Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Doğan'a verdiği süre doldu

13 Eylül 2008 / 17:23
"Haftasonuna kadar açıklamazsan ben açıklarım" diyen Başbakan Erdoğan'ın, Doğan Grubu'na verdiği süre doldu. Erdoğan çok sert bir konuşma yaptı.
Başbakan Erdoğan AK Parti Beyoğlu İlçe Teşkilatı kongresinde konuşuyor:

"Aydın Doğan medyasının yayınlarıyla ilgli bazı gerçekleri açıkladım bazı sorular sordum. Bir hafta süre verdim. İstanbul'da bu soruların cevaplarını çıkıp açıklayın dedim. O gün geldi. Şimdi son 5 gündür yazılıp çizilenleri birlikte bir değerlendirelim. Artık taşları yerine oturtmanın zamanı geldi.

Çünkü 16.5 milyon insanın oyunu almış bir siyasi partiyiz. Bu siyasi partinin Genel Başkanı olarak bizler bütün adımlarımızı 3 Y'yi yok etmek için kurduk. Bir Yolsuzluk, iki Yoksulluk, üç Yasaklar…

Ve bununla mücadele ederek 22 Temmuz'da büyüyerek geldik. Peki bu rahatsızlık niye. Hortumlar kesildikçe bu rahatsızlık başlıyor.

Hortumlar kesildiği için o alıştıkları büyüme yok artık bu onları ciddi biçimde rahatsız ediyor. Ve siyasetçilerde bunların uzantısı var. Ama millet neyin ne olduğunu çok iyi biliyor.

Aydın Doğan medyası müflis tüccarın eski defteri karıştırması gibi eski defterleri karıştırıp, acaba AKP'yi nasıl vururum hesabını yapıyor.

Dedikoduyla meşgul olan biz değiliz sizsiniz bay Doğan Grubu bunu bilin.

Ertuğrul Özkök'ün bugunkü yazısına cevap

Bugünde biri çıkmış akıl veriyor. Yerin altındaki deneyleri takip ediyor muyuz, etmiyor muyuz? En az sizin kadar takip ediyoruz. Eğer TC Başbakanının takip etmiş olsaydınız. Bu makamlar gellip geçicidir, bu mevkiler gelip geçicidir. Hepimiz öleceğiz. Hepimizi toprağın altına koyacaklardır. Benim boyum 1.85 filan 2- 2.5 m3'lük bir hacim olacak bu tevazu içinde olun diyoruz.

Biz gidici olduğumuzu biliyoruz bay köşeyazarı, sen durumunu düşün. Çok geç kaldın, günaydın.

Yerin altındaki deneyleri mi bekleyeceksin? Neyse geç te olsa uyandın. Hayırlı olsun.

Sapla samanı kimse karıştırmasın. Bizim açımızdan mesele Almanya'da görülmekte olan bir davanın sonucu değil. Bu davanın sonucunda mahkeme iddianamedeki hangi iddiaların doğru, hangisinin yanlış olduğuna karar verecek. Bunun muhatabı biz değiliz. Biz hiçbir zaman yanlışın yanında yer almadık almayacağız. Halkımız bizi bu tip suistimallerin içinde görmedi görmeyecek. Varsa yanlış yapan elbette cezasını çeker, bedelini öder. Dava sonucunda Türkiye'yi ilgilendiren bir sonuç çıkarsa, biz idari yönden ne gerekiyorsa yaparız. Hele ki insani yardım yapılan hesaplarda usulsüzlük yapıldığı iddiası bizim için çok ciddi bir iddiadır. Bizim bu konudaki tavrımız net.

İçişleri bakanlığımız Türkiye'deki Deniz Feneri Derneği'nin hesaplarını denetlemiştir. Son olarak 3- 3.5 ay denetlemiştir.

Hürriyet, Milliyet, Vatan, Radikal ve Posta gibi Aydın Doğan gazeteleri ve televizyonlarıyla topyekün bir iftira kampanyası yürütüyor. Partimi ve hükümetimi bu kampanyaların hedefi haline getirdiler. Siz bizim partimizi hedef gösteriyorsun. Ben seni söyleyince beni hedef gösterdin diyorsun. Yok öyle yağma.

Ben Aydın Doğan'a çağrı yaptım. Ya çık bu iftiraları kanıtla, ya da bu iftiraların sebebini açıkla dedim. Ben derdini biliyorum.

Bana yaptığı iki iftiranın da yalan olduğu kanıtlandı. Ülkenin Başbakanına ve Başbakanlık makamına tek taraflı olarak böyle bir iftira atılır mı? Bana elden herhangi bir paranın verilmesi sözkonusu olmadığı gibi, Başbakan'lık resmi hesabına yatırılan paranın sahibini ne gördüm ne tanırım. Gelen he kuruş Kızılay aracılığıyla Ace'ye gitmiş ve yardımları bizzat Kızılay yapmıştır. 21 milyon dolardır ve hepsi sahibine ulaşmıştır.

Aydın Doğan medyasında bu gerçeklerin yeraldığını gördünüz mü? Beş gün bekledim düzeltirler diye. Ama düzelttiler mi? Bazı istisnaları bir tarafa koyalım maaşlı silahşörleri var. Benim yok. Bundan çok rahatsız olmuşlar. Neden rahatsız oluyorsunuz. Ben bu iktidara Aydın Doğan'ın desteğiyle gelmedim. Halkın desteğiyle geldim.

Aydın Doğan kendi kanalında çıkmış bana cevap veriyor. Tutuşturmuşlar eline soruları o ona cevap veriyor. Enteresandır, kendi adamı bile verdiği cevaplar bizi tatmin etmedi diyor. Ama bunu diyenler sipariş yazıları yazmaya devam ediyor. Yerin kulağı var bunları duyuyoruz.

Yeri geldikçe birçok şeyler açıklanacak. Yalan ve iftira devam ediyor. Bizim genç yaşta Kasımpaşa'dan çıkıp Başbakan olmamızı takdir etmiş. Sağolsun.

Bizim iftiralara cevaplarımızı yayınladılar mı? Hayır. Tek taraflı karalamaya devam ettiler. Basın özgürdür dediler. Bugün de üyesi oldukları uluslar arası bir basın kuruluşu güya ültümatom çekmiş bana. Kimsin sen de ültimatom çekiyorsun bana. Ne ültimatomu. Kendi oluşturmuş oldukları, kimsenin benim ülkemde kabul bile etmediği basın konseyi.

Bu ültimatomla diyomuş ki “Başbakan medyaya olan ültimatomunu geri çeksin” Ben ne diyorum ona bak. Konuştuğumu iyi izle. Biz siyaseti susturmak istiyenlere cevap veriyoruz.

Neymiş milletvekillerinin dokunulmazlığı var. Böyle dokunulmazlık nerde görülmüş. Her istediğinizi yazacaksınız kimse sana cevap veremeyecek. Gel kapatalım, susalım, sen de bu meseleyi kapat diye yazdılar. Yok böyle kirli pazarlık. Açık söylüyorum, bizim mesebimiz sizin kadar geniş değil. Bizim karnımız böyle geniş değil. İnsani duyguların istismarıyla yolsuzluğun iftirası bize ağır gelir.

Beş gün bekledik, gerçekten samimi olsaydınız cevap hakkına saygı gösterirdiniz. Kaldı ki gerçekleri araştırıp ortaya çıkarmak sizin asli göreviniz. Bunu yapmak yerine tek taraflı iftiralarla medya terörü estirmeye devam ettiniz. Kusura bakmayın bizi de başkalarıyla karıştırmayın böyle kuru gürültüye papuç bırakmayız, geçti o günler.

KALEMŞÖRLERİNİZE İKİ ÇİFT SÖZÜM VAR

Aydın Doğan'dan maaş alan kalemşörlere bir çift sözüm var. Tarafsız ve bağımsız olmak demek, patronunuzun çıkarlarınızdan da bağımsız olmak demektir. Siz bağımsız olsaydınız, patronunuz hakkındaki kağıt kaçakçılığı iddialarını da yazılarınızda sorgulamaz gerekmez miydi? Haber değeri taşımıyor mu? Hilton arazisi de mi haber değeri taşımıyordu?

Otelin kendine değil ha. Önündeki yeşil alana rezidans talebi. Diyor ki mahkemeye verseydin. Ben müsaade etmedim ki mahkemeye vereyim. Saçmalığı bak.

Bu işi böyle yaptılar geçmişte. Köşeye sıkıştırıp istediğini aldılar. Köşeye sıkışınca siyasi, geldi dedi ki 'ne istiyorsun', açığı var çünkü. Dediler ki 'şurayı istiyoruz' sonra aldılar. Ama biz vermeyiz.

Allahtan Türkiye'de Doğan Grubu'nun sindiremediği gazete ve televizyonlar var da milletimiz gerçekleri onlardan öğreniyorlar. Şimdi sindiremedikleri medya gruplarının ismini değiştirdiler. “Yandaş medya” koydular. Onların içinde de bizimle çatışan, bazı yanlışlara yataklık etmeyi adet haline getirenler de var. Onları da sineye çekiyoruz. Ama ne yazık ki Türkiye'deki bütün iftiraları sineye çeken bir numaralı merci Başbakan'dır, Cumhurbaşkanıdır. Biz ya sabır çekiyoruz.

Arkadaşlarım Aydın Doğan'ın gazetelerinde yayınlanmayan haberlerinden örnekler verdiler. Çıkar çatışması diye bir kavram var. Mahkemelerde çıkar hesabı ortaya çıkanların şahitliğine şüpheyle bakarlar.

RTÜK'le çıkar çelişkiniz olacak RTÜK Başkanı'ın hedef alacak. SPK'da dosyanız olacak SPK'yı vuracaksınız. Belediye'de işiniz olacak Belediye Başkanı'nı vuracaksınız, Hükümetle işiniz olacak, Hükümet aleyhine kampanya başlatacaksınız. Buna da basın özgürlüğü diyeceksiniz? Çıkarlarınızın söz konusu olduğu kişi ve kurumlar hakkında sizin şahitliğiniz bile kabul edilemez.

Rakip medya kuruluşlarına kadar çıkarlarınızın çatıştığı medya kurluşlarını sindirmeyi çalıştığınızı inkar etseniz kim inanır. Beş gazete 3 televizyon ve şimdi de uydudan 11 televizyon çıktı. Bir ülkede bu kadar olur mu?

Hangi puntolarla bir haberi yazıyorsan, aynı puntolarla cevabını koyduğun gün sana inanırım. Bir köşede vermekle olmaz.

Baykal'ın Antalya'daki imar rantını, Baykal'ın kendi ve eşinin mal varlığını, CHP'nin hesaplarındaki usulsüzlüğü sayfalarınızda yayınladınız mı? Hakkınızdaki kağıt kaçakçılığı iddiasını, SPK savunmanızı istemiş, Aydın Doğan'ın kamuda takip ettiği işleri yazın. Deniz Baykal sizin tabela şirketler kurduğunuzun peşine düşsün, o zaman ona da inanalım. Birbirinizin avukatlığını yapıyorsunuz. Şıracıyla bozacı gibi birbirinize şahitlik yapmayı bırakın da aranızda nasıl bir gizli anlaşma var onu anlatın bize.

Arkadaşlarım sordular hala cevap vermediniz. Aylar önce SPK Başkanı'nı Aydın Doğan'ın bir yazarı Vatan Gazetesi için tehdit etti mi?

Aydın Doğan diyor ki, niye suç duyurusunda bulundunuz mu? Ben zaten müsaade etmedim ki. SPK zaten özerk kurum, gereğini yapar merak etme.

Bizden istediklerini verseydik o zaman bu kampanyayı yapacak mıydın? O zaman dost olurduk. Oturup güzel güzel dertleşirdik. Bizden hiçbir talebine olumlu cevap alamayacaksın Aydın Doğan bunu böyle bil. Hesabını buna göre yap.

Kendi kağıtının kaçak olup olmadığını sorgulayamayan bir medya özgür olabilir mi, tarafsız ve bağımsız olabilir mi?

AYDIN DOĞAN'IN MEKTUPLARI

Aydın Doğan'ın geçmişte memleketin idaresinde bulunanlarla mahrem görüşme ve yazışmalarını kendi gazetelerinden daha sonra tek taraflı olarak yayınladığını biliyoruz. Her ne kadar şahsıma gönderilen mektupları açıklamak adetim olmasa da, kendi açıklamadığı için açıklamak durumundayım.

Mektubunda işadamı ve yayıncı olarak iki şapkası olduğunu söylüyor. Ama görüyorum ki Aydın Doğan arada bir şapkaları karıştırıyor. Eğer kabul ederse bu da benim Türk halkı önünde onun mektubuna cevabım olsun:

Sayın Aydın Doğan medyada çok sesliliği hayati derecede önemli bulduğumu sizlerin de bulunduğunu biliyorsunuz. İşadamı ve medya patronluğu şapkalarınız var. Medya grubunun muhalefete yakınlığını ifade etmekten neden çekiniyorsunuz.



Her fırsatta siyasetçilerin eleştirilmesi gerektiğini vurgularken, kendinize yönelik eleştirilere tepki gösteriyorsunuz. Tek yönlü dokunulmazlık olarak görüyorsunuz. Tarafsız olun. Demokrasilerde eleştirme, cevap verme hakkınının siyasetçilere de tanındığını hatırlatmak isterim.


Bundan sonra yayıncı kimliğinizi kullanıp işadamı kimliğinize imtiyaz talep etmemenizi özellikle belirtmek istiyorum.


Yayıncı ve işadamı şapkalarınızı karıştırmama, medya grubunuzda çok sesliliği koruma sözlerinizi tarihe karşı taahhüt olarak görüyorum.



Bundan sonraki süreçte yayıncı kimliğinizi kullanarak işadamı olarak yürüttüğünüz işlerde imtiyaz talep etmeyeceğinizi umuyor, bundan sonra da diğer vatandaşlarımız gibi eşit muameler göreceğinizi özellikle vurgulamak istiyorum.

- Cevap olarak şimdilik bununla yetiniyor. Bu bahsi şimdilik kapatıyorum.
Kaynak:
Bu haber toplam 940 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri