Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Su Uyur, Siyonist Uyumaz!

18.10.2014 16:54
Yinon Planının amacı, İsrailin etrafındaki ülkeleri daha da zayıflatma ve küçültmeye dayalı Ortadoğuyu Balkanlaştırma projesidir.Su Uyur, Siyonist Uyumaz!

2006’da ABD’de yayınlanan “U.S. Armed Forces Journal ve 2008’de The Atlantic Journal bu planı detaylı şekilde ortaya koymuştur.

İşte Yinon Planı:

Ortadoğu’da, özellikle Irak ve Suriye’de ortaya çıkan yeni cari değişiklikler, İsrail’in bölgedeki üstünlüğünü sağlayacak `Yinon Planı’nın bir parçası olarak uygulamaya konmuştur. Yinon Planı’nın amacı, İsrail’in etrafındaki ülkeleri daha da zayıflatma ve küçültmeye dayalı Ortadoğu’yu “Balkanlaştırma” projesidir. 2006’da ABD’de yayınlanan “U.S. Armed Forces Journal ve 2008’de The Atlantic Journal bu planı detaylı şekilde ortaya koymuştur.
Irak ve Suriye’de  doğalgaz ve petrolü de göz önüne almadan sorunun kaynağına inmek ve bu coğrafyada ortaya çıkarılmaya çalışılan Sünni ve Şii ayrışmasını irdelemek pek mümkün olmasa gerek. Şöyle ki, 2009 yılında Katar Devleti, Suriye ve Türkiye üzerinden boru hattıyla Avrupa’ya doğal gaz ulaştırmayı planlamışken, Esed, Irak ve İran ile anlaşmalar imzalayarak, Şii hâkimiyetindeki doğal gazın Avrupa’ya ulaştırılmasını amaçlamıştır.
Bu durum karşısında, Irak’taki Şii Maliki yönetimi ve Suriye’deki Nusayri Esed yönetimi üzerindeki baskılar daha da artarak devam etmeye başladı. Irak ve Suriye’deki doğal gaz projesinden kaynaklanan yeni durum karşısında, Yinon Planı’nı uygulamak için fırsat kollayan İsrail’in de bu vesileyle eline büyük bir koz geçmiş oldu.
Irak’ta Şii yönetimin, Sünni kesime yönelik baskıcı tutumu ve Suriye rejiminin de daha da radikalleşerek baskıcı tutumunu artırması yeni kırılma noktasını da beraberinde getirdi. Suriye’de oluk gibi Müslüman kanı akarken sessiz kalan ABD, Kobani’de IŞİD’e karşı bomba yağdırması ve YPG üst düzey yöneticileriyle direk temas kurması ve Almanya’nın da Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra etkili şekilde Kuzey Irak’ta rol oynamaya çalışması ve Barzani’ye silah yardımında bulunması dikkat çekicidir.
Almanya, Osmanlı Devleti ile Bağdat Demiryolu Anlaşması’nı imzalarken, o tarihte Almanya’nın Osmanlı Devleti nezdindeki Büyükelçisi Adolf Freiherr Marschall von Bieberstein, Kaiser Wilhem’in öngördüğü uluslararası politik görüşten hareketle Bağdat Demiryolu’nu, “Alman Weltpolitik”in bir aracı olarak gördüğünü ifade açıkça ediyordu. Almanya, Bağdat Demiryolu ile petrole ulaşmayı hedeflemekteydi. Aynı Almanya, hayati ehemmiyete haiz Ortadoğu doğal gazı ve petrolü için Yinon Planı çerçevesinde oluşabilecek muhtemel yeni yapılanmalarla şimdiden dirsek temasına geçerek yeniden bölgede etkin rol oynamaya çalışmaktadır.
Ortadoğu’da kolonyal yönetimler kurmak isteyen Batılı güçler için Bağdat Demiryolu, yirminci yüzyılın en büyük emperyal hedefi haline gelmişti. Almanların amacı, Bağdat Demiryolu hattı üzerinde yer alan tüm bölgelerin Alman kültürü ile devşirilmesiydi O dönemde, Bağdat Demiryolu’nün hattı üzerinde yer alan “Ayn el Arap” bölgesi, Adana’da Alman Deutsche Bank finansmanıyla “Koca Köprü”(Varda Köprüsü) inşaatını tamamlayan Alman Philipp Holzmann AG şirketinin bu yerleşim çevresinde kurulacak demiryolu köprüleriyle ilgili yüzey araştırmaları yapmak üzere kurduğu küçük bir şantiyeden mülhem bir adla “Kobani”(Company) olarak adlandırılması da bu amaca matuftur.
Yinon Planı çerçevesinde Akdeniz’e doğru `deplase’ olması amaçlanan Kürt etnisitenin ana noktası sayılan Kobani, ileride Türkiye ile yaşanabilecek muhtemel sorunlar göz önüne alınarak güvenli bir “petrol ve doğalgaz taşıma hattı”nın merkezi olarak da düşünülmektedir. Amerika yönetiminin YPG ile direk temas kurması ve Kobani’ye büyük önem vermesi bu amaca yöneliktir. Türkiye’nin önerisi olan ve halen tartışılmakta olan güvenli bölge planının ana hatları yavaş yavaş şekillenirken, bu planın ana merkezinin büyük ölçüde Suriye’de YPG tarafından oluşturulan bölgeleri kapsaması dikkat çekicidir. Bu kantonal bölgeler uçuşa yasak bölge kapsamına alınarak bir nevi Suriye’nin Yinon Planı’na göre ayrıştırılması söz konusu olabilir.
The Butterfly Circus(Kelebek Sirki) filminde rol oynayan ve elleri, kolları olmayan Willy’nin hayata tutunmaya çalışması gibi, Müslümanların da bu coğrafyada elleri kolları vücudundan ayrıştırılarak etkisizleştirilmeye çalışılmaktadır. ABD Dışişleri Bakanı Chuck Hagel’in, IŞİD’e karşı “uzun dönemli savaş” sözü, gelecekte Suriye ve Irak’ta yaşanması muhtemel gelişmelerin nirengi noktalarını ortaya koymaktadır.
Büyük çoğunluğu Berazi Konfederasyonuna bağlı olan ve kökleri Erzurum Karayazı’ya uzanan “Ayn el Arap” da mukim tüm Aladinan, Didan, Mir, Ketikan, Kürdikan, Zervan mensubu aşiretlerin şiddetten kaçarak Türkiye’ye sığınmaları hepimizi derinden yaralamaktadır, bu kardeşlerimizin Suriye’den kaçarak Türkiye’ye sığınan iki milyona yakın diğer Suriyeli Arap ve Türkmenlerden hiçbir farkları yoktur. Bu nedenle, suni ayrıştırma politikaları İsrail’in ana stratejisini oluşturan “Yinon Planı’nın hayata geçirilmesinden başka hiç kimseye fayda getirmeyeceği gayet aşikârdır.

Doğan Bekin - Milli Gazete

Bu haber toplam 1478 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri