Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Türkiye yeni Osmanlı olur mu?

08.12.2010 10:05
"Bazı çevreler Türkiye'nin yeni dış politikasına neo- Osmanlıcılık yaftası atarak onu hem dünyada hem de bölgesel anlamda sıkıştırmayı planlıyor" diyen Mehmet Kamış, Türkiye'nin yeni Osmanlı olup olmayacağını yazdı.

Mehmet Kamış'ın yazısı

Türkiye yeni Osmanlı olur mu?
Türkiye'nin mirasını taşıdığı Osmanlı İmparatorluğu, daha yüzyıl önce yedi milyon dört yüz bin kilometrekare büyüklükte topraklara sahipti.

Onun mirasçısı Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı yıkıldıktan sonra işte bu kadar büyük bir coğrafyanın özetini taşıyordu içinde. Osmanlı sınırlarında yaşayan Boşnaklar, Arnavutlar, Torbeşler, Bulgarlar, Gürcüler, Çerkezler, Türkler, Kürtler, Ermeniler, Rumlar, Süryaniler, Yahudiler, Araplar, Türkmenler, Aleviler, Sünniler, Yezidiler, Keldaniler, Asuriler ve daha nice etnik ve dinî unsur varlığını Türkiye Cumhuriyeti'nde de devam ettirdi. Yirminci yüzyılın başında topraklarının büyüklüğü neredeyse 10'da bire düşmesine rağmen söz konusu unsurlar, ya halihazırda bu topraklarda yaşamaya devam ediyordu ya da göç yoluyla Anadolu'ya gelip yerleşmişlerdi.

Osmanlı'nın yıkılışı hakikaten çok sancılı ve acılı bir sürecin yaşanmasına sebep oldu. Bu coğrafyadaki her etnik ve dinî yapıya büyük travmalar yaşattı. Milyonlarca insan ya yerinden yurdundan ya da canından ve malından oldu. Daha sonra masa başında, yer yer cetvelle çizilen yeni haritadan sonra Ortadoğu ve Balkanlar hiç huzur bulamadı. Osmanlı'nın tarih sahnesinden çekilişi bu coğrafya için kan ve gözyaşından başka bir şey getirmedi.

Bugün kendi etnik kökenlerine ait ülkeler olmasına rağmen milyonlarca Boşnak, Arnavut, Gürcü, Çerkez, Arap, Ermeni ve Yahudi hâlâ Türkiye'de yaşamaya devam ediyor. Türkiye'nin bütün reddimirasına rağmen toplumun bu coğrafyalarla ilgilenmemesi düşünülemez. Hele de dünya daha şeffaf ve açık hale geldikçe insanlar kendi köklerine, atalarının topraklarına çok daha fazla ilgi gösteriyor.

Türkiye neredeyse terk ettiği bütün topraklarla kavgalı haldeydi ve etrafı düşmanlarla çevrili bir kara parçası durumuna gelmişti. Dış dünya ile hele de Ortadoğu ile ilişki kurulması demek sadece gerginlik ve kriz demekti. Bu anlayış son yıllarda hızla değişiyor. Komşularla iyi olma stratejisi, en yakınlarımızla hem ticaretimizi hem de dostluğumuzu artırıyor. Dış politikada kriz ve sıkıntılardan çok daha farklı şeyleri konuşuyoruz. Bu yeni strateji şüphesiz Türkiye'nin çok ama çok işine yarıyor. Düşmanlık, Osmanlı sonrası haritayı çizenlerin işlerine geliyordu, dostluk ise bu bölgedeki halkların işine geliyor.

Ancak bugünün şartlarıyla baktığınızda neo-Osmanlıcılık Türkiye'nin önünü tıkayan, onu dar bir çevreye hapsedecek bir oluşum olur. Çünkü Türkiye'nin hem misyonu hem de ufku Ortadoğu coğrafyasından çok daha ileri bir yerde. Ortadoğu'yla gereğinden fazla ilgilenmek hem mahalli iktidarları çok rahatsız edecek hem de Türkiye'yi gereğinden fazla yoracak bir süreç olacaktır. Türkiye'nin kendisini fazlasıyla yoracak böyle bir sürece girmek istemesi düşünülemez.

Zannediyorum bazı çevreler Türkiye'nin yeni dış politikasına neo- Osmanlıcılık yaftası atarak onu hem dünyada hem de bölgesel anlamda sıkıştırmayı planlıyor
. Bize Ortadoğu'nun ağabeyliği ya da başka bir şeyi değil, huzuru lazım. Ortadoğu, Türkiye açısından önemli coğrafyalardan birisi sadece, hepsi değil... Türkiye Batı'dan elini asla çekemez. Türkiye'de hiç kimsenin neo-Osmanlıcılığı düşüneceğini, öyle bir ham hayal batağına saplanmak isteyeceğini hiç sanmıyorum. Bizim Osmanlı'dan arta kalan coğrafyayla ilgilenmemizi kimse yadırgayamaz. Çünkü milyonlarca insanın kökleri oralara dayanıyor ve oralarda akrabaları var. Türkiye'nin etrafındaki bölgelerle kavgasız gürültüsüz, dostluk içinde ilişkiler yürütmek ayrı neo-Osmanlıcılık yapmak ayrı bir şey. 'Neo-Osmanlıcılık yapmayacağız' diye herkesle kavga etmemizi de kimse beklemesin.

Zaman Gazetesi

Bu haber toplam 2626 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri