Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Selefi Lider: Suriye'deki Cihad değil fitnedir

30.06.2013 01:11
Mısırlı selefi liderlerden Şeyh Nebil Naim, Suriye'deki savaşın bir CIA operasyonu olduğunu ileri sürdü.

Asya Haber Ajansı, Eymen el-Zevahiri'nin liderliğini yaptığı el-Cihad Hareketi'nin kurucularından, el-Zevahiri'nin yakın arkadaşlarından ve Usame Bin Ladin'in yakın korumalarından birisi olan Şeyn Nebil Naim'im Suriye ve bölgede yaşanan olaylar üzerine bakışı üzerine bir röportaj gerçekleştirdi. Şeyh Naim, Sovyet güçlerine karşı Peşaver'deki bir karargahta, Arap savaşçıları eğitti, bu kamptan çıkan şahadet eylemcileri Sovyet güçlerine ağır darbeler indirdi. Şeyh Naim, Filistinli olan Abdullah Azzam'la birlikte çalışanlardan birisidir. 

Sovyet güçlerinin Afganistan'dan çekilmesinden sonra Usame bin Ladin ve Eymen Zevahiri'yle birlikte Sudan'a giden, burada el-Kaide'nin kurulmasına katılan Şeyh Naim, daha sonra Mısır'a geçerek bazı silahlı eylemlere girdi. Hüsnü Mübarek'e suikast suçundan tutuklanan Şeyh Naim, 20 yılı aşkın bir süre hapiste tutuklu kaldı.

Şeyh Naim'in Asya Haber Ajansı'na verdiği röportajı sunuyoruz:

 Birinci Bölüm

Afganistan'daki Cihad ile Suriye'de cihad olarak adlandırılan olaylar arasında fark var. Afganistan, yabancı saldırıya, Sovyet işgaline maruz kaldı. Müslüman alimlerin bir çoğu, Komünist güçlerin Afganistan'dan çıkarılabilmesi için Cihad fetvası verdi. Biz de bunun üzerine Afganistan'a gittik. Fakat iki ülke arasında yaşanan tamamen farklıdır. Suriye'de mücadele edeceğimiz bir işgal gücü yok. Suriye'deki gerçek işgal gücü, Filistin'i 60 yıldır işgal eden, bir kaç kilometre ötedeki Siyonist düşmandır. Eğer Suriye'de Cihad yapılacaksa, Filistin'i işgal eden Siyonist düşmana karşı yapılmalıdır. Suriye'deki Cihad değil fitnedir. Resullullah (s.a) diyor ki "Fitne, uyumaktadır. Onu uyandırana lanet olsun.

Ben, Suriye'de savaşan mücahitlerin niyetlerinden şüphe etmiyorum. Fakat siz Amerika tarafından manipule edildiniz, Amerika'nın bölgedeki hedeflerini gerçekleştirmesi için kullandığı birer araçsınız. Amerika, mezhep  savaşlar ve ırkçı söylemler yoluyla Arap bölgesini devletçiklere bölmek istemektedir.

Siz, Amerika'nın demokrasi için savaştığınızı söylüyorsunuz. Irak'ta demokrasiyi buldunuz mu? Amerika'nın demokrasiyi desteklediği ne zaman ve nerede görülmüş. Noam Chomsky'nin de dediği gibi "demokrasi, halkları  aldatma yalanıdır. 

Siz, öyle bir savaştasınız ki bu savaş bitince, Amerika'nın İstanbul ve Londra'da hazırladığı otellerdeki işbirlikçilerin kurduğu hükümet, Beşşar Esed rejiminin yerini alacak. Bu hükümet, diğer rejimlerden ziyade Amerika ve İsrail'e boyun eğecek. Sonra, demokrasiyi kabul etmeyen sizlere sıra gelecek. Sizin sonunuz ya ölüm ya da hapis olacak. Bizim Afganistan'dan döndüğümüzde karşılaştığımız sonuç gibi. Amerika, 14 yıl boyunca Afganistan'da savaşmamıza müsaade etti.Bize silah ve istihbari bilgi verdi. Yardım örgütleri aracılığıyla yaralılarımızı Avrupa'da tedavi etti. Sonra biz ülkemize dönünce, bizi hapsettiler.

Amerika için siz önemli değilsiniz. Amerika için önemli olan İsrail'in güvenliği, Arap ülkelerine nispetle askeri ve ekonomik üstünlüğüdür. İslam ümmetin zenginliklerini gasbetmektir. Siz, bugün Amerika adına Suriye yönetimine karşı savaşıyorsunuz. Amerika, sizin aracılığıyla Suriye yönetiminin işini bitirince sıra size gelecek. Amerika, Müslüman bir ülke mi oldu ki Suriye'de hilafet ve Allah'ın şeriatını hakim kılmak için savaşıyor.

Afganistan'da İslam şeriatı hakim oldu mu? Afganistan'da İslam hilafeti kuruldu mu? Şeyh Zevahiri, Suriye'de Cihad'a çağırıyor. Biz, 14 sene boyunca Afganistan'da savaştık ve Karzai gelerek tüm ürünleri topladı. Sense bugün kaçak olarak yaşıyorsun. Güvende değilsin. Ve hilafet ilanına çağırıyorsun. Hangi hilafettir bu? Ebu Musab Zerkavi eliyle Irak'ta kurulan hilafet midir yoksa fitne midir? Yemen'de hilafet mi kuruldu? Ya Sudan'da? Mısır'da bile, seçimle başa gelen Müslüman Kardeşler hilafeti mi kurdu. Hilafet hikayesi bir yalandır. Siz, Amerika ve İsrail'e vekaleten savaşıyorsunuz. 

Bazılarının, namusları kirletilen Suriyeli kadınları korumak için savaşa katıldığı iddiaları üzerine sorulan bir soruya Şeyh Naim, şöyle yanıt verdi:  

Biz, bu yalanları Hama olayları sonrasında da yaşadık. Şahidim de Şeyh Eymen Zevahiri'dir. Hama olayları sırasında Suriyeli Şeyh Ahmet el-Katan'ın yalanını, Şeyh Zevahiri bana anlattı. Cumhurbaşkanı 80li yıllarda, Hafız Esed'le Müslüman Kardeşler Cemaati arasındaki savaş sırasında bir adam Kuveyt'teki  Şeyh el-Katan'a giderek, "Hapisteki 200 Müslüman kadının ırzı kirletildi ve hamile kaldılar. Bu kadınlar, ne yapmaları gerektiği hususunda sizden fetva bekliyorlar. Bu çocukları düşürsünler mi yoksa ne yapsınlar?" diye sordu.

Bunu dinleyen Şeyh el-Katan ağladı ve Cuma hutbesinde duyurdu. Bu haber hızlı bir şekilde yayıldı ve duyan herkes ağladı. Bunun üzerine ben ve Şeyh Zevahiri , Hama olayları sırasında mücahitlerin komutanı olan Ebu Musab Suri'yle buluştuk.Sudan'da yaklaşık bir ay beraber kaldık. Ebu Musab, Şeyh el-Katan'a giden ve Müslüman kadınların ırzlarının çiğnendiğini söyleyen adamın dolandırıcı ve yalancı olduğunu, Şeyh el-Katan sayesinde 5 milyon Kuveyt dinarı  topladığını, sonra İtalya'ya giden bir adama teslim ettiğini söyledi. Bu adam İtalya'ya giderek orada fabrika açtı. Dikkatinizi çekerim bunu bana Suriye rejimi değil mücahitlerin komutanı anlattı.

Yine Şeyh Zevahiri'nin bana gösterdiği belgelerde, mücahit komutanların zenginleştiklerini fakat mücahitlere bir miktar dahi vermedikleri belirtilmekteydi. Bir belge, mücahit komutanlardan Hasan Ukla'nın Almanya'dak, Isam Attar'a gönderdiği mektuptur. Ben ve Şeyh Zevahiri, beraber inceledik bu mektubu. Bu mektupta Ukla, aralarında Said Havva ve Ebu Cafer el-Masri'nin de aralarında bulunduğu bazı mücahit komutanların, milyonlarca para topladığından şikayet ediyordu. Eymen Zavahiri, benden daha çok isim bilmektedir. Mücahit komutanlar bu durumdayken mücahitler, sığınacak yer bulamıyor, bir bir yollarda şehit düşüyordu.

Hasan Ukla, Isam Attar'a "Said Havva'nın topladığı milyon dolarlar nerede? Bana bir yıl içerisinde  sadece 250 bin dolar gönderdi.  Mücahitler ise yollarda şehid düşüyordu. Çünkü onlar yollarda uyuyordu. Ey mücahitler size liderlik yapanlar, hırsız ve kiralıklardır. Amerika askeri savaşıp öleceği yerde siz savaşıyor ve ölerek onların hedeflerini gerçekleştiriyorsunuz.

Hatırlatmak istediğim ikinci mesele şudur: İslamcılar olarak adlandırılan, hilafet kurmak isteyen mücahitler, Irak Baas Partisi'yle işbirliğine girdi. Saddam Hüseyin onlar için radyo açtı. Irak Baas Partisi Müslüman mı oldu? Saddam, Müslümanların halifesi mi oldu? Saddam'la Hafız arasındaki fark nedir? Bu tecrübe şuan Beşşar Esed'de tekrarlanıyor.

Sabra ve Şatilla, Kana ve Kfar Kasım katliamları karşısında neredeydiniz?  İsrail, demokrat mı oldu yoksa Yahudiler müslüman mı oldu?

Şeyh Naim, Suriyeli sivillerin öldürülmesi üzerine silahlı mücadelenin başlatılmasının caiz olduğu iddiasına yanıt olarak şunları söyledi:

Mısır'da devrim oldu ve devrimin sivilliği, devrimcilerin silahlanmamasına rağmen binden fazla insan öldü. Eğer silahlansaydılar devrim başarısız olurdu. İran devriminde de insanlar öldü. Güvenlik güçlerinin sınırları aştığını kabul etmekle birlikte Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esed'in göstericileri öldürme emrini verdiğini sanıyorum. Mısır'daki devrim sırasında göstericileri katledenler, beraat ettiler. Mısırlıları katledenlerin kim olduğu bilinmiyor. Mısır'daki rejim, Gazze'den gelenlerin bunu yaptığını iddia etti. Bu kişiler, Mossad ajanları mı bilmiyoruz. Açık bir delil olmadığı sürece, Suriye rejimini göstericileri katletmekle suçlayamayız. Belki istihbarat örgütlerinin bölgedeki ajanları, belki Mossad ajanları, göstericilere ateş açmıştır. Fakat silahlanmadan sonra, iki taraf arasındaki çatışmada ölümlerin olması normaldir. Her iki tarafın da masum sivilleri öldürmesi normaldir. Fitneyi uyandırana lanet olsun.

İran'la ilgili hatırladığım bir olay var. Sadık Kudb al-Zade, İmam Humeyni'ye gitti ve Cemal Abdunnasır'ın Şah'a karşı askeri destek vermeye hazır olduğu mesajını iletti. İmam Humeyni ise buna karşı "bizim ne kadar adamımız olsa, ne kadar silahımız olsa Şah'a karşı duramayız. Biz, halkın Şah'a karşı meydana çıkmasını beklemeliyiz.  Halk meydana çıktığı zaman, onları korumalıyız" dedi. Bundan ötürü devrim muhafızlarını kurdu. Devrim amacıyla gösterilere çıkan her halktan ölenler olur, kurbanlar verilir. 

Suriye rejimi, göstericileri katletmişse, bu haramdır, işleyenler cezalandırılmalıdır. İran'daki devrimde nice insan öldü. Onlar silahlandılar mı? Suriye'deki devrimin sivil devam etmesi gerekiyordu.  Silahlananlar, devrimi fitneye dönüştürdüler. 

Filistin yerine Suriye için verilen Cihad fetvalarının sorulması üzerine Şeyh Naim, şunları söyledi: "Bazı alimler gençleri, mürtedi öldürmenin ehli kitabı öldürmekten daha evla olduğuna ikna etmeye çalışıyorlar. Bu bir aldatmacadır. Çünkü ehli kitap, müslümanların namusunu çiğnediği, topraklarını işgal ettiği zaman öldürülür. Çünkü işgalciye karşı cihad, evla olandır.Siyonist çetelerin topraklarımızı işgal ve Yahudi devletini ilandan sonra daha neyi bekliyoruz? Esed rejime karşı mı savaşalım?Kim, Beşşar Esed'in mürted olduğu fetvasını verdi. Bildiğim kadarıyla o Ehli Sünnet vel Cemaat'ten birisidir. Bu olmasa bile Esed, Müslümanların namazlarına ve oruçlarına karşı savaşmıyor. Ben, Arap devletleri içerisinde Suriye'nin sosyal adalete sahip tek ülke olduğunu biliyorum. 

Bazı alimlerin Şii ve Hıristiyanlara karşı savaşı, İsrail'e karşı savaşa tercih eden fetvalarına tepki gösteren Şeyh Naim, konuşmasına şöyle devam etti:  Bir çok mezhep, yüzyıllarda İslam Devleti'nde huzur ve barış içerisinde yaşadı. Bazı mezhep ya da cemaatlerin hataları olmuşsa da bu hataları silahla değil davet, akıl ve diyalog yoluyla  düzeltmemiz gerekiyor. Yahudiler ve Hristiyanlar, İslam devletinde en iyi şartlarda yaşadılar. Osmanlı devleti zamanında Müslümanlar, Avrupa'daki Yahudileri boğazlanmaktan korudu. Müslümanlar 800 yıl boyunca Endülüs'e hükmetti. Endülüs, ilim ve marifet ülkesiydi. Ne zaman birbirlerini tekfir ettiler ve çatışmaya başladılar işte o zaman Endülüs devleti yıkıldı. Müslümanlar arasındaki tekfircilik ise Müslümanlar için felakettir. Bu düşünceye karşı mücadele edilmesi gerekiyor. Resulullah (s.a) tekfirciler için "Onlar, cehennem köpekleridir. Çünkü, Lailaha illalah" diyenleri öldürüyorlar" dedi. 

Biz, düşünceyi ifade özgürlüğünden yanayız. Savaş değil insanların reform talebinden yanayız. Beşşar Esed zamanındaki medya özgürlüğü, babasının döneminden çok iyi. Düşünce ifadeyi özgürlüğü için orduyu harekete geçirmek ve Suriye'yi yakıp yıkmak caiz midir?

Amerika ne zamandır düşünceyi ifade özgürlüğünden yana oldu? Düşünceyi ifade özgürlüğünden ötürü Latin Amerika ülkelerinde neler yaptığını görmedik mi?"

Amerikalı senatör John McCain'in Suriye'ye girerek ÖSO'yla yaptığı görüşmeye ilişkin olarak ise "McCain, hangi sıfatla Suriye'ye giriyor ve muhalefetle görüşüyor. Hilafeti ikame için mi geldi. McCain, Suriye'deki işbirlikçileriyle görüşmeye gitti. Bu kişiler, direnişi bitirme, Golan'dan vazgeçme ve Suriye'yi bölge taleplerini reddeden Cumhurbaşkanı Beşşar Esed'den istenenleri yerine getirecekler. 

Suriyeli muhaliflerin Amerika'yla diyaloga gireceklerine Suriye rejimiyle diyaloga girmelerine ikna edilmeleri çağrısında bulunan Şeyh Naim, "Amerika, Nusra'yla müzakereye girmeyeceğini, terörist ilan ederek onları bitireceğini ilan etti. el-Kaide lideri Eymen Zavahiri'ye biatını ilan eden Nusra lideri, Amerikan istihbaratının uşağıdır. Zevahiri, Nusra'ya neyle yardım edecek. O, kendisine sığınacak bir yer bulmaktan aciz. 6 ayda bir medya aracılığıyla konuşma bantları gönderme dışında başka bir şey yapamıyor. Nusra lideri, savaşçılarının İsrail ve Amerika eliyle öldürülmesine hazırlık için kendisinden talep edileni yaptı."

İsrail yerine İran'a karşı savaşın öncelenmesi gerektiği fetvalarına ilişkin olarak ise Şeyh Naim "İsrail'e karşı savaşın İran'a öncelenmesi, yeni bir düşman yaratmaktır. İsrail'in yerine İran'ı koymaktır. Bu, çılgınlıktır. Çünkü bir farz olan bir de nafile olan savaş var. Bir yabancı yani gayri müslim, Müslüman toprakları işgal ettiği zaman savaş, farz olur. İran, Müslüman topraklarımı işgal etti? Bundan ötürü topraklarımızı işgal etmeyene karşı savaş farz değil. İsrail'in İran'a savaş açması ve kaybetmesi yerine Şii-Sünni savaşı, İsrail'in çıkarınadır. Bundan ötürü mezhebi fitne yaratmak için Şiilerin, Sünni bölgelere yayılmaya çalıştıklarını yaymaya çalışıyorlar. Bunun adı vekalet savaşıdır."

Şeyh el-Karadavi'nin son dönemde verdiği fetvalara ilişkin olarak ise" Şeyh el-Karadavi, bir gün olsun Filistin için Cihad çağrısı yapmamıştır. Fakat o, Arap liderlere karşı savaş çağrısı yapıyor.Onun hakkında bir çok şey söyleyebilirim ama medya önünde olmaz. Sadece bir şeyi paylaşmak istiyorum. el-Karadavi'nin eşi, "O, İsrail'in bölgedeki bir numaralı adamıdır. O, İsrail-Katar ilişkilerinin koordinatörüdür. Ben bir din adamıyla değil, şeytanla evlenmişim" dedi. 

Şeyh Naim, açıklamasına şöyle devam etti: "Suriye ordusu ve halkının çoğunluğu sünni ve diğer azınlık mezheplerden oluşmaktadır. Müslümana karşı silah doğrultmadığı sürece savaşmak caiz değil. Bunun dışında onlara karşı nasihatle yaklaşmak gerekiyor. Suriye Ordusu ve güvenlik güçleri, sokaklardaki göstericileri öldürmek için mi yoksa silahlı gruplarla savaşmak için mi meydana indi? Fakat Mısır örneğinde olduğu gibi konu yargıya taşınsa da bir sonuca ulaşamayacağız. Fitne olaylarıyla Esed'i tuzağa düşürmek için göstericiler arasına sızanlar olmuş olabilir.

Suriye'deki savaş, Müslüman'ın savaşı değil. Hilafeti kurma savaşı değil. Tam aksine Suriye'yi ve Arap ümmetini parçalama savaşıdır, kaynaklarını tüketme savaşıdır. Ben, Suriye'deki mücahitlerden kendilerini Beşşar Esed'e teslim etmelerini istemiyorum. Fakat bu sorun, silahla çözülmez. Sivil yolla, Esed'le diyaloga girerek çözülmelidir. Cumhurbaşkanı Esed'den, istihbarat örgütlerinin aldattığı gençlere rahmet etmesini, esirlerini affetmesini, yaralılarını tedavi etmesini istiyorum. Çünkü hepimizin hedefi, Suriye halkını, birliğini ve toprağını korumaktır.

Amerika, bizim içini iyilik istemiyor. Bu gençler, kendilerinin olmayan bir savaş için savaşıyorlar. Suriye'de şeriat uygulanmayacak. Çünkü Afganistan ve Irak'ta bunu gördük.

Cumhurbaşkanı Esed'den af ilan etmesini, intikam hırsıyla hareket etmemesini, reformları hızlandırmasını ve halkını evine dönmesi isin çağrıda bulunmasını istiyorum. Dünya artık büyük bir köydür. Hiç kimse kapıları, halkın yüzüne kapatamaz. Cumhurbaşkanı Esed, bunu yapabilecek karakterdedir.


Arap topraklarının batılı ülkeler tarafından işgali, Müslümanların mı İsrail'in mi çıkarınadır? Suriye'deki savaşçıların ve liderlerin çoğunluğu, Allah'ın şeriatını ikame etmek istiyorlar. Allah'ın şeriatı, İsraillilerle Golan ve Dera'da ortaklaşa kurulan operasyon odalarından mı ikame edilir? Suriye ile işgal altındaki Filistin toprakları arasındaki BM güçleri kapsamında görevli olan Avusturya subayları da Suriyeli muhaliflerin İsrail Ordusu'yla ilişki içerisinde olduğunu itiraf ettiler. İsraillilerin, Suriyeli muhalif savaşçılardan yaralı olanların İsrail hastanelerine naklini sağladıklarını söylediler. İsrail'in içinden lojistik destek sağladığını söylediler. Muhalifler, Suriye'den Lübnan'a geçerken, işgal altındaki Golan topraklarını kullandılar.

Asya Haber Ajansı'nın "Muhalifler, Suriye rejimine karşı savaşı İsrail'e öncelediklerini,Suriye rejiminin işlediği suçların kendilerini, İsrail dahi olsa Şeytanla ilişki içerisinde olmaya zorladığını söylüyorlar" tespitinin sorulması üzerine Şeyh Naim, şunları söyledi: "Bu şeytanların mantığıdır. Müslümanların mantığı değil. Müslümanlar devletlerini, Allah dışında hiç kimseden bir minnet beklemeksizin kurarlar. Şer'i ve akli mantık da bize şunu söyler: Suriye'deki fitneye katılanların Suriye'de Allah'ın hükümlerini ikamet etmek için uygun şeri yolda olmaları mümkün değil. Ki bu kişileri, fitnenin devam etmesi için Amerika, Fransa, İngiltere ve tüm düşman devletleri silahlandırmaktadır."

Mısır halkının çoğunluğunun Suriye'deki devrimi desteklediği iddiasını kabul etmeyen Şeyh Naim "Bu iddia, İsrail'in planlarını uygulama dışında başka bir şey değildir.Amerika, İsrail'in planlarının bir kısmını 1990'den bugüne kadar gerçekleştirdi. Bu plan, İsrail'e komşu olan 3 Arap ülkesindeki orduların çökertilmesini ve bu ülke devletlerinin başarısız devletlere dönüştürülmesini gerektirmektedir. Bu ülkeler, Mısır, Irak ve Suriye'dir.

Eğer Suriye'de olanlar Müslümanların hayrına olmuş olsaydı, İsrail'le müttefik olan ve Amerika'nın uşağı olan devletler, bu ülkede yaşananları finansa etmezdi. Suriye Ordusu'na karşı İsrail adına vekalet savaşı verdikleri için Amerika, Suriyeli muhalifleri silahlandırıyor. Ehli Sünnet vel Cemaat olan Suriye halkının yarısından çoğu ise Suriye Ordusu'nu desteklemektedir. Halep ve Şam, Suriye'nin Sünni şehirleri değil mi? Bu iki şehirde, orduya karşı savaşa kalkışanları gördünüz mü? Yoksa Cihad adına şehirlerine gelen silahlı gruplardan mı kaçtılar?

Suriye'nin en büyük iki şehrindeki Ehli Sünnet'in, sivil gösterilere katılmadaki bölünmüşlüğünü gördük. Ehli Sünnet vel Cemaat'ın ekonomisinin bir çoğunun, silahlı grupların eliyle nasıl da yok edildiğini gördük."
Fitne mantığını reddeden ve sadece Filistin için Cihad çağrısı yapan Şeyh Naim, "fitne şeyhleri, Suriye'deki fitneye destek verdiklerin gibi Filistin'e destek verselerdi şimdiye kadar Kudüs kurtarılmış olurdu" dedi.

Şeyh Naim, Suriye'deki krizin çözümü için ise şu önerilerde bulundu: "Akan kan durdurulmalı, ister Arap isterse yabancı devletlerden olsun her türlü dış müdahale eli kesilmeli, sivil çözüm için herkesin katılacağı diyalog oluşturulmalıdır. Suriye halkının, gösterilerde talep ettiği hakları zayi edilmemelidir. Batılı güçler Suriye'ye müdahalede bulunarak, halkın meşru taleplerini gündemleştirdiği gösterileri, tüm ülkelerimize ulaşacak fitne ateşine dönüştürdüler. Bu fitne ateşiyle, İsrail'in var olması için her şey yanacaktır" dedi.

Hizbullah'ın Suriye'ye müdahalesiyle ilgili olarak Şeyh Naim "Suriye'deki savaş, Suriye rejiminden ziyade Hizbullah'ı hedef almamış olsaydı, biz de Hizbullah'ın müdahalesine karşı olurduk. Fakat Amerika'nın uşağı olan bazı muhalif örgütler, Suriye'deki rejimi devirdikten sonra Hizbullah'a karşı savaşacağını ilan etti. Bu, Allah'ın şeriatına aykırıdır. İsrail'e karşı savaşmış olan Hizbullah ise eğer müdahale etmemesi halinde Suriye'den kendisini hedef alan bir tehdidin yaklaştığını hissettir. Çünkü Suriye'deki muhaliflerin büyük bir kısmı, Amerika'nın kontrolünde ve İsrail'le işbirliği içerisindeler. Ben, Hizbullah lideri olsam, Amerika ve İsrail'in ayarttığı savaşçıları benim bölgeme gelerek benimle savaşmasını beklemez, İsrail'e karşı savaşımda bana stratejik destek veren rejimi korumak için çalışırdım.

Şimdi Hizbullah'a karşı sesleri yüksek çıkanlar, Hizbullah tek başına Filistin'deki İslami direnişi desteklerken sessizlikleriyle Hizbullah'a komplo kuranlar neredeydiler? el-Karadavi, Arifi ve Müslüman Kardeşler, Suriye'deki fitneye histerik bir provokasyonla katılırken Filistin'in bu isimlerden yana bir şansı olmadı. Bu kişiler, Amerika'dan aldıkları yeşil ışık sonucunda, Amerika'yı razı etmek için Suriye için hızlıca harekete geçtiler. Bu kişiler gerçekten İslam'ın seçkinleri olsalardı, Mescid-i Aksa Siyonistlerin baskınına uğrarken, Hamas tek başına savaşa girdiği zaman İsrail'e karşı Cihad ilan eder, halkları bu cihada teşvik ederlerdi" dedi.

Şeyh Naim, konuşmasına şöyle devam etti: Evet, Suriye halkını desteklememiz, Suriye'deki katliamları durdurmamız gerekiyor. Bu da yabancı savaşçıların Suriye'den çekilmesi, Suriyelilerin birbirleriyle barışması, batının Müslümanların içişlerine burnunu sokmasının engellenmesi ile olur" dedi. Şeyh Naim, Suriye'de savaşan mücahitlere ise şöyle seslendi: "Siz, yanlış bir savaş cephesindesiniz. Eğer Suriye'de gerçekten Cihad etmek istiyorsanız, Suriye'deki birinci Cihad fitneyi durdurmak, akan müslüman kanını durdurmaktır. Ehli Sünnet'ten öldürdüğünüz kişilerin sayısı, tekfir ettiğiniz mezheplerden daha fazladır. Sizleri, gerçek Cihad sahasına, Filistin'e yönelmeye davet ediyorum. Sizler Suriye'ye gitmek istediğiniz zaman işleriniz kolaylaştırılıyor. Peki ya Filistin'i kurtarmak için yola çıksanız sizi destekleyecekler mi? Suriye'deki savaşı durdurun. Bu savaşın hedefi, Suriye halkını korumak değil, Suriye'yi yıkmaktır."

Şeyh Naim, el-Kaide'nin öldürülen lideri Usame bin Ladin'le ilgili olarak ise "el-Kaide'hi Usame Bin Ladin değil biz kurduk. Bizimle birlikte o zaman Albay Seyyid Musa isminde birisi vardı.el-Cihad örgütündeyken deşifre olmasından ötürü ordudan atıldı. Afganistan'da cihad için toplandık. Seyyid Musa, Abdullah Azzam'ın yardımıyla Afganistan'daki Arap savaşçıların askeri eğitimini sağladı. Arap savaşçılar, Allay Seyyid'in kurduğu el-Faruk, Ebu Bekir Sıddik, Halid Bin Velid ve Salahadddin kamplarında eğitildiler. Her kapmta 350 mücahid vardı. Biz bu kampları, Mısır Haep Akademisi'mdem esinlenerek el-Kaide olarak isimlendirdik. Albay Musa, yakalandığı kanserden ötürü kısa bir süre sonra öldü. Abdullah Azzam, Cidde'deki İslami Yardım Örgütü'nden gelen para akışını sağlıyordu. Usame B,n Ladin, zahid bir kişiliğe sahipti. Allah yolunda cihadı severdi. Obama'nın dediği gibi Ladin'i öldürmediler. Ladin, kendisini havaya uçurdu. Bundan ötürü Amerikalılar onun görüntülerini yayınlayamadı.

Zevahiri ise arkadaşım ve dostumdur. Afganistan'da onunla beraber uzun bir süre yaşadım. Aramızda ortak sırlarımız var. O, benim dışımda hiç kimseye güvenmez. Zevahiri'nin sorunu, görüşlerinin etrafındakilerden etkilenmesidir.

Bu haber toplam 4594 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri