Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ertuğrul Özkök yazdı...

24.05.2011 09:53
Önceki akşam Fenerbahçe soyunma odasında 50 yıllık hayalimi gerçekleştirdim.

SOYUNMA ODASINDA İLK GÖRDÜĞÜM MANZARA

“Şampiyon olmuş değil, tam aksine kaybetmiş gibi ağır, kasvetli bir hava hakimdi. Selçuk ve Stoch’un girmesiyle oda birden şenlendi. İkisinin “Şampiyooon” diye başlayan nakaratı, soyunma odasında yankılandı. Ardından çılgınca bir sevinç...”

BEYLER, TARAFTAR DIŞARDA BEKLiYOR

SAHNE 1 SOYUNMA ODASI

ÖNCEKİ akşam, 50 yıllık hayalimi gerçekleştirdim.
14-15 yaşımdayken, İzmir Alsancak Stadı’nın futbolcu çıkış kapısında beklerdim. Sırf Lefter ve Can Bartu’yu yakından görebilmek, onlara dokunabilmek için. Önümden hızla geçip giderlerdi. Bir, bilemediniz 2 dakikalık bir mutluluktu.
Eve büyük hayallerle dönerdim.
Önceki akşam, Fenerbahçe’nin soyunma odasındaydım. Futbolcularla birlikte havalara zıplıyordum.
Bir yandan taraftarlık heyecanı, bir yandan gazetecilik tecessüsü.
Aşağıda okuyacağınız notlar, hayalperest bir çocuğun 50 yıl sonra gerçekleşen hayalinin zabıtlarıdır.
İLK MANZARA Soyunma odasına ilk girenlerden biri bendim.
Gördüğüm manzara aynen şöyleydi:
Hemen soldaki bankın başında Emre oturuyordu. Üstü çıplaktı ve başı ellerinin arasındaydı.
Ağlıyordu.
Hemen yanında Gökhan oturuyordu. Yüzünde hala acı ifadesi vardı. Yüzü çoğu zaman hüzünlü olduğu için, içindeki duyguyu anlamak mümkün değildi.
Biraz ilerde Niang oturuyordu. Formasını, ayakkabılarını ve tozluklarını çıkarmıştı. Elinde ayakkabısı, bir bezle kramponlarını temizliyordu. Trans halinde gibi duruyor.
“C’etait dur ha... (Zordu değil mi)” diyorum, tek kelimelik cevap geliyor. “Oui, tres dur...” (Evet çok zordu.)
AZİZ YILDIRIM stada açılan kapının tam karşısındaki bankta tek başına oturuyordu. Beyaz yüzü daha da beyazlaşmış gibiydi.
HAVA KURŞUN GİBİ Soyunma odasının ilk manzarası işte böyleydi. Şampiyon olmuş değil, tam aksine kaybetmiş gibi ağır, kasvetli bir hava hakimdi.
SELÇUK PATLATIYOR Selçuk’un içeri girmesi ile birlikte kasvet birden dağılıyor. Kutlama fişeğini Selçuk atıyor. 24 saattir süren ağır stres işte o an katarsise dönüşüyor.
Onu Stoch izliyor. Soyunma odası birden şenleniyor. İkisinin “Şampiyooon” diye başlayan nakaratı, soyunma odasında yankılanıyor.
Ardından çılgınca bir sevinç geliyor. Kimin patlattığını görmediğim bir şampanya ortaya saçılıyor.
Ortalık bir anda bir lise veya üniversitenin erkek soyunma odasına dönüyor. Çoğunun üstü çıplak, omuz omuza havaya zıplıyorlar. “Takım ruhu” denen şeyin doruğu herhalde budur diye düşünüyorum.
AYKUT SESSİZ Takım zıplarken içeri Aykut giriyor. Ona da, “Zor oldu değil mi” diyorum. Aynı cevap geliyor. Ben de, “Ama böyle stresli bir oyun başka türlü oynanamazdı” diyorum. Hafifçe gülüyor, “Aynen bu cümle” diyor.
VE ALEX Soyunma odasına en son giren oyuncu Alex. Uzunca bir süre dışarıda taraftarla kalıyor. Belli ki, o anın tadını sonuna kadar çıkarıyor. Öteki oyuncular havalara fırlarken, o her zamanki gibi “cool..”
BEYLER TARAFTAR BEKLİYOR

O sırada birisi bağırıyor; “Beyler taraftar dışarıda bizi bekliyor...” “Taraftar” kutsal bir kelime gibi. Çılgınlık bir anda duruyor, tek tek dışarı çıkıyorlar.
SON KONUŞMA Dönüşte Aykut’un sesini işitiyorum; “Arkadaşlar toplanın, sizle konuşacağım.” İçeride bulunan bizler ve yöneticiler, hiçbir ikaz gelmeden, durumu anlıyoruz. Dışarı çıkıp, Aykut’u oyuncuları ile baş başa bırakıyoruz.
İÇERDE ALKIŞ PATLIYOR Beş dakika sonra, içerden büyük bir alkış patlıyor ve yine “Şaampiyoon” sesleri yükseliyor. Takım artık stresi tamamen atmış ve kutlama moduna geçmiş. Geride son maçlarda kaybedilen iki şampiyonluğun ağır travması, Formula 1 yarışı gibi bir ikinci devre ve; beklenen, hak edilen bir şampiyonluk.

YÖNETİMİN VE TAKIMIN EN’LERİ

-EN SESSİZ YÖNETİCİ: Aziz Yıldırım.
-EN NEŞELİ YÖNETİCİ: Ali Koç.
-EN RAKAMSAL YÖNETİCİ: Abdullah Kiğılı
-EN TOTEMCİ YÖNETİCİ: Murat Özaydınlı
-EN SESSİZ OYUNCU: Alex
-EN KUTLAMACI OYUNCU: Stoch
-EN SOSYAL OYUNCU: Emre

SAHNE 2

ŞAMPANYA YÜKLEMEYi BiLE DÜŞÜNMEMiŞLER

SİVAS’a geliş uçağı, sessiz ve hüzünlüydü. Dönüş uçağı ise gürültülü değil, ama neşeliydi. Gelirken olduğu gibi futbolcular yine uçağın ortasından arka sıralara oturmuştu.
Birinci sırada Aziz Yıldırım, ben, Nihat Özdemir oturuyorduk. D,E,F koltuklarından ise.. Ali Koç ve Aykut Kocaman vardı.
ŞAMPANYA NEREDE Adettendir. Böyle bir zafer şampanya ile kutlanır.
(*) Yine “Operadaki Hayalet’in etkisi...” Uğursuz gelmesin diye kimse hazırlık yapmamış. Yani uçakta şampanya yok.
Bir özel uçaktan bir şişe bulunmuş ama kimseye yetmez diye açılmıyor.
TEKRAR TEKRAR AYNI SÖZ Aziz Yıldırım’ın yüzünde yorgun bir ifade var. Sevinci pek göstermez ama bu defaki daha da sessiz.
Yol boyunca beş kere aynı cümleyi tekrarlıyor: “Mucize yarattık. Ölüyü dirilttik.” Belli ki “Operadaki Hayalet’in” stresi onu epey yormuş.
ARKADA TUZAK VAR Arkadan biri gelip, Yıldırım’a, “Futbolcular sizi arkaya bekliyor” diyor.
(*) Yıldırım, “Gelmem, orada tuzak var” diyor.
Ben merak edince devam ediyor; “O bir şişe şampanyayı patlatıp, üzerime fışkırtacaklar” diyor.
Bunu söylüyor ama, dayanamayıp kalkıp futbolcuların yanına gidiyor.
KÜRSÜDEYKEN 1-1 OLMUŞ Başbakan Erdoğan arayıp kutlamış.
(*) “Bursa’da, mitingdeydim. Kürsüdeyken, ‘1-0 oldu’ dediler. Konuşmaya devam ederken, 1-1 oldu haberi geldi” demiş.
Maçın ancak son 10 dakikasını izleyebilmiş.
ÖNCEDEN KUTLAMA Cumhurbaşkanı Gül’ün basın danışmanı Ahmet Sever koyu bir Fenerbahçeli.
Aziz Yıldırım’ı arayıp kutlamış.
“Her ihtimale karşı, Cumhurbaşkanı adına önceden bir kutlama mesajı yazdırıp, kendisine imzalattım. ‘Bu kadar emin misin’ dedi. Maç biter bitmez hemen basına verdim” demiş.
ATATÜRK’Ü İZLİYORUZ Aziz Yıldırım, “2001 Samsun, 2011 Sivas” diyor. 10 yıl önce de şampiyonluk Samsun’da belli olmuştu.
Nihat Özdemir tamamlıyor:
“Demek ki Atatürk’ün yolunu izliyoruz.”
Samsun’a çıkış, Sivas Kongresi.
STOCH NİYE ÇIKARILDI? Kocaman’ın ikinci devre Stoch’u oyundan çıkarması, beni ve çevremdekileri çok şaşırttı. Çünkü onu sahanın en iyi oyuncusu olarak görüyorduk.
(*) Kocaman’a sordum... “Evet iyi oynuyordu ama çok dağılıyordu, geri boş kalıyordu. Toparlayacak biri gerekirdi” dedi.
HAYAT BİLGİSİ DERSİ Demek ki; dışarıdan ahkam kesmekle, oyunun sorumluluğunu taşımak aynı şey değilmiş.
ALEX’ İN İDOLÜ KİM? Bir ara kalkıp, arka tarafa geçiyorum.
Alex bir sırada tek başına oturuyor. “Benim Brezilya’daki idolüm Garincha’ydı, sizinki kim?” diye soruyorum.
“Zico’ydu” diyor.
BİR KISMI BİZE KALSIN Tabii birlikte geçirdiğimiz 24 saat içinde, yanımda bir çok şey konuşuldu. Kendimce bir ayıklama yapıp, bazılarına “Oto off the record” koydum.
Çünkü onları gazeteci kimliğimle değil, taraftar kimliğimle izledim.
Eh, müsaade edin de bu kısmı bize kalsın.
Kabul edin, yine de epey eğlenceli ve güzel şey anlattım.

Bu haber toplam 1806 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri