Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Avrupa'nın Doğu Sorunu

17.03.2017 15:27
Yrd. Doç. Dr. İsmail ŞAHİN, Avrupa yeni bir Doğu Sorunu peşinde dedi.

Yakın Doğu ve Enerji Politikalar Uzmanı Yrd. Doç. Dr. İsmail ŞAHİN, Avrupa'nın yeni bir Doğu sorunu peşinde olduğunu söyledi. Yrd. Doç. Dr. İsmail ŞAHİN, yazısında, "Tarihin hangi penceresinden Avrupa’ya bakarsanız bakın Avrupa’da kendiliğinden oluşmuş bir bütünlük göremezsiniz." dedi.

Yrd. Doç Dr. İsmail ŞAHİN'in yazısından kesitler:

Feodalizmi yani parçalanmışlığı aşmak Avrupa’nın en zorlu sınavlarından biri olmuştur. 8. Yüzyıldan başlayıp 16. Yüzyıla kadar devam eden Avrupa’nın bu parçalanmışlığı dört karşıtlık üzerinden aşılmaya çalışılmıştır. Ortodoks Bizans karşıtlığı, Endülüs Arap İslam karşıtlığı, Osmanlı Türk ve İslam karşıtlığı ve son olarak anti-semitizm Yahudi karşıtlığı. Bunlardan ilki Bizans yıkılıncaya, ikincisi Endülüs tasfiye oluncaya, üçüncüsü Birinci Dünya Savaşı’na, dördüncüsü İkinci Dünya Savaşı’na kadar Avrupa’da ortak bir söylem olarak canlı tutulmuştur. Avrupa içeride birliği sağlamak ve parçalanmışlığı tavsiye etmek için kendisine bu grupları öcü olarak belirlemiş ve bu korku üzerine Avrupa’yı inşa etmeye gayret etmiştir.

İkinci Dünya Savaşı sonrası Komünizm, SSCB sonrası da Terör, Yabancı Düşmanlığı ve İslamafobi Avrupa’nın dağılmış ve dağılmaya yüz tutmuş yapısını korumak için tasarlanmış yeni zırhlardır. Avrupa, günümüzde, tarihinde hiç olmadığı kadar kendinden olmayanı bünyesinde barındırıyor. Fakat bu çeşitliliğe rağmen, gizli olarak Yahudi düşmanlığı, Katolik-Protestan-Ortodoks çekişmesi ve açıktan devam eden İslamafobi, üstüne bir de İngiltere’nin AB’den ayrılması, ABD’nin Avrupa’dan desteğini çekmeye başlaması ve Rusya’nın yükselişi gibi gelişmeler eklenince Almanya’nın lokomotifliğini yaptığı Avrupa Birliği ciddi sıkıntılara girmiş oldu. Bundan dolayı kötü gidiş yine “yeni düşmanlar” yoluyla maskelenmeye çalışılıyor.

Avrupa Birliğinin dağılması Almanya’nın iflası anlamına geleceğinden bu süreçte Almanya’nın sesi gür çıkıyor. Bu konuda da Türkiye’yi kendisine hedef seçmiş durumda. Çünkü Türkiye’nin büyüyüp gelişmesi aktif bir dış politika izlemesi en önemlisi Almanya’nın oyununu Ortadoğu’da bozması Almanya’yı derinden yaraladı. Peki neden Türkiye? Türkiye, jeopolitik açıdan İslam dünyasının en etkili ülkesidir. İslam ve Türk kozu ile tüm dünyada etkili olabilecek tek ülkedir. Diğer taraftan Türkiye-Rusya yakınlaşması Almanya’yı oldukça rahatsız etmektedir. Avrupa’da yaşayan Ortodokslar ve Müslümanlar Türkiye-Rusya yakınlaşmasının ileri bir noktaya ulaşması durumunda Avrupa’da dengelerin altüst olmasına yol açabilir. Buna bir de ciddi oranda artan Yahudi düşmanlığını eklemek gerekir. Dahası yakın zamanlarda ABD-Türkiye-Rusya şeklinde yeni bir bloğun oluşabileceğinin sinyalleri Avrupa’nın devi Almanya’nın uykularını kaçırmaktadır.

Almanya öyle bir noktaya gelmiştir ki, haritayı nereden katlarsa katlasın karşısına Türkiye çıkmaktadır. Türkiye’nin “hasta adam”dan “asi bir çocuğa” dönüşmesi Almanya’yı her geçen gün çılgına çeviriyor. Unutmayalım tarih tahterevallinin bir ucuna Türkiye’yi diğer ucuna Almanya’yı oturtmuştur.  Almanya artık Türkiye’yi milli menfaatleri açısından bir tehlike ve tehdit olarak görür hale gelmiştir. Çünkü Türkiye artık etliye ve sütlüye karışmaya, mevcut düzene itiraz etmeye, Avrupa’daki vatandaş ve soydaşlarına sahip çıkmaya başlamıştır.

Altı çizilmesi gereken bir başka husus da, Türkiye’nin savunma sanayisinin Almanya’nın denetiminden çıkmasının yarattığı rahatsızlıktır. Artık Almanya’dan silah satın alan bir Türkiye yerine kendi silahlarını üreten bir ülke var. Bunlara ek olarak, Türkiye’nin İslam ve Türk dünyasıyla barışması ve ilişkilerini üst düzeye çıkarması, Rusya ve İsrail ile yakınlaşması, kendi içindeki derin güçleri (Alman istihbaratının adamlarını) tasfiye etmeye çalışması, terörü bitirmek üzere atmış olduğu adımlar Almanya’yı rahatsız etmeyecek de kimi rahatsız edecek? Alman istihbaratının Türkiye’deki kolları üzerinden terörü ve her türlü bölücülüğü desteklediğini bilmeyen kaldı mı acaba? Hal böyle olunca, Almanya ve ahbapları niye Hayır demesin! Almanya’nın Hayır’ı kendine Evet’idir. Almanya, Hollanda ve diğer ülkeleri de işin içine katarak meseleyi bir Türk-Alman sorunundan çıkarıp, Avrupa-Türkiye çatışmasına dönüştürüp cepheyi genişletmenin derdinde. Kısaca Almanya yeni bir “doğu sorunu” yaratmanın yollarını arıyor ama karşısında bu defa “hasta adam” yok. 

Kaynak:
Bu haber toplam 324 defa okunmuştur

Etiket(ler): , , , ,

DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri