Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Türkiye'nin süper güç olmasından kim rahatsız?

10.05.2011 11:16
Dünyanın küresel krizle yaka paça olduğu, AB üyelerinin bile IMF'ye muhtaç hale geldiği bir dönemde Türkiye nasıl görünüyor?

Abdülhamit BİLİCİ'nin yazısı...

Türkiye'yi anlama rehberi!

Türkiye, kimliğiyle barışık, demokrasi, ekonomik kalkınma ve barış odaklı aktif dış siyaseti ile sadece bölgesinde değil, dünyanın birçok yerinde parmakla gösterilen bir ülke haline geldi.

Dünyanın küresel krizle yaka paça olduğu, AB üyelerinin bile IMF'ye muhtaç hale geldiği bir dönemde Türkiye'nin rekordan rekora koşan ekonomik başarısı; 11 Eylül sonrası hortlayan güvenlik sendromuyla İngiltere'den ABD'ye köklü demokrasilerin bile özgürlükleri kısıtlamaya başladığı aynı zaman diliminde Türkiye'nin her alanda özgürlükleri genişleten bir ülke olması, kuşkusuz bu olumlu algıda çok büyük rol oynadı. Sivil toplumunun dinamizmi, İslami değerlerle çağdaş ihtiyaçlar arasında bulduğu formül kadar üçüncü dünyacılık tuzağına düşmeden küresel sistemdeki haksızlıkları dile getirebilen; Batı karşıtı olmadan bu dünyadan gelen haksız taleplere hayır diyebilen bir ülke profili de bu olumlu değişimde etkili oldu.

Bu tablo, sanıldığının aksine sadece Ortadoğu'da değil, başka bölgelerde de Türkiye'ye dikkatleri çevirdi. Mesela, Tunus ve Mısır'da köhne rejimlerin devrilmesi sürecinde, her iki ülkedeki en önemli muhalif hareketler olan En Nahda ve İhvan-ı Müslimin'in liderleri, Türkiye tecrübesini çok önemsediklerini ve model olarak aldıklarını açıkça söylediler. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün inisiyatifiyle Sırbistan ve Bosna-Hersek liderlerini ikinci kez bir araya getiren zirveye katılmak için gittiğimiz Belgrad'da da Türkiye'ye aynı ilgi vardı. 10 yıl önceki NATO operasyonunda Belgrad'ı bombalayan ülkeler içinde yer alan ve tarihî öteki olarak algılanan Türkiye adeta bölgesel süper güç olarak görülüyordu. Sırp televizyonlarında 8 adet Türk dizisi oynuyordu.

Sırbistan-Avrupa Birliği ilişkilerine nasıl baktığı soruma bir Sırp gazetecinin verdiği şu cevap, bizim pek farkında bile olmadığımız Balkanlardaki Türkiye algısına dair önemli ipuçları veriyordu: "Kuşkusuz AB üyesi olmak istiyoruz ve bu, Sırbistan için önemli. Ancak Türkiye ile ilişkilerimiz iyi olursa, buna o kadar ihtiyaç kalmayabilir. Çünkü Türkiye çok güçlü ve sürekli değişim halinde. Bölgede AB'ye üye olan ülkelerin ekonomik perişanlığı ile AB dışındaki Türkiye'nin ekonomik başarısı ortada."

Türkiye'ye yönelik pozitif ilgi subjektif denebilecek duygularla sınırlı değildi. Nitekim, BM Genel Konseyi üyeliğine adaylığını koyunca, BM Genel Kurulu'nda 3 sene önce 151 ülkenin oyunu alarak rekor kırdı. Bugünlerde de 40 devlet ve hükümet başkanı, 104 bakan ve 47 uluslararası örgüt başkanının katıldığı, 10 yılda bir yapılan En Az Gelişmiş Ülkeler Zirvesi'ne ev sahipliği yapıyor Türkiye. Üstelik bu zirvenin İstanbul'da düzenlenmesi konusunda Avusturya ile yarışan Türkiye, ilgili kuruldaki 8 üyenin hepsinin oyunu almış bir ülke. Evet, bir yanda model alınan parlak Türkiye var. Diğer yanda ise cuma günü Brüksel'de yapılan basın özgürlüğü toplantısına yansıyan, sanki sihirli bir elin bu parlaklığı karanlığa çevirdiği, Balkanlardan toplantıya katılan gazetecilerin gördüğü zaman kendi hallerine şükretmelerini sağlayan bir fotoğraf. Bir ülke aynı anda nasıl hem o hem bu olabilir? Kuşkusuz yapılan bazı yanlışlar olabilir, ama aynı ülke hakkında birbirine bu kadar zıt iki fotoğrafın ortaya çıkması karşısında insan çok iyi çalışan bir propaganda mekanizmasıyla karşı karşıya olduğumuz şüphesine düşüyor. Sanki Türkiye'nin ilk kez bölgesinde model alınmasından rahatsız olan birileri, onu gözden düşürme peşinde. Çünkü ilk fotoğrafta darbelerle ilk kez mücadele eden; binlerce faili meçhulü ilk kez soruşturan; ilk kez derin devlet operasyonlarını açığa çıkaran; Kürt, Alevi sorunlarını ilk kez açıklıkla konuşan bir ülke var; ikincide ise her türlü özgürlüğün askıya alındığı, gazetecilerin hapse atıldığı, eleştirinin cezalandırıldığı gittikçe otoriterliğe kayan bir ülke.

Dünyada bilinenin aksine sağın sol, solun sağ olduğu Türkiye'yi anlamak hep zordu, ama bunun gittikçe daha zorlaştığına kuşku yok. Bir de arada kasten gerçeği tersyüz edenler varsa, varın işin içinden çıkın. İşte bu yüzden hâlâ adalet duygusunu kaybetmemişler için Türkiye'yi anlama kılavuzuna çok ihtiyaç var. Özellikle kafası karışık yabancıların Türkiye'yi anlamasına yardımcı olacak bazı temel prensipleri bir sonraki yazıda paylaşalım...

Zaman.com.tr

Bu haber toplam 2270 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri