'Tek Kelimelik Sözlük'ün sırrı nedir?

'Tek Kelimelik Sözlük'ün sırrı nedir?

Yazar Ural, 'Bir kelime olmasaydı, hiçbir kelime olmayacaktı.' diyerek Allah (cc)'nün Hz. Adem'e kelimeleri öğrettiği andan başlayarak kelimelerin gerçek anlamını yazdı

Dursun Kabaktepe'nin röportajı

Yazar Ali Ural: Bütün sözlükler tek kelimedir

Yazar ve şair Ali Ural, ‘Bir kelime olmasaydı, hiçbir kelime olmayacaktı. Bir kelimeyi anlayabilsek, bütün kelimeleri anlayabilecektik.’ diyerek çıktığı yolda insanlığın ihtiyacı olan ‘Tek Kelimelik Sözlük’ü yazdı. Denemesine, ‘Her şey vardı, hiçbir şeyin adı yoktu. Kelimelerini arıyordu kâinat, sesini.’ cümlesiyle başlayan Yazar Ural, bizi insanlık tarihinin başlangıcına götürerek Allah (c.c.)’nün ilk insan ve peygamberimiz olan Hz. Âdem’e kelimeleri nasıl öğrettiğini hatırlatıyor: ‘’Kaplasın melekler semayı, beşeri emsin toprak, Âdem’den başka insan kalmasın. Ve isimleri öğretsin Allah ona: Hava, su, ateş, toprak ve ne varsa içlerinde. Mushaf çıkarılsın mahfazasından. Melekleri kıskandıran kelimeleriyle insan: ‘’Âdem’e isimlerin tümünü öğretti, sonra onları meleklere sunup: ‘Haydi, doğru iseniz onların isimlerini bana söyleyin.’ dedi. Dediler ki: ‘Sen yücesin (ya Rab); bizim senin bize öğrettiğinden başka bir bilgimiz yoktur. Şüphesiz sen bilensin, hâkimsin. (Her şeyin içyüzünü bilen, her şeyi yerli yerince yapansın). (Bakara, 31–32) ‘’ Ali Ural, ad, adalet, aşk, cömertlik, gıybet, güzellik, hayal, imtihan, kibir, lanet, makam, para, sır, tövbe, uyku, yalan, zafer vb. gibi elli kelimeyi tek bir kelime ışında okuyucusuna anlatarak bizi düşünmeye davet ediyor: ‘’Her şeyin adı var şimdi fakat hiçbir şey yok ortada. Olmadığımız kişi olduğumuzu söylüyor herkes. Biz o kelimeler miyiz?’’ Bizde Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi Başkanı ve Zaman gazetesi köşe yazarı Ali Ural’la Şule Yayınları'ndan çıkan‘Tek Kelimelik Sözlük’ isimli deneme kitabını, neleri anlatmayı amaçladığını, Mevlana ile ilgili kitap düşüncesini ve yazar olmak isteyenlerin neler yapması gerektiğini konuştuk.

BÜTÜN SÖZLÜKLER TEK KELİMELİDİR

Neden Tek Kelimelik Sözlük?
Bir bütün sayıların kalbidir. Biri anlayan bütün sayıları anlar. Bütün kapıları aynı anahtar açıyorsa binlerce anahtar suya düşmüştür. Bütün pencereler aynı göğe açılıyorsa binlerce pencere göğe çıkmıştır. Bütün kelimelerin yolu tek bir kelimeyle kesişiyorsa, bütün sözlükler tek kelimelidir.

Bu kitap nasıl okunmalı?
Bu kitap okunmamalı, bu kitap düşünülmeli. Okuma, düşünmeyle yan yana yürümüyorsa okuma! Dingin zamanlarda okunmalı Tek Kelimelik Sözlük, uyumadan önce değil. Okumaktan amaç uyanmaktır, uyumak değil. Kurgu dikkatle takip edilmeli. Çağrışımlar dikkatle izlenmeli. Bir metnin şiir, hikâye ve deneme arasında nasıl bir saat sarkacı gibi gidip geldiği fark edilmeli. Bu kitabı okurken aynı sayfayı birden fazla okurken bulursanız kendinizi, işler yolunda demektir.

'Her şey vardı ve hiçbir şeyin adı yoktu" diyerek başlayıp kelimelerini arayan kâinatı anlattınız. Sonunda da ‘Her şeyin adı var şimdi fakat hiçbir şey yok ortada.’ diyerek kaybettiğimiz değerleri sorguluyorsunuz. Bunu açıklar mısınız?
Kelimeler bağıştır. Allah’ın Âdem’e bağışı. Kelimeler rütbesidir insanın, ilâhidir çünkü. Fakat insan her şeyin adını bilse de hiçbir şeyi çağıramıyor. Çağırılamayan her şey varla yok arasında. Eşyanın hakikati bilinmeden kullanılan her kelime rütbesini söküyor insanın. Yücelecekken alçalıyor. Güç kazanacakken acze düşüyor.

DERDİM; İNSAN RUHUNA NÜFUS ETMEK
A’dan Z’ye kadar, ad ile başlayıp, aşk, cömertlik, dua, gıybet, imtihan, korku, kibir, para, tevazu, tövbe, zafer vb. gibi kelimeleri anlatarak insanın içinde bulunduğu ruh hallerini tek bir kelimeyi esas alarak yazdınız. Bu ruh halleri nasıl anlaşılmalı?
Her kelime bir mihenk taşı insan hallerimizi sınayan. O kelimeye gerçek anlamda muhatap olabilsek gerçek değerimiz de ortaya çıkacak. Tek Kelimelik Sözlük’ün bütün kelimeleri o bir kelimenin aşkına arınmaya çağırıyor bizi. Tövbenin ne kadar tövbe zaferin ne kadar zafer olduğu bu arınmadan sonra belli olacak.

Kelimelerin etimolojik anlamlarını anlatırken Kur’an’dan ayetler, hadisler, İslam kültüründen örnekler ve dünya edebiyatının önemli isimlerinden alıntılar yaparak kurgulamışsınız. Bu yazın üslubu ile neyi amaçladınız?
Derdim şu kelimenin kökü şuradan geliyor, demek değil. Birinin ak dediğine diğeri kara dese de kök bilgileri etimoloji sözlüklerinde var zaten. Benim derdim çağrışımların yardımıyla insan ruhuna nüfuz etmeye çalışmak. Kelimelerin insani olanla temas ettiğinde insani, ilâhi olanla temas ettiğinde ilâhi olduğunu gördüğümde, suyun neden içine konulduğu kabın rengini aldığını daha iyi anladım. Yani kaynağı kadar kaynadığı yer de önemli kelimelerin. Edebiyatçılarla kelimelerin ilişkisi de ayrı bir macera. Tekmili birden Tek Kelimelik Sözlük’te.

KENDİMİ HESABA ÇEKMEYE ÇALIŞIYORUM
Denemelerinizde okurun önüne bir terazi koyup kendilerini tartma imkânı mı sunmak istediniz?
Kimseyi tartmaya niyetim yok. Birkaç bozukluğa talip değilim. Ben kendimi hesaba çekmeye çalışıyorum. Yazdıklarımda kendini bulacak, sorgulayacak insanlar. Çünkü “ben” demek insan demektir. Montaigne de kendini yazdı. Fakat herkes kendini buldu o metinlerde. Terazinin iki kefesi var. Ağırlığı olmayan tartamaz. Deneme türünün sırrı budur.

Sözlük çalışması teknik bir çağrışıma sahip değil mi? Bir şairle yan yana düşünüldüğünde Ali Ural'ı böyle bir çalışmaya sevk eden ne oldu?
Sözlük kadar şaire yakışan bir kitap yoktur. Zira sözlükler cephaneliğidir şairlerin. Başka insanlar raflarında bekletirken, şairler haşır neşirdir sözlüklerle. Onlar sözlüğü ihtiyaç halinde kullanmazlar, bizzat sözlüğe ihtiyaç duyarlar. Şimdi benim kitabımın adı sözlük olsa da sözlükten farklı bir işlevi var. Edebiyatın gücünü sözcüklerin diriltilmesi için seferber ediyor. Böylece borcunu ödemeye çalışıyor kelimelere. Her şairin kelimelere borcu vardır.

Bir senedir kelimelerin kökenleri ve farklı anlamlarıyla yoğun bir şekilde uğraşıyorsunuz. Kelimelere baktığınız bu bakış açısıyla hayata ve insanlara da bakmayı öğrendiniz mi? Tek kelimelik sözlük sizi nereye götürdü?
Kelimeler beni Tek Kelimelik Sözlük’e götürmüştü. Tek Kelimelik Sözlük de beni tekrar kelimelere götürüyor. İkinci cilt için çalışmalara başladım. Yeni kelimelerle vakit geçiriyorum. Bakış açıma nasıl mı yansıyor. Gözlerimin rengini değiştirerek. Lens kullanmıyorum. Her şey gerçek. Kelimelerle beraber diriliyor her şey.

DENEME KİTAPLARIM GİZLİ ÖYKÜLER TAŞIR
Yangın Merdiveni isimli öykü kitabınızda düşünmekten, hayattan, sorumluluktan ve alışkanlıklarından kaçan isimsiz ve mekânsız insanları yazdınız. Sonrasında size ne oldu da öykü yazmaktan kaçtınız? Bunu anlatır mısınız?
Öykü yazmadığımı kim söylemiş! Deneme kitaplarım gizli öyküler taşır içinde. Hem biliyorsunuz “Yangın Merdiveni” adlı hikâye kitabımın alt başlığı “Kaçış Hikayeleri”dir.

Son üç kitabınız gazete yazılarınızın derlemesi. Ali Ural bize kaçmayı veya başka bir eylemi yapmayı ne zaman yeniden öğretecek?
Aslolan metnin nerede yayınlandığı değil ne olduğudur. Ahmet Haşim’in hayranlıkla okuduğumuz denemelerinin çoğu devrin gazetelerinde yayınlanmıştır ilkin. Ben günü kurtaran, gündemle alakalı yazılardan kaçıyorum özellikle. Bu kaçış gerçekleştiğine göre sırayı diğer kaçışlar alabilir.
AŞK’I ÖNYARGIYLA DEĞİL, SEVGİYLE OKUYACAĞIM
Mevlana ile ilgili bir roman yazacağınızı söyleyerek tarih
vermiştiniz iki yıl önce? Kitabınız ne zaman çıkacak?

Tanpınar’ın bir dizesiyle cevaplayım sorunuzu: “Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında!”

Kitabın kurgusu ve yazım üslubu hakkında biraz ipucu verebilir misiniz?
Hayır veremem. İpin ucu iptir.

Mevlana ile ilgili yazılan kitaplarda sizce nelere dikkat edilmeli?
Kendimize dikkat etsek yeter.

Elif Şafak’ın Aşk kitabı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Henüz okumaya fırsat bulamadım ‘Aşk’ı. Rilke, “Sanat eserlerine ancak sevgi ile yaklaşılabilir,”diyor. Önyargıyla değil, sevgiyle okuyacağım.

Mevlana’nın romanını yazabilmek için nasıl bir çalışma yaptınız?
Herkesin okuduklarını ben de okuyorum. Bakalım benim aynama neler düşecek? Bir de roman yok ortada henüz. Bitmiş gibi konuşmamalı.

O zaman bu konuyu son bir soru ile kapatalım. Mevlana’nın eserlerini okuyanlar olaylara onun penceresinden bakabiliyor mu?
Okumanın pek çok mucizesi içinde söylediğiniz yok. Size bir fıkra anlatayım. Akıl hastanesinde deliler duvardaki bir çivi yarasına sırayla gözlerini dayayıp bakıyorlarmış. Doktor da sıraya girip hastaların yaptığını yapmış. Ancak “Bir şey göremedim!” diye serzenişte bulunmayı da ihmal etmemiş. Ne deseler beğenirsiniz hastalar. “Biz senelerdir bir şey göremiyoruz o delikten. Sen bir seferde göreceğini mi sandın!”

KİTAPLARIMI AYIRMAM YAKIŞIK ALMAZ

Ustalık eserim’ diyerek ayrı bir yere koyduğunuz kitabınız var mı?
Kitaplar yazarın çocuklarıdır. İnsanın çocuklarını ayırt etmesi de övmesi de yakışık almaz. Fakat kitaplarınızdan sizi en çok seven hangisidir, diye yineleyebilirsiniz soruyu ve bende sorunuzu kitaplarıma yöneltirim.

Kitaplarınızda kullandığınız isimlerin çağrışımlarını birkaç cümlede kısaca anlatır mısınız?

Körün Parmak Uçları (Şiir)
Soyutlama. Azın çoğu doğurtması. Etkileri azaltarak gücü artırma. Aşk. Bir körün parmak uçları kadar hassasına az rastlanır kalbin.

Posta Kutusundaki Mızıka (Deneme)
Mızıkayla mektubun ortaklığına hayret etmeyin. İkisi de sade, içten ve etkili. Mızıkaya dudak, zarfa dil değiyor. Mektup can çekişiyordu, öldü. Mızıka sur. Çalınsa dirilecek mektup.

Yangın Merdiveni (Öykü)
Yangının dışına değil yangının içine iniyor basamaklar. Kurtulmak isteyen kim!

Makyaj yapan ölüler (Deneme)
Bir ölüyü aynanın karşısında dudaklarına ruj sürerken gördünüz mü? Ben gördüm.

Resimde görünmeyen (Deneme)
Her fotoğrafa dikkatle bak, oradasın! Göremedin mi? O halde çık kareden ve koş aynaya! Yine mi göremedin! O vakit kır aynayı ve ‘Resimde Görünmeyen’i oku.

Kuduz Aşısı (Şiir)
Köpek kaynıyor sokaklar. Kaynayan taşlar aç çocukları avutmuyor. Çünkü Ömer yok ortada.

Güneşimin Önünden Çekil (Deneme)
Çekil fakat gölgeni bırakma! Joker hakkını Diyojen’den yardım alarak kullanabilirsin. Ancak fıçıdan çıkarman kolay değil onu.

Satranç oynayan Derviş (Deneme)
Her taş kıymetlidir astapadada alırsa yerini.

YAZAR OLMAK MI İSTİYORSUNUZ, YAZIN

Aynı zamanda yazarlık dersleri veriyorsunuz. Genç yazar adaylarına ve kitap okumaktan hoşlananlara bu konular hakkında kısa bilgiler verir misiniz? Kitap nasıl okunmalı?
Horatius, “Yazar olmak mı istiyorsunuz, yazın,”diyor. “Okumak mı istiyorsunuz, okuyun,”diyerek izinden gidebiliriz onun. Okurmuş gibi yapmaz gerçekten okursak, yazarmış gibi yapmaz gerçekten yazarız.

Kitap alırken nelere dikkat etmeliyiz?
Telifse yazarı kim? Çeviriyse çevirmen kim? Kitap zamana direnebilmiş mi? Yayınevinin paradan başka bir ölçüsü var mı? Estetik ve kültürel irtifası nerede seyrediyor? Dili ve kurgusu nasıl?

Yazı yazarken nelere dikkat edilmeli?
Trafik lambalarına.

Yazmaya nereden başlamalıyız?
Okumaktan.

Moralhaber.Net

Etiketler :