Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Dünya Türkiye'den övgüyle söz ediyor

28.02.2011 09:14
Başbakan Erdoğan, Almanya'nın Dusseldorf kentinde ISS Dome Salonu'nu tamamen dolduran binlerce gurbetçiye hitap ediyor.. Başbakan Erdoğan'ın konuşması sık sık tezahüratlarla kesildi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Almanya'nın Düsseldor kentinde Türk vatandaşlarıyla buluşmasında yaptığı konuşmada, bugün hayatını kaybeden Saadet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan için, "Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ı huzurlarınızda bir kez daha şükranla, saygıyla, rahmetle yad ediyorum. Allah taksiratını hasenata tebdil etsin diyorum. Mekanı cennet olsun diyorum" ifadelerini kullandı.

Almanya'nın Düsseldorf kentindeki ISS Dome salonunda Başbakan Erdoğan, yaklaşık 12 bin kişiye hitap etti. Erdoğan konuşmasına, "Çok değerli kardeşlerim, değerli vatandaşlarım, sizleri Anadolu topraklarından, Trakya topraklarından, gönlümün derinliklerinden getirdiğim en kalbi duygularla selamlıyorum. Düsseldorf'ta bu salonu burada bu salonu hınca hınç dolduran, burada bu heyecanı bizlere yaşatan, bu sıcacık muhabbetle bizleri kucaklayan siz değerli kardeşlerime şükranlarımız sunuyorum. Almanya'nın çeşitli kentlerinden olduğu kadar, çevre ülkelerden bu muhteşem buluşmaya gelen değerli kardeşlerime teşekkür ediyorum" cümleleriyle başladı. 

Bugün hayatını kaybeden Saadet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan'a Allah'tan rahmet dileyen Erdoğan, "Bu sabah saatlerinde, 11.40 gibi Hakk'a yürüyen, 54. hükümetin başbakanı, Saadet Partisi Genel Başkanı, ülkemizin çok değerli ilim adamı, siyaset adamı, Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ı huzurlarınızda bir kez daha şükranla, saygıyla, rahmetle yad ediyorum. Allah taksiratını hasenata tebdil etsin diyorum. Mekanı cennet olsun diyorum" diye konuştu.

Bugün bir kez daha Almanya'da yaşayan Türk vatandaşlarıyla hasret gidermeye geldiklerini söyleyen Başbakan Erdoğan, "Bakan arkadaşlarım, milletvekili arkadaşlarım, hep birlikte sizlerle kucaklaşmaya geldik. Bugün bir kez daha sizlerle dertleşmeye, hasbihal etmeye, halinizi, hatırınızı sormaya geldik. Gelirken de sizlere Türkiye'deki kardeşlerinizin, dostlarınızın, akrabalarınızın, 74 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının selamlarını getirdim. Birileri çıkıp sizlere gurbetçi diyebilir, birileri çıkıp sizlere yabancı diyebilir, birileri sizlere Almancı diyebilir. Sizler emeğinizi, sizler alın terinizi ekmeğinize katık ettiniz. Sizler en meşakkatli yollardan 50 yıl önce yürüdünüz, en zor şartlarda çalıştınız ve bugünlere geldiniz. Şundan emin olunuz ki sizler kazandıklarınızı ananızın ak sütü gibi kendinize, ailelerinize, çoluk-çocuğunuza helal ettiniz. Size kim ne derse desin, siz benim vatandaşlarımsınız. Siz benim arkadaşlarımsınız, siz benim öz ve öz kardeşlerimsiniz. 50 yıldır kulağımız sizlerle, gözümüz sizlerle, gönlümüz sizlerle, 50 yıldır yaşadığınız her acıyı, her hüznü 74 milyon yüreğimizde hissettik. 50 yıldır sizin sevinciniz, sevincimiz oldu. Neşeniz, neşemiz oldu. Sizin düğününüz, bizim düğünümüz oldu. Siz burada ne kadar mutlu, ne kadar huzurluysanız, biz Türkiye'de o kadar mutlu, o kadar huzurlu olduk. Siz ne kadar dertlendiyseniz biz o kadar dertlendik. Sizin kaygınızı kaygımız, sizin endişenizi endişemiz, sizin coşkunuzu coşkumuz olarak yüreğimizin ta derinlerinde hissettik"
dedi.

Umut yolculuğunun 50 yıl önce 1961 yılında Sirkeci Garı'ndan kalkan trenle başladığını söyleyen Başbakan Erdoğan, "Niceleri 'Su gibi gidin, su gibi gelin' temennisiyle o trenin ardından sular serpti. Sirkeci Garı'ndan kalkan o trenin arkasından niceleri gözyaşlarını akıttı. Hani şair diyor ya, 'Sirkeci'den tren gider, vagon gider/Derdim gider gurbet elde bir başıma, varım yoğum alır gider/Sirkeci'den tren gider, bir yaldızlı Kuran gider/Erzurumlu Duran, Ankaralı Burhan gider/Sirkeci'den tren gider, gözyaşımı döker gider'. Nice anne aylarca postacının yolunu gözledi. Oğlundan, kızından gelen mektubu defalarca koklayarak açtı. Nice anneler, babalar, nice eşler, nişanlılar telefonun başında haftalarca nöbet tuttu. Nice çocuklar köy yollarında, havayollarında hava kararıncaya kadar bıkmadan, usanmadan babalarını bekledi. 

Sizler gurbete, hasrete, özleme göğüs gerdiniz. Yiğitliğinizle, mertliğinizle, çalışkanlığınızla her meselenin üstesinden geldiniz. İşte bugün ikinci nesil, üçüncü nesil yine çalışkanlığıyla, dürüstlüğüyle, zekasıyla, azmiyle burada varlığını sürdürüyor. Almanya'da sanatçılarımız var, Almanya'da futbolcularımız var, Almanya'da doktorlarımız, mühendislerimiz, işadamlarımız, yatırımcılarımız var. Almanya'da siyasetçilerimiz var. Almanya'da hem Türkiye'nin, hem Almanya'nın göğsünü kabartan nice başarılı vatandaşımız, nice başarılı kardeşimiz var. Bugün artık 'Misafir işçi Türkler' değil, 'Yabancı Türkler' değil, anadili Türkçe'yle birlikte akıcı Almanca konuşan, hem Türkiye hem Almanya vatandaşı Türkler var. Şunu bilmenizi, şundan emin olmanızı istiyorum değerli kardeşlerim; sizler asla ve asla yalnız değilsiniz, sizler kimsesiz değilsiniz. Sizler hem Federal Almanya Cumhuriyetinin teminatı altındasınız, sizler büyük bir ülkenin, büyük bir devletin, Türkiye Cumhuriyetinin teminatı altındasınız" diye konuştu.

LİBYA'DAN TAHLİYELER

"Şunu bilesiniz ki Melbourne'dan Montreal'e, Pekin'den New York'a, Astana'dan Saraybona'ya, Kabil'den, Kerkük'ten, Musul'dan Londra'ya, Düsseldorf'tan Berlin'den Münih'ten Kahire'ye, Trablus'a, Bingazi'ye kadar nerede bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı varsa işte biz bütün imkanlarımızla oradayız, onların yanı başındayız. Biz şunu çok iyi biliyoruz, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları bulundukları, yaşadıkları, çalıştıkları ülkelerde, o ülkelerin otoriteleri tarafından büyük bir hassasiyetle gözetiyorlar" diye devam eden Erdoğan, "Benim vatandaşlarım her ülkede hassas bir emanet olarak baş, göz üstünde tutuluyorlar. İşte en son Libya'da olduğu gibi, benim vatandaşım dara düştüğünde, benim vatandaşım imdat dediğinde, kendisine uzanacak bir el beklediğinde bütün imkanlarımızla ona koşuyor, onun imdadına yetişiyoruz. Libya'da kaos başladığı andan itibaren şu ana kadar yaklaşık 16 bin 500 vatandaşımızı tahliye ettik. 

30 bine yakın vatandaşımız var. Artık talep neredeyse yok. Hatta ufak bir kızımızın bugün mektubunu aldım, Beyza. Beyza diyor ki, 'Sayın başbakanım, buradan Türkleri tahliye etmeyin. Burada kalmaları lazım. Bende buradan ayrılmak istemiyorum' diyor. Beyza geleceğe yatırım yapıyor, çünkü Türkler burada kalmalı diyor. Şu anda tüm dünya Türkiye'nin vatandaşlarına nasıl sahip çıktığını, nasıl başarıyla tahliye ettiğini konuşuyor. Türkiye'den övgüyle söz ediyor. 42 ülke tahliye konusunda Türkiye'den yardım talebinde bulundu. Şu ana kadar Türklerle birlikte 579 yabancı ülke vatandaşını da oradan biz tahliye ettik" ifadelerini kaydetti.

Kaynak:
Bu haber toplam 1950 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri