Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Sapıklığı medya körüklüyor

02.04.2011 11:03
Uzmanlar, son günlerde yaşanan vahşi ve sapıkça olayları, medyanın sorumsuz yayınlarının tetiklediğini belirtiyor.

Türkiye Ana Çocuk Sağlığı Vakfı Başkanı Doç. Dr. Hasan Zafer Acar, sapık ruhların altında maneviyatsızlığın yattığını ifade ederek,  “Ancak yaşanan olaylarda malum medyanın sorumsuz yayınlarının büyük etkisi var.

Reyting uğruna genç beyinler de bulandırılıyor. Aynı gazete ve TV’ler maneviyatsızlığı da pompalayarak şiddet olaylarına kapı aralıyor”  dedi.

 

ASLAN DEĞİRMENCİ / ANKARA

 

Kayseri`de canice katledilen üç çocuğun ardından İstanbul`da üvey anne ve anneannesi tarafından cinayete kurban giden küçük Fırat`ın ölümüne dair ayrıntılar malum medya tarafından reyting yarışına dönüştürülürken, Türkiye Ana Çocuk Sağlığı Vakfı Başkanı Doç. Dr. Hasan Zafer Acar, Akit’e konu hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Aslan Değirmenci’nin sorularını cevaplandıran Acar, “Tüm sapık ruhların altında; manevi faktörlerin eksikliği söz konusudur” dedi.  Yaşanan olaylarda malum medyanın sorumsuz yayınlarının da büyük etkisi olduğunu vurgulayan Acar, “Bu tür olayların ardından katillerin işlediği cinayet ve metotların manşetlerden verilmesi, TV’lerde saatlerce yayın yapılması canilere ilham oluyor. Reyting uğruna genç beyinler de bulandırılıyor. Aynı gazete ve TV’ler maneviyatsızlığı da pompalayarak şiddet olaylarına kapı aralıyor” diye konuştu.

 

İşte Acar’la yaptığımız sohbetimiz:

 

-Günümüzün gençliği dünyada nereye gidiyor?

 

Eski Mısır da bulunan binlerce yıl önce yazılmış papirüslerde yine gençlerin sorunlarından bahsedilmiş ve yeni neslin ne denli sorumsuz olduğu belirtilirmiş. Sanıyorum bu insanlar günümüzün gençliğini görseler, mezarlarından hiç çıkmak istemezlerdi. Öncelikle Batıyı özetleyecek olursak; gençlerin önemli bir kısmı; alkolizm, uyuşturucu, homoseksüel ilişkiler, sadizm veya mazoşizm, her türlü cinsel sapıklıklar, batağına saplanmış durumdadır. Dini inançlar tahmin edemeyeceğiniz boyutlarda zayıflamıştır. Ataistlerin sayısı toplumun yarısından fazladır. İnsan ilişkilerinde ana tema; büyük ölçüde makam ve menfaat olmuştur. Ülkemizde de çok sayıda televizyonda yayınlanan yabancı dizi ve filmlerde ise tam tersi imaj verilmekte; kahramanlık, misyonerlik, idealizm, duygusallık ön plana çıkarılmaktadır. Bu film ve dizilerin tamamı, devlet ve Vatikan tarafından finanse edilmekte, Her yıl milyarlarca dolar para harcanmaktadır.

 

“BATI ÖZENTİSİ GENÇLİĞİMİZİ YOZLAŞTIRIYOR”

- Peki Türkiye… Yine durum bu kadar kötü mü?

 

Günümüz Türkiye’sinde, Batıya göre hala büyük ölçüde sağlam aile yapısı korunmakta, inançlı, değerlerine saygılı gençler çoğunlukta bulunmakta iseler de, süratle batı özentisi ile gençliğimiz yozlaşmakta, hastalıklı bir toplum haline gelmektedir. Bizim gençlerimizde batı toplumu gibi giderek yalnızlaşmakta, asosyalleşmekte, inanç ve temel değerlerini kaybetmektedir. Alkolizm ve uyuşturucu kullanım oranları her yıl yüzde 50 artmaktadır. Kendi sokağınıza bir bakın ve birde kendi gençliğinizi, çocukluğunuzu hatırlayın. Birbirine son derece bağlı arkadaşlıklar, oyunlar, geziler, yaşlılara hürmet, saygı ve öncelik verme alışkanlığı, iyi ve kötü günlerde ziyaretler kalmamış, Yerini; bilgisayarda çetleşme, bireysel oyunlar, facebook’lar, twitter’lar almıştır. Her ay yeni bir cep telefonu çeşidi çıkmakta, insanlar deli gibi bunları ilk satın alabilmek için geceden kuyruğa girmektedir. İnsan ilişkileri, manevi değerlere bağlılık, dini inançlar giderek zayıflamakta, buna bağlı komplikasyonlar ortaya çıkmaktadır. Çocuklarınıza bir sorun bakalım; yıllardır yaşadığınız kendi apartmanınızda kaç tane yaşıtının ismini sayabiliyor? Son olarak ne zaman komşunuzun ziyaretine çocuklarınızda eşlik etti?

 

“CİNAYETLERİN ARKASINDA MANEVİYATSIZLIK VAR”

-Kayseri başta olmak üzere ülkemizde meydana gelen çocuk cinayetleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Bu olaydaki şüpheli şahısta dâhil olmak üzere tüm sapık ruhların altında;

az önce saydığımız manevi faktörlerin eksikliği söz konusudur.

Doğumundan itibaren; sevgi, şefkat duygularını tatmamış, dayak ve baskı altında büyümüş, manevi duygularını geliştirmemiş kişilerin;

sonuçta sağlıklı bir ruh yapısına sahip olmalarını beklemek imkansızdır.

 

“MALUM MEDYA SAPIKLARA İLHAM OLUYOR”

-Yaşanan olaylarda medyanın tavrı da sorgulanmaya başladı. Gazete ve televizyonlarda yer alan cinayet detayları ve görüntüleri çocukları olumsuz yönde etkiliyor mu?

 

Bu tür olayların ardından katillerin işlediği cinayet ve metotların manşetlerden verilmesi, TV’lerde saatlerce yayın yapılması sapıklara ilham oluyor. Reyting uğruna genç beyinler de bulandırılıyor. Aynı gazete ve TV’ler maneviyatsızlığı da pompalayarak şiddet olaylarına kapı aralıyor. Birçok araştırmacının yaptığı çalışmalara göre, çocukların özellikle “idol” olarak aldıkları kişilerin yaptığı davranışları aynen benimseyip, taklit ettikleri bir gerçektir. Özellikle Türk toplumu dünya da en çok TV seyreden ikinci ülkedir. Ortalama olarak bir kişi günde 4 saat TV seyretmektedir. Maalesef  ülkemizde yapılan bu yayınlarda, toplumun geleceği hiçe sayılarak  sadece reyting amaçlı yayınlar bolca yapılmaktadır. Mesela Kurtlar Vadisi dizisi yayınlandığı günden itibaren, dizideki esas oğlanı taklit eden, onun gibi giyinip onun gibi mafyalık yapmaya özenen binlerce genç türemiştir. Behçet C dizisinde gençlerin örnek aldığı güvenin sembolü olan polis kavramı; ayyaş, argo kelimeler kullanan, pavyonlardan çıkmayan, ahlaki değerleri bulunmayan bir şahsiyet olarak topluma yansıtılmaktadır. Televizyonlarda magazin programlarında ünlülerin yaptığı her türlü ahlaksızlık; flaş haber olarak gençlerin beynine kazınmaktadır.

 

“İNANCIMIZI SAĞLAMLAŞTIRALIM”

Peki çözüm nedir Sayın Acar? Bu aşamada anne-baba veya devlet olarak ne yapmalıyız?

 

Tıpta hastalıklar oluşmadan önce tedbir alma anlamında kullanılan ”Koruyucu hekimlik” kavramı vardır. Koruyucu hekimlik, hastalıklar ortaya çıktıktan sonra tedavi amacıyla yapılan uygulamalara göre daha etkili, daha kolay, daha ucuzdur. Mesela uyuşturucuya başlamış bir kişinin kalıcı olarak bu illetten kurtulma ihtimali dünyadaki en iyi merkezlerde bile ancak yüzde 5’dir. Batıda büyük ölçüde iş işten geçmiştir. Bu nedenle ülkemizde bir toplumun geleceği için en önemli yatırım olan gençliğe yatırım amacıyla; sağlam aile yapımızı koruyup, kurumlaştırıcı, insanları teknolojiye yakınlaştıran, ancak makinaların esiri olmaktan kurtaran, inançlarımızı artırıp, sağlamlaştırıcı, değerlerimize sahip çıkarak insan ilişkilerini artırıcı, devamlılığı olan projeler yapılmalı, bu projeler devlet ve sivil toplum kuruluşları tarafından desteklenmelidir. Yoksa biz büyüklere bir süre sonra oturup halimize ağlamaktan başka bir çare kalmayacaktır.

Yeni Akit-

  

Bu haber toplam 3262 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri