Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

'Süt Bankası Projesi' uygulanamaz, çünkü...

28.02.2013 00:50
Sağlık Bakanlığı'nın 'Anne Sütü Bankası' Projesi dini açıdan sakıncalı bulundu. Diyanet, yasak evlilikler konusuna dikkat çekerken yazar Mehmet Ali Bulut, projeyi uygulanamaz bulduğunu açıkladı.

 

Sağlık Bakanlığı'nın 'Anne Sütü Bankası' Projesi dini açıdan sakıncalı bulundu. Diyanet, yasak evlilikler konusuna dikkat çekerken yazar Mehmet Ali Bulut, projeyi uygulanamaz bulduğunu açıkladı. 

Diyanet, konuyla ilgili fetvada Nisa Suresi 23. ayetini ve Peygamber Efendimiz’in (sas) “Nesep yönüyle birbirlerine haram olanlar, süt emme yolu ile de haram olurlar.” hadis-i şerifine dikkat çekti. Mecmeu’l-Fıkhi’l-İslami ve Kuveyt Fetva Heyeti’nin 1985 yılında süt bankası kurulmasının caiz olmadığı yönündeki kararını da hatırlattı. Kurul, bu hükmün süt akrabalığı konusunda hassasiyet gözetilmeyip, yapılacak yasak evlilikler endişesiyle ilgili olduğunu belirtti.

Bebek ölümlerinin azaltılması ve sağlıklı bebek gelişimi için planlanan anne sütü bankası projesi tartışılmaya devam ediyor. Zaman, ilahiyatçıların ‘haram olan sütkardeş evliliği’ çekincesini manşetten duyurmuştu. Sağlık Bakanlığı ise bu çekinceleri gidermek için Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’ndan fetva aldı. Buna göre ilgili fetvada Nisa Suresi 23. ayet ve Peygamber Efendimiz’in (sas) “Nesep yönüyle birbirlerine haram olanlar, süt emme yolu ile de haram olurlar.” hadis-i şerifi hatırlatıldı. Prensip olarak sütanneliğinin bir sakıncası olmadığını belirten Din İşleri Yüksek Kurulu, evlilik yasağının ihlal edilmemesi için tedbirler alınması gerektiğini kaydetti. Buna göre, bir kadından alınan sütün yalnızca kız ya da erkek çocuklara verilmesi, evliliğe engel teşkil eden süt akrabalığı dairesinin genişlememesi için sütlerin birbirine karıştırılmaması ve bu işin ticarete dökülmemesi gerektiği belirtiliyor. Süt veren anne ve bebeğin kimliklerinin yasal düzenleme ile kayıt altına alınması gerektiğine dikkat çeken kurulun talebi Sağlık Bakanlığı’nca da olumlu karşılandı. Konuyla ilgili konuşan Bakan Mehmet Müezzinoğlu, “Kamuoyundan gelen bütün tereddütleri de değerlendirerek, tedbir kısmını güçlendirmeyi ve tereddüt kalmayacak noktaya taşımayı hedefliyoruz. Yani şartlar arasında rıza ve sütün tıbbi anlamda sağlıklı oluşu, annenin yalnız bir süt çocuğunun olması, cinsler arasında fark olmaması yer alıyor. Sütkardeşliği, nüfus kütüklerine işlenmeli ve nüfus kütüğünde her iki tarafın kardeşleri bilgi altında olmalı. Her 5 yıllık periyotlarla, en az 5 defa yani 25 yaşına kadar çocuklara kardeşleriyle ilgili bilgi notu kurum tarafından verilmeli. Diyanet’ten görüş aldık. Yahudi ve Hıristiyan cemaatlerden de konuya ilişkin görüş talep ettik.” diyor.

“SÜT BANKASINI CAİZ BULMUYORUM”

İslam Hukukçusu Prof. Dr. Faruk Beşer, Süt Bankası kurulmasını doğru bulmadığını söylüyor. Bu uygulamayı caiz bulmadığını ifade eden Beşer şöyle diyor: “Teorik olarak baktığımızda süt bankası kurulması güzel bir şey. Ancak bunun önemli mahzurları var. Her şeyden önce insanı bir meta olarak gören anlayışı doğru bulmuyorum. Süt bankası yerine sütannesi formülü devreye sokulabilir. Çünkü süt bankası çok karışık bir uygulama. Burada yasak evlilik riski var. Bir hata sonucu birisi sütkardeşiyle evlenebilir. Ayrıca bugün ‘süt kimlik kartı’ uygulamasıyla bu tür endişelerin önüne geçilse bile yarın bir başkası bu uygulamaya gerek görmeyebilir.”

 

BU PROJE UYGULANAMAZ!

Efendim malum, geçtiğimiz günlerde Sayın Başbakan, haklı olarak çocuk mamalarından şikâyetçi oldu. Çocuk maması -ki çoğu mutasyona sebep olacak maddeler de içermektedir- maalesef, tıpkı ilaç ve gıda sanayii gibi, insanlığın urukunu kesmeyi amaçlamış Şeytana hizmet etmeyi gaye edinmiş örgütlerin kontrolü altında…

Bu örgütler aynı zamanda medyayı ve iletişim araçlarını da ellerinden bulunduruyorlar. Maalesef istedikleri şeyi istedikleri zaman insanlığa yutturabiliyorlar.

Esasında bu oyunların altında, dinleri ile irtibatları kesilmiş, -farkında olarak olmayarak- Şeytan tarafından ele geçirilmiş ve çoğu köken itibarıyla Yahudi olan 12 Siyonist aile var.  Bunların temel amacı, muharref Tevrat'ta geçen "Dünya Krallığı"dır.

Yıllarca bu krallığın nesnel bir üstünlükle/çoğunlukla gerçekleşeceğini sandıkları için baştaHıristiyan ümmeti olmak üzere insanlığın doğurganlığını yok etmeyi palanladırlar. Nitekim bugün Batıda toplumlarında doğurganlık, durma noktasına gelmiştir. Bundan 70 yıl önce, Dünya Sağlık Örgütü, bir erkeğin gerçek doğurganlık kabiliyetini, santimetre küpte 150 milyon sperm bulunmasıyla tanımlıyordu, şimdilerde 15 milyonla. Bugün santimetre küpte değil 150 milyon sperm, 50 milyon sperm taşıyan erkek bulmak imkânsız gibidir.

Maalesef bu, uzun süren planlı bir çabanın neticesidir. Şeytan'ın, insan hakkındaki zannını isbat ettiğinin en zağlamkanıtıdır ki, gıda, hayat ve giyecekler üzerinde sürdürülen planlı, şeytani çabalarla bu durum sağlanmıştır.

Bugün Türkiye gibi nispeten geri kaldığı için korunabilmiş ülkelerde bile her 100 çiftten 35-40'ı, doğal yoldan çocuk sahibi olamıyor. Tıbbi desteğe ihtiyaç duyuyor.

Tabii ki bunun sayısız nedenleri vardır ama en baş halka, gıdadır. Çünkü insan bedeni, en iyi gıda ile işgal edilebilmektedir. Bugün yediklerimiz içtiklerimiz adeta birer Truva atına döndürülmüştür.  Biz karnımızı doyurduğumuzu sanırken, esasında, akıbetimizi hazırlayan, işgalci kuvvetleri içimize attığımızın farkında bile değiliz… Çocuk mamaları, maalesef bu yıkıcı yöntemin en masumu, fakat en dehşetlisidir.  Doğal yöntemlerle hamile kalmayı önlemenin en kestirme yolu, çocuk safhasında müdahale etmektir, insan en iyi çocukluk dönemindeki müdahalelerle kısırlaştırılabiliyor.

Nitekim 2050 yılına vardığımızda, insanların doğal yoldan çocuk sahibi olabilme kabiliyet yüzde 95 oranında kaybedilmiş olacak. İstatistikler de bunu gösteriyor.  

Çocuk mamaları, kısırlaştırma dahil, hem tüm hastalıklara açık bir bünye oluşturuyor, hem de insanı mutasyona götürecek hareketin ilk zincirini, ilk halkasını başlatıyor…  Yaradılışın nasıl bozulacağını Kuran bize hem de Kadın Suresinde  (118-119) ayetlerinde izah ediyor. Anne sütünün yerine yıllarca mamalar konulmak istendi. Doktorlar, nerede ise anneyi sütten kestirerek mamaya yönlendirdiler. Ve böylece, insanlar her türlü hastalığa açık hale getirildi.

Sayın Başbakan, sağlık konularındaki hassasiyetiyle bilinmektedir. Daha önce de Domuz Gdibi Aşısı konusunda son derece vatanperver bir tutum takınmış ve ben aşı olmayacağım diyerek, büyük bir şeytani operasyonun ününü tıkamıştı. Şimdi de mamalara karşı o duruşu sergiliyor.

Bu fevkalade yerinde hareketin ve çıkışın neticesi, süt bankası olmamalıydı.

İnanın Sayın Başbakanımızın mamalar konusundaki itirazı ve buna tedbir aranmasını istemesi ne kadar önemli ve Rahmani idi ise, Sağlık Bakanlığı'nın, tedbir olarak önerdiği ‘Süt Bankası' da bu kadar tehlikeli ve şeytanidir.

Ben de biliyorum Sayın Müezzinoğlu'nun samimi bir Müslüman olduğunu ve bu tür tuzaklara düşmeyeceğini!  Ama kim ona o aklı vermişse -ki eminim sağlam kayıt utarız demişlerdir, o da buna inanmıştır- onu Rabbin huzurunda da tehlikeli bir konuma düşürmüştür.

Hadi diyelim, Sağlık Bakanlığı, Laik bir devletin bir kurumu olduğu için karma insan sütü kullandırmayı önemsemiyor.  Peki, bizim din adamlarımıza ve Diyanet'e ne oluyor ki, harsı ve nesli bozacak, kardeş evliliklerine zemin hazırlayacak böyle bir uygulamaya karşı çıkmıyorlar. Yürekli bir şekilde meydana çıkıp "açık bir ifade ile bu, neslin selameti açısından tehlikelidir, yasaktır, Allah'ın yasakladığı meyveyi yemeye teşviktir" diyemiyorlar.

Yok, efendim sıkı bir takip yapılırsa mahzuru yokmuş. Türkiye'de neyin takibi sıkı yapılabiliyor ki anne sütü gibi kullanımı son derece tehlikeli bir gıdayı kullanmadı böyle bir risk üstlenilebiliyor. Siz daha MERNİS projesini hayata geçiremediniz. 70 milyonluk nüfus, o program sayesinde -tabii sadece yazılım hataları nedeniyle- bir milyar çıkıyor…  Mesela Mehmet Ali Bulut'u yazmayı deneyelim. M. Ali Bulut, M Ali Bulut, mim Ali bulut. Mehmet Ali Bulut, m ali bulut, Bu isemleri googel'de taratın. Her seferinde başka başka şeyler getirdiğine siz de şahit olacaksınız. "M" den sonra nokta kullanıp kullanmamanıza göre bile sıkıntı çıkıyor. Neye güvenip de sıkı takip ederiz diyebiliyorlar.

Cenab-ı hak sizin aklınızı yaratandır. O bilmilor muydu bunu. Açık açık süt kardeşlerinin evliliğine yasak getiriyor…. Bunlar nasıl Müslüman, bunlar nasıl ulema?

Siz Allah'a savaş mı açıyorsunuz. Cenab-ı Hak, aynı sütten emmiş çocukların asla birbiri ile evlenemeyeceğin ısrarla kullarına bildirirken, siz nasıl böyle bir şeye cüret edebiliyorsunuz?

Elbette sütanneliği vardı ve olabilir. Ama o bilinir ve takip edilirdi. Tanışlar arasında ve birkaç çocuğu geçmezdi… Taraflar da birbirinin sütkardeşi olduklarını bilirlerdi. Ona göre davranırlardı.

Ama düşünün ki bir yığın anneden süt alınacak, sonra o sütler bir yerlerde bir araya getirilecek, sonra da güya ihtiyaç sahiplerine verilecek…

Fesubhünalle! Bu it eniği değil ki öyle de beslense böyle de beslense zararı yok diyesiniz. Kaldı ki orda dahi kurallar var.

Yazık ki birileri, Sayın Başbakanımızın gözüne girmek için Rabbin gözünden düşmeyi bile göze alabiliyor.

Bu nasıl bir cüret böyle ya Rabbi!

Bu haber toplam 3554 defa okunmuştur
süt kardeşliği
Levent LEKESİZ
Yüreğine sağlık, kalemine sağlık. Bu nasıl devlet büyüklüğü ki böyle önemli, riskli bir konuyu denemek istiyor. Sağlık bakanı başka yapacak hizmet mi bulamadı. Yazıklar olsun,
28 Şubat 2013 Perşembe 09:02
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri