınca ‘Türk ırkçılarını’ kışkırtma yolunu seçti. Bu ‘iç savaş’ provasının ne sonuç vereceği ise toplumun sağduyusuyla yakından ilgili...

“Türkiye’de etnik bir çatışma ortamı hazırlanıyor. Türk solu adı altında politika yapılarak Kürtler ve Türkler birbirine düşürülmek isteniyor. İzmir, İstanbul, Ankara, Bursa, Aydın, Manisa, Balıkesir ve Antalya’nın bazı ilçelerinde Kürtlere yönelik anti propaganda var. Kürt sorunu giderek derinleştirilip etnik bir çatışma çıkarma niyeti var. Son süreçte Kürt vatandaşlarımıza yönelik ciddi bir baskı başlatılmış durumda..."

“Bu saldırı KCK tutuklamalarına bir tepkidir. Türkiye medyasına, ‘PKK askeri güç kaybetmiştir’ söyleminin yalan olduğunu göstermek zorundayız. Saldırılar müzakere sürecinin yeniden başlaması için bir girişim olacaktır. Devlet kara operasyonu yapar bu da elimizi güçlendirir ve pazarlık masasına daha rahat otururuz. Bunun için eylemleri sürdürmek zorundayız..."

JİTEM artıkları ile bir dönem ortaklaşa faili meçhul cinayetlere imza attıkları Yeşil ve ekibinin de bu yapı içine girdiği istihbarat birimlerince rapor ediliyor. Asker kökenlilerle savaş taktiğini bilen, resmî kimlikleriyle hâlen görev yapan kişilerin yer alması örgüte rahat eylem yapma imkânı veriyor. Yine bazı korucu ve köylüler örgütle işbirliği yapıyor.

Bay x: “Son saldırılar bize verilen talimatlar doğrultusunda yapıldı. Daha önce anlattığımız gibi asker ve polise ait bilgiler yine bize ulaştırılıyor. Hangi bölgede ne kadar asker var ne kadar kişi ne yapacak, sınır ötesi operasyon bilgisi bize geldi."

***

PKK, erime sürecine girdiği dönemde boyunu aşan saldırılara girişti. İç ve dış destekle gerçekleştirilen eylemlerin hedefi ise açık; halkı birbirine düşman etmek.

15 Ağustos 1984’te Eruh ve Şemdinli’de sıkılan ilk kurşunlarla değişti bu toprakların kaderi. Bazılarına göre ‘çapulcu’ bir avuç ‘kökü dışarıda’ üniversite öğrencisinin ayrılıkçı ama pek önemsenmemesi gereken macerasıydı yaşananlar. Ne var ki öyle olmadı! ‘Bir avuç çapulcu’ çoğalıp dağlarda, şehirlerde ölüm yağdırdı. 90’lı yıllar faili meçhul cinayetlerle geçti. Evinden alınıp öldürülen insan hakları savunucularının, bedenine kurşun doldurulan Musa Anter gibi Kürt bilgelerin, sokaklarında her gün insanların öldürüldüğü şehirlerin haberleri yazıldı… Geride bıraktığımız birkaç yılda ise kurşun yağmurlarıyla, mayınlarla kararan gökyüzünde umut bulutları belirdi. Adına ‘demokratik açılım’ denen umutlar, Türkiye’ye ‘genç ölüler ülkesi’ olmaktan kurtulma fırsatı sunacaktı ki her şey birden tersine dördü. 90’lı yıllar yeniden telaffuz edilir oldu. Neticede 24 şehit fotoğrafının gazetelerin 1. sayfalarına sığdırılmaya çalışıldığı günlere geldik. 24 askerin şahadetiyle, bir o kadarının yaralanmasıyla sonuçlanan Çukurca saldırısından sonra, özellikle batı illeri karıştırılmak istendi. Sokaklarda ‘Kana kan!’ sloganları atıldı. İzmir’de ortaya çıkan ‘neo (yeni) milliyetçilik’ anlayışının yayıldığı ve Kürt göçmenleri hedef almaya başladığı iddia edildi... Sosyal medya üzerinden iki taraflı provokasyonlar hayata geçirilmeye çabalandı. Kürtleri hedefleyen nefret söylemi internet üzerinden planlı biçimde yaygınlaştırılırken, Kürt cenahı da yalan haberlerle ateşi körüklemeye çalıştı. Yakıldığı iddia edilen BDP il başkanlıkları önünde slogan bile atılmadığı ortaya çıktı.

Konunun uzmanlarına göre, PKK saldırıları tam da bu amaca hizmet etmek için yapılıyor. Sivillerin de öldürüldüğü son saldırılar kamuoyunda beklenen kaosu oluşturmadığı için Çukurca eylemi planlandı. Asıl amaç, iç savaş çıkarmak. Maksadın hâsıl olabilmesi için İstanbul’un Kürt deposu olarak nitelenen arka mahallelerinde milliyetçi saldırılar düzenlenebilir. Aydın, Balıkesir ve İzmir gibi Ege kentlerinde yaşayan Kürtlerin, son aylarda memleketlerine dönmek zorunda kaldığı iddia ediliyor. PKK saldırıları da bu senaryonun bir parçası. Sınır güvenliğindeki eksiklerden yararlanan örgütün, yaz başından beri Türkiye’ye önemli ölçüde silah ve mühimmat soktuğu biliniyor. PKK’nın ‘iç savaş’ provasını Hakkâri ve çevresi üzerinden hayata geçirmeye çalışması da ‘sürpriz’ olarak yorumlanmıyor. İddialara göre, PKK kentte sivil görünümlü epey silahlı elemana sahip. Elektronik sistemlerle korunmayan sınırlardan ülkeye sokulan tonlarca patlayıcı Hakkâri ve Yüksekova’dan diğer illere yayıldı. Bu tehlikeli tablo, kentte görev yapan emniyet mensuplarını fazlasıyla tedirgin ediyor. Lojmanlarda oturmayan polislerin eşleri, güvenlik gerekçesiyle dışarı çıkamıyor. Çocuklarının kaydını bölgedeki okullardan alıp memleketlerine gönderenler var.

Uzmanlara göre, PKK’nın nihai hedefi, kendi yöneteceği bir krallık ve krallığını yükselteceği toprak parçası elde etmek. Hedefe giden yolda Kürt halkından beklediği desteği bulamayınca ‘Türk ırkçılarını’ kışkırtma yolunu seçti. Bu ‘iç savaş’ provasının ne sonuç vereceği ise toplumun sağduyusuyla yakından ilgili.

Raporda iç savaş vurgusu


Güvenlik birimlerince hazırlanan bir rapora göre, ‘derinler’ iç savaş senaryosunu çoktan yazdı bile. Şu ifadeler o rapordan: “Türkiye’de etnik bir çatışma ortamı hazırlanıyor. Türk solu adı altında politika yapılarak Kürtler ve Türkler birbirine düşürülmek isteniyor. İzmir, İstanbul, Ankara, Bursa, Aydın, Manisa, Balıkesir ve Antalya’nın bazı ilçelerinde Kürtlere yönelik anti propaganda var. Kürt sorunu giderek derinleştirilip etnik bir çatışma çıkarma niyeti var. Son süreçte Kürt vatandaşlarımıza yönelik ciddi bir baskı başlatılmış durumda. Baskıyı yapanlar arasında solcu Kürtler de var. Bunlar vatan millet adına Kürtlere baskı yapıyor. Ayvalık, Susurluk ve Aydın’ın birçok yerinden Kürtler psikolojik baskıdan rahatsız olup memleketine döndü. Bu dikkat edilmesi gereken bir konu ve büyümeden önlenmeli. PKK saldırıları devam ettirilerek Kürtlere yönelik kin ve nefret oluşturulmak isteniyor.” Raporda daha önce MİT-PKK görüşme kasetinde geçen bomba deposu şehirlere de vurgu yapılıyor: “Son 6 ayda eylem yapmak için 4 ton plastik patlayıcı batı şehirlerine gönderildi. Bu durumda acilen ‘kırmızı alarm’ koduna geçilmeli. Söz konusu patlayıcıların sadece 600 kilosu ele geçirilirken, kalan kısmın nerede olduğu araştırılıyor.”

Saldırıların perde arkasına geçmeden KCK/PKK’yı tanımak gerekir. Eskiden dağda saklanan terör unsurları artık şehirde geziyor. Dolayısıyla KCK/PKK’nın bitme noktasına geldiğini söylemek için erken. Çukurca saldırısı da bunu gösteriyor. Olayın, 1984’te ortaya çıkan PKK’nın tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı sayılacağı konuşuluyor. Zira 1984’teki Şemdinli-Eruh baskınlarından sonraki en organize ve geniş çaplı saldırı oldu. Gerek taktik, gerek zamanlama ve strateji açısından uzun süre unutulmayacak bir hadise. “Bu çapta bir saldırıyı tek başına PKK’nın gerçekleştirme imkânı yok.” değerlendirmeleri yapılıyor. Hep PKK’nın birileri adına eylem yaptığı söylenirdi; son saldırı tersi iddiaları gündeme getirdi. Paralı askerlerden, bazı ülkelerin doğrudan katkısına kadar birçok ihtimal sıralanıyor.

Önceki hafta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ‘başkomutan’ sıfatıyla bölgedeki karakolları dolaşması terör örgütünü çileden çıkardı. Bu fotoğrafın ardından tabanını canlandırmak ve güçlü olduğunu göstermek isteyen KCK/PKK şiddetli bir saldırı gerçekleştirdi. Çukurca saldırısı tabana olduğu kadar devlete de mesaj içeriyordu. Örgütün aynı anda 8 ayrı noktaya saldırması tarihinde olmayan bir stratejik taktikti. Ancak bu saldırı dış destek ve uzun süren yığınakla gerçekleşebildi. Gül’ün gezisinden hemen sonra bu eylemi planlayıp hayata geçirmek mümkün değil. Gezi, hazırlığa denk geldi denebilir.

Saldırı, KCK/PKK’yı tanımak adına yeni bir fırsat doğurdu aslında. Alınan bilgilere göre, şu anda örgütün silahlı militan sayısı 6 bine çıkmış durumda. Silah dağıtılan milis sayısı bir o kadar. Çoğu Türkiye topraklarında barınıyor. Kandil, her ne kadar sembolik bir yer olsa da PKK’nın son iki yıldır Türkiye içlerine yerleştiği biliniyor. Gündüz memur, gece milis olan güçler iz bırakmadan yoluna devam ediyor. Tunceli (Dersim) havzası ile Lice, Bingöl ve Elazığ kırsalını ‘yeni Kandil’ olarak saymak mümkün. Bununla birlikte Antalya dağları, Sinop’a kadar uzanan Kastamonu dağları ve Çorum-Giresun hattı ile Osmancık kırsalı da örgütün yeni alanları arasında sayılıyor. Bunlara Van, Şırnak, Diyarbakır, Osmaniye ve Hatay kırsalı da eklenebilir. Başka iddiaya göre, Toroslar’ın Çukurova ve İç Anadolu’ya bakan yamacı da örgütün üs yaptığı yerlerden. Fakat istihbarat birimlerine göre, militanların yoğunlaştığı en önemli nokta Kato Dağı’nın iki yamacı (Şırnak ve Hakkâri’ye bakan taraf) ile Muş, Lice, Bingöl, Elazığ hattı.

PKK’yı kim eğitiyor? 

JİTEM artıkları ile bir dönem ortaklaşa faili meçhul cinayetlere imza attıkları Yeşil ve ekibinin de bu yapı içine girdiği istihbarat birimlerince rapor ediliyor. Asker kökenlilerle savaş taktiğini bilen, resmî kimlikleriyle hâlen görev yapan kişilerin yer alması örgüte rahat eylem yapma imkânı veriyor. Yine bazı korucu ve köylüler örgütle işbirliği yapıyor.

Peki, Çukurca saldırısını gerçekleştirenleri kim eğitti?
PKK’lı militanlara özel harp taktiğini ve yeni silahları kullanmayı öğretenlerin başında, Irak’ta birçok ölümlü saldırı gerçekleştiren ABD’li güvenlik şirketi Blackwater geliyor. Amerika’nın Irak’tan çekilmesiyle bu şirket peşmergeleri eğitmek için Kuzey Irak’ta kaldı. 15 bin paralı askerle Irak’ı altüst eden şirket, Mayıs 2011’e kadar bölgedeydi. Şirkete bağlı bir grubun 2010’dan itibaren PKK’lıları eğittiği vurgulanıyor. Diğer bir iddiaya göre, Blackwater’in bazı üyeleri hâlen PKK’lılara strateji ve plan hazırlıyor. Militanları eğiten diğer birim JİTEM artığı Türk Özel Harpçiler.

Silahlar konusunda MOSSAD ve BND adlı gizli servilerin katkısı büyük.
Portekiz, Rus, Avusturya menşeli patlayıcıların yanı sıra, Amerikalı silah tüccarlarından alınan son model silahlar da örgütün elinde. En ilginç olanı, HERON denilen insansız uçakların PKK’da bulunması. İsrail’den alınan ve Kandil’in zirvesinden uçurulan 4 HERON var. Bu uçaklar, TSK ve Özel Harekât birimlerinin kullandığı HERON’ların beynine müdahale ederek ya sinyal yaymasını engelliyor ya da görüntüleri geç vermesini sağlıyor. Bu da örgüte büyük avantaj sağlıyor.

KCK/PKK kendini sadece teknolojik açıdan yenilemiyor, militan kaynağı anlamında da ciddi değişim söz konusu. Pankürtdist-ulusalcı Kürt genç tabanı ile örgüt bir milletçilik dalgası oluşturdu. Bu taban her şartta şiddeti savunuyor. KCK’nın oluşturduğu tehlikeli nokta burası.
Milliyetçi ve slogan bazında ‘Apocu’ olan bu gençlik ‘bağımsız Kürdistan’ istiyor ve bunu silahlı güçlerin gerçekleştireceğine inanıyor. Bu gençlik hem dağda silah kullanıyor hem de şehirde tabana hâkim olabiliyor. Son saldırıların önemli kısmı bu gençliğin baskısı sonucunda yapıldı. Çukurca saldırısı gösterdi ki, PKK’nın silahlı gücü zayıflamış değil, aksine 1995-2003 dönemine nazaran güçlenmiş durumda. Örgüt, 2004-2009 arasında stratejisini yeniledi. Genç ve yeni katılanlardan oluşan ‘savaş birlikleri’ oluşturdu. Eski ve yaşlı kadroyu başka alanlara kaydırdı.

Cemil Bayık: Operasyon, barış için vesile olabilir

KCK/PKK yöneticilerinden Cemil Bayık’ın Çukurca saldırısından iki gün önce yaptığı açıklama hayli manidar. Bayık sanki Çukurca’ya saldıracaklarını önceden haber veriyor ve TSK’nın sınır ötesi bir operasyon yapmasını istiyor. Bayık, örgüt militanlarına yönelik konuşmasında şöyle diyor
: “Bu saldırı KCK tutuklamalarına bir tepkidir. Türkiye medyasına, ‘PKK askeri güç kaybetmiştir’ söyleminin yalan olduğunu göstermek zorundayız. Saldırılar müzakere sürecinin yeniden başlaması için bir girişim olacaktır. Devlet kara operasyonu yapar bu da elimizi güçlendirir ve pazarlık masasına daha rahat otururuz. Bunun için eylemleri sürdürmek zorundayız. Çok büyük eylemler, Şemdinli-Eruh’u geride bırakacak eylemler yapmalıyız. Mesela Hakkâri’de, Çukurca’da neden olmasın? Yüksekova’da neden olmasın? Aynı anda birçok yere saldıralım, ne kadar güçlü olduğumuzu görsün herkes. Biz bunu başaracak güçteyiz.”

Çukurca’nın bilinmeyenleri  

KCK/PKK militanlarının aynı anda 8 noktaya yaptığı saldırının açıklanamayan noktaları bulunuyor. KCK militanlarının (250 kişi ) bir anda baskın yapıp saatler boyu çatışması teknik olarak mümkün değil. Bunun için çok iyi taktik bilmesi ya da içeriden yardım alması lazım. İddiaya göre, PKK’lılarla birlikte birçok ülkenin gizli servisi eyleme destek verdi. Her ne kadar saldırı emri Bahoz kod adlı Fehman Hüseyin’in telesiz konuşmalarına yansımış olsa da asıl işi yapanlar profesyonellerdi. En çarpıcı iddiaya göre ise çatışmadan sonra teröristlerin bir kısmı şehir içlerine dağıldı, kalanlar da kendilerini yakın mevkide bekleyen helikopterlerle sınır ötesine taşındı. Tabii saldırıyla ilgili istihbarat zafiyetinin bir kenara not edilmesi gerekir. Saldırıda birçok gizli servis ve özel harp taktiklerinin uygulandığı belirtiliyor. Ama bu sefer taktik bir noktaya değil, parçala-şaşırt ve dağıt yönetimi ile çok noktaya uygulandı.

Bay X, örgütün derin bağlantılarını ifşa ediyor


Daha önce ulaştığımız ve kendisini Bay X diye tanıtan PKK yöneticisinin görüşlerini Aksiyon’da yayımlamıştık. Çukurca saldırısından sonra tekrar görüştüğümüz Bay X yine çarpıcı açıklamalarda bulundu: “Son saldırılar bize verilen talimatlar doğrultusunda yapıldı. Daha önce anlattığımız gibi asker ve polise ait bilgiler yine bize ulaştırılıyor. Hangi bölgede ne kadar asker var ne kadar kişi ne yapacak, sınır ötesi operasyon bilgisi bize geldi. Benim amacım bu işin bitmesini sağlamak. Bir ay önce yapılan bir toplantıda önemli kararlar alındı. Orada birçok ülke istihbaratından kişiler vardı. Toplantının gündemi eylemlerin artırılıp, Türklerle Kürtlerin karşı karşıya getirilmesiydi. Hatta batıda yaşayan Kürtleri kamuoyu baskısı ile memleketlerine dönmeye zorlamaktı. Dörtyol ve İnegöl’deki gibi olayları büyütmek istediklerini söylediler. Bir de Türkiye’den gelenler vardı. Bunlar, eylemlerle batıda bir antipati uyandırılırsa halkta bir tepki oluşacağını söyledi. Geri dönen Kürtlerle Doğu ve Güneydoğu’da bağımsız bir Kürdistan kurma çalışması yapılacağı ifade edildi. Demokratik Özerklik bunun ilk ayağı idi. Bağımsız Kürdistan için Suriye Kürtleri de çağrılıyor, İran Kürtleri de. Türkiye’deki nüfus değişimine dair dış kaynaklı bir rapor var. Bize batıda 15 milyona yakın Kürt’ün olduğu söylendi. Bunların yüzde 30’unun geri dönme durumunda olduğundan söz edildi. Bu dönüş büyük Kürdistan’ın kuruluşuna yardım edecekmiş. Bu hem bir iç savaş demek hem de doğuyu tam bir Kürdistan’a çevirmek anlamına geliyor.

PJAK, Çukurca’ya kaydırıldı


Bir iddiaya göre, Çukurca saldırısını gerçekleştiren teröristler İran’dan geldi. Kısa süre önce İran askerî istihbarat başkanı, Murat Karayılan’ı Urumiye şehrine çağırdı. Daha önce yapılan ancak sonuçlanmayan görüşmenin devamı gerçekleşecekti. Karayılan, sağ kolu Bozan Tekin ve 10 koruması ile Urumiye’deki askerî üsse gitti. Görüşmede İran, PJAK’ın İran sınırından çekilmesi karşılığında örgüte her türlü yardımı yapacağını taahhüt etti. Buna karşılık Karayılan PJAK militanlarını İran sınırından çekeceği garantisini verdi. Militanların Zap ve Avaşin kamplarına taşınması karara bağlandı. İran, Suriye’ye silah taşımak için Kandil hattını da kullanmak istediğini belirtti ve bu işlem hemen gerçekleştirildi. Urumiye’deki Türk istihbaratı acil koduyla Karayılan’ın İran’daki bir askerî üste bulunduğu bilgisini geçti. Karayılan Kandil’e döner dönmez 800 kadar PJAK militanını İran sınırından çekti. Bu kişiler Bahoz kod adlı Fehman Hüseyin’in kontrolüne verildi. 250’si Ape Hüseyin kod adlı Kadri Çelik’in emrine kaydırıldı. Bunlar ellişer kişilik gruplar hâlinde Şemdinli, Çukurca sahasına ayrı yerlerden girdi. Fakat ‘operasyon yapılacak’ istihbaratı alan PKK, ekibini geri çekti. Çünkü Kato Dağı’na yönelik 10 bin kişiden oluşan bir askerî operasyon başlamıştı. Askerler günlerce boş alanı tarayıp tek teröriste denk gelmeyince bölgede militan olmadığına kanaat getirdi. İşte kaybolan bu terörist grup Çukurca saldırısını yapan grup olarak sahneye çıktı.

Haşim Söylemez/ Aksiyon 

Bu haber toplam 1826 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri