Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

28 Şubat'ın arkasındayız

17 Eylül 2008 / 19:36
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, düzenlediği bilgilendirme toplantısında değinmediği konu kalmadı... Apo, Din, Akreditasyon, Ergenekon, PKK....
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Türk Silahlı Kuvvetlerinin birinci hedefinin terörle mücadeleyi daha kısa sürede bitirebilmek olduğunu ifade ederek, "Bunu ençok isteyen biziz. Çünkü biz çekiyoruz acıyı" dedi. TSK Mücadelede büyük mesafe alındığını belirten Orgeneral Başbuğ, bu görevi en az kayıpla yapmayı hedeflediklerini belirterek, "Ancak realite var. Kimse şehitlerin üzerinden siyaset yapmasın" diye konuştu. Orgeneral İlker Başbuğ, AB'nin hedef değil araç olduğunu belirterek, "Silahlı Kuvvetler, Türkiye AB ilişkileri kapsamında ulus devlete yönelebilecek tekliflere kesinlikle karşıdır. Biz ulus devletin bir vidasının oynatılmasına, gevşetilmesine karşıyız" dedi.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Türk Silahlı Kuvvetlerinin birinci hedefinin terörle mücadeleyi daha kısa sürede bitirebilmek olduğunu ifade ederek, "Bunu ençok isteyen biziz. Çünkü biz çekiyoruz acıyı" dedi. TSK Mücadelede büyük mesafe alındığını belirten Orgeneral Başbuğ, bu görevi en az kayıpla yapmayı hedeflediklerini belirterek, "Ancak realite var. Kimse şehitlerin üzerinden siyaset yapmasın" diye konuştu. Orgeneral İlker Başbuğ, AB'nin hedef değil araç olduğunu belirterek, "Silahlı Kuvvetler, Türkiye AB ilişkileri kapsamında ulus devlete yönelebilecek tekliflere kesinlikle karşıdır. Biz ulus devletin bir vidasının oynatılmasına, gevşetilmesine karşıyız" dedi.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, televizyon ve haber ajanslarının yöneticilerine yönelik düzenlediği bilgilendirme toplantısının ikinci gününde çeşitli konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı. Orgeneral Başbuğ, TSK ve terörle mücadeleye ilişkin haberlerin verilişine ilişkin düşüncelerini aktarırken, medyayı yönlendirmek istemediklerinin altını birkaç kez çizdi. Başbuğ, "Hedefimiz medyayı yönlendirmek değil yardımcı olmak" dedi.
Silahlı Kuvvetler'in eleştiriye açık olduğunu, yapılan eleştirilerin doğru bilgilere dayanması gerektiğini belirten Orgeneral Başbuğ, "eksik bilginin tamamlanması için biz açığız, sistemi açıyoruz. Eksik bilgiye hayır, önyargılıya kesinlikle hayır" dedi. Orgeneral Başbuğ, bütün kurumlarda hata yapanların olabileceğini, TSK'nın da çok büyük bir kurum olduğunu ifade ederek, "Kişisel hatalar olabilir, kişisel hatalar kurumsal boyuta çekilirse bu doğru olmaz" diye konuştu. Doğru bilginin sağlanması için haftalık bilgilendirme toplantıları ile 24 saat iletişim telefonu sisteminin devreye gireceğini ifade eden Orgeneral Başbuğ, bu sistemlerin haberin teyidi ya da otokontrol sisteminin getirilmesi amacını taşımadığını söyledi.
Orgeneral Başbuğ, "Bundan böyle iletişim dairesinde 24 saat gazetecilerin sorusuna yanıt vermeye hazır bir görevli olacak. Sorularınıza anında yanıt verilemese bile bilgi alınıp mutlaka iletişim sürdürülecek. Türkiye'de savunma ve güvenlik konularında yetişmiş eleman eksikliği var. Buna TSK dahil. Uluslararası düzeyde uzmanlarımız olabilmeli. Bu yönde istek gelirse medyadan da uzmanların yetişmesine yardımcı olmayı planlıyoruz" dedi. Orgeneral Başbuğ, TSK'nin bilgilendirmelerinin Anadolu Ajansı ağırlıklı olacağını, internet sitesinin daha yoğun bilgilendirmede bulunmak üzere yeniden planlandığını söyledi.
Orgeneral Başbuğ, medya dahil hiç kimsenin TSK üzerinden siyaset yapmamasını istedi.

-KATI AKREDİDASYON KRİTERİMİZ YOK-

Orgeneral Başbuğ, medyanın eleştirilerine açık olduklarını, ancak karalamaya, kasıtlı önyargılı yayınlara razı olmayacaklarını bildirdi ve "Akreditasyon konusunda kesin bir kriterimiz yok. Buradaki tek dayanağımız basın meslek ilkeleri. Basın Konseyi ve Gazeteciler Cemiyeti ile de birlikte çalışmak istiyoruz. Şikayetlerimizi onlara ileteceğiz, sorunları onlarla çözmeye çalışacağız. Örneğin yanlış anlamayın ama, bir kişi yargı kararıyla suçlu bulununcaya kadar suçsuzdur. Medya bu kurala bile uymuyor. Bir açılım yaptık, bu genişleyebilir de, daralabilir de... Her şey medyanın basın meslek ilkelerine uymasına bağlı" dedi. Basın Konseyi'nin meydanını büyük bölümü tarafından tanınmadığını söyleyen bir gazeteciye Orgeneral Başbuğ, " O da sizin sorununuz" karşılığını verdi.

Terör örgütünün ana hedefinin medyada geniş şekilde yeralmak olduğunu ifade eden Orgeneral Başbuğ, "televizyonda yer almasının nedeni önemi değil, yeralması önemli. Uluslararası televizyonlarda yeralması daha da önemli" dedi. Terör olaylarının toplumun dikkatini çektiğini bunun da reyting anlamına geldiğini kaydeden Orgeneral Başbuğ, "reyting terör örgütü için büyük avantaj" diye konuştu. Bu çerçevede, şiddet görüntülerinin verilmesinden kaçınılması, kapsam ve süresinin kısa olması ve tekrarlardan kaçınılması gerektiğini söyledi. Dünyanın pek çok yerinde terör olaylarının yaşandığına işaret eden Orgeneral Başbuğ, "onlar yansıtmıyor siz de veremiyorsunuz" dedi.

Örgüt lideri ve mensuplarının görüntülerinin verilmesinin çok tehlikeli olduğunu vurgulayan Orgeneral Başbuğ, "Terör Örgütü'nün başı Abdullah Öcalan, Apo denilmesi de doğru değil" dedi.

Orgeneral Başbuğ, toplantıyı açıp sunumunu tamamlamasının ardından bu konularda yapılacakların belirlenmesi için önerilere de açık olduklarını belirtti. Bu bölümde ilk soru telefonla bilgilendirme sisteminin akreditasyonu olan kurumlar dışındakilerin yararlanıp yararlanamayacakları sorusuna Orgeneral Başbuğ olumlu yanıt verdi. "Bu durumda akreditasyon sıfırlanmış mı oluyor" sorusuna ise Orgeneral Başbuğ, "telefonlarda henüz sensör yok" karşılığını verdi. Gazetecilerle Başbuğ arasında akreditasyonun tamamen kaldırılması yönünde başlayan diyalog Orgeneral Başbuğ'un, uygulamanın dünyanın heryerinde olduğunu, bu konuda yetki ve sorumluluğun kendisinde olduğunu, gelişmeleri izleyeceklerini, akreditasyonda daralma ya da genişleme olabileceğini ancak önyargılı olanlara karşı tutumlarında değişiklik olmayacağını söyledi.

ORGENERAL BAŞBUĞ: "AMACIMIZ TERÖRLE MÜCADELEYİ EN KISA ZAMANDA BİTİRMEK”

-Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Bağbuğ, “Bizim TSK olarak birinci önceliğimiz terörle mücadele. Amacımız, hedeflerimiz, bu terörle mücadeleyi daha kısa sürede bitirebilmek. Bunu en çok isteyen biziz. Çünkü biz çekiyoruz acıyı" dedi.

-Terörle mücadelede gelinen aşamaya değinen Orgeneral Başbuğ, bu konuda bir değerlendirme yapabilmek için dört kriter bulunduğunu söyledi. Orgeneral Başbuğ, bu kriterleri “terör niteliğindeki olaylar”, “hayatını kaybeden siviller”, “şehit olan güvenlik güçlerinin sayısı” ve “etkisiz hale getirilen terörist sayısı ve terör örgütüne katılımlar” biçiminde sıraladı.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Bağbuğ, terörle ilgili gelinen noktayı değerlendirdi ve dört aşamada terörle mücadeledeki aşamaları anlattı. Orgeneral Başbuğ, “Bizim TSK olarak birinci önceliğimiz terörle mücadele. Amacımız, hedeflerimiz, bu terörle mücadeleyi daha kısa sürede bitirebilmek. Bunu en çok isteyen biziz. Çünkü biz çekiyoruz acıyı" dedi.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ, televizyon ve haber ajanslarının yöneticilerine yönelik düzenlediği bilgilendirme toplantısında, terörle mücadele konusunda gelinen noktayı anlattı. Terörle mücadelede gelinen aşamaya değinen Orgeneral Başbuğ, bu konuda bir değerlendirme yapabilmek için dört kriter bulunduğunu söyledi. Bunların “terör niteliğindeki olaylar”, “hayatını kaybeden siviller”, “şehit olan güvenlik güçlerinin sayısı” ve “etkisiz hale getirilen terörist sayısı ve terör örgütüne katılımlar” biçiminde sıralayan Orgeneral Başbuğ, “Bizim TSK olarak birinci önceliğimiz terörle mücadele. Amacımız, hedeflerimiz, bu terörle mücadeleyi daha kısa sürede bitirebilmek. Bunu en çok isteyen biziz. Çünkü biz çekiyoruz acıyı" dedi.

-SAYILARLA TERÖR-

Terör niteliğindeki olayların sayının önemli bir gösterge olduğunu söyleyen Orgeneral Başbuğ, “En fazla terör olayı 6 bin 446 ile 1994 yılında meydana geldi. 1993 yılındaki olay sayısı 5 bin 717, bu yıl meydana gelen olay sayısı ise bin 170” dedi. Orgeneral Başbuğ, bu konuda da "olayların kaçının güvenlik güçlerinin inisiyatifinde kaçının terör örgütünün inisiyatifinde" yaşandığının önemli olduğunu belirterek, bunun "iyi ve kötü kolesterole benzetilebileceğini" ifade etti. Olay sayısına bağlı değerlendirme yapıldığında bölgesel dikkatin Irak'tan Afganistan'a kaydığını anlatan Orgeneral Başbuğ, "Neden, olay sayısında Irak'ta düşüşün olması ve Afganistan'da yükselişini olması" dedi. Bu açıdan bakıldığında Irak konusunun Türkiye için önemli olduğunu anlatan Orgeneral Başbuğ, "Irak konusu bizim için hayati önemli" diye konuştu.
Terörle mücadelede gelinen aşamayı değerlendirmede ikinci ölçütün "terör olaylarında hayatını kaybeden sivil vatandaş sayısı" ifade eden Orgeneral, bin 479 kişi ile 1993 yılında yaşandığını kaydetti. Orgeneral Başbuğ, "Bugün bu rakam 42. Bu da önemlidir. Sivil vatandaşın hayatını kaybetmesi ne demektir? Siz yeterince güvenliği sağlayamıyorsunuz demektir" diye konuştu.

-ŞEHİT ÜZERİNDEN SİYASET YAPILMASIN-

Terörle mücadeleye ilişkin değerlendirmede üçüncü kriterin "şehit düşen güvenlik güçlerine ilişkin sayı" olduğunu bildiren Orgeneral Başbuğ, 1994 yılında 867 olan şehit sayısının 2008'de 134 olduğunu söyledi ve "Temenni ediyoruz ki hiç olmasın" dedi. Orgeneral Başbuğ, Türkiye'nin durumunun Batı Avrupa ülkelerine benzemediğini kaydetti. Orgeneral Başbuğ, TSK olarak en az zayiat verilmesi için önlem aldıklarını ve bunun sürdürdüklerini ifade ederek, bir şehit verilmesi durumunda en büyük acıyı şehidin ailesi ile silah arkadaşlarının yaşadığını söyledi. Orgeneral Başbuğ, "Hiç kimse şehit üzerinden siyaset yapmasın. 'Yine şehit' 'Ne zaman bitecek?' türündeki haberler rahatsız edici. Bu tür haberler bize yardımcı olmak yerine menfi etki yaratıyor” dedi.

-ETKİSİZ HALE GETİRİLEN VE TESLİM OLAN TERÖRİSTLER-

Orgeneral Başbuğ, terörle mücadeleye ilişkin değerlendirmede bir başka kriterin de "etkisiz hale getirilen terörist sayısı" olduğunu söyledi. Etkisiz hale getirilen terörist sayının 1994 yılında 7 bin 184, bugün ise 613 olduğunu bildiren Orgeneral Başbuğ, etkisiz hale getirilen teröristlerin sayısının tespit edilmesinin çok önemli olduğunu bildirdi. Orgeneral Başbuğ, bu bu konuda yaşanan zorluklar bulunduğunu, ancak fotoğrafla tespit yapıldığını dile getirdi. Orgeneral Başbuğ, etkisiz hale getirilen teröristlerin cenazesinin gösterilmesinin terör örgütünün işine yarayacağını de belirterek, "Örgüt öldürülen terörist için üzülmez. Ölen terörist örgütü adam kazandırılması açısından iyi bir propagandadır" diye konuştu.
Orgeneral İlker Başbuğ, teslim olan terörist sayısının da gelinen aşamayı gösterecek kriterler arasında yer aldığını ifade ederek, 1994 yılında 3 olan bu sayının 2008'de 113'e yükseldiğini kaydetti.
Son kriterin de "terör örgütüne katılımlar" olarak tanımlayan Orgeneral Başbuğ, terör örgütüne katılımın 2002'de bin 47 kişi, 2007 yılında ise 742 kişi olduğunu anlattı. Orgeneral Başbuğ, "Terör örgütüne katılımların üç boyutu var: Bir Türkiye'den, iki Suriye'den, üç Avrupa'dan. Bugün örgütün üçte biri Suriye'den. Türkiye'den özellikle terörle mücadelenin yoğun olduğu Güneydoğu Anadolu'dan örgüte katılım düşük" diye konuştu.
Orgeneral Başbuğ, terörle mücadelede en umutsuzluğa düşülen yılı gazetecilere sordu. "1993" yılı yanıtını alan Orgeneral Başbuğ, terörle mücadelede en etkin mücadelenin bir ertesi yıl yani 1994 olduğunu kaybetti.


ORGENERAL BAŞBUĞ : ERUYGUR'UN DURUMUNU TAKİP EDİYORUZ

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu bulunan eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur'un sağlık durumunu takip ettiklerini bildirdi.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, televizyon ve haber ajanslarının yöneticilerine yönelik yaptığı bilgilendirme toplantısında, sabah saatlerinde beyin kanaması geçiren eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Eruygur'un durumunu takip edip etmediklerine yönelik bir soruyu yanıtladı. Orgeneral Başbuğ, emekli Orgeneral Eruygur'un düşerek kaza geçirdiğini, boynunda ve beyninde sıkıntı olduğunu ve hastanede tedavi olduğunu söyledi. Orgeneral Başbuğ, emekli Orgeneral Eruygur'un GATA'ya getirilip getirilmeyeceğine ilişkin soruya, “Durumunu takip ediyorum. Mevzuat içinde ihtiyaç olursa ve katkımız olursa değerlendiririz. Başka bir yer tavsiye edilirse onu da değerlendiririz” yanıtını verdi.


ORGENERAL BAŞBUĞ, ÖCALAN'LI DERS KİTABI İÇİN “GEREĞİNİ YAPACAĞIZ” DEDİ

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, ilköğretim okulu 8. sınıf ders kitabında terör örgütü başı Abdullah Öcalan'ın resmine ve ismine yer verilmesinin “dikkatlerini çektiğini” belirtti ve “gereğini yapacağız” dedi.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, bugün televizyon ve haber ajanslarının yöneticilerine yönelik bilgilendirme toplantısı yaptı. Toplantıda ağırlıklı olarak terörle mücadele konusunda medyanın önemi ve rolünü anlatan Orgeneral Başbuğ, haberlerde terör örgütü yöneticilerinin resim, isim ve seslerinin verilmesinin, terörle mücadeledeki olumsuz etkisini anlattı. Orgeneral Başbuğ, bu açıklamasından sonra bir gazetecinin, “Siz terör örgütünün üyelerinin resim, isim ve seslerinin verilmesini istemiyorsunuz ama, ders kitabında Öcalan'ın resmi ve adı var” hatırlatması üzerine şöyle dedi: “O dikkatimizi çekti. İnceliyoruz. Gereğini yapacağız.”
Bu yıl ilköğretim müfredatlarının yenilenmesi projesi kapsamında değiştirilen 8. sınıf İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük kitabında “bebek katili", “terörist başı" Abdullah Öcalan'ın yakalanması anlatılmış ve ders kitabında Öcalan'ın resmine yer verilmişti. Bu durum eğitim sendikaları ile eğitim camiasının tepkisini çekmişti.

ORGENERAL BAŞBUĞ: "DİN ARAÇ OLARAK KULLANILIYOR"

-Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, dinin yüzyıllardır ekonomik menfaat çıkarları açısından kullanıldığına dikkat çekerek, “Bu gayet global bir konu. Sadece Türkiye'nin sorunu değil. Din kullanılıyor, din araç olarak kullanılıyor. Ondan sonra, ekonomik olarak güçleniyorsunuz. Ekonominiz güçlendi mi diğer alanlara el atıyorsunuz. Diğer alanları yaptıktan sonra siyasete el atıyorsunuz. Onun için biz diyoruz ki, bu sosyal gerçeği iyi görelim de, bu sosyal gerçeğe göre tedbir alması gereken kurumlar bu tedbirleri doğru zamanda alsınlar” dedi.

-Orgeneral Başbuğ, "Bazı medya kuruluşları, TSK'ya sızmaya çalışıyor. Bu ne demek? TSK içinde kendilerine yakın veya ilişkisi olan veya herhangi bir biçimde tanışıklığı olan, bu subay, astsubay kişilerle bağlantı kurarak, o kişileri suça teşvik ederek, kanun dışı olarak kendilerine iletilmesi ve kullanılması var. TSK olarak bu konu öncelikli konumuz. Hukuk, kanun çerçevesinde ne yapacaksak en şiddetli yapacağız, bunda da kararlıyız" dedi.

-TSK'nın, Türkiye-AB ilişkileri kapsamında ulus devlete yönelik olabilecek tekliflere kesinlikle karşı olduğunu vurgulayan Orgeneral Başbuğ, “Biz ulus devletin bir vidasının oynatılmasına, gevşetilmesine kesinlikle karşıyız, hassasız. Biz AB'den diğer ülkelere nasıl eşit muamele ettiyse, bize de eşit muamele etmesini istiyoruz, bekliyoruz ama burada maalesef çifte standartların olduğu da bir gerçektir. Türkiye'ye eşit muamele edilmelidir" diye konuştu.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, dinin yüzyıllardır ekonomik menfaat çıkarları açısından kullanıldığına dikkat çekerek, “Bu gayet global bir konu. Sadece Türkiye'nin sorunu değil. Din kullanılıyor, din araç olarak kullanılıyor. Ondan sonra, ekonomik olarak güçleniyorsunuz. Ekonominiz güçlendi mi diğer alanlara el atıyorsunuz. Diğer alanları yaptıktan sonra siyasete el atıyorsunuz. Onun için biz diyoruz ki, bu sosyal gerçeği iyi görelim de, bu sosyal gerçeğe göre tedbir alması gereken kurumlar bu tedbirleri doğru zamanda alsınlar” dedi.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, televizyon ve haber ajanslarının yöneticilerine yönelik yaptığı bilgilendirme toplantısında, "sosyal devletin zayıflaması halinde bunun yerinin cemaatlerce doldurulacağı" şeklindeki sözlerinin hatırlatılıp, konuya biraz daha açıklık getirilmesinin istenmesi üzerine, şunları söyledi:
“Maalesef yüzyıllardır ekonomik menfaat çıkarları açısından din kullanılıyor. Bu gayet global bir konu. Sadece Türkiye'nin sorunu değil. Din kullanılıyor, din araç olarak kullanılıyor. Ondan sonra ne oluyorsunuz, ekonomik olarak güçleniyorsunuz. Ekonominiz güçlendi mi diğer alanlara el atıyorsunuz. Diğer alanları yaptıktan sonra siyasete el atıyorsunuz. Karmaşık bir olay. Bu, sosyal gerçek. Onun için biz diyoruz ki, 'Bu sosyal gerçeği iyi görelim de, bu sosyal gerçeğe göre tedbir alması gereken kurumlar bu tedbirleri doğru zamanda alsınlar'.Diyelim ki bir gencimiz Eskişehir'de oturuyor, Kocaeli'de üniversite kazanıyor. Zaten zar zor okuyacak, yurt bulacak. Devletin öğrenciye yurt sağlaması sosyal bir görev ama sağlayamıyor. Orada işte, geliyor A, B, C, D hemen alıyor. Kendilerine göre yetiştiriyorlar. Sosyal devlet tabii ki önemli ama sosyal devletin hangi boyutta olacağı konusunda yasalar, Anayasa belli."

-“BAZI MEDYA KURULUŞLARI TSK'YA SIZMAYA ÇALIŞIYOR”

Orgeneral Başbuğ, basına bilgi sızması ve belge sızdırılmasına ilişkin soru üzerine, bazı medya kuruluşlarının TSK içinde kendilerine yakın subay ve astsubayları kullanarak yasadışı olarak bilgi ve belge elde ettiklerini söyledi. Bilgi sızmasının kabul edilebilecek bir şey olmadığını ve konunun üzerinde ciddiyetle durduklarının altını çizen Orgeneral Başbuğ, şöyle konuştu:
"Almamız gereken ilave tedbirler nelerdir, bunların üzerinde duruyoruz.Bu konuda ilgisi olanlar, vukuatı olanlar konusunda çok acımasızız. Örnek olması açısından takipçisi olacağız. Bazı medya kuruluşları, TSK'ya sızmaya çalışıyorlar. Bu ne demek? TSK içinde kendilerine yakın veya ilişkisi olan veya herhangi bir biçimde tanışıklığı olan, bu subay, astsubay kişilerle bağlantı kurarak, o kişileri suça teşvik ederek, kanun dışı olarak kendilerine iletilmesi ve kullanılması var. Bu çok vahimdir. Bunu yapan medya yapan medya grupları da 'biz demokrasiye, hukuka çok saygılıyız' diyorlar. Demokrasiye, hukuka saygılı olma, bir güvenlik kurumunun içinde personelle özel ve kapalı ilişkiler kurmaya ve suç işlemeye olanak veriyor mu? Çirkin bir olay. Maalesef var. Bu konuda çok kararlı olmalıyız. Zor bir konu. Yalnız bizim değil, tüm kuruluşların sorunu. TSK olarak bu konu öncelikli konumuz. Hukuk, kanun çerçevesinde ne yapacaksak en şiddetli yapacağız, bunda da kararlıyız."

-“TÜRKİYE GÜRCİSTAN KRİZİNDE DENGELİ POLİTİKA İZLEDİ”

Kafkaslarda yaşanan gelişmelere de değinen Orgeneral Başbuğ, konuyu Bulgaristan'daki NATO Genelkurmay Başkanları toplantısında ve ABD Genelkurmay Başkanı Michael Mullen ile yaptığı görüşmede ele aldıklarını belirtti. Gürcistan'da tekrar ciddi bir çatışma ihtimalinin bulunduğunu düşünmediğini ifade eden Orgeneral Başbuğ, sözlerine şöyle devam etti:
"Şu anda çatışma ihtimali yok. Yarın değişir mi? Değişebilir. Bundan sonra ne olacak? Rusya'nın bir tanıması var. Buna şu anda cevap vermemiz zor. BM Güvenlik Konseyi'nden geçme ihtimali yok, ama ne olacak? Böyle defakto büyük bir ülke tavrını açıkladı. Bundan geri adım atar mı? Atmaz herhalde. NATO, AB bağlamında olaya bakarsınız, bütün ülkeler Gürcistan olayının dengeli götürülmesi kanaatindedir. Dengeli götürülmesi, Rusya ile görüşerek temas ederek, bu olaylara çözüm bulunması yaklaşımıdır. Bu doğrudur. Türkiye Cumhuriyeti de Gürcistan krizinin başlangıcından bugüne kadar dengeli politika izlemiştir. Elbette Gürcistan ile ilişkilerimiz var, Rusya da bizim komşumuz. Dolayısıyla bu ilişkileri dengeli götürmek durumundayız. Bugüne kadar dengeli götürdük, dengeli götürmemizden de kimse rahatsız değil. Olayın içinde olan bütün ülkeler, olayı dengeli götürmemizden gayet memnun."

-ANLAŞMAYI TARAFSIZ UYGULADIK-

Orgeneral Başbuğ, boğazların Amerikan savaş gemilerine açılması konusunda bir soru üzerine ise, Montrö Anlaşması'nın uygulanma sorumluluğunun Dışişleri Bakanlığında olduğunu belirtti. Geliş, geçiş taleplerinin Dışişleri Bakanlığı'na yapıldığını, resmi muhatabın Dışişleri Bakanlığı olduğunu kaydeden Orgeneral Başbuğ, "Elbette Dışişleri Bakanlığı, bu konularda karar oluştururken, Genelkurmay Başkanlığı ile yakın koordinasyon ve iş birliği içinde oluşturuyor. Bugüne kadarki uygulamalar çerçevesinde Karadeniz'in güvenliği kontrolü konusu var. Türkiye'nin buradaki tutumu çok açıktır. Karadeniz'in güvenliği, kontrolü Karadeniz'e sahil ülkelere aittir, sorumluluğudur. Diğer ülkeler Montrö Anlaşması'nın içinde, şartlarını uygulamak kaydıyla girerler. Bizim Türkiye olarak pozisyonumuz çok önemlidir. Biz, Montrö Anlaşmasını tarafsız uygulamak durumundayız ve uyguluyoruz. Kimse de rahatsızlık duymuyor. Kimse de bu konuyu gündeme getirmiyor. Montrö Anlaşması'nın uygulamalarıyla ilgili hiçbir sorun olmamıştır, olamaz" dedi.

-“TSK, AB İLE İLİŞKLERDE ULUS DEVLETE YÖNELİK TEKLİFLERE KESİNLİKLE KARŞIDIR”

Orgeneral Başbuğ, Türkiye'nin NATO ile ilişkileri konusundaki soruyu yanıtlarken, Türkiye'nin NATO üyesi olduğunu, bu ittifakın Türkiye için çok önem taşıdığını belirtti. Türkiye'nin NATO içinde önemli bir ülke olduğunu vurgulayan Orgeneral Başbuğ, "Türkiye NATO içinde ağırlığı olan bir ülkedir" dedi. Avrupa Birliği ile güvenlik ve savunma politikaları ile Güney Kıbrıs konusunda sorunlar bulunduğuna dikkat çeken Orgeneral Başbuğ, "Bizim oradaki tavrımız çok net. AB ile NATO arasındaki ilişkiler konusunda dokümanlar var. Bu kabul edilmiş dokümanlar bu konuda ne diyorsa Türkiye; satır, virgül, nokta neyse ona uyar" diye konuştu.
AB ile ilişkiler konusunda TSK'nın görüşünün çok açık olduğunu ifade eden Orgeneral Başbuğ, "TSK başından itibaren AB'ye Türkiye'nin tam üyeliğini, Atatürk'ün bize hedef gösterdiği çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkmada hedef değil, araç olarak görüyor” dedi. TSK'nın, Türkiye-AB ilişkileri kapsamında ulus devlete yönelik olabilecek tekliflere kesinlikle karşı olduğunu vurgulayan Orgeneral Başbuğ, şunları söyledi:
"Biz ulus devletin bir vidasının oynatılmasına, gevşetilmesine kesinlikle karşıyız, hassasız. Üniter devleti zayıflatacak, vidasını oynatacak gelişmelere kurum olarak karşıyız. Kıbrıs konusu bağlamında ne istediğimizi açıkça ifade ettik. Oradaki tutumlarımız bellidir. Biz AB'den diğer ülkelere nasıl eşit muamele ettiyse, bize de eşit muamele etmesini istiyoruz, bekliyoruz ama burada maalesef çifte standartların olduğu da bir gerçektir. Türkiye'ye eşit muamele edilmelidir. Ulus devletin vidası gevşetilmemelidir. Kıbrıs konusundaki tutumlarımız bellidir. Bu konularda zarar verilmemek kaydıyla tabii ki Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği, Türkiye açısından hedefe ulaşmada bir araçtır, hedef değildir."
Bir gazetecinin, "Diyelim ki vida yerinden oynadı" sözleri üzerine Orgeneral Başbuğ, "Tavrımızı gösteririz" dedi

ORGENERAL BAŞBUĞ: "TSK, 28 ŞUBAT DÜŞÜNCESİ VE NEDENLERİNİN ARKASINDA"

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 28 Şubat düşüncesinin ve nedenlerinin arkasında olduğunu söyledi. Orgeneral Başbuğ, "Çünkü o düşünce ve nedenler bugün değişmedi, yarın da değişmeyecek. Bu sorunlar devam ettiği müddetçe bu konuların arkasında olmamız gayet tabidir" dedi.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, televizyon ve haber ajanslarının yöneticilerine yönelik yaptığı bilgilendirme toplantısında, bir soru üzerine 28 Şubat süreci ve TSK'nın 27 Nisan'daki bildirisine de değindi. TSK'nın 28 Şubat düşüncesinin ve nedenlerinin arkasında olduğunu belirten Orgeneral Başbuğ, şöyle konuştu:
"Çünkü o düşünce ve nedenler bugün değişmedi, yarın da değişmeyecek. O temeldir, zaten MGK bildirisinde hangi tedbirlerin neler olması, o sürece neden olan şeyler bellidir. Dolayısıyla biz elbette 28 Şubat düşüncesinin, çizgisinin arkasındayız. Bunda bir tereddüt yok. 28 Şubat sürecinde bazı uygulamalarda hatalar olmuş mudur? O ayrı bir konu. Onu bırakın, zaman değerlendirsin. O bizi ilgilendirmiyor. Bizim için önemli olan 28 Şubat sürecinin arkasındaki felsefe, düşünce... Bu sorunlar devam ettiği müddetçe bu konuların arkasında olmamız gayet tabidir.”
28 Şubat süreci ile 27 Nisan bildirisi arasında bağlantı kurulmasını yadırgadığını dile getiren Başbuğ, “Çünkü, bağlantı kurulacak bir şey olarak da görmüyorum. 27 Nisan bildirisiyle ilgili söylediğimiz çok açık: 'Genelkurmay Başkanı, TSK'nın komutanıdır'. Dünya ordularına bakarsanız, genelkurmay başkanlığı pozisyonunda olup da o silahlı kuvvetlerin komutanı olan çok az. Anayasamızda TSK'nın komutanının Genelkurmay Başkanı olduğu açıkça ifade ediliyor. Bu şudur, Genelkurmay Başkanı'nın her türlü attığı adım, TSK adınadır. Bazen kişisel olarak değerlendiriliyor. Çok yanlış. Genelkurmay Başkanı eşittir TSK. Bu bildiri de TSK adına yayımlanmıştır. Böyle bir konuda benim yorum yapmamı gerektiren bir neden yok. Bu konuya fazla takılmayın. Konuları bağlantılandırmak fayda sağlamayacaktır" dedi.

-SİLAHLI KUVVETLER SİYASETİN DIŞINDA DEĞİL

Orgeneral Başbuğ, asker-sivil ve asker-siyasetilişkisine değinirken, aileden devletlerarası ilişkilere sorun çözümünün olduğu heryerde siyasetin bulunduğunu söyledi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la başbaşa veya MGK'da ele alınan konuların siyasetle bağlantılı olduğunu söyledi. Orgeneral Başbuğ, şunları söyledi:
"MGK'da magazin mi konuşuyoruz, gayet tabii siyasetle bağlantılı, dış uluslararası siyasetle bağlantılı. Türkiye'nin iç siyasetiyle de bağlantılı konular. Biz, terörle mücadeleyi konuşuyoruz. Konuştuğunuz konuları elbette bir siyasetin içine oturtacaksınız. Laiklik karşıtı konuları konuşuyorsunuz. Bu çok yanlış, 'Silahlı Kuvvetler, siyasetin dışında'. Bu nasıl olur? Platformlar doğru tayin edilmeli. En üst platform, bu konuların konuşulacağı yer MGK. Görev ve ilgi alanımızla ilgili konular. Bunların bir kısmı da siyasi. Terörle mücadele konuşulacak, güvenlik konuları. Örneğin, Gürcistan ile ilgili konularda nasıl bir ilişki kuracağız, Rusya ile ilgili konular. Tabii ki bunun güvenlik boyutu var. Benim karar alıcılara bu konularda tavsiyede bulunmam lazım, benim görevim bu. Nerede yapacağım? MGK'da yapacağım. Bazı güvenlik konularında, TSK'yı ilgilendiren siyaset bağlamındaki konularda gerektiği zaman kamuoyuna da bilgi vermem lazım. Ama gerekiyorsa. Buna sizin 'siyaset yapıyor' demeniz fevkalade yanlış. Kim yapacak? Bunu herkes yapamaz. Silahlı Kuvvetler adına, Genelkurmay Başkanı yapar. Gerektiği zaman kamuoyu ilişkileri bakımından yetki verdiği kişiler yapar. MGK var. MGK'nın üyeleri belli. MGK üyesi olarak, bu faaliyeti yapar."

-"TÜRKİYE'NİN DOSTU SEVİNSİN, KARŞI DÜŞÜNENLER DİKKAT ETSİN"

Orgeneral Başbuğ, TSK'nın yürüttüğü modernizasyon çalışmaları ve kuvvet yapılarındaki değişime ilişkin bilgi verirken, ordunun bir yandan da küçüldüğünü ve Kara Kuvvetleri'nin 17 tabur azaltıldığını belirtti. Orgeneral Başbuğ, ancak ihtiyaçlar nedeniyle subay ve astsubay sayısında azalmaya gidilmediğini söyledi. Ordudaki modernizasyon çalışmalarından da örnekler veren Başbuğ, 27 Eylül'de Türk mühendis ve işçisinin yaptığı özel sektörle birlikte gerçekleştirilen tamamı yerli yapım savaş gemisinin denize indirileceğini söyledi. Ordudaki profesyonelleşme oranında yüzde 70'e ulaşıldığına dikkat çeken Orgeneral Başbuğ, iç güvenlik harekatında devamlılık ve tecrübenin çok önemli olduğunu, bu nedenle profesyonelleşmeyi tamamlayacaklarını kaydetti. Başbuğ, "ABD Genelkurmay Başkanı, 'Hava Kuvvetlerinizin geldiği şu noktada ben gıpta ediyorum, nasıl geldiniz' diyor. Eğitim, malzeme, teçhizat, kararlılık ve görev bilinci var. Türkiye'nin dostları sevinsinler, karşı düşünceleri olanlar da kendilerine dikkat etsinler" dedi.
Kaynak:
Bu haber toplam 918 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri