Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Şeyh Said: “Mahşerde hesaplaşacağız”

30.06.2013 01:09
Şeyh Said devrimlerin şeriatı ve dini kurumları yok etmeyi hedeflediğini,bu uygulamaları yapan hükümete isyanın meşru olduğunu savunmaktaydı.

1925 yılında gerçekleşen Şeyh  Sait isyanı gizli çalışan bazı Kürt cemiyetlerinin ürünü olarak ortaya çıktı. 1923 yılında bazı Kürt önderleri Kürt İstiklal ( Azadi) cemiyeti adıyla bir cemiyet kurmuşlardı. Cemiyetin en önde gelen ismi ve başkanı Cibranlı Albay Halit Beydi. Azadi cemiyeti Şeyh Said’in toplum içindeki saygınlığı sebebiyle onunla yakın ilişkiler kurmaya çalıştı. Bu ilişkinin amacı Şeyh Said’i  ikna etmekti. 1923 yılının sonuna gelindiğinde cemiyetin önde gelenlerinden Yusuf Ziya, Şeyh Said ile görüşmek için Hınıs’a gitti. Burada yapılan görüşmelerin sonucunda yönetime karşı bir ayaklamanın kararı alındı. Ancak kısa bir süre sonra cemiyet üyelerinden bazılarının, bu gelişmeleri Ankara hükümetine ihbar etmelerinin sonucunda Cibranlı Halil Bey ile Yusuf Ziya tutuklandı ve istiklal mahkemesinde yargılanarak idam edildi. Bu gelişmelerin ardından Şeyh Sait cemiyetin başkanı seçildi. 

 
 
 
Şeyh Said yapılan devrimlerin-Halifeliğin kaldırılması, şer”i hukukun kaldırılması, medreselerin kapatılması-  şeriatı kaldırdığını ve dini kurumları yok ettiğini ve böyle bir hükümete isyan etmenin meşru olduğu düşünmekteydi .Bu yönde bir de fetva çıkarmıştı. Çıkarılan fetva bölgedeki aşiretlere ulaştırıldı.Şeyh Said 1925 yılının şubat ayında bölgede tanınmış olan kimselerle beraber Diyarbakır’ın Lice ve Hani ilçelerini ziyaret etti. Bu ziyaretlerde Ankara hükümetine karşı gerçekleştirilecek bir isyanın meşru olduğunu anlatıyordu.
Daha sonra buradan ayrılan Şeyh Said  Elazığ’ın Piran köyüne gelerek kardeşi Abdurrahim’in evinde misafir olarak kaldı. Ancak burada beklenmeyen bir gelişme oldu. İki subay ve on jandarma gece Şeyh Said’in misafir olduğu eve gelerek cinayet sanığı beş kişinin kendilerine teslim edilmesini istedi. Bunun üzerine Şeyh Said , 'buraya beraber geldik ve onlar arkadaşımızdırlar. Sizden ricam, ben burada olduğum sürece onlara herhangi bir kötülük etmemenizdir. Ben buradan çıktıktan sonra istediğinizi yapmakta serbestsiniz.' diye cevap verdi. Subayların ısrarları üzerine halk ile askerler arasında çatışma çıktı. Askerlerden bazıları öldürüldü, bazıları ise esir alındı.  Elazığ’ın Piran köyünde yaşanan bu çatışma isyanın planlanan zamandan önce başlamasına sebep oldu. İsyan kısa sürede yayıldı; Genç, Maden, Siverek, Varto, Elazığ gibi yerler isyancılar tarafından ele geçirildi. Yaklaşık on bin kişilik bir kuvvet 7 Martta Diyarbakırı kuşattı.
Bölgede bu gelişmeler yaşanırken Ankara’da  işbaşında bulunan hükümetin başbakanı Fethi Okyar’dı. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal isyanın sert tedbirlerle kısa sürede bastırılması için İsmet İnönü’yü başbakanlığa getirdi. İnönü hükümeti çıkardığı Takriri Sükun kanunu ile bölgede sıkıyönetim ilan etti. Ankara ve Diyarbakır’da İstiklal Mahkemeleri kuruldu. Bölgeye sevk edilen askeri birlikler kısa bir sürede isyancı kuvvetleri mağlup etti. Binlerce insan hayatını kaybetti ve Şeyh Sait 14-15 Nisan günü teslim olmak zorunda kaldı. 
26 Mayısta Şeyh Said ve adamları Diyarbakır’a getirildiler ve İstiklal Mahkemelerinde yargılanmaya başladılar. Yaklaşık bir aylık yargılamanın sonuncunda 28 Haziran günü haklarındaki karar açıklandı. Şeyh Said’in de aralarında bulunduğu 47 kişi idam cezasına çarptırıldı. 
Şeyh Said ve diğer sanıklara idam cezaları bildirildikten sonra Şeyh Said namaz kılmak için izin istemiş, namaz kıldıktan sonra Akşam gazetesi muhabirinin ‘ne hissediyorsunuz? ’  sorusuna  “Asıldığıma acıma. Zira asılmam Allah ve din içindir” şeklinde verdiği cevap kayda geçmiştir. Şeyh Sait idam sehpasına çıktığında son sözünü ise mahkeme üyesi Saib Bey ve Diyarbakır valisi Mürsel Bey’e söyledi: “Mahşerde hesaplaşacağız”
 
Kaynaklar ; 
Ergün Baybars, İstiklal Mahkemeleri,
Mete Tunçay,Türkiye Cumhuriyetinde Tek Parti Yönetiminin Kurulması

Bu haber toplam 6428 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri