Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Sarkozy'nin 'İnkar Yasası'nın ASIL HEDEFİ?

23.12.2011 12:17
Sarkozy iktidarı, bunu birkaç yüz bin oy için yapmıyor. Türkiye de, uğursuz bir savaş senaryosu peşindeki Fransa'nın planını kolaylaştıran 'şeyleri' yapıyor...

Star'dan Cemil Ertem, bugünkü 'Fransa’nın tezi ve Türkiye’nin (olması gereken) cevabı' başlıklı yazısında, dün Fransa Meclisi'nin 'Sözde Ermeni soykırımı iddialarını inkâr edenlere hapis cezası' öneren yasa tasarısını kabul etmesinin sebeplerini açıkladı.

"Sarkozy iktidarı, bunu birkaç yüz bin oy için yapmıyor." diyen Ertem, Sarkozy hükümetinin hedefini yazdı. "Hızla Almanya-Fransa ve İngiltere-ABD egemenliğine dayalı çift kutuplu yeni paylaşıma geçeceğiz." diyen Ertem, Ortadoğu'nun da bu dengeye bağlı olarak yeniden kurulacağını belirtti ve bu süreçte yola girmesi gereken ülkelerden birinin Türkiye olduğuna dikkat çekti.

Yasaya verdiği tepkilerle Türkiye'nin bu tuzağa düştüğüne dikkat çeken Ertem, yapılması gerekenleri sıraladı.

İşte Cemil Ertem'in çok önemli analizi:

Ulus-devletler, pazar paylaşımı ve buradan yansıyan siyasi çıkarlar için iki temel alanda kapışırlar: Birincisi savaştır. İkincisi de diplomasi. Tabii Fransa’nın bu yaptığı diplomasi sınırlarını da aşıyor ama sonuçta bir kapışma. Burada Türkiye’nin tartışması gereken, bu dönemde Fransa, cepheden bir kapışmayı neden tercih ediyor sorusudur.

Ama bunun olmadığını görüyoruz. ‘Ama siz de Cezayir’de neler yaptınız’ ya da ‘Fransız malları almayın’ tepkileri sadece bu ‘Fransız hamlesi’ karşısında Türkiye’nin bir tezinin olmadığını ortaya koyuyor. Peki, Fransa’nın bir tezi var mı; evet. Çok net bir tezi ve bu teze bağlı bir çıkar politikası var... Tabii burada Fransa derken şu an iktidardaki Sarkozy Hükümeti’ni kastediyorum. Bu arada söyleyeyim; Sarkozy iktidarı, bunu birkaç yüz bin oy için yapmıyor.

Nedir Fransa’nın, daha doğrusu Sarkozy Hükümeti’nin tezi; özetle şu:

Avrupa’daki krize bakınca Avrupa’nın tam bir yol çatalına geldiğini görüyoruz. Ya birlik öncesi paradigmayı bir ‘birlikmiş’ gibi devam ettirecekler. Ya da gerçek anlamda bir ekonomik-siyasi birliğin adımlarını hızla atacaklar.

Birinci yol, aslında şimdiye değin, Almanya ve Fransa’nın dayatmaları ile devam edilen yoldu ve bu bitti. Ama bu yolun bir de ulus-devletler tüneli var. Bu tünel, iki ulus-devletin egemenliğinde bir Avrupa ve bu Avrupa’nın, İngiltere-ABD ikilisi ile ittifakı olarak kurgulanıyor.

Böylece çok kutuplu bir dünya yolculuğu sona erecek ve hızla Almanya-Fransa ve İngiltere-ABD egemenliğine dayalı çift kutuplu yeni paylaşıma geçeceğiz.


Ortadoğu, bu dengeye bağlı olarak yeniden kurulacak. Ama burada yola girmesi gereken üç ülke var: Rusya, İran ve Türkiye... Rusya görece kolay; çünkü Putin’e yol verilecek ve bir Avrasya Birliği’nin denetimli olarak yolu açılacak. İran-ABD gerilimi hep en üst düzeyde tutularak İran tehdidi (!) üzerinden silahlanma ve ‘birlik’ ideolojisi oluşturulacak.

Öte yandan Çin-ABD dehşet dengesi devam ettirilecek ve Vietnam gibi ülkelerin de Asya’da denetimsiz büyümelerinin önü kesilecek. Kuzey Kore ve İran gibi saatli bombalar sistemin gerilimi için bu halleriyle ‘yüzdürülecek.’

İşte Fransa’nın tezi bu. Bu teze bağlı olarak Türkiye ile gerilimi yükseltiyor. Çünkü Rusya ve İran’a göre en zor Türkiye.

Bunun için 1) Türkiye’nin büyümemesi lazım 2) Türkiye’nin AB sürecinden uzaklaşıp yeniden içine kapanması lazım (yani ‘laik’ bir İran...) 3) Türkiye’de Kürt sorununun devam etmesi, demokratikleşmenin yarım kalması, askerin yeniden hâkim siyasi aktör olması ve yeni Anayasa sürecinin-başlamadan- durması lazım.

Peki, biz Fransa’nın bu uğursuz savaş senaryosunu kolaylaştıran ‘şeyleri’ yapıyor muyuz; evet, kesinlikle evet. Tam Sarkozy’nin istediği gibi, Türkiye, hemen AB sürecini durdurmalıdır diyenlerden ödül aldı diye Yaşar Kemal’i aforoz edenlere kadar herkes Sarkozy’nin yardımcılığına soyunmuş durumda.

fransa.jpg

Bizim tezimiz ne olmalı?

Ne yapılmalı; Türkiye’nin barış ve demokrasi ile bölgesinde büyümek gibi bir güçlü tezi olmalı. Yeni bir AB Türkiye ile mümkün tezi buraya eklenmeli. Ortadoğu halklarının barış içinde egemenliği desteklenmeli. Buna bağlı olarak ekonomide istikrarlı büyümeden gaz kesilmemeli. Mesela yukarıdaki tabloda 2008-2012 Sabit Sermaye Yatırımları var. OVP’nın buradaki beklentisi 2012’de yüzde 6.2; oysa büyüme-istihdam için çok önemli olan bu alanda biz iki yıl yüzde 30-20 büyümüşüz. OVP, özel sektörün makine yatırımı için de çıtayı yüzde 40’lardan yüzde 8’e çekiyor. Niye; soruyorum niye? Bu tabloyu mesai arkadaşım Dr. Can Fuat Gürlesel yaptı. O da burada düşük büyüme beklentisi oluşturulduğunu düşünüyor. Bakın Türkiye, artık çöp olmuş IMF kaynaklı ekonomi ve maliye teorilerini unutmalı. Sarkozy’ye tek cevap budur... 

Bu haber toplam 2554 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri