Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ramazan Yeme Ayı Mı? Yememe Ayı Mı?

12.07.2013 13:15
Lüks otel ve restoranlardan kendi mutfağımıza kadar israfın boyutları endişe verici. Nefislerin terbiye edilip az bir yemekle bedenlerin teskin edilmesi gereken bu ayda ‘Oruç nedir?’ diye tekrar tekrar sormakta fayda var…

Ramazan, nefsin terbiye edildiği ve ruhların manen doyuma ulaştığı mübarek bir ay. Ancak son yıllarda iftar sofralarında bu ayın ruhuna yakışmayacak şekilde büyük israf yapılıyor.

Lüks otel ve restoranlardaki harcamalar ve yenmeyen yemeklerin çöpe gitmesi, geçtiğimiz senelerde çokça eleştirilmişti. Her ne kadar son dönemlerde yapılan lüks iftar davetlerine karşı gelen tepkiler sayesinde, bu davetlerin formatı ve sayısı değişmiş olsa da israfın hâlâ dikkat edilmesi gereken bir husus olduğu aşikâr. Ayrıca durum sadece oteller ve restoranlarda yapılan davetlerle sınırlı değil. Evlerde yapılan iftarlarda da normalin çok üzerinde yemek yapılıp israfa gidiliyor. Sahabenin hurma ve zemzemle oruç açtığını bilmemize rağmen, özellikle bir misafir çağrıldığında yapılan hazırlıkların ev hanımları için adeta bir maratona dönüşmesi, tutulan orucun mahiyetini sorgulatabiliyor.
Sosyolog-yazar Nazife Şişman, oruç tutmanın mı, iftar etmenin mi daha baskın bir hale geldiğini sorgulamamız gerektiğine dikkat çekiyor. Yemek ve yedirmek üzerinden gelişen bir Ramazan kültürüne sahip olduğumuzu söyleyen Şişman, Ramazan’ın sosyalleşme ayı haline geldiğine değiniyor: “Ramazan; birlikte okunan mukabeleler, cemaatle kılınan teravihler ve yapılan iftarlarla esasında insanları bir araya toplayan özelliğe de sahip. Son on günde itikafın tavsiye edilmesine rağmen... Günümüzde Ramazan’ın bir sosyalleşme ayı haline gelmesi üzerinde de düşünmemiz gerekiyor. Belediyeler başta olmak üzere birtakım kuruluşlar çeşitli etkinlikler düzenleyerek ‘kutluyor’ Ramazan’ı. Bu durumda Ramazan, bir eğlence ve sosyalleşme ayı mı, yoksa sabrın temrin edildiği, içe dönük muhasebenin yoğunlaşması gereken mübarek bir zaman mı sorusu akıllara düşüyor.”

İSRAF NEDEN SADECE RAMAZAN’DA TARTIŞILIYOR?

İsraf ve gösterişin neden sadece Ramazan’da tartışıldığı sorusunu soran Şişman, diğer aylarda da Ramazan’da gösterdiğimiz özveriye sahip olmamız gerektiğini ifade ediyor: “İsrafı, gösterişi neden sadece Ramazan’da tartışıyoruz? Ramazan rahmet ayı olduğu için, bize şeytanların ellerinin bağlı olduğu bildirildiği için bu ayın manevi fezeyanının, tüketim toplumunun tüm çılgınlıklarını bertaraf edecek bir kuvvette olmasını arzu ediyoruz. Belki de haklıyız. Bu sebeple 11 ay normal karşıladığımız pek çok şey Ramazan’da gözümüze batmaya başlıyor. Halbuki Recep ve Şaban’ı nasıl yaşamışsak Ramazan’ı da öyle yaşamamız mukadderdir. Bu mesele Ramazaniyelik değil.”

LÜKS İFTARLAR İBADETİN KUR’AN’DA GÖSTERİLEN AMACINA AYKIRI

Ali Bulaç ise son yıllarda pahalı otel ve restoranlarda iftarların düzenlenmesini sosyo-kültürümüzde değişen dinamiklere bağlıyor: “Beş yıldızlı otel ve lüks restoranlarda iftarların yapılması, son senelerde muhafazakârların gösterişe yönelmelerinden. İftar, ibadetin önemli bir parçası. İbadetin bu kısmının lüks otellerde yapılan iftarlarla içi boşaltılıyor. Bu tarz organizasyonlar, ibadetin Kur’an’da gösterilen amacına aykırı.” Son yıllarda bu konuda bir hassasiyetin başladığına değinen Bulaç, evlerde düzenlenecek davetlerin amacına daha uygun olduğunu söylüyor: “Akrabaya, yoksula evde verilen iftar aynı zamanda sıla-ı rahim olur. Uzak ve yakın akrabayla yakınlaşmayı sağlar. Beşeri münasebetler gelişir, yeni dostluklar kurulur. Aslında son birkaç senedir bu konuda insanlarda hassas bir algı oluşmaya başladı. Bizler de buna karşı mesafeli davranırsak zaman içinde önemi anlaşılır. Ben, davet edildiğim lüks iftarlara katılmıyorum.” Lüks davetlerin gelenekle bir bağının olmadığını söyleyen Bulaç, mevlit gibi diğer özel günlerin de lüks mekânlara taşındığını ekliyor. Lüks otellerde yapılan bir günlük iftarın, bazı ailelerin bir aylık gelirine denk olduğunu ve diğer Müslüman ülkelerde durumun farklı olduğunu ekliyor: “Ortadoğu kültürünün bir parçası olarak okuyamayız lüks iftarları. Medine’de zenginler sokak kiralıyor, herkesin yiyebilmesi için. Pahalı iftarlarsa Müslüman camiayı ikiye bölüyor, yoksul ve zengin olmak üzere. Lüks mekânlar terk edilip daha mütevazı yerlerde yapılsa bir diyalog vesilesi de olur. Diğer türlü zengin ve fakir Müslümanların hayat biçimleri iyice ayrıştırılmış oluyor.”
Gazeteci-yazar Sibel Eraslan ise sahabenin iftar sofrasına verdiği ehemmiyet ve kaygılarını şöyle özetliyor: “Bu Ramazan’ı Hz. Aişe annemizi düşünüp okuyarak karşıladım. Mü’minlerin annesinin nasihatlerinden birisi ‘Esiri kurtarın, aç olanı doyurun, hastayı ziyaret edin’dir... Onlar Resulullah’ın (sas) ailesi, ev halkı, talebesi, yoldaşıydılar. Ramazan, bereketi paylaşmak ve infakı yüceltmek vakti olarak hepimize sevinçler getirir. İsraf haramdır, ikram ve infaksa tam zıddı olarak adeta bir sevaplar yoludur. Aişe annemiz bir sofrada et, ekmek ve hurmayı bir arada gördüğü zaman kalbi titrermiş, yoksa Resulullah’ın ahirzaman sofrası olarak bahsettiği zengin sofraları bu mudur diye telaşlandığı olurmuş. Kalpler ancak Allah’ı anmakla agâh olacaksa inşallah boğazımızdan geçen her helal lokma da bunun şahidi olsun. İkram ve infaka binlerce kere evet ama israfa bir kere hayır diyebilmek bile ahlaki yükümlülüğümüz...”

RAMAZAN’I MUTFAKTA GEÇİREN EV HANIMLARI

Sadece otel ve restoranlardaki israf sorun değil. Son yıllarda evlerde de  Ramazan boyunca yapılan israf çok fazla arttı. Her davette misafirlerin önüne çıkarılan onlarca çeşit yemek, çöpe giden pideler ve her gün mükellef yeni bir menü çıkarmaya çalışan ev hanımları… Birçok ev hanımı öğle vakti mukabeleye katıldıktan sonra iftar saatine dek yemek pişiriyor. Eve misafir gelecekse yoğunluğu daha da artan hanımlar, sadece ev halkının olduğu günlerde dahi ihtiyacın çok üzerinde yemek yapmayı görev addediyor. Halbuki Ramazan’la beraber kadınlar için ‘daha çok yemek yapın’ gibi dini bir emir yok. Bu yorgunluğun içinde Ramazan ayı, ibadetlerin ve tefekkürün vaki olduğu bir aydan ziyade kadınlar için yorgunluk ve koşuşturmaca ayı haline geliyor. Bu ayın kadınların mutfakta geçirdiği bir ay olarak şekil alması da elbette toplum dinamikleriyle ilgili. Çünkü Ramazan boyunca makul çeşitlilikte ev yemekleri yapan kadınlar, ‘kusurlu anne veya ev hanımı’ olarak yaftalanabiliyor.

zaman

Bu haber toplam 1984 defa okunmuştur

Etiket(ler): ,

DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri