Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İsmet Özel: Ben hiçbir zaman solcu olmadım

08.09.2012 19:05
Şair, edebiyatçı, düşünür, siyasetçi İsmet Özel'den yeni ezber bozan açıklamalar..

Türk siyaset dünyasının dikkat çekici isimlerinden şair-yazar İsmet Özel, geçmişte 'solcu' olduğuna dair iddialar üzerine çarpıcı bir yazı kaleme aldı. Kurucusu olduğu İstiklal Marşı Derneği dergisinde bir yazı kaleme alan Özel, 'Ben hiçbir zaman solcu olmadım' dedi.

İşte Özel'in o yazısı

Türkiye'de "asker unsuru"nu merkeze 27 Mayıs 1960 ihtilâli taşıdı. Daha Türkçesi şudur: Türk milletinin tercih hakkını, bir daha geri vermemek üzere, elinden alan 27 Mayıs 1960 ihtilâli Türkiye için nevzuhûr bir "asker unsuru" icat etti. Bilhassa bu unsuru bahane ederek beynelmilel sermaye âleminin Türkiye düşmanı kesimi bir tarz-ı siyaset tatbik etme kolaylığı elde etti. Nevzuhûr bir Türkiye şartlarında yaşadığımızı fark etmemiz neredeyse imkânsızdı. Bugün ancak anlayabiliyoruz ki, Türkiye'deki silâhlı kuvvetlerin Orta-Doğu ve Latin Amerika gibi bölgelerin şartlarına Dünya Sistemi eli ve ajanlarıyla ayarlanması, uydurulması gerekiyormuş.

 

ORDU-MİLLET TÜRKLERİN DAHA ÖNCE HABERDAR OLDUĞU BİR ŞEY DEĞİLDİ

Dünya Sistemi'nin operasyonu üniforma altında yapması işini çok kolay görmesi demekti. Türkler asker doğuyor iseler de, bünyemizde "asker unsuru" diye bir şey bulundurmak biz "ordu-millet" Türklerin daha önceden haberdar olduğu bir şey değildi. Bizim ordumuz İstiklâl Marşı'mızın ithaf edildiği kahraman ordumuzdu. Asker ocağını Peygamber ocağı bilirdik. Neferlerimiz Medine'yi kâfire teslim etmemekte direnen birer küçük Muhammed idiler. Onlara Türkçe isim verdik, Mehmetçik dedik. İfadeye sığdırmaya çabaladığım bu sözlerin hepsi 27 Mayıs'la beraber kimimize göre hamaset, kimimize göre efsane oldu. "İstiklâl" kavramı "asker unsuru"nun merkeze taşınmasıyla beraber karanlığa mahkûm edildi. 27 Mayıs 1960 ihtilâli sonrasında iki kavram 1) askerlik 2) dışa bağımlılık birlikte anıldığında yadırganmaz kavramlar haline geldi ve ülke hesabına Arap ordularının değil; ama hususen Latin Amerika ordularının hizmet ölçüleri esasa dahil oldu.

1960'TAN İTİBAREN TÜRKİYE'DE HİÇBİR ŞEY YERLİ DEĞİLDİR

Gerçek değişim dünyanın dümeninde vuku buldu. Türkiye'nin NATO sultası, emri altında olmaktan öte NATO maymuncuğu olarak kullanılması dünya ölçüsünde PAX AMERICANA için bahaneler uydurulması kolaylığının yanı sıra ABD'nin bütün Avrupa kıtasını istimlâk etmesinin yeni bir merhaleye geçmesi kolaylığını da sağladı. Dünyanın dümeninde değişiklik vuku bulması Türkiye'nin sisteme entegrasyonundaki değişikliği de getiriyordu. Artık Türkiye Cumhuriyeti devletinin hakimiyet sınırları dahilinde hem askerî asgarîlik, hem de içtimaî asgarîlik yürürlükteydi. Seçilen kelime artık "askerî" veya "içtimaî" olmamalıydı. Onun yerine "militar" ve "toplumsal" denilmeliydi. 27 Mayıs 1960 tarihinden itibaren Türkiye'de devletin işleyişine müteallik hiçbir şey artık "yerli" değildir. Ne olsaydı "yerli" olacaktı? "Yerli" ne demektir? Onlar da belli değildir; belli olmaması için büyük gayret gösterilmiştir. Niçin 27 Mayıs 1960 tarihinden itibaren biz Türklerin hayatı her bakımdan asgarî bir hayattır? Çünkü "coup d'état" Türk kelimesinin içini boşaltmış ve Türk kelimesini memleket düşmanlarının hizmetini görsün diye Müslümanlık derdi olmayanların emrine vermiştir.

SOSYALİST TÜRKİYE PLANI

27 Mayıs 1960 tarihinden itibaren Türkiye Cumhuriyeti denilmesi suretiyle gururlanılan tamlamanın "Cumhuriyet" kısmı Türkiye kısmını yedi. Cumhuriyet Türkiye'yi yalayıp yuttu. Türkiye varlığını ıspat için bir şey yapmalıydı? Ne? Hilâfeti geri getirme lâfzını ağzına alanlar idam edilmişti. Nasıl Kore'de Amerikalı ve Britanyalı askerler ölmesin diye canımızı feda ederek NATO şemsiyesine talip olmuşsak 27 Mayıs 1960 tarihi sonrasında da sosyalist bir Türkiye açılımıyla millî varlığımızı muhafaza etme kumarı oynadık. 27 Mayıs 1960 ihtilâli vasıtasıyla ilga edilen yapının yerine ancak içerden ve dışardan itiraz edilemeyen bir millî yapıyı muhafaza edebilirdik. Ulaştığımız yer Sosyalist Türkiye olduğu takdirde, ne dışardaki Türkiye düşmanları Kürtleri ve Alevileri içeriden kışkırtabilecekler ve ne de içerdeki Pontuslular ve diğer Rumlar, Ermeniler, Yahudiler, Araplar, Çerkezler, Arnavutlar, Pomaklar, Boşnaklar misûllü kendini bir şey sanan bilcümle anasır dış destek beklentisiyle faaliyet gösterebileceklerdi. Üstüne üstlük Türkiye kendi gücünü artıran sanayiine kavuşacak, teknolojik yenilenmesinin hakkını verecek, zıraat alanında dünya öncülüğünün timsali olacaktı.

BEN ÖMRÜMDE HİÇ SOLCU OLMADIM

Netice-i kelâm, ben ömrümüm hiçbir döneminde "solcu" olmadım. Bilakis ömrümün her döneminde hem solcuları, hem de sağcıları istihfâf ettim ve giderek onlardan istikrâh ettim. Memleketimin sosyalist bir dönüşüm geçirmesi uğruna elinden gelenin tümünü vakfeden bir Türk milliyetçisi olarak yaşadım. Mensub olduğum ümmetin hayrını dünyevi yaftalar hesabına zedeleme düşüklüğü göstermeyişimle kazandığım komünizan itibar hidayete ermeme vesile oldu. Adım gibi biliyorum, atlarımızın su içtiği ırmaklar hayırla yâd ediyor beni.

Bu haber toplam 4360 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri