Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Post-Modern Darbe Denemesi

11.06.2013 01:55
Selçuklu Vakfı Kurucularından Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turan Güven ve Araştırmacı Yazar Hakkı Öznur, Gezi Parkı olayları hakkında çok konuşulacak iddiaları gündeme getirdi.

Yapımcılığını ve Sunuculuğunu Gazeteci Yazar Aslan Değirmenci’nin Kanal 5’te yaptığı haber programı ‘Son Gündem’ de konuşan iki uzman, olayların ikinci gününden itibaren taşeron yapılar tarafından amacının saptırıldığını, uluslar arası destek ile birlikte bir post-modern darbe denemesine dönüştürüldüğünü ifade ettiler.

28 Şubat sürecinde nükleer santrallerin gündemde olduğunu hatırlatan Profesör Güven, iki nükleer santral için anlaşmaların yapıldığı bir dönemde bu olayların yaşanmasının da manidar olduğuna dikkat çekti. Araştırmacı Yazar Öznur ise olayların farklı mecralara çekilmesine en büyük desteğin Gladio tarafından sağlandığına vurgu yaptı.

DÜNYA DEĞİŞİRKEN ESKİYE HASRETLER

Gezi Parkı eylemlerin bazı taşeron örgütlerin başı çekerek olayların büyümesi için çalıştığına dikkat çeken Selçuklu Üniversitesi Kurucularından Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turan Güven, “Bu örgütler dünyadaki değişimi okuyamadı ve marjinal kaldılar. Gezi olayları da çevreci bir eylemden çıkarak bunların güdümünde gerçekleşiyor. Hiçbir ahlaki tutarlıkları olmayan bu örgütlerin, dünya ile örtüşmeyen görüşleri var. Dünya değişirken bunlar eskiye hasret yaşamaya devam ediyor” diye konuştu.  

Gerçekleşen bu olayların tamamını bu örgütlere bağlamanın yanlış olduğunu ifade eden Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güven, “Bu yapıları kullanan uluslar arası güçler var. Marjinal grupları finans eden bu yapılar, Türkiye’nin gelişmesinden ve bölgesinde parlayan yıldız olmasından rahatsızlar. Polisin ilk günkü yersiz güç kullanımını fırsata çeviren bu güçler taşeron örgütler aracılıyla bir kalkışma denemesinde bulundular. Bu bir post-modern operasyon girişimidir” dedi.  

ZAMANLAMA ÇOK MANİDAR

Olayların gerçekleştiği zaman dilimine dikkat çeken Güven, “Bugün Türkiye yıllardır kanayan yarası olan terörü çözüyor, uluslar arası alanda yükselmesi devam ediyor, vesayet rejimi yok oluyor ve ekonomik kalkınma tüm hızıyla sürüyor. Bu gelişmeler birilerini rahatsız ediyor. Burada uluslar arası güçlerin devrede olmadığını söylememek cahillik olur” dedi.

STRATEJİK ARKA PLAN

Nükleer enerji santrallerinin kurulmasında stratejik bir nokta olduğunu belirten Güven, “Ülkenin önüne geçmek için bir takım eylemler her zaman yapıldı. Nükleer çalışmalar Türkiye’de 1940’larda başladı. Ama bugüne kadar yapılmadı. Burada stratejik planlar var. Çevreci grupların, birileri tarafından yönlendirildiği kanaatindeyim. Bir şekilde santrallerin yapılmasına engel oluyorlar. Şimdi 15 ağaç için sokağa döküldüler. Bunların amacı çevre korumak değil. Ülkenin önünü kesmek. Unutulmasın ki 28 Şubat sürecinde bir nükleer santral kurulması konusunda çok ciddi adımlar atıldı. Bütün şartnameler hazırlandı. Bu işte deneyimli olan firmaların hepsine ihale şartnameleri gönderildi. Şartname gereği, 1997 yılının Ağustos ayı sonunda tekliflerin gelmesi istendi ama 28 Şubat darbesi bunun önünü kesti” şeklinde konuştu.

Taksim Gezi olaylarında demokrasi arayışı olmadığını ifade eden Araştırmacı Yazar Hakkı Öznur ise, eylemlerde çevre duyarlılığının olmadığını, sokakların savaş alanına dönmüş olmasından anlaşıldığını ifade etti. Öznur, şu şekilde devam etti: “Evet keşke böyle olmasaydı. İlk iki gün polis daha dikkatli davranıp, provokatörlere alan açmasaydı. Türkiye, demokrasi dışı arayışların peşinde koşan karanlık yapılanmalara dikkat etmelidir. Taksim Gezi Parkında başlayan Hükümet ve Erdoğan karşıtı tepkileri,  kaos ortamına dönüştürmek isteyen militarist – ulusalcı, derin sol örgüt ve çevreler, beşinci kol gruplar, bir takım olayları fırsat bilerek meydanlara inmiştir” dedi.

TÜSİAD’A SERT TEPKİ

Söz konusu yapılara TÜSİAD’ın destek verdiğini ifade eden Öznur, “Söz konusu TÜSİAD üyeleri kurulduğu günden bugüne darbe senaryolarının içinde yer almıştır” diye konuştu. CHP’nin arkasında da TÜSİAD’a benzer burjuvazinin yer aldığını öne süren Öznur, şu şekilde devam etti: “Bu yapılar bir dönem cunta ile işbirliği yaparak işlerine geleni iktidar gelmeyeni alaşağı ettiler. Her darbeye destek verdiler, kendi işlerini yaptırabilecekleri liderleri desteklediler. İstedikleri olmadığı zaman da dış güçlerle iş birliği yaparak hükümeti yıktılar.”

EYLEMLERDE ‘GLADİO’ İZİ

Yapılan eylemlerin arkasında NATO merkezli Gladio terör örgütünün de olduğunu iddia eden Öznur, “Bu yapı kritik süreçte kitle hareketlerini kontrolden çıkarmak, yönetmek ve yönlendirmekte ustadır. Bu tür karanlık yapıların varlığı halen devam etmektedir. Bu yapı ile birlikte hareket eden Masonlar vardır. Masonlar kendi internet sitelerinden Taksim’e adam topluyor, hükümeti tehdit ediyor. Bunların kozmik odalarına girilmedikçe darbe denemeleri devam edecektir.  Demokratik gösterilere gölge düşürmek ve çığırından çıkarıp başka karanlık noktalara götürmek isteyen ajan provokatörlere dikkat etmek vatanını milletini seven her insanımızın tarihi görevidir. Bunların oyununa gelmemeli, sağduyuyu elden bırakmamalıyız. 12 Eylül öncesi yaptıklarını bugün yine yapabilir miyiz diye test ediyorlar. Bugün hükümeti sistemli bir şekilde yok etme operasyonu ile karşı karşıyayız ama tutmadı” dedi.

Türkiye’ye yönelik büyük tezgahın arkasında İngiltere ve Almanya gibi ülkelerin olduğunu ifade eden Öznur, “Batılı istihbarat servisleri de mezhep çatışması çıkarmak için özellikle Alevi vatandaşlar üzerinde yoğun bir çalışma yürütüyor. Alevi vatandaşlarımız bu oyunu bozacak sağduyuya hakimdir. Bunlar tutmayacak inşallah” diye konuştu.

 “TÜRKİYE’DE AJANLAR FİNK ATIYOR”

Küresel kuşatmaya karşı hep birlikte karşı koymamız gerektiğini vurgulayan Öznur, Hatay ve Reyhanlı’da ajanların fink attığı bir dönemde gençleri alanlardan uzak tumanın son derece önemli olduğunu söyledi. Başbakan Erdoğan’ın kuşatıcı bir dil kullanarak gerilimi düşürmesi gerektiğine vurgu yapan Öznur, CHP’yi ise sert sözler ile eleştirdi. Öznur,  “CHP, halen eski alışkınlıklarını üzerinden atamadı. Bugün Türkiye’nin geldiği noktada muhalefetin sorumlu olduğunu söylemeliyiz. Muhalefet iktidarın arkasına takılmış bir lokomotif gibi hareket etmekten vazgeçmesi gerekiyor. İktidar istiyorsa illegal yapılar ile arasına mesafe koymalı” şeklinde konuştu.

MEDYA NEDEN PANİKLEDİ?

Ana akım medyanın duruşunu da eleştiren Öznur, “Her darbe öncesi alıştığımız manşetlere yine tanıklık ediyoruz. 28 Şubat iddianamesi gündemde iken paniklediler sanırım. Çünkü bunlar 28 Şubat’ın da mimarlarıdır. Soruşturma derinleşir ve tüm kolları incelenirse malum medyanın 28 Şubat’ın göbeğinde olduğunu herkes anlayacak. Gezi Parkının derin kodları da 28 Şubat’tan çıkacak” diye konuştu.

Bu haber toplam 1462 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri