Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

3. İddianamede 1 Ve 2 Numara

06.08.2009 01:30
Ergenekon'un üçünçü iddianamesinde ögütün zirvesinde yer alan ilk iki isim belli oldu. Davanın 1. sırasında ve 2. sırasında yer alan isimler...
Ergenekon davasının 3. İddianamesi'nde Yalçın Küçük birinci sırada yer alırken, Mehmet Haberal ikinci şüpheli olarak yer alıyor.

MEHMET HABERAL KİMDİR?

1967 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldu ve 1971 yılının Ekim ayınına Genel Cerrahi Uzmanı oldu. Daha sonraki yıllarda Galveston, Teksas 'da Shriner's Yanık Enstitüsünde ve John Seally Hastanesinde fellow olarak çalıştı. 1974 ve 1975 yıllarında Colorado Üniversitesi Tıp Fakültesi Transplantasyon Merkezinde fellow olmak üzere 1 Ocak 1974'den 30 Haziran 1975'e kadar çalıştı. Aynı yıllarda Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahı Bölümüne bağlı olarak Yanık ve Transplantasyon Ünitesi'ni kurdu. 3 Kasım 1975 tarihinde Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Bölümü'nde, Türkiye'de ilk kez annesinden 12 yaşındaki bir çocuğa, akrabalararası böbrek naklini gerçekleştirdi. 1976 Hacettepe Üniversitesi Genel Cerrahi Doçenti olan Haberal, 10 Ekim 1978'de Avrupa Transplantasyon Birliği'nden (Eurotransplant) sağlanan ölü böbrek ile Türkiye'de ilk defa kadavradan böbrek transplantasyonununu gerçekleştirdi. Alanında birçok ilke imza atan Haberal, 2238 sayılı "Organ ve Doku Alınması , Saklanması, Aşılanması ve Nakli" yasasının hazırlanıp, 3 Haziran 1979'da yürürlüğe girmesine de öncülük etti.

Eylül 1980'de Türkiye Organ Nakli ve Yanık Tedavi Vakfı'nı kurdu ve 2 yıl sonra Mart 1982'de, Türkiye Organ Nakli ve Yanık Tedavi Vakfı'na bağlı Hemodiyaliz Merkezi'ni açtı.

8 Aralık 1988'de Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Türkiye'de ilk kadavradan karaciğer naklini gerçekleştirdi. 1990 Ekim ayında Türkiye Organ Nakli Derneği'nin kurucu üyesi ve başkanı oldu.[1] Alanında birçok ilk gibi 1990 yılı 15 Mart'ında Kuzey Afrika, Ortadoğu, Avrupa ve Türkiye'de ilk kez çocuklarda canlıdan segmental karaciğer naklini gerçekleştirdi. 24 Nisan 1990'da Dünya'da ilk kez yetişkinlerde canlıdan segmental karaciğer naklini gerçekleştirdi. 16 Mayıs 1992'de Dünya literatüründe ilk kez yapılan bir uygulamayla aynı vericiden, aynı anda hem kısmi karaciğer naklini, hem de böbrek naklini gerçekleştirdi. 1992 Nisan ayında "New York Academy of Sciences" üyeliğine seçildi.

Haberal, Dünya Yanık-Tedavisi camiasında tanınan bir bilim adamıdır. Eylül 2006'da ISBI (International Society of Burn Injuries/ Uluslararası Yanık Derneği)'nin Brezilya'daki Uluslararası Yanık Kongresinde bu kuruluşa başkan seçilmiştir.

1999 seçimlerinden sonra koalisyon hükümeti kurarak başbakan olan Bülent Ecevit, 4 Mayıs 2002’de rahatsızlanarak Mehmet Haberal'ın sahibi olduğu Başkent Hastanesine kaldırıldı.[2] Tedavisi sırasında durumu gittikçe kötüleşince [3] eşi Rahşan Ecevit tarafından apar topar hastaneden çıkartılarak[4] evine geri getirildi. Bundan sonra sıhhati gözle görünür şekilde düzeldi ve Başbakanlık görevine devam etti. Ecevit’in rahatsızlığı sırasında hükümete yönelik tartışmalar ve erken seçim talepleri de siyasi gündeme damgasını vurmuştu.

Ecevit'in koruma müdürü Recai Birgün, Haberal'ın gözetiminde Ecevit'e iş göremez raporu verilmek istendiğini ve böylece siyasete müdahale edilmenin amaçlandığını iddia etmiştir.

13 Nisan 2009 Pazartesi günü, Ergenekon ile bağlantılı olmak şüphesiyle göz altına alındı. Bu soruşturma ile ilgili olarak İstanbul'a sevk edilirken dokuzuncu cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından Ankara'dan yolcu edildi. Mehmet Haberal 17 Nisan 2009 tarihinde tutuklandı. Tutuklandıktan sonra rahatsızlanan Haberal İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü yoğun bakım servisinde tedavi altına alındı.

YALÇIN KÜÇÜK KİMDİR?

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni 1960 yılında bitirdi. 27 Mayıs 1960 Darbesi sonrasında Devlet Planlama Teşkilatı'nda görev aldı. 1966'da ODTÜ'de öğretim üyeliğine başladı. Yön, Emek, Ant dergilerinde, sanılanın aksine, Milli Demokratik Devrim değil, Sosyalist Devrim yanlısı yazılar yazdı.

1971'de doçentliğe yükseldi, 12 Mart 1971 Muhtırası'ndan sonra görevden alındı. 1973-76 yılları arasında Cumhuriyet Gazetesinin ekonomi servisini yönetti. 1970'lerde, Türkiye İşçi Partisi'nin ikinci kez kuruluşu için çalışmalara katıldı, 1975'ten itibaren yayınlanan ve partiye yakınlığıyla bilinen Yürüyüş Gazetesi'nin editörlüğünü yaptı, ancak 1978'de partiden ihraç edildi. 1979'da kendisiyle beraber TİP'ten ihraç edilenlerle birlikte Sosyalist İktidar Dergisi'ni çıkarmaya başladı. Aynı yıl Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nde öğretim üyesi oldu. 12 Eylül Darbesi'nden sonra üniversiteden uzaklaştırıldı. 1983'te Bir Yeni Cumhuriyet İçin adlı yapıtından ötürü tutuklanarak, cezaevine girdi; daha sonra aklandı. 1987'de Gazi Üniversitesi'nde profesör oldu ve 1994'te emekli oldu.

12 Eylül 1980 darbesinden sonra aydınların cunta yönetimine karşı örgütlenmesinde büyük çaba göstermiştir. Aziz Nesin ile birlikte Aydınlar Dilekçesi Hareketi'ni örgütlemiştir. 1987-1992 yılları arasında Toplumsal Kurtuluş adlı sosyalist bir aylık dergi çıkarmıştır. Daha sonra bu dergi kapanarak yerine Hep İleri adlı bir dergi çıkmıştır. Özgür Üniversite adıyla bilinen Özgür Ekin Derneği'nin kurucusudur. 1993'te Süleyman Demirel'in Cumhurbaşkanı olmasını ve Matild Manukyan'ın vergi rekortmeni olmasını öne sürerek Fransa'ya gitti. Daha sonra gene 1993 yılında Suriye'de Bekaa Vadisi'ne giderek PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüştü. Bu görüşmeyi "söyleşi" adıyla kitaplaştırdı.[2] Çeşitli sol dergiler çıkarttı. Bu arada PKK'nın medya uzantısı olan MED-TV'de programlar yaptı. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller tarafından emredilen Abdullah Öcalan'ın yok edilmesi istihbaratını, dönemin muhalefet lideri Mesut Yılmaz'dan öğrenerek PKK'yı bilgilendirdiği ve olayı engellediği iddia edilmektedir.[3]

28 Şubat sürecinden sonra 1998'de Türkiye'ye geri döndü ve "Kürtçülük Propagandası" yapmaktan suçlu bulunarak iki yıl hapis cezasına çarptırıldı. 2000 yılında tahliye oldu.

2000'li yılların başından itibaren Türkiye'nin yakın tarihiyle ilgili önemli sayılabilecek iddialar ve eserler sunarak isimbilim araştırmalarına yöneldi, bu yolla devlet ve toplumlar içindeki art niyetli gizli yapılanmaları gün ışığına çıkarmaya çalıştı. İslami sağdaki muadili Mehmet Şevket Eygi gibi fakat sol bir bakış açısıyla "avdeti" kültürü ile ilgilendi. Kendilerine "avdeti" diyen Sabetay Sevi müritlerinin, Türk kimliğini kullanarak Türkiye yakın tarihinde her alanda önemli mevkilere gelen, takiyye yapan "Sabetayistler" olduğunu savundu.[kaynak belirtilmeli] Yalçın Küçük Kuzey Irak'ta kurulan özerk Kürt yönetimini Kürdo-Judaik bir devlet olarak nitelendirmekte[kaynak belirtilmeli] ve Türkiye'nin Musul ve Kerkük'ü alarak genişlemediği müddetçe Diyarbakır'ı bu Kürt devletine kaptıracağını iddia etmektedir.[kaynak belirtilmeli]Sky Türk adlı televizyon kanalında Kalemler ve Kılıçlar programını yaparken, program Sky Türk İcra Kurulu tarafından sonlandırıldı. Yayının sonlandırılmasında Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının rahatsızlığı kadar, Küçük'ün programlarında genç subayları askeri darbe yapmaya teşvik etmesinden endişe duyan eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın da etkili olduğu ileri sürülmüştür.[kaynak belirtilmeli]

7 Ocak 2009 tarihinde, 2008 yılından beri duruşmaları devam eden Ergenekon soruşturması kapsamında Ankara'da gözaltına alınarak mahkemeye çıkarılmak üzere İstanbul'a sevk edilen Yalçın Küçük 11 0cak 2009 tarihinde tutuklandı. 23.01.2009 tarihinde tahliye edildi. [4]

2009 Sonbaharında yayımlamayı planladığı kitaplarıyla ilgili çalışmalar yapmak üzere Ankara'daki evine kapanmıştır.

Bu haber toplam 1228 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri