Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Terörle mücadelede yeni dönem

22.07.2011 22:00
İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'den terörle mücadele konusunda önemli açıklamalar

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, terörle mücadele ve Silvan saldırısı konusunda önemli açıklamalarda bulundu.

Bakan Şahin, Silvan saldırısı soruşturmasının 1 hafta içinde sonuçlanmasını beklediğini söyledi.

Şahin, terörle mücadele konusunda da yapısal değişimler olacağını söyledi ve yapılan çalışmaların sonuçlanmak üzere olduğunu belirtti. Şahin, değişen şartlara göre yeni vaziyet alma gereği olduğunun altını çizerek terörle mücadele konusunda polisin artık daha aktif rol alacağını da söyledi.

PLANLAMA VE HAZIRLIK VAR TAKVİM YOK
Polislere iç güvenlik hizmetlerinde yeni sorumluluklar verilmesine ilişkin hazırlıkların basın mensupları tarafından sorulması üzerine Şahin, ''İç güvenlikte gelişen terör olaylarına karşı polisimizin daha etkin rol alması yerine göre, özel operasyonlar yapması konusunda Sayın Başbakanımızın açıklamaları olmuştur. Bu da bakanlığımızın yaptığı planlama ve hazırlıklar doğrultusunda ifade edilmiş bir açıklamadır. Takvim diye bir şey yok. Polisimiz, jandarmamız ve diğer iç güvenlik birimlerimiz her zaman operasyon yapmaya hazırdır. Yeri ve zamanı kendi mecrasında belirlenir ve yürür. Bunun önceden açıklaması söz konusu olmaz'' diye konuştu.

Bir gazetecinin, ''Polise bu görev verilirken yeni enstrümanlar verilmesi de gerekmiyor mu?'' sorusuna kaşılık Şahin, polisin de askerin de jandarmanın da yaptığı çalışmaların ortak bir amacı olduğunu vurguladı. Amaçta birlik beraberlik olduğuna işaret eden Şahin, ''Hepsinin amacı tektir. Dolayısıyla amaca uygun olarak, amacın gereği olarak nerede ne zaman, hangi birimin etkin rol alacağı yönetim tarafından kararlaştırılır. Bu alanlar vazgeçilmez çizgilerle ve mekanlarla birbirinden ayrılmış değildir'' yanıtını verdi.

"POLİS ETKİN ROL ALACAK"
Bakan Şahin, gazetecilerin Başbakan'ın dünkü açıklamalarını hatırlatması üzerine ise şunları söyledi: ''Sayın Başbakanımızın açıklaması 'asker yerine polis görevlendiriliyor' şeklinde değil. Polisin operasyonlarda yerine ve gereğine göre daha etkin rol alacağı yönündedir. Bu da bizim bakanlık olarak geliştirdiğimiz bir çalışma yönetimidir. Terörle mücadelede zaman içerisinde ve yakın zamanda yapısal ve yönteme ilişkin birtakım yenilikler ve değişiklikler olacaktır, olması gereklidir. Bu yapıda ve yöntemde ne asker dışarıya alınmıştır, ne de polis tamamen işin içine dahil edilmiştir''

SÖZLEŞMELİ ER VE SINIR GÜVENLİĞİ SÖZLEŞMESİ
Sözleşmeli er uygulamasının bu yeni yapının parçası olup olmadığı yönündeki soruya karşılık Şahin, sözleşmeli personel uygulamasının terörle mücadeleyle doğrudan değil, dolaylı ilgisi olduğunu söyledi. Sınır güvenliğiyle ilgili sözleşmeli er istihdamının Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından yürütülen bir çalışma olduğunu dile getiren Şahin, ancak terörün sınırdan giriş çıkışıyla ilgili olarak da terörle mücadeleyle dolaylı ilgili bir uygulama olduğunu kaydetti.

Tedbirlerin şartlara göre geliştirildiğini, durup dururken, yapısal ve yöntemsel değişikliklere gidilmeyeceğini vurgulayan Şahin, ''Bu daha sertleşme adına mı?'' sorusuna karşılık da ''Sertleşme değil bu gereğini daha yerinde ve doğru yapma anlamında bir çalışmadır. Sertleşme diye bir şey yok. Gereğini daha düzgün, daha az zayiatla sıfır zayiatla bu memleketin huzurun sağlama çalışmasıdır'' diye konuştu.

TSK'NIN EKSİKLİĞİ Mİ VAR?
Şahin, ''Bu kararda bugüne kadar Türk Silahlı Kuvvetlerinin bazı müdahalelerinde eksiklikler olması ya da geri kalınmış olması etkili olmuş olabilir mi?'' sorusuna karşılık, şöyle konuştu: ''Onu siz söylediniz. Ben öyle bir şey söylemiyorum. Sadece şartlara göre vaziyet alınması bunu ifade ediyorum. Şu anda Temmuz ayının son günlerindeyiz. Hava çok sıcak. Sıcağa göre kıyafet giyeriz, kışın kışlık giyeriz. Terörle ilgili gelişmeler karşısında güvenlik güçlerinin donanımını, hareket kabiliyetini yeniden değerlendirmek durumundayız.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da dün KKTC dönüşü basın mensuplarına yaptığı açıklamalarda, "Terörle mücadele konusunda iç güvenlikte polisin kullanılmasıyla ilgili bir çalışma yapıyoruz" demişti.

CHP'DEN İLK TEPKİ

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, ''Terörle mücadelede, TSK bünyesinde yer alacak profesyonel birlikler görev almalıdır. Bölgenin şartlarını iyi bilen, coğrafyayı iyi bilen, uzun süre görev yapacağı için o konuda uzmanlaşacak birlikler önemli bir avantaj oluşturur'' dedi.

Hamzaçebi, CHP Genel Başkan Yardımcısı Osman Korutürk ile düzenlediği kahvaltılı basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin, polisin iç güvenlikte görevlendirilmesi konusunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarını hatırlatması üzerine Hamzaçebi, demokrasilerde iç güvenliği polisin sağladığını anımsattı. Hamzaçebi, şunları söyledi:

''Sayın Başbakan'ın bu yöndeki açıklamasını doğru bir yaklaşım olarak görüyorum ancak şunu da ilave etmek istiyorum; demokrasilerde yine sivil güçler, polis, yani şiddet kullanma tekelini elinde bulunduran güçler daima ölçülü güç kullanır. Bizdeki temel problem budur. Bizdeki problem, güvenlik güçlerinin olaylar karşısında aşırı güç kullanmasıdır. Rize, Hopa'da bunun bir örneğini gördük, bunun da önlenmesi gerektiğini düşünüyoruz. İç güvenliğin polis tarafından sağlanması gerektiğine katılmakla birlikte güç kullanımında aşırı değil ölçülü güç kullanılması gerektiğini söylüyoruz. Silahlı kuvvetler ulusal savunma ile görevli olmalıdır. İç güvenlik silahlı kuvvetlerin görevi olmamalıdır.''

Hamzaçebi, başka bir gazetecinin Başbakan'ın ''Silvan'ın kırılma noktası olduğunu'' söylediğini ifade ederek, CHP'nin görüşlerini sorması üzerine ise ''Bu cümle soru işaretleriyle dolu. Bundan şöyle bir anlam çıkarmak mümkün ama bilmiyorum, sayın Başbakan böyle bir anlamı mı ifade etti; 'PKK'nın eylemlerine hoşgörüyle yaklaştık, bundan sonra yaklaşmayacağız' anlamı bundan çıkabilir ya da 'Bugüne kadar belli askeri yöntemleri uygulamaya koymadık, bundan sonra çok daha şiddetli bir şekilde bu önlemleri uygulamaya koyacağız.' Sayın Başbakan'ın açıklamaları tereddütlerle dolu, bu iki ihtimali de bünyesinde barındıran bir açıklama olabilir. Tabii ki terör örgütüne karşı, PKK'ya karşı Türkiye Cumhuriyeti'nin Silahlı Kuvvetlerinin yapması gereken işler vardır. Terörün kendi şartları içerisinde mücadele edilmesi gereken bir olgu olarak alınması lazım ama şunu da unutmamak lazım ki, terör sadece askeri önlemlerle önlenebilecek bir konu değildir. O nedenle terörün kullandığı sorunları ele alıp, bu sorunların çözüme kavuşturulması gerekir'' diye konuştu.

Hamzaçebi, ''Polisin, Silahlı Kuvvetlere karşı bir alternatif güç olması yönünde çalışmalar olduğu söyleniyor, bu konuda neler söylersiniz'' sorusu üzerine, ''Bu görüşler var tabii ki, ben iç güvenliğe yönelik olarak, iç güvenlikte sadece polisin görevli olması düşüncesinin, bu projenin, sözü edilen bir ihtimali bünyesinde barındırdığı kanaatinde değilim. Güvenlik güçleri, polis, tabii ki güçlü olmak zorundadır. Hiçbir zaman silahlı kuvvetlerin alternatifi olamaz, tabiatı gereği, görevi gereği böyle bir alternatifi oluşturması mümkün değildir. Öyle bir ihtimale imkan vermiyorum ben'' dedi.

Hamzaçebi, geçen yıl İçişleri Komisyonu bünyesindeki alt komisyonda polise ağır silah ithal etme yetkisi verilmesi tartışmalarının hatırlatılması üzerine ise ''O tartışmaları gayet iyi hatırlıyorum ama sonuçta, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin savunma görevi bellidir; ulusal savunmadır. Ulusal savunma, Türkiye Cumhuriyeti'ni diğer ülkelerin silahlı güçlerine, silahlı müdahalelerine karşı savunmadır. Polisi bu görevle görevli kılmak doğru değildir. Bunu mümkün görmüyorum. O tasarı görüşmeleri sırasında, polisin ağır silah kullanması yönündeki düşünceler, yine iç güvenliğe yönelik polisin kullanması gereken silahlar ve araçlar olarak anlaşılmalıdır. Ben o gün öyle yorumlamıştım, bugün de böyle yorumluyorum'' diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Hamzaçebi, bir gazetecinin, ''terörle polisin mücadele etmesi gerektiğini mi söylüyorsunuz'' sorusu üzerine de ''Haziran ayında bir kanun çıktı, TBMM kapanmadan. Türkiye Cumhuriyeti'nin terörle mücadelesinde artık profesyonel birliklerin görev alması yönünde bir düzenlemeyi öngören bir kanun yürürlüğe girdi. 50 bin kişilik bir silahlı birlik, silahlı kuvvetlerin hiyerarşisi içerisinde görev yapacak. Profesyonel birlikler terörle mücadele görev yapacaktır. Terörle ilgili silahlı kuvvetlerin mücadelesini bu çerçevede alıyorum'' dedi.

"GÜVENLİK BOYUTLU POLİTİKALARA YÖNELMEKTEN KAÇINMALIYIZ"
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, terörle mücadele çerçevesinde polisin iç güvenlikte kullanılmasıyla ilgili olarak, ''o konuda çok kapsamlı bir çalışma yapıyoruz. Çok görüşmelerimiz var kendi aramızda farklı analizlerimiz, değerlendirmelerimiz var. Bu hem güvenlik boyutuyla ilgili, hem milli birlik, beraberlik, kardeşlik projesi. Ekonomik boyutu demokratikleşme, insan hakları boyutu... O konuda en önemli farkımız sadece güvenlik boyutunu öne alan yaklaşımlardan kaçındık'' dedi.

Atalay, Genel Başkanı Ömer Cihad Vardan başkanlığındaki Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) heyetini kabulünden gazetecilerinin sorularını yanıtladı. Terörle mücadele çerçevesinde polisin iç güvenlikte kullanılmasıyla ilgili olarak, sadece güvenlik boyutunu ele alan yaklaşımlardan kaçındıklarını bildiren Atalay, çok boyutlu bir bakış içinde yine aynı şekilde çalışmayı yürüteceklerini söyledi.

Beşir Atalay, şöyle konuştu: ''Terör tabii çok acı bir olay. Bizi çok üzdü. 13 şehidimiz Silvan'da. Ama şuna düşmemek lazım, bu tür olaylar olduğunda bütün diğer boyutları bir kenara bırakıp tekrar güvenlik boyutlu politikalara yönelmekten kaçınmak lazım. O boyutu öndedir ama bütün boyutlarıyla birlikte bu konuyu yürütmek gerektiğine inanıyoruz. Çalışmalar olgunlaştığında daha fazla açıklama yaparız.''

Bu haber toplam 1820 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri