Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

"27 Mayıs servet ihtilaliydi"

27 Mayıs 2008 / 10:17
Dönemin Meclis Başkanı Refik Koraltan'ın gelini ile röportaj.

"Büyük sıkıntılar çektik. Bunları bize yaşatanlara bakın; kiminin TIR filosu, kiminin büyük şirketleri var. 27 Mayıs, her şeyden önce servet ihtilalidir. Bal tutan parmağını yaladı."

Türkiye, Cumhuriyet tarihindeki ilk darbenin 48. yıldönümünü yaşıyor. 27 Mayıs'ta, yönetime el koyan 37 subay, Başbakan Adnan Menderes ve iki bakanını darağacına göndermişti. İhtilalin mağdurları çektikleri çileyi unutamıyor. İdam kararı yaşlılık sebebiyle uygulanmayan dönemin Meclis Başkanı Refik Koraltan'ın gelini Süheyla Koraltan da bunlardan biri. Suriye'nin ilk Cumhurbaşkanı Suphi Bereket'in kızı Süheyla Hanım, oğlu Yavuz'la birlikte o günleri Zaman'a anlattı. Darbe olduğunda 30 yaşındaymış. Önüne geleni hapse atan cunta, Refik Koraltan hakkında idam kararı verince eşi Mukbile Hanım kalp krizi geçirip hayata veda etmiş. Bazı siyasetçi aileleri maddi sıkıntıdan evlerindeki beyaz eşyalarını satmak zorunda kalmış. Koraltan'ın gelini, Beşiktaş'ta bir vekil eşinin taksicilik bile yaptığına işaret ediyor. Eşi Oğuzhan Koraltan'ı ise askerlik dönemine rastlaması kurtarmış cuntanın elinden. Herkesi sefalete terk eden darbecilerin hayatlarını ve servetlerini bugün kimsenin incelemediğine dikkat çekiyor Süheyla Koraltan. "1960 senesini bize yaşatan askerlere bakın, hepsi zengin. Kiminin TIR filosu, kiminin büyük şirketleri, kiminin de fabrikaları var. Bu ihtilali ilk önce para için yaptılar. Servet ihtilali yaptılar." diyor. Milli Birlik Komitesi'ne tepkisini "Bakın bakalım kimde ne buldular. Ondan sonra utançlarından af çıkardılar." sözleriyle dile getiren Süheyla Koraltan ekliyor: "O dönem bal tutan parmağını yaladı. Bizim kasamızda da değerli şeyler olsaydı alıp götüreceklerdi."

1946'da DP henüz kuruluş aşamasındadır. Fakat baskı ve tehditler daha o dönemde başlar. Bu tehditlerin biri ise Koraltan'ın eşine aktarılır ve Mukbile Hanım'ın o anda sağ tarafı felç olur. Olay şöyle gelişir: İzmir'de büyük bir açık hava mitingi düzenlemek için partinin kurucuları yola koyulur. O sırada Mukbile Koraltan'a birisi gelerek, 'İzmir'de darağaçları kuruldu, Koraltan'ı da diğerlerini de asacaklar.' der. Bunun üzerine tansiyonu fırlayan Mukbile Hanım ömür boyu sağ tarafı felç olarak yaşamak zorunda kalır.

DP güçlendikçe olumsuzluklar artar. Sonra 27 Mayıs gelir. Yassıada Mahkemesi kararını açıklamak için toplanmıştır. Herkes o gün radyonun başındadır. İdam kararı verilecek korkusuyla bekleyen Koraltan ailesi de radyonun etrafında toplanır. Refik Koraltan ise birkaç gün öncesinde ailesine veda mektubunu göndermiştir bile. 9 ay, 20 gün süren 287 oturumluk maratonun sonunda 15 kişinin idamı işitilir radyodan. İdamlıklar arasında Refik Koraltan da vardır. Sağ tarafı daha önce felç olan eşi Mukbile Hanım, kararın ağırlığında ezilir ve sabaha karşı kalp krizi geçirerek hayata veda eder. Öyle ki bu sefer de cunta cenazeye katılmayı yasaklar. Hatta çiçek gönderilmesine bile müsaade etmezler. İdam kararıyla hayatının son anlarını yaşayan Refik Koraltan, eşinin ölüm haberini duyduğunda tamamen yıkıma uğrar. Mukbile Hanım'ın cenazesine sadece Rahşan Ecevit'in babası Halk Partili Namık Zeki Aral gelir. Ailenin erkekleri hapistedir ve bütün yük Süheyla Hanım'ın üzerindedir. Cenazeyi yakın akrabalarıyla kaldıran Koraltan'ın gelini o gün yaşadıklarını şöyle anlatıyor: "Cunta takımı cenazeye çiçek gönderilmesini falan yasakladı. Herkes canavar görmüş gibi bizden kaçıyordu. Cenazeye Altındağ'dan bir kişi geldi. Biz bir grup geliyorduk ama asker bizi engelledi, yasak olduğunu söyledi. Bir cenaze arabası verdiler, araba hurdaya dönmüş. Tabutu arabanın arkasına koyduk. Fakat arabanın arka kapakları, öyle sallanıyor ki neredeyse tabut yola düştü düşecek. Allah bilir mezarlık da vermezlerdi. Çok üzüldüm o manzara karşısında. O cenaze ihtilalden önce olsaydı kim bilir burası ne kadar dolu olurdu, diye düşündüm. Ama halka şikâyetim yok. Ben cuntadan şikâyetçiyim. Cunta bir rezaletti. İsterlerse beni dava etsinler."

Koraltan ve Celal Bayar'ın yaşlı olması sebebiyle idam cezaları kaldırılır. Ama idama gidenlere şahitlik eder Koraltan. Gelinine ise şöyle anlatır idam anını: "Hepimizin elleri arkadan bağlı ve anonsları dinliyorduk. İdama gideceklerin isimleri okunuyordu. Ethem Menderes'le aynı kovuştaydık. Hasan Polatkan o sırada çok ağlıyordu. Bir taraftan da yağmur yağıyordu. Agah Erozan tam o sırada onları cesaretlendirmek için yüksek sesle ezan okumaya başladı. Ona eşlik ettik. Sonra baktık ki giden gelmiyor. Anladık ki asılmışlar."

Süheyla Koraltan, kayınpederinin anlattıklarını aktarırken, inançlı olmanın ne kadar mühim bir şey olduğunu üzerine basa basa söylüyor. Oğlunu inançlı birisi olarak yetiştirdiğini vurgulayan Süheyla Hanım, "Yavuz Kur'an-ı Kerim'i göğsünün cebinden hiç ayırmaz. İnanç gönülde olmalı. Dini inancınız olduğunda kuvvet duyarsınız. 'Allah'ım bana yardım et' dersiniz, o bile size büyük kuvvet verir." tespitinde bulunuyor. Hayatında hiç CHP'ye oy vermediğini belirten Koraltan, muhalefetin yapıcı olması gerektiğini dile getiriyor. "DP zamanında yapıcı muhalefet yoktu. Her dakika kavga hüküm sürüyordu. Kışkırtma durumu vardı Meclis'te." diyen Süheyla Hanım ilginç bir yorumda bulunuyor: "Adnan Bey çok nazik birisiydi ama cesur olsaydı mahkemelerin seyri öyle bitmezdi. Terbiyeli olmak başka, cesur durmak başkadır."

Hâlâ cunta kafalı insanlar var, askeri kışkırtıyorlar

Süheyla Koraltan, kayınpederinin fotoğraflarını İstanbul Ulus'taki evinin başköşesinden eksik etmiyor. Darbe günlerini anlatırken, sözü bugünkü tartışmalara getiriyor: "Türkiye'de hâlâ cunta kafalı insanlar var. Üniversite ve yargı, askeri kışkırtmak için elinden geleni yapıyor. Siviller Büyükanıt'ı kışkırtmaya çalışıyorlar ama o kendine hakim biri."

Tarihi mektuplar internette satılıyor

27 Mayıs darbesinden sonra Yassıada'da 3 yıl hapis yatan Meclis Başkanı olan Refik Koraltan'ın mektuplarının 'gitti gidiyor' adlı internet sitesinde satıldığı ortaya çıktı. Tarihî belge niteliği taşıyan mektuplar, dönemin bürokratları ve aile yakınları tarafından yazılmış. 1961 yılında Koraltan'a Kayseri Cezaevi'ndeyken gönderilmiş mektuplardan birisi torunu Yavuz Koraltan'a ait. 27 Mayıs ihtilali sırasında 6 yaşında olan Yavuz Koraltan, dedesi Kayseri Cezaevi'nde tutuklu iken ona her hafta mektup yazar. Yavuz Koraltan, 28 Şubat 1961 tarihli mektupta, büyük kuş resimleri çizmiş. Zaman'a konuşan Yavuz Koraltan, kuş resimlerini neden çizdiğini şöyle anlattı: "Dedemi adada tuttuklarını söylüyorlardı o zaman bana. Ben de adaya araba gitmediği için mektubu ancak bir kuşun götürebileceğini düşünüyordum. Onun için yazdığım mektupların üzerine kuş resmi çiziyordum. Dedem de o dönem cezaevinde bir torba bozuk para biriktirip bana göndermişti."

Zaman - Kamil Maman

Bu haber toplam 1408 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri