Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Tümer Metin: Bir maden işçisinin oğlu olmak

18.05.2014 14:20
Maden işçisi bir babanın oğlu olan Tümer Metin, yaşadıklarını anlattı.

Maden işçisi oğlu olan ve "Çizmelerimi çıkarayım mı" diyen Somalı maden işçisi Murat Yalçın'ın banka borçlarını ödemesiyle gündeme gelen eski milli futbolcu Tümer Metin, 1983 yılında Kozlu’da meydana gelen grizu patlamasının hayatlarını nasıl etkilediğini anlattı. Metin, "Ben bir baba değilim! Ama Soma'da gencecik oğlunun bir ümit canlı çıkmasını bekleyen baba gibi senelerce akşam ezanında bekledim babamı" dedi.

Tümer Metin maden işçisinin borcunu ödedi İZLE

İşte Tümer Metin'in, Hürriyet gazetesinde "Bir maden işçisinin oğlu olmak" başlığıyla yayımlanan yazısı...

Bir maden işçisinin oğlu olmak

Nerede olursam olayım akşam ezanının sesini duyardım mutlaka... Babamın gün ışığına kavuşma anıydı o ses çünkü...

Bugün hala nerede olursam olayım duyarım akşam ezanını... Çocukluktan kalma bir refleks belki de...

Ben Zonguldak Kozlulu'yum. Doğal olarak madenci bir babanın oğluyum. Babam da, amcam da, o coğrafyada yaşayan erkeklerin alın yazısındaki gibi madencilerdi.

HER SABAH HELALLİK ALDI

Yerin metrelerce altında geçirdi bütün hayatını babam... Diğer bütün şeylerin ötesinde sırf bunun için çok ayrı bir saygı duymuşumdur ona ömrüm boyunca. Madenci bir babanın oğlu olmaktan hep gurur duydum hep de duyacağım.

1992 yılında emekli oldu babam... 26 yıl çalıştıktan sonra... 26 yıl her sabah yerin metrelerce altına girmek için evden çıkarken helallik aldı. Onca sene annemden tek bir isteği oldu. Sabahın köründe gün ağarırken evde çıkmasına rağmen; annemin uyanıp onu uğurlamasını isterdi. Her gün helallik almayı... Gidip de dönememek vardı çünkü her yeni başlayan gün... Evde kalan bizler o kadar farkında değildik ama o çok farkındaydı. 'Orada hayat başka' derdi. 'Her insan ölmeden önce mutlaka görmeli' derdi.

Çok şükür ki babam, amcam hayattalar. Ama bugün hala babam her check-up yaptırdığında endişe duyarım; 'acaba ciğerlerinde bir şey çıkacak mı, o günlerden bir arıza kaldı mı' diye...

Salı akşamı Soma faciasını izlerken hayatımın en büyük travmalarından biri olan 92 Kozlu'yu hatırladım. O görüntüler o kadar tanıdık geldi ki bana. 263 can gitmişti. Belki bir o kadar da çıkartılamadı...

10 defa morga gidip yine de kapı komşumuzu teşhis edememiştik. O kadar yanmıştı ki; tanıyamamıştık. Babam her gün birlikte yerin altına girdiği, birçok kader arkadaşını kaybetmişti.

Kader arkadaşlarıydı hepsi babamın ama bana kimse bu kazaların 'kader' olduğunu söylemesin. Kader o coğrafyada doğmaksa, madenci olmaksa,1000 lira maaşla aile geçindirmekse kabul! Ama alın teriyle çalışırken, iki lokma ekmek için canından olmak kader olamaz.

BENİM İLK SÖZLEŞMEMLE ALDIĞIM PARA BABAMIN 26 SENESİNE BEDEL

Ben aynı sene, yakınlarımın can acısını yaşarken profesyonel futbol hayatıma adım attım. Babamın emekli olduğu sene. Benim ilk sözleşmemle aldığım para, babamın 26 sene, her gün helallik alarak indiği yerin metrelerce altında çalışmanın bedeli olarak aldığı emeklilik parasının neredeyse 10 katıydı.

Para kazanıp artık aileme katkı sağlayacak olmanın mutluluğunun yanında, onun akıttığı terin ve verdiği yılların karşılığının benim bir senelik sözleşmemden kat kat az olmasını hiç unutmadım. Ülkemde, alın terleriyle, çok ağır şartlarda çalışan milyonlarca insandan çok daha iyi para kazandım. Ama ben de o işçilerden birinin oğlu olarak, bunun hep farkında oldum ve hep ona göre yaşadım.

Seneler geçti Kozlu faciasının üzerinden... Her şey değişti. Her şey gelişti. Tek bir şey dışında: O gün tüplü televizyonlardan takip ettiğimiz haberleri bugün incecik televizyonlardan an be an canlı bağlantılarla takip ediyoruz. O zaman eşimiz dostumuzla sarılıp acımızı paylaşırken bugün oturduğumuz yerden yazdığımız mesajlarla paylaşıyoruz.

BAŞLARIM TEKNOLOJİSİNE DE GELİŞMESİNE DE

"Ne kadar gelişti, ne kadar ilerledi her şey" derken; bugün hala bir lokma ekmek uğruna yüzlerce insan ölüyorsa... Kimse kusura bakmasın, başlarım teknolojisine de gelişimine de...

Ben bir baba değilim! Ama Soma'da gencecik oğlunun bir ümit canlı çıkmasını bekleyen baba gibi senelerce akşam ezanında bekledim babamı... Çok yakınım var kaybettiğim madende. Gidip başında bir dua edebileceğim mezarı dahi olmayan... Ailelerinin sarılacağı bir toprağı, ağlayacakları bir mezar taşı bile olmayan...

Allahım kimseye yaşatma bu acıları bir daha... Dışarıda hala bir umut yakınlarının sağ çıkmasını bekleyenlerin dualarını kabul et! Cansız da olsa ailelere onların kabirlerini bağışla!

Tümer Metin'in yazısını okumak için tıklayın...

Bu haber toplam 2150 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri