Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

ŞEN: BAŞARININ ANAHTARI BAŞARMAYA İNANMAKTIR

12.03.2011 17:03
Anadolu Fikir Platformu Başkanı Şahin Ali Şen, Ankara Fatih Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü öğrencilerine “Etkili İletişim ve Sorun Çözebilme Ekseninde Gündem Analizi” konusunda konferans verdi.

 

ŞEN: BAŞARININ ANAHTARI BAŞARMAYA İNANMAKTIR

Anadolu Fikir Platformu Başkanı ve yazarımız Şahin Ali Şen, Ankara Fatih Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü öğrencilerine “Etkili İletişim ve Sorun Çözebilme Ekseninde Gündem Analizi” konusunda konferans verdi.

Ankara Fatih Üniversitesi’nin davetlisi olarak Halkla İlişkiler Bölümü öğrencileriyle bir araya gelen Şen, iletişimin düşünce ve görüşlerin sözlü olarak karşılıklı alışverişi olduğunu ifade ederek, “Bizim başkalarını başkalarının da bizi anlaması sürecidir” dedi.

Başarıya giden yolda etkin iletişimin önemine değinen Şahin Ali Şen, Konferans  boyunca kişilerarası iletişime ilişkin yaşanmış hikâyelere de yer verdi.

“İletişim çok yönlü ve değişkenliği olan dinamik bir sistemdir” diyen Şen, iletişim becerilerini etkili bir şekilde kullanabilen bir bireyin; duygu, düşünce ve ihtiyaçlarını uygun biçimde ortaya koymayı başarabileceğini ve bireyler arası bu karmaşık süreci kavrayabileceğini dile getirerek, bireyin kendi davranışlarını inceleyip, diğer kişilerle olan iletişim biçimini gözlemleyerek, ilişkilerine yeni boyutlar katabileceğini ve daha kaliteli bir yaşam biçimi geliştirebileceğini kaydetti. Şen,“Açık kişiler arası ilişkileri artıran çeşitli iletişim becerilerini kullanan öğretmenler öğrencilerle sınıf sorunlarını tartışmayı ve sınıf olayları hakkında öğrenciden geri bildirim almayı daha iyi benimsemektedirler.” dedi.

Konferansını öğrencilere yönelttiği sorularla sürdüren Anadolu Fikir Platformu Başkanı Şahin Ali Şen, sorunların çözümlenememesindeki ana unsurun öncelikle çatışma kültüründen kaynaklandığını belirterek, çözümün uzlaşma kültürünün benimsenmesi ve içselleştirilmesi ile gerçekleşeceğini söyledi.

Çatışma sözcüğünün bile tek başına, bireyin kimyasını tümden değiştirmeye yettiğini ifade eden Şen, çatışmanın anarşi,  otorite boşluğu, kurtarılmış bölgeler, durumdan vazife çıkaran yeraltı güçleri, bizim gibi ülkelerde ise,  en iyi ihtimalle demokrasinin tatile çıkarılması anlamına geldiğini vurguladı.

Hoşgörü ve uzlaşmanın özlenen ve arzulanan bir yol olduğunun altını çizen Şen, hoşgörü ve uzlaşmanın tek taraflı olmayacağı gibi korkutarak, yıldırarak baskı altına almak biçimiyle de sağlanamayacağını sözlerine ekledi.


İnsanların çok değişik kültür ortamlarında yetiştikleri ve hali hazırda yaşadıkları için değişik fikirlerde olabileceklerine ve bu durumda çatışma yaratmadan herkesin fikrine saygı duymak erdeminin gösterilmesi gerekliliğine vurgu yapan Şen, Fransız düşünür Voltaire’nin bir muhalifine söylediği,“Düşüncelerinizden nefret ediyorum; fakat o düşünceleri savunmanız hakkını size kazandırmak uğruna ölmeye hazırım!” sözünü hatırlattı.


Gündem analizi konusu çerçevesinde etkin tanıtım ve propaganda tekniklerine de değinen Şahin Ali Şen, bu konuda Türkiye’de birçok özel ve resmi kurum, kuruluşların, özellikle de iktidar partilerinin icraatlarını topluma anlatmada tanıtım eksiklikleri ve zafiyeti yaşadıklarına dikkat çekti.  Toplumun geniş bir kesiminin de  çevrelerinde gelişen olaylar konusunda duyarsız ve ilgisiz kaldığını söyleyen Şen, magazin konuları dışında güncel, sosyal, siyasi ve ekonomi konularına yönelik  üniversite gençliğinin ilgisizliğinin kayda değer bir oranı oluşturmasının daha da vahim ve üzücü bir durum olduğunu söyledi.

Şen, devam eden konuşması içinde, iktidar partisinin icraatlarını anlatmada ki eksikliği ve  toplumun güncel olaylar karşısında genel olarak sergilediği tutumu ile ilgili olarak, Başbakan Erdoğan’ın 2011 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi görüşmelerinde TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmasından örnek vererek, yaşadığı hatırayı anlattı.

Şen,Başbakan Erdoğan’ın 2011 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi görüşmelerinde TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayı okuyordum. Beş isim dikkatimi çekti. Bu kavramlar sırasıyla; ALTAY, ANKA, MİL, ATAK, GÖKTÜRK. Bu kavramları Ankara’da gündemi yakından takip eden arkadaşlar arasında anket yöntemiyle sorguladım. Bir kişi hariç tam olarak cevap veremediler.

-Peki bu kavramların anlamı neydi?

ALTAY:Türkiye’nin ilk yerli Tankı.

ANKA:Türkiye’nin insansız ilk yerli Hava Aracı ve prototip imalata başladı.

MİL:Türkiye’nin ilk yerli Savaş Gemisi.

ATAK:Türkiye’nin ilk yerli Helikopteri.

GÖKTÜRK:Türkiye’nin ilk yerli uydusu. 2013 yılında Uzay’a fırlatılacak.

Savunma Sanayi alanındaki gelişmeler bunlarla sınırlı değil. Türkiye Sahil Güvenlik botu ihraç eden, Tank ve Uçak modernizasyonu yapan bir ülke haline gelmiştir. Halbu ki, Savunma Sanayii’ndeki yerlilik oranı yüzde ellileri aşmıştır” dedi.

Bu tablodan, AK Parti iktidarı döneminde milli savunma sanayi alanında yapılan devrim niteliğindeki bu gelişmelerden toplumun büyük bir bölümünün haberdar olmadığı sonucunun çıktığını söyleyen Şen,“Burada en büyük eksiklik bu icraatları yapan siyasi iktidarın yaptığı icraatları kamuoyuyla paylaşma sorunu yaşaması ve yapılanların tanıtım ve reklâmının yeteri derecede yapılamamasıdır.” Şeklinde konuştu.

Ankara Fatih Üniversitesi Öğretim Üyesi Hakan Pala’nın hazır bulunduğu ve Halkla İlişkiler Bölümü öğrencilerinin yoğun ilgi gösterdiği konferans, soru ve cevap bölümüyle sona erdi.

 

Kaynak:
Bu haber toplam 2526 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri