Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Uğur Dündar meslektaşlarını sattı

16.03.2011 11:18
Nedim Şener'in tutuklanmasının ardından CNN Türk'te Nedim'i ağlayarak savunan Dündar, 28 Şubat sürecinde Birand ve Çandar'ı andıçla bakın nasıl hançerledi...

Kanallar arasında her zamanki gibi dolaşırken, TRT Haber'deki bir programa ilişti gözüm ve izlemeye başladım.

Cengiz Çandar, Ergun Babahan ve Ekrem Dumanlı hararetli bir şekilde Nedim Şener'in tutuklanmasından yola çıkarak, Türkiye'deki basın özgürlüğünü tartışıyorlardı.

Konu döndü dolaştı, 28 Şubat'ta Cengiz Çandar ve Mehmet Ali Birand'ı askerin emri doğrultusunda arkadan vuran Uğur Dündar'a geldi.

'Uğur Dündar'ın, Birand ile kendisini arkadan hançerlediğini' söyleyen Cengiz Çandar'ın sözleriyle geçmişe kısa bir yolculuk yaptım.

Tarih 24 Nisan 1998...

Tam 13 yıl öncesi  ve 1000 yıl sürecek denilen 28 Şubat döneminin ilk yıllarıydı. Kanal D Haber'in başında ise “dürüst”, “cesur”, “güvenilir” ve eşantiyon olarak da “duayen” (!) gazetecimiz Uğur Dündar vardı.

Televizyon başında haberleri izlerken birden karşıma Şemdin Sakık'ın itiraflarına yer verilen bir haber çıkmıştı.

Sakık'ın, PKK ve irtica ile ilgili itiraflarının ardından asıl bomba patlatıldı ve aynen şu ifadelere yer verildi;

"Türkiye'de bazı gazetecilerin örgütten para alarak terör örgütü PKK lehine haber yaptıkları iddia ediliyor. PKK'dan menfaat temin ederek terör örgütü lehine haber yapanların şunlar olduğu öğrenildi; Mehmet Ali Birand, Çengiz Çandar..."

Haberi izleyenler olarak hepimiz'Vay hainler' dedik Birand ve Çandar için.

Nerden bilebilirdik ki o günlerde'dürüst', 'ilkeli' ve de 'duayen' gazetecimiz (!) Uğur Dündar'ın, Genelkurmay tarafından hazırlandığı ortaya çıkan ve kendisine sipariş edilen andıcı böyle pazarlayacağını...

Ertesi gün de Hürriyet ve Sabah gazeteleriUğur Dündar'ın pişirdiklerini servis yaptılar.

Buradaki hassas nokta ise andıcı ilk yayınlayanın,  yani Mehmet Ali Birand ile Cengiz Çandar'ı ilk satanın Uğur Dündar olmasıydı.

Dündar'ın bu“cesur”, “dürüst” ve “ilkeli” (!) gazeteciliğinin ardından Birand ve Çandar işinden oldu.

Daha sonraKasım 2000'de Sakık'ın böyle bir ifade vermediği, bu ilavelerin dönemin eski 1. Ordu komutanı emekli Orgeneral Çevik Bir ve ekibi tarafından yapıldığı ortaya çıktı.

Dönemin Fazilet Partisi milletvekili ve gazeteci Nazlı Ilıcak da, andıcı basın toplantısıyla deşifre etti.

Ardından daŞemdin Sakık, anılarını anlattığı kitabında'Devlet gazetecileri fişlememi istedi' diyerek, tarihe not düştü.

Ve aradan yıllar geçti, rüzgar tersine döndü.“İlkeli”, “dürüst” ve “duayen” gazetecimiz Uğur Dündar bu kez kendisi ekranlara çıktı.

Ağlıyordu...

Ergenekon soruşturması çerçevesinde tutuklanan yardımcısı Nedim Şener için'Nasıl gözaltına alınır, onun terör örgütüyle bağlantısı olamaz" diyerek hem gözyaşı döküyor, hem de basın özgürlüğünün çiğnendiğinden dem vuruyordu.

Peki şimdi bu'dürüst' ve 'ilkeli' (!) gazeteciye "O günlerde 2 meslektaşını gözünü kırpmadan PKK işbirlikçisi yaparken hiç utanmadın mı? Meslektaşlarını, yalan olduğunu bile bile karalarken vicdanın hiç sızlamadı mı? 'Birand ile Çandar'ı PKK'dan para almakla suçladığın haberi yapmak için sen Çevik Bir'den ne aldın? Yoksa 'duayen gazeteciliğe' terfi ettirilmenin diyetini mi ödedin?" diye sormazlar mı?

Sormazlar. Çünkü hem cevap vermez, hem de soranlar kendini Sarıyer Cumhuriyet Başsavcılığı'nda (!) bulur.

Şimdi siz merak ediyorsunuz  tüm bunları neden yazdım diye.

Bunları yazdım, çünkü Nedim Şener'in tutuklanmasının ardından CNN Türk'te Nedim'i ağlayarak savunması geldi aklıma. Sonra, 'gazeteci tutuklanıyor' diye ağlayan Dündar'ın, 28 Şubat sürecinde  iki meslektaşını sırtından nasıl hançerlediğini hatırladım.

Gazetecilerin tutuklanmasını protesto etmek için Taksim meydanında yürüyen gazetecilerin en önünde Uğur Dündar'ı  gördüğümde ise mideme kramplar girdi. Ardından da utandım...

Utandım, çünkü bizler de bu gazeteciyle (!) aynı mesleği paylaşıyoruz.

Ve ne yazık ki bizlere de ona da gazeteci deniliyor.

Aramızdaki fark ise; o daha “ilkeli”, daha “dürüst” ve daha “cesurmuş...!

Tabii yerseniz...

 

Ahmet MEMİŞ - ROTAHABER

 

  * Rotahaber'in hazırladğı aşağıdaki video o günlerde Uğur Dündar yönetimindeki  KanalD'nin Mehmet Ali Birand ile Cengiz Çandar'ı nasıl sattığını ve yıllar sonra da Nedim Şener için basın özgürlüğü adı altında nasıl kıyameti kopardığını gözler önüne seriyor.


Nedim için ağlayan Dündar Birand'ı böyle sattı   Rotahaber

 

 
Bu haber toplam 4984 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri