Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

TIME'dan Fethullah Gülen'e övgü

24.05.2012 11:46
TIME dergisi Gülen cemaatini sayfalarına taşıdı. Cemaatin gücünün tabandaki örgütlenmeden geldiğini vurgulayan TIME, cemaat mensuplarının faturalarının iş adamları tarafından ödendiğini yazdı.

ABD'nin dünyaca ünlü haftalık dergisi TIME, sayfalarında Fethullah Gülen cemaatine yer ayırdı. Gülen cemaatinin analizinin yapıldığı yazıyı Piotr Zalewski kaleme aldı.

 
FATURALARI İŞ ADAMLARI ÖDÜYOR
 
Zalewski, özel projeler için aile çapında toplanan bağışlar dışında “Gülencilerin faturalarını ödeyenlerin yerel iş adamları” olduğunu yazdı.
 
6 MİLYONLAR
 
Gülen'in İzmir'de heyecanlı vaaz verdiğini ve yarım yüzyıl sonra büyük bir güce eriştiğini aktaran Zalewski, Gülen cemaatinin 6 milyon kişiden oluştuğunu iddia etti.
 
Gülen cemaati bünyesindeki okullarda rehber öğretmenlerin öğrencilerle ilişkileri üzerinde de duran Zalewski, bu kişilerin “sürekli gözetim altında bulunan” öğrencilerle 24 saat ilgilendiğini kaydetti. Zalewski, “biraz kuşatıcı” ifadesini kullandığı cemaatin gücünün kilit noktasının “tabandaki örgütlenme” olduğunun altını çizdi, hareketin Güneydoğu'daki faaliyetlerine ilişkin aldığı rakamları paylaştı.
 
İşte TIME dergisinde yayımlanan o makale
 
Türkiye'nin Güneydoğusu’ndaki Diyarbakır'da bir pazartesi akşamı ve Gülen Hareketi, bölgesel üyelerinin haftalık buluşmasına kitap okuyarak başlıyor. Toplantıda bulunan 8 üyeden biri - bu bir erkek etkinliği- hareketin ismini alan karizmatik İslamcı vaiz Fetullah Gülen'in okumalarından birini alıp birkaç paragraf okumaya başlıyor.
 
Başlık, Gülen felsefesinin ana prensiplerinden biri olan diğerlerine hizmet servisi. Okuma bittikten kırpılmış bıyıklarının altından tebessüm eden birkaç üye, genç beyinleri şekillendirmenin zorlukları ve ödülleri üzerine doğaçlama yapmaya başlıyor.
 
Çoğu Türk, Gülen Hareketi'ne şüphe ile bakıyor. Komplo odaklı zihinlere göre grup, masonlar ile benzerlikler çiziyor; gölge yönetim olmakla ve Türkiye’ye İslamcı el koyma (Islamist takeover of Turkey) organize etmekle suçlandı; ve yakın tarihlerde, karşıtları kendilerini adli kovuşturmalarda kapana kısılmış buldu.
 
Bu tür konuların, Diyarbakır gibi bir yerde, yerel Gülencilerin gayriresmi toplantılarında ortaya çıkmasını beklemek için çok az sebep var.
 
Hareket sadece siyasette hiçbir rol almayacağına dair yemin etmedi, aynı zamanda üyeler arasında herhangi bir siyasi tartışmanın önünü de keseceğini de söyledi. (Hareketin İstanbul'daki bir yurdunda yaşayan uluslararası ilişkiler öğrencisi bana, odasında siyaset ile ilgili bir kitap okumaması ve tartışmamasının istendiğini söyledi). Yine de, Diyarbakır toplantısının gündemindeki bir sonraki madde sürpriz olarak geldi. Madde bir gün öncesine dairdi; yani 13 Mayıs: "Anneler günü için ne yaptınız?"
 
Soru toplantıya başkanlık eden devlet okulu öğretmeni Bilgi Özdemir'den geliyor. Masadaki konuşma devam ediyor. Bir kişi, kendisi ve bir grup arkadaşının kadınlara akşam yemeği pişirdiklerini aktarıyor. "Her zaman kadınlar yemek pişirir ama Anneler Günü'nde, 'Siz oturun ve yemeği biz hazırlayalım' dedik."
 
Bir başka adam da bir grup anneyi Diyarbakır dışında pikniğe götürdüklerini söyledi. Bir diğeri cami ve Gülen destekçileri tarafından yürütülen okuma binası da dâhil olmak üzere bir şehir turu düzenlemiş.
 
Toplantı ilerledikçe, düzenli iş sahibi erkeklerin hepsinin hizmet dışındaki herhangi bir şeye harcamak için çok zamanları olduğuna dair izlenim edinmek çok zor.
 
Sadece Mayıs ve Haziran aylarında, Diyarbakır'daki benzer Gülen gruplarının biri olan Özdemir’in çevresi, en azından bir düzine etkinliği programına aldı. Bağış toplama, geziler, hayır işleri görevleri: Hemşireler Günü, Engelliler Haftası, Uluslararası İlaç Bağımlılığı Günü. Onlar da Rotary Kulübü’ne üye olabilir. Ancak hizmet biraz kuşatıcı olabiliyor.
 
Fethullah Gülen İzmir’de heyecanlı vaazlar verdikten yaklaşık yarım yüzyıl sonra, Gülen’in ilham verdiği dini hareket 6 milyon kadar takipçiye ulaştı. (Gülenciler, resmi bir üyelik sistemi olmadığını söylüyor. Kesin sayıyı hesaplamak imkânsız). Türkiye’deki en büyük dini hareket, Gülen sempatizanları, yüzlerce okul, Türkiye’deki en yüksek dolaşıma sahip Zaman dâhil çeşitli medya kuruluşları, bunların yanı sıra bankalar, vakıflar ve büyük bir hayır kurumu yürütmekle biliniyor.
 
Diyarbakır’daki küçük, gayriresmi buluşma eğer herhangi bir şeye işaret ediyorsa, o da Gülen cemaatinin gücünün kilit noktası - taban seviyesindeki - örgütlenmesi. Dizüstü bilgisayarında bir Excel dosyası açan öğretmen Özdemir, orada bulunan sekiz erkeğe şehirde inşa edilecek dört yeni okuma binası için ne kadar para topladıklarını rapor ettiklerini soruyor. Özdemir, her üyenin daha düşük seviyede bulunan ve katkıda bulunması istenilen arkadaş, komşu ve aileden oluşan takipçi gruplarını temsil ettiğini söylüyor. Solumda oturan fizyoterapist Celal, 4 bin lira, yani 2 bin 200 dolar toplamayı başarmış. Diğerleri de 1400, 1500 ve 250 lira topladıklarını rapor etti. Özdemir toplam miktarı dikkatlice kaydediyor. İnce, şeffaflık için banka transferlerini tercih ettiklerini söylüyor. “Eğer bağışlar nakit yapılıyorsa, makbuz sağlıyoruz.”
 
Özel projelere yapılan cüzi katkılar dışında, Gülencilerin faturalarını ödeyenler hareketin amacına yakınlık duyan yerel iş adamları. Yerel iş adamları derneği DİGİAD’ın başını çeken Aladdin Korkutata “Ben lisedeyken, hizmetten etkilenen insanlar bana finansal olarak yardım etmişti” diyor. “Şimdi amacıma ulaştım ve diğerlerine yardım etmekten memnunum."
 
Hareket içinde yol gösteren ışıklar, genellikle yukarından gelen ufak danışmanlıkla birlikte Gülen’e bağlı kurumların özerk yönetildiğinde ısrar ediyor. Ancak Diyarbakır’daki toplantılar, en azından burada, hareketin yerel seviyede sıkı yönetildiğini gösteriyor. Çoğu yerel Gülenci, hareketin eğitim aktiviteleri hakkında veri üretmekte sorun yaşamıyor. Bir okulun müdürü olan Ali Pehlivan, Gülen taraftarlarının Güneydoğu’da, 57 ilköğretim okulu yürüttüğünü belirtti. Başka bir Gülenci, sadece Diyarbakır’ın taşrasındaki 27 okuma binasında yaklaşık 4 bin 500 öğrenciye hizmet verildiğini söylüyor. Gülen dershaneleri ağı FEM veya hızlandırılmış okullar, 14 yerel bölgede senede 11 bine yakın öğrenciyi kendisine çekiyor. Türkiye’de FEM dershanelerinin toplam sayısı “kabaca” 615.
 
Bülent İnce’nin müdürlük yaptığı dershanedeki 2 bin lira ücretin Türkiye’nin korkulan üniversiteye giriş sınavında, öğrencileri 10 aylık hazırlık kurslarından daha fazla çektiğini söylüyor. İnce, öğrencilerin ayrıca sınıf içinde ve dışında, hatta üniversiteye gittikten sonra bile kendilerine göz kulak olan öğretmenlerin rehberliklerini de aldıklarını anlattı. İnce, rehber öğretmenlerin rol model olarak çalıştıklarını belirtti. “Hiçbiri alkol veya sigara içmiyor.” Çoğu öğretmen gençlerin sırdaşı oluyor, onları düzenli olarak arıyorlar, tavsiyeler veriyorlar ve “ailelerini, ülkelerini ve diğerleri” ile “İslami değerleri” sevmelerini öğretiyorlar. İnce “Bazen öğrenciler, aileleriyle paylaşmayacakları şeyleri rehber hocaları ile paylaşıyor” dedi. Öğrenciler gece geç vakitlerde problemleri hakkında konuşmak için rehberlerini arayabiliyor. “24 saat hizmet.”
 
Öğrenciler üniversiteye girince - FEM öğrencileri üniversiteye giriş sınavlarına giren diğer öğrencilerden daha iyi puan alıyor - Gülen taraftarlarının gözetimi altında olmaya devam ediyor. Eğer öğrenci, okumak için başka bir şehre giderse, İnce’nin aktardığına göre, bir öğretmen bu şehirde öğrenciye eşlik ediyor ve onu “insanların sigara veya içki içmediği, dua ettikleri” bir yurda veya eve yerleştirmeye çalışıyorlar. İnce, “Aksi takdirde öğrenciyi onunla iletişim halinde olacak arkadaşlarımızla tanıştırıyoruz” diyor. İnce, mezun olduktan sonrasını “İş bulmasına yardımcı oluyoruz veya öğretmen yapıp yurtdışına gönderiyoruz” diyerek açıklıyor. İnce’nin söylediği gibi, “Eğer hizmet’teysen, hiçbir zaman yalnız değilsin.”
Bu haber toplam 4716 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri