Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Tehlikenin Farkında mısınız?

21.09.2011 09:36
BDP'nin kapatılması için tüm şartlar oluştu. Kapatma hak olsa da, bir mağduriyet psikolojisi oluşturur ki, bekledikleri de bu. Ya işledikleri vahim suçları ne yapacağız?

Masum binlerce kişiyi öldüren ve öldürmeye devam eden...

AB ve ABD'nin terörist listesinde olan...

Aklı başında tüm dünya devletlerinin terörist saydığı bir terör örgütüne karşı kendi yaptığınız kanunları işlet(e)mezseniz, kendi kurduğunuz demokratik hukuk sistemini inkâr etmiş, komik duruma düşmüş olursunuz.

***

Ölen de öldüren de bizim çocuğumuz mu gerçekten?

MİT raporuna göre Kandil'deki 3800 PKK'lının 1500'ü Suriyeli. Bu rakama İran, Irak ve başka ülke uyruklular dâhil değil.

Gültekin Avcı/ Bugün

Tehlikenin Farkında mısınız?

Son gelişmeler bu ülkede terör sorunuyla Kürt sorununun birbirinden tamamen farklı olduğunu gösterdi.

Kürt sorununu üreten devletti.

Terör sorununu üretense PKK ve BDP.


Kürt sorununda mağdur ve mazlum BDP ve PKK'lılar da dâhil Kürt halkıydı.

Terör sorununda mağdur ve mazlum ise BDP-PKK ekseni dışındaki tüm millettir.


Yani Türkiye'nin %94'ü.

PKK'nın varlığını ve etkisini ispatlama dönemini teşkil eden 1984-1999 yılları arası, hedef mağdur kitlesini milletin %100'ü oluşturuyordu.

Kürt sorunu demokratik, siyasal ve sosyolojik açılımlar, terör sorunuysa kararlı bir hukuki duruş ve rasyonel silahlı mücadele yöntemleri gerektiriyor.

Kürt sorunu cumhuriyetin kurucu ideolojisiyle, terör sorunuysa PKK'nın örgütsel ideolojisiyle başlıyor.

Biri mazlumların çığlığı, diğeri şeytanların.

Kürt sorunu demokrasiyi, terör sorunu ise insanlığı katlediyor.

Türk ulusalcılığı Kürt sorununu doğurdu, Kürt sorunu da Kürt ulusalcılığını ve PKK'yı.


KCK'dan "siyasi ve askeri tüm hatlarla saldırı" emrini alınca, Selahattin Demirtaş ve avanesi hukuku açıkça askıya aldı.

Parti kapatmaların her zaman karşısında olmuşumdur.

Lakin BDP'nin kapatılması için tüm şartlar üst seviyede oluştu.

Peki, kapatılsın mı?

Kapatma kararı, kanunu şeklen ifa etmekten başka hiçbir mana taşımıyor.

Kapatma hukuken hak olsa da, siyaseten beyhude bir mağduriyet psikolojisi oluşturur ki, bekledikleri de bu.

Hal böyle ama ya işledikleri vahim suçları ne yapacağız?

PKK operasyonlarını "Kürt halkına karşı savaş" olarak gören ve pompalayan Demirtaş ve ekibi, Öcalan'a da her defasında "Kürt halk önderi" diyerek kendilerini fütursuzca PKK'yla özdeşleştirmekten çekinmediler.

Kürtler'i iç savaşa davet edip, açıkça silahlı isyana teşvik ettiler.


10.000 kişi karşısında söylenen şu sözlerin izahını yapmak mümkün değil;

"Bu devlet karşısında diz çöken de namerttir. Bizim ve halkımızın ne gücü varsa topyekûn yapılan saldırıya karşı direneceğiz. Fedai ruhuyla çalışacağız"

Ya şu aleni çağrı?

"Gençler, gözaltına alınan bir arkadaşının yerini on gençle doldurmalıdır!"

Selahattin Demirtaş ve ekibi, 18 Eylül'de Cizre'de yaptığı konuşmada; silahlı terör örgütü yöneticiliği, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne karşı silahlı isyana tahrik (TCK. 313) suçlarını işlemiş durumda.


Bunda hiçbir tereddüt yok.

Dahası PKK teröristlerinin cezalandırıldığı madde olan 302. maddedeki "Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak" suçundan da soruşturulmaları farz oldu.

Şu an KCK davasında tutuklu bulunan BDP'li vekillerin işlediği iddia olunan suçların vasfı, Selahattin Demirtaş, Aysel Tuğluk ve Hasip Kaplan'ın işlediği suçlardan daha hafif seviyededir.

Demirtaş, Tuğluk ve Kaplan'ın işlediği suçlar yanında Hatip Dicle'nin suçunun esamesi okunmaz.

Hatip Dicle tutukluysa, bu üçünün dışarıda gezmesi mümkün değil.


"Hepsini tutuklayınca sorun çözülüyor mu, işin sosyolojik ve siyasal gerçekliği var" diyenlere cevabım şudur:

Masum binlerce kişiyi öldüren ve öldürmeye devam eden...

AB ve ABD'nin terörist listesinde olan...

Aklı başında tüm dünya devletlerinin terörist saydığı bir terör örgütüne karşı kendi yaptığınız kanunları işlet(e)mezseniz, kendi kurduğunuz demokratik hukuk sistemini inkâr etmiş, komik duruma düşmüş olursunuz.


Aynı suçu işleyen diğer terör örgütlerine pervasızca cezayı basacaksınız.

Ama Kürtler'in dörtte biri oranında bir halk tabanı var diye en kanlı terör örgütüne siyasal ve sosyolojik gerekçeler bulacaksınız.


Tehlikenin farkında mısınız, devlet ve hukuk ciddiyetiniz kaybolmaya başladı.

Ölen de öldüren de bizim çocuğumuz mu gerçekten?


MİT raporuna göre Kandil'deki 3800 PKK'lının 1500'ü Suriyeli. Bu rakama İran, Irak ve başka ülke uyruklular dâhil değil.

Hukuk devletinin teminatı dediğiniz ciltler dolusu kanunları seyretmek için mi yapıyoruz?


"Bunlar tutuklanırsa mağduriyet psikolojisi oluşmayacak mı" diyebilirsiniz.

Son sözüm şudur:

Her defasında "mağduriyet psikolojisi" hesabı yaparsak, güvenlik ve hukuk hesabını ne yapacağız?

Ne zaman yaşayacaksınız?

İnsanlığı ne zaman yaşatacaksınız? 

Bu haber toplam 1190 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri