Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Suriye-Rusya-İsrail ortaklıklı katliam!

15.05.2013 01:03
Reyhanlı saldırısını Haber10'a değerlendiren Savunma Sanayi Uzmanı Yakup Evirgen, "Suriye, İsrail ve taşeron bir örgütün ortak yapımı olan operasyondur. Hiç öyle ‘İsrail ile Suriye arasında gerilim var’ söylemlerine kulak asmayın. Rusya da gözden kaçırılm

HÜLYA ÖZKAN /HABER10

Türk-Kürt çatışmasından aradıklarını bulamayan yapıların yeni hedefi mezhep çatışması… Çözüm Sürecine odaklanmış olan Türkiye’nin enerjisini tüketmek için sürekli sinsi planlar yazan ve taşeronlara havale eden ülkeler yine hareketlendi. Bu hareketliliği ve Reyhanlı’daki son saldırıyı konuştuğumuz Stratejist Yakup Evirgen Haber10’a önemli değerlendirmelerde bulundu.

-Reyhanlı saldırısını nasıl değerlendiriyorsunuz? Saldırıyı nasıl okumamız gerekiyor?

Reyhanlı saldırısında incelenmesi gereken üç konu var. Bir tanesi zamanlama olarak manidar, ikincisi yöntem olarak manidar ve incelenmesi gereken üçüncü husus ise yer ve mekân olarak da dikkat çekici.

Meseleye zamanla olarak bakıldığında Sayın Başbakan'ın Amerika ziyaretinin hemen öncesine rastlıyor. Bu konu çok fazla dile getiriliyor ancak önemini şuradan alıyor. Amerika Birleşik Devlet'lerindeki gündeminde Suriye'nin olmaması düşünülemez. Dolayısıyla Suriye'deki iç çatışmanın geldiği nokta ve bu çatışmalar nedeniyle Rusya ve Amerika arasındaki çözüme dönük mutabakata yakın bir anlaşmanın zemininin yakalanmış olması ve bu çerçevede Türkiye'nin de ikna edilmeye çalışıldığı bir dönem... ABD'deki en önemli gündem maddesi de Suriye olacağına göre Türkiye'nin bu noktada kendi tezlerini taraflara-öncelikle de ABD'ye- kabul ettirme çabası yoğun olacak. Bu çerçevede hemen öncesinde böyle bir hadisenin meydana gelmesi bu açıdan manidar…

DİRENCİ KIRMAK İSTİYORLAR

-Bir tür ikna çabası mı?

Evet. Türkiye'nin bu anlamda dünyada etkin ülkeleri yani Rusya ve ABD'ye kendi tezini başlangıçta Esed'in Suriye ile ilgili olan ilişkiler bağlamında ortak kabine toplantıları yapmaya kadar gelinen bir süreç yaşanmıştı ilişkilerin iyi olduğu dönemde. O dönemde Türkiye ABD'nin Suriye'ye askeri müdahalesini bir kaç defa kapıdan döndürmüştü. Şimdi benzer şekilde bir ikna etme süreci yaşıyor. Bu noktada ciddi olarak Türkiye'nin direncini kırmak istiyorlar. Türkiye'nin de kendi aralarında yaptıkları anlaşmaya uygun şekilde hareket etmesini sağlamaya yönelik bir çaba olarak değerlendiriyorum.

YÖNTEM ELE VERİYOR

-Saldırıda kullanılan yöntem sizce kimi işaret ediyor?

Çok ciddi bir can ve mal kaybı söz konusu. Kullanılan yöntem klasik bir THKP-C gibi PKK gibi terör örgütlerinin yöntemi değil. Bu net olarak ortaya çıktı. Bu örgütler sadece maşa. Dolayısıyla burada kullanılan taşeron örgütün sadece kendi inisiyatifi ve kendi hedefleri doğrultusunda hazırlanmadığı çok açık. Yani burada kullanılan taşeron örgüt ya da örgütlerin kendi inisiyatiflerinden çok kendilerini yönlendirenler tarafından gerçekleştirilen bir eylemdir. Burada önemli olan gerek Türkiye içerisinde gerekse Türkiye dışındaki bir taşeron örgütü meselesi değil; Türkiye'ye yönelik dışarıdan yönlendirilmiş ve desteklenmiş olmasıdır. Hatta eyleme dönük patlayıcı desteğinden tutun ulaşım, lojistik pek çok konuda taşeron örgüte destek sağlanmış olması kuvvetle muhtemeldir.

RUSYA'NIN ELİNDE KALAN YEGÂNE ÜLKE

-Saldırı yeri olarak Reyhanlı'nın seçilmiş olması ne ifade ediyor?

Yer ve mekân olarak Reyhanlı'nın seçilmiş olması hepsinde daha dikkat çekici… Çünkü Hatay, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan itibaren Suriye ile aramızdaki sorun alanlarından birisini teşkil etmektedir. Ve bölge halkının heterojen yapısı nedeniyle önemlidir.

Olayın perde arkası ile ilgili olarak esas söylenecek şey şudur; Suriye Rusya ilişkilerinin arka planına bakmak lazım. Yani Rusya'nın sıcak denizler politikasının bir parçası olan, özellikle Ak Deniz ile ilgili hedefleri içerisinde kaybettiği yerlerden arda kalan yegane ülke Suriye'dir. Libya ve Mısır'ın kaybından sonra. Rusya'nın burada Suriye ile olan tarihi askeri ve ekonomik işbirliğini göz ardı etmemek lazım. Yani 80'den bu yana bir askeri desteği söz konusu.

Bugün Suriye'nin üst düzey subaylarının eğitimlerini Moskova'dan aldıklarını biliyoruz. Ve teknik pek çok birimlerin de Rus teknisyenlerce idare edildiğini biliyoruz. Rusya ve Suriye ilişkilerini bu bağlamda göz ardı etmemek gerekiyor. Hatta Rusya ve Suriye arasında 20 bini resmi olmak üzere bir çok evliliğin olduğu da biliniyor.

MESELE İSRAİL'DEN BAĞIMSIZ DEĞİL

-Saldırıda İsrail'in rolü olduğu da öne sürülüyor…

Meselenin önemli bir etken boyutu ise İsrail'dir. Çünkü Ortadoğu'daki gelişmeleri İsrail'den bağımsız düşünmek doğru değildir. İsrail bölgedeki küçük bir devletin adı değildir. İsrail bugüne kadar bölgede yaşanan sorunların varlık nedeni olarak ortaya çıkmış bir devlettir. Bu bağlamda İsrail'in güvenlik politikalarının başında bölgedeki ülkelerin birbiri ile olan anlaşmazlıklarını varlığıdır. Birbirleri ile kriz sahaların olmasını çok önemserler. Ve bunun için de gerekli her türlü çabayı gösterirler.

SURİYE-İSRAİL ORTAK YAPIMI BİR OPERASYON!

Yani özetle İsrail'in dış politikasının bölge ülkelerinin birbirleri ile çatışma halinde olmasını gerektirir. Suriye ile son dönemde danışıklı bir dövüş içerisinde olduğunu söylemek de bu bağlamda mümkündür. Reyhanlı saldırısındaki aktörler arasında İsrail'in de olması muhtemeldir.

Ortadoğu'da gücüne güç katan ve kendini Batı'ya kabul ettirmiş olan Türkiye'nin bu bağlamdaki gelişmesini engellemeye dönük bir hareket olarak değerlendirmek de mümkündür. Mossad'ın geçmişten bu yana devam eden çalışmaları göz önüne alındığında bu çalışmalarına Suriye'yi de dahil ederek çatışmanın bölgeye biraz daha yayılmasını arzu ettikleri ortadadır. Bu çabalar dikkate alındığında Mossad'ın bu taşeron örgütlerle ilişkisinin olduğunu göz ardı etmemek lazım. Kısacası bu saldırı bir Suriye- İsrail ve taşeron bir örgütün ortak yapımı olan bir operasyondu denebilir.

TÜRKİYE'NİN BÖYLE BİR GİZLİ AJANDASI OLMADI

-Saldırıyı muhaliflerin gerçekleştirdiğine yönelik söylentiler var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Rejimin güçleri ile savaşa girmiş olan muhaliflerin kendilerine uluslararası arenada destek aramaları ve bu yönde kendilerini başarıya taşıyacak Türkiye gibi kendisine kucak açmış ve destekleyen bir ülkenin askeri desteğine ihtiyaçları vardır. Ancak Türkiye Suriye ile ilgili politikasında asla böyle bir gizli ajandası olmadı. Yani uluslararası kamuoyuna açık bir şekilde önce Esed'in ikna çabalarının olduğu bir dönem yaşandı. Daha sonra diplomatik kriz safhaları yaşandı. Şimdi ise askeri kriz safhasına doğru gelişiyor olaylar. Ve Özgür Suriye ordusuyla olan ilişkilerinde de Türkiye gayet net hareket ortaya koydu. Yani bir askeri müdahalede asla olmayacağını ifade etti. Şimdi böyle bir provokasyonu Türkiye'nin Suriye'ye askeri müdahalesini sağlayacak şekilde Suriye muhalefetinin meydana getirdiğini akla getirenler olabilir. Ancak bu Türkiye'ni Suriye muhalefetiyle ilişkilerinde net olarak ortaya koyduğu bir politikadır. Zaman zaman Türkiye'ye yönelik sınır ihlalleri olsun bazı havan top atışları olsun geçmişte yaşananlar Türkiye'nin bu krizin en başından beri açıkladığı kararına bağlı kaldığını görüyoruz. Yoksa eğer bunu yapacak olsaydı bugüne kadar yeterli gerekçeler oluşmuştu bu anlamda.

-Yeni bir Sivas, Maraş, Çorum hazırlığı diyebilir miyiz?

Bu tabi ki Türkiye'de her önemli siyasi hareketin hazırlık aşamasında karşılaştığımız bu tür provokasyonları hatırlıyoruz. Türkiye ne zaman bu meseleleri konuşarak çözmek için önemli bir çaba arifesindeyse bu tür büyük provokasyonlara maruz bırakılmıştır. Buradaki terörist eyleminde Türkiye'nin bölgedeki yükselen etkin gücünün önüne geçmek isteyen çevrelerce planlandığı, uygulandığı ve desteklendiği kanaatindeyim.

TÜRKİYE AMAÇLARINA ULAŞACAK

-Bundan sonraki süreçte Türkiye'yi ne bekliyor?

Türkiye şu anda öyle enteresan bir süreçten geçiyor ki pek çok konu bıçak sırtında ilerliyor. Çok dikkatli ve çok sağduyulu en önemlisi de alternatif hareket tarzlarının geliştirmiş bir biçimde bu süreci yönetmek durumundadır. Türkiye bu süreci eğer doğru şekilde götürürse başlangıçta öngördüğü amaçlarına ulaşacaktır. Bu amaçlarına ulaşması sadece Türkiye'nin değil bölge ülkelerinin de lehine olacaktır. Eğer bu süreçte Türkiye tökezletilir ise ortaya çıkacak muhtemel etkilere karşı biden çok plan hazırlanmamış ise hangilerini ne zaman yürürlüğe koyacağınızı bilmiyor iseniz sadece Türkiye değil, bölge halkları sıkıntıları artarak yaşamaya devam edeceklerdir. Türkiye bu süreci başarıyla yönetmek mecburiyetinde. Olursa olur, olmazsa olmaz gibi bir şansı yok.

TÜRKİYE’NİN BÜYÜKLÜĞÜ PEKİŞECEK

-Saldırının Türkiye'nin Ortadoğu'daki liderliğine nasıl bir etkisi olacak?

Meyve veren ağaç taşlanır ya da bu tür eylemler bir liderlik iddiası olmayan ülkeye yapılmaz. Tabi ki lider olan ülkeye yapılan bu müdahaleler doğru yönetildiği müddetçe lider ülkeye kazanç sağlar. Yani büyük liderler büyük badirelerden sonra ortaya çıkmıştır. Her şeyin normal işlediği rutin olduğu bir yerde siz büyüklükten liderlikten söz edemezsiniz. Sürecin doğru yönetilmesi halinde bu olay Türkiye'nin büyüklüğünü pekiştiren bir olaydır.

Haber 10

Bu haber toplam 3852 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri