Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

'PKK'ya Güzelleme Yapan Liberallere...'

30.09.2011 11:04
"Bugün PKK’ya güzelleme yapan PKK sempatizanı sol-liberal aydınlar, aslında bilerek ya da bilmeyerek Ergenekon sarmalındaki eski Türkiye’ye sahip çıkıyorlar."

 

Star'dan Mehmet Ocaktan, PKK'nın asker, polis, sivil, kadın, çocuk gözetmeksizin sürdürdüğü saldırılarına karşın, örgütün eylemlerini barış mücadelesi ve çözüm yolunu da müzakere olarak gören liberallere seslendiği bugünkü yazısında 'Ölüm makinesine kim aşık olur' dedi.

PKK sempatizanı sol-liberal aydınların, aslında bilerek ya da bilmeyerek Ergenekon sarmalındaki eski Türkiye’ye sahip çıktığına dikkat çeken Ocaktan, “Çözüm”ün adresinin, PKK ile müzakereden geçtiğine inanmak sadece bir hayaldir. Nitekim, devletin birimleri tarafından bu yol test edilmiş ve sonuç vermeyeceği anlaşılmıştır. analizinde bulundu.

İşte Ocaktan'ın çarpıcı tespitleri:

Son günlerde PKK’ya ‘güzelleme’ yapma yarışına giren bazı sol-liberal aydınların cümlelerini okurken, bir insan olarak üzülmemek, utanç duymamak mümkün mü?

Öylesine pervasız ifadeler var ki, adeta kanınız donarak okuyorsunuz. Yüreğini ırkçılığa tutsak etmiş bu aydınlara göre, PKK aslında bu ülkede hiç cinayet işlememiş, sadece özgürlük mücadelesi veren masum bir gerilla hareketidir.

Tam da PKK’nın kadınları, çocukları katlettiği bir dönemde, PKK’ya ‘katil’ denmesinden rahatsız oluyorlar.

Batman’da bir anne ile 3 yaşındaki kızını ve de karnındaki 8 aylık bebeğini katleden bir terör örgütü için masumiyet şarkıları söylemek nasıl bir insanlık halidir Allah aşkına.

Bu nasıl bir ırkçılıktır ki, PKK gencecik Anadolu çocuklarını öldürürken, Siirt’te, Batman’da Kürt kadınlarını katlederken bile ‘barış’ ve ‘özgürlük’ sözcükleri üzerinden kin ve nefret üretebiliyorlar.

Bu nasıl ‘cinayet virüslü’ bir kafa yapısıdır ki, PKK şehirlerde daha fazla sivil öldüreceği tehdidi yaparken bile ‘kanın müsebbibi AK Partidir’ şeklinde hezeyanlar üretebilmektedir.


Hepimiz biliyoruz ki, bugün insanları öldürmekten başka bir meziyeti olmayan ve her ölümden sonra daha güçlü olduğuna inanan bu hastalıklı cinayet örgütü, ‘eski Türkiye’nin insanımıza reva gördüğü haksızlıkların ve zulümlerin bir ürünüdür.

Çünkü o dönem, maalesef Türkiye Cumhuriyeti’nin en karanlık yüzüdür. Diyarbakır Cezaevi’nde yaşananlar hala vicdanları kanatmaktadır. Binlerce faili meçhulün olduğu, hukuksuz baskınların yapıldığı, köylerin boşaltıldığı, köylülere dışkı yedirildiği o karanlık günleri savunmak elbette mümkün değil.

Ama artık Türkiye değişiyor. Geçmişte, Ergenekon sarmalı içine hapsolmuş, sayısız cinayetler işlemiş ‘derin devlet’in karanlık uzantıları devletin içinden teker teker ayıklanıyor, daha şeffaf ve yeni bir Türkiye doğuyor.

Eski karanlık Türkiye’den bugünlere, bir tek Ergenekon’un ikiz kardeşi PKK kaldı. Bugün PKK’ya güzelleme yapan PKK sempatizanı sol-liberal aydınlar, aslında bilerek ya da bilmeyerek Ergenekon sarmalındaki eski Türkiye’ye sahip çıkıyorlar.

Ergenekon’un devlet içinde büyük ölçüde tasfiyesiyle güç kaybına uğrayan Türkiye içindeki ve dışarıdaki nifak merkezlerinin elinde, eski Türkiye’den sadece PKK kaldı. Onu da kaybederlerse, varlık nedenlerinin ortadan kalkacağına inanıyorlar.

Son dönemde, Türkiye’yi bölgesel ve küresel düzeyde zaafa uğratmak için ‘ölüm siparişleri’ni hızlandıran ve PKK ile uygunsuz ilişkilerde sınır tanımayan ölüm tacirlerini anlamak mümkün. Çünkü, Türklerin ve Kürtlerin vicdanlarını yaralayan her ölüm, onların kazanç hanesine yazılacaktır.

Peki ama, PKK sempatizanı sol-liberal aydınların kazancı ne?

Hala müzakere yoluyla “çözüm” sağlanacağına inananların iyimserliğine inanmakla birlikte, bunun asla reel bir karşılığının olduğuna inanmıyorum. Zaman zaman İRA ve ETA örneklerini verenlerin gözden kaçırdığı en önemli ayrıntı, PKK’nın yapısal olarak bu örgütlerle uzaktan yakından bir benzerliğinin olmamasıdır. Özünde Stalinist bir örgüt olan PKK, kendi halkına karşı da eli sopalıdır ve elinde kırbaçla Kürtleri gütmek gibi bir ayrıcalığa sahip olduğuna inanmaktadır.

Dolayısıyla, “çözüm”ün adresinin, PKK ile müzakereden geçtiğine inanmak sadece bir hayaldir. Nitekim, devletin birimleri tarafından bu yol test edilmiş ve sonuç vermeyeceği anlaşılmıştır. O kadar anlaşılmıştır ki, müzakereler yürütülürken bizzat PKK, Silvan saldırısıyla bu süreci dinamitlemiştir. Sonrası malum...

PKK sivilleri katlederek, ‘çözüm’ istemediğini bütün dünyaya ilan ederken, ‘müzakereler sürmeli’ diyenleri anlayan varsa lütfen beri gelsin.

Bu haber toplam 1420 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri