Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Yakın Olduğumuz parti Ak Parti

09.02.2013 12:37
BDP Eşbaşkanı Demirtaş, Başbakan Erdoğan’ın “BDP ile referandum noktasında, müşterek adım atabiliriz” sözleriyle ilgili “Biz ‘her halükârda referandum’ olmalı, diyoruz” dedi...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Slovakya’dan dönerken yaptığı açıklamalar içerisinde, en kritik olanı yeni anayasa konusunda BDP ile ittifak edebilecekleri yolundaki değerlendirmelerdi.
Erdoğan, “BDP ile anayasal değişiklik yapmaya sayımız yetmiyor ama referandum noktasında, 330’u yakalamak adına anlaşabilirsek, onlarla da müşterek adım atabiliriz” dedi.
Belli ki Erdoğan, anayasa yapım süreci için son tarih olarak işaret ettiği mart sonuna kadar 4’lü bir uzlaşma çıkmayacağından emin. Zaten, yönetim sistemi ile ilgili çok temel konularda 4 partinin aynı metinde buluşması hala çok zor görünüyor.
Erdoğan’ın BDP ile ilgili sözleri de kuşkusuz sadece bir “aritmetik desteği temin” olarak yorumlanamaz.
Çünkü, İmralı ile başlatılan barış süreci, anayasa yapım süreci ile içiçe geçmiş durumda. Bir başka deyişle İmralı sürecinin olumlu sonuçlanması için anayasa önemli koltuk değneklerinden biri. Bu nedenle, öyle ya da böyle Ak Parti ile BDP’nin yolları referandum sandığında kesişecek.

Vatandaşlık, anadil, özerklik

Anayasa konusunda, Ak Parti ile BDP’nin birlikte hareket edebilmesinin ön şartı ise İmralı süreci açısından da kritik öneme sahip bazı anayasa maddeleri üzerinde uzlaşmak.
Bu uzlaşmanın sağlanması her iki partinin de bazı tavizler vermesine bağlı.
Vatandaşlık tanımında iki partinin birbirine yakın önerileri bulunuyor. Her ne kadar BDP, “Türkiye Vatandaşlığı” tanımında ısrar ediyorsa da önerisini “Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı”na oturtan Ak Parti ile bir noktada buluşması mümkün görünüyor. Bunu geçtiğimiz günlerde Uzlaşma Komisyonu’nun Ak Partili üyesi Prof. Dr. Mustafa Şentop da vurgulamıştı.

Anadilde eğitim üzerinden tartışılan “eşit vatandaşlık” odaklı hükümler konusunda ise Ak Parti’nin BDP’yi yanına alabilecek bir formül bulması gerekiyor. Ak Parti, anayasanın bu konuyla ilgili 42. maddesinden “Türk” ifadelerinin ayıklanmasıyla sorunun çözülebileceğini, ayrıca anadil tarifi yapılmasına gerek olmayacağını savunuyor.
BDP ile Ak Parti’nin yerel yönetimlerin özerkliği noktasında ne oranda buluşabileceğini de yapılan pazarlıklar gösterecek.

Bu hassas süreçte Erdoğan’ın değerlendirmelerinin BDP cenahında nasıl yankı bulduğu da önemli. Fransa seyahatinden henüz dönen BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın Başbakan’ın değerlendirmeleri ile ilgili ilk sözleri şöyle oldu:

‘Alternatiflere kapalı değiliz’

“Bizim arzumuz, dört partinin uzlaşma komisyonunda, anayasanın en geniş konsensusla yapılmasını gerçekleştirmek. Sonuna kadar bunu takip edeceğiz. Fakat, dört parti başaramıyorsa farklı alternatifler düşünülebilir. Buna da kapalı değiliz. Ama bu, herhangi bir siyasi partinin taslağını başka bir partinin kabul edeceği anlamına hiçbir zaman gelmez. Sonuçta, 2 parti de anayasa yaptığında, partilerin değil Türkiye’nin anayasasını yapacaklar. Bu perspektifle yaklaşılması halinde tabi ki bütün seçenekleri tartışırız, kapalı değiliz. Sonuçta, biz AKP’nin taslağını desteklemek için uzlaşma komisyonuna girmedik. Bizim de fikirlerimiz var, AKP’nin de doğru önerileri var. Bu doğruları birleştirebilirsek daha iyi bir anayasa yapabiliriz. Ama dediğim gibi, en geniş konsensusu yakalamak her zaman önceliğimiz. Uzlaşma Komisyonu’nda bir çalışma yürüyor. Komisyonun motivasyonunu bozacak, onu hiçe sayacak, saygısızlık edecek bir çaba içerisinde asla olmayız. AKP’den şu ana kadar bize Sayın Başbakan’ın değerlendirmesi çerçevesinde gelmiş bir teklif henüz yok.”

Türkiye anayasası vurgusu

Demirtaş, BDP ve AK Parti tek başına kalsa da bütün Türkiye’nin anayasasının yapılacağını vurgulayarak şunları söyledi:

“Aslında biz ‘her halükarda referandum’ olmalı diyoruz. 550 oyla çıksa bile biz yeni anayasanın referanduma gitmesi gerektiğini düşünüyoruz. ‘AKP ile BDP ortak anayasa yapar ve AKP ile BDP kendi taslaklarını Türkiye’ye dayatır’ diye birşey düşünülmemelidir. Çünkü biz, AKP ya da BDP’nin değil, bütün Türkiye’nin anayasasını yapmak için böyle bir uzlaşma arayışı içine gireriz.”

Demirtaş, İmralı süreci ile anayasa yapım sürecinin birbirini pozitif destekleyeceğini de vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Sonuçta yeni anayasa bir toplumsal barış anayasası olmalıdır. Ben sadece PKK-devlet arasındaki barıştan söz etmiyorum. Ve bu anayasada sadece Kürtler değil herkes kendini görmeli. Türkler bile bu anayasada kendini görmüyor. Türkün de anayasası falan değil bu anayasa. Türkler, bu anayasada demokrasi ve özgürlük mü görüyorlar? Hayır. O yüzden Türk’ün de Kürt’ün de ‘işte benim anayasam’ diyebileceği bir anayasayı, bir barış anayasası olarak Türkiye’ye armağan edebilirsek bu hepimize kazandırır. Mutlaka ki, İmralı’da devam ettirilmesi düşünülen sürece de kesin katkı sunar. İmralı süreci de yeni anayasa sürecine kesin katkı sunar. İkisi birbirinizi pozitif destekler.”

‘Yeni bir sistem lazım’

Demirtaş’ın, şu değerlendirmeleri de görüş ayrılıklarına karşın, bu kritik süreçte iki partinin birlikte yol alabileceğini gösteriyor:
“Biz bütün taleplerimizi sunduk uzlaşma komisyonuna. Bunlar kelimesi kelimesine böyle olacak diye bir dayatmamız yok. Olmazsa olmazlar; Türkiye’de vatandaşlık tanımı kesinlikle yanlıştır. Etnik kimlik üzerine kuruludur. Diller, kültürler özgür değil. Bu değişmelidir. Anadiller her alanda kullanılabilmelidir. Özerklik önerimiz var. Desantralizasyon dediğimiz olay. Türkiye’nin yeni bir sisteme girmesi lazım. Bütün kültürlerin Türkiye’nin birliği içinde korunması gerektiği ilkesi anayasanın ruhuna sinmelidir. Yakın olduğumuz AKP’dir. Bire bir örtüşmüyor ancak yakınlaştığımız parti AKP’dir.”

Ak Parti’nin, TBMM Başkanı Cemil Çiçek dışında 325 milletvekili bulunuyor. Anayasaya göre, anayasa değişikliklerinin referanduma götürülmesi için en az 330 kabul oyu bulmak gerekiyor. Erdoğan’ın sadece, Ak Parti içinden fireler çıkabileceğini öngörerek 29 sandalyeli BDP’ye göz kırptığını düşünmek yanlış olur. Eğer bu süreç, gerçekten bir entegre süreçse anayasada verilecek iyi bir sınav, barışa çok önemli katkılar sunabilir.

Serpil Çevikcan - Milliyet 

Bu haber toplam 1774 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri