Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

“Şii yayılmacılığına karşı değiliz"

27 Aralık 2008 / 14:28
Gazze’de yaşananlar karşısında İslam dünyasını uyaran İhvan lideri Muhammed Akif, “Şii yayılmacılığına karşı değiliz, 56 adet Sünni devletimiz var” diye konuştu.
Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin) cemaati Genel Mürşidi Muhammed Akif Mehdi’den çok çarpıcı açıklamalar. Mevcut dünya düzenini başarısızlığa mahkûm, çatırdayan, despotik, bozuk ve yalnızca İsrail’in çıkarlarına hizmet eden bir düzen olarak nitelendiren Muhammed Akif, Gazze’ye uygulanan ambargonun sorumlusu olarak Arap ve İslam ülkelerini gösterdi. Ambargoya karşı Arapları birlik olmaya çağıran Akif, şu gerçeğin altını çizdi: “Tarihte seçimlerden başarıyla çıkan bir halkın ambargoya maruz kaldığı görülmemiştir.”

Kuveyt’te yayımlanan En-Nehar gazetesine verdiği özel röportajda, İslami bir site devletinin kurulmasını sevinçle karşıladıklarını belirten Akif “İslami bir emirliğin kurulmasının ne gibi sakıncası olabilir ki? Bu laik, despto ve Siyonist bir emirlikten daha iyi değil mi?” dedi.

İran’ın nükleer programını “nükleer bir bomba” yapmak amacını taşısa bile desteklediklerini söyleyen Akif, “bunun ne gibi bir sakıncası olabilir ki?” diye sordu. İran’ın bölgedeki Şii yayılmacılığını desteklediğini söyleyen Akif, “İran dünyadaki tek Şii devlettir, 56 tane Sünni devletin olduğu bir yerde bunun ne gibi sakıncası olabilir ki?” dedi. İslam projesinin dimdik ayakta durduğunu ve çok güçlü bir proje olduğunu söyleyen İhvan lideri, “batıda İslam’ı terörizmle suçlayan” bunca kampanyaya rağmen İslamın ayakta kalması bunun en büyük delili olduğunu söyledi.

Amerika’nın yeni seçilen başkanı Barack Obama’yı “kararları uygulayan kişi” olarak nitelendiren Akif, “Gerçek irade sahibi olmadan batı bizim ilerlememize izin vermez, gerçek irade sahibi olursak ancak batı bize saygı duyar, bize kulak verir” diye konuştu. 2009 baharında Moskova’da yapılması planlanan barış konferansının başarısız olacağını iddia eden Akif’le yaptığımız röportajın tam metni aşağıdadır:

GAZZE AMBARGOSU HZ. PEYGAMBERE UYGULANAN İLE AYNI

Gazze’ye uygulanan ambargonun sorumlusu kim?

Gazze şeridine uygulanan ambargo tüm Filistin halkına uygulanan bir ambargodur. Son derece zalimane olan bu ambargo her türlü insani, hukuki ve ahlaki değerlerle çelişmektedir. Tarihte seçimden başarıyla çıkan bir halka ambargo uygulandığına dair bir örnek yoktur. Bir tek Ebu Talip mahallesinde (Şib-i Ebu Talip) Hz. Peygambere (sav) uygulanan ambargo vardır. Ancak o dönemde uygulanan ambargo belgesi vicdanlı müşrikler tarafından yırtılıp atılmıştı. Oysa günümüzde ahlak bitmiştir, insanlık bitmiştir. Geriye hiçbir mantık, akıl, ahlak ve hukuk olmadan bu ambargoyu uygulayan insanlıktan ve mantıktan nasibini almamış beyinler kalmış, ne yazık ki dünyayı yöneten bu beyinlerdir. Dünyayı yöneten bu cani mantığın etkilerini Irak ve Afganistan’ın parçalanmasında görüyoruz. Ne yazık ki bu akıl dışı, ahlak dışı ve insani olmayan mantıkla birçok Arap ve İslam ülkesi de bu yörüngede yerini almıştır.. Bu beyinler uyanıp İslam Konferansı Örgütü (İKÖ), Arap Birliği ve BM teşkilatında ambargonun kalkması yönünde çağrıda bulunduğunda siyonistler buna yanaşmadılar. Dolayısıyla ambargo uzadı. Allah (cc) ambargo altındakilere sebat, dayanma gücü ve sabır verdi. Filistin halkı ve Gazzeliler sabrettikçe ambargonun şiddeti daha da artmaya başladı.

2005 yılında imzalanan Sınır Geçiş Noktaları Anlaşmasına ne diyorsunuz? Kapıların açılması için neden İsrail’e baskı uygulanmadı?

Bu anlaşma bozuk bir anlaşmadır. Uluslararası hukukta bir halkın aç bırakılmasına bir halkın helak olmasına izin veren bir anlaşma var mıdır? Malesef kararı veren siyonistlerle Amerikalılardır. Biz Araplar değil. Ancak uluslararası kamuoyunda şöyle bir endişe var: Ambargo kaldırıldığı zaman Hamas’ın gücü artacak. Hamas’a Müslüman Kardeşler’in bir uzantısı olarak bakılıyor. Ayrıca Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İslami bir site devleti kuracağına inanılıyor…

Hamas zaten güçlü bir harekettir. Dünya düzeni bozuk bir düzendir. Bu düzenin zerre kadar değeri yoktur benim gözümde. Çünkü despotik ve çatırdayan bir düzendir. Hamas herkese rağmen mertliğini ispatlamıştır. Hamas’ın Müslüman Kardeşlerin bir uzantısı olduğuna dair iddialarda bir şey göremiyorum. Lailahe İllallah Muhammedün Resulullah diyen ve Müslüman Kardeşlerin metodunu benimseyen herkes bizim uzantımızdır. ABD’de bile Müslüman Kardeşlerin olduğunu belirtmemiz yeter herhalde. İslami bir devletçik kurma iddiasında da bir şey göremiyorum. İslami bir site devleti laik bir devletçikten iyi değil mi? Siyonist bir devletçikten daha iyi değil mi? İslami bir site devletinin tüm değerleriyle kendisini ispatladığını görüyorum. Hamas Gazze’de doğru anlayışın, doğru iradenin, ciddi çabanın, kardeşlik ve dayanışmanın örneği olmuştur. Bütün bunları ancak bir tek Rabbe ve tek metoda inanan adamlar başarabilir.

“TERÖRİZM” İSLAM DÜNYASINA ATILAN BİR İFTİRADIR

Batı dünyayı yakıp yıkan terör dalgasının arkasında İslam Dünyası’nın olduğu suçlamasında bulunuyor. İslam Dünyası sürekli suçlanan bir konumda, buna ne diyeceksiniz?

Bütün bunları İslam Dünyası’na atılmış bir yalan ve iftira olarak görüyorum. Daha önce savunma pozisyonunda olmamız gerektiğini söylemiştim. Bizler şerefli insanlarız, terörizme karşıyız. Terörist bir kimliğimiz yok. Bizim kimliğimiz İslam’dır.

Kahire Diyalog Konferansı’nın Hamas’a yapılan dış baskılar sonucu ertelendiği söylendi. Daha açık bir ifadeyle bu baskıların bizzat Suriye’den geldiği söylendi. Aynı şekilde Müslüman Kardeşlerin de Hamas’ın konferansa katılmaması yönünde baskı yaptığı iddiaları da var. Buna ne diyeceksiniz?

Bu suçlamaların doğrulukla uzaktan yakından ilgisi yok. Buna en ufak bir değer vermem. Ben şahsen bu konuya kesinlikle müdahale etmedim. Mısır’ın bu konferansa ev sahipliği yapacağını duyduğumda çok sevinmiş diyalogun başarıya ulaşmasını ve fiiliyata geçmesini temenni etmiştim. Ben bu diyalog toplantısını ancak sevinçle karşılarım, ertelenmesi için Hamas’a baskı yaptığımız iddiaları kesinlikle doğru değildir. Ancak biz Kahire Toplantısını bir tarafın diğer tarafa baskı yapmadığı ve birisinin ötekine herhangi bir şart dayatmadığı bir toplantı olmasını istiyoruz. Meşru bir hükümet olarak nihai kararın Hamas’a ait olduğuna inanıyorum.

Peki, Müslüman Kardeşler hâlâ siyasi bir parti kurmayı düşünüyorlar mı? Böyle bir parti kurulmadığı takdirde bunun alternatifi ne olabilir?

Eğer şartlar elverirse böyle bir parti kuracağız. Parti kurulmasa bile cemaat yerinde duruyor zaten. Tüzüğünde de belirtildiği gibi birleştirici İslami bir kurum olarak yükümlülüklerini yerine getirmeye devam edecektir.

Sizinle el-Vefd Partisi Başkanı Mahmud Abaza arasında cereyan eden kutlama telgraflarından Cemaatle el-Vefd arasında önümüzdeki parlamento seçimlerine ilişkin bir çıkar anlaşması olduğuna dair yapılan yorunlara ne diyorsunuz?

Mahmud Abaza’ya ve tüm partilere saygım var. Tüm parti başkanlarına saygı duyarım. Bunların başında Mahmud Abaza gelir. Mahmud Abaza’ya büyük bir takdir ve saygı duyarım. Çünkü güçlü bir parti başkanıdır. Aynı şekilde et-Tacammu (Kitle) Partisi de öyle. Bu parti her gün bana saldırmasına rağmen kendi görüşü ve düşüncesi olan bir partidir. Ben şahsen 3-4 tane parti tanırım. Bunlar da el-Vefd, et-Tacammu en-Nasıri, “faaliyetleri dondurulmuş” el-Amel ve kuruluş aşamasında olan el-Kerame Partisi…

MÜSLÜMAN KARDEŞLERİN ÜÇ HIRİSTİYAN ÜYESİ VAR

Müslüman Kardeşler iktidara gelirse Hıristiyan Kıptilerin tırnaklarını sökeceği ve onlara ikinci sınıf vatandaş muamelesi göstereceği şeklinde size yöneltilen suçlamalara yanıtınız nedir?

Böyle bir şey asla olamaz. Müslüman Kardeşler kadar Mısır’da vatandaşa ve vatandaşlığa saygı gösteren başka bir kurum ya da parti tanımıyorum. Kıptilerle gerçekten çok eskiye dayanan ilişkilerimiz vardır. Müslüman Kardeşler Hareketi’nin siyasi komitesinde üç önde gelen Hıristiyan Kıpti üye olduğunu söylemek isterim.

Kim bunlar?

İsimlerini şu an hatırlamıyorum. Ben de yıllardır Genç Hıristiyanlar Cemiyeti’nin bir üyesiydim. Bu cemiyet halen mevcut. Hıristiyanlarla güzel ve güçlü ilişkilerim vardır. Bütün bunları kendimden yapmıyorum, Rabbimin ve insanlığın peygamberi Muhammed (sav)’in bana verdiği emir bu. Hıristiyanlarla olan ilişkilerimizi din ve ahlâk belirler, peygamberin emirleri belirler.

Yani ilişkilerin seyrini çıkarlar belirlemez?

Hayır, kesinlikle. Bizim için çıkarlar yoktur, ümmetin çıkarları vardır.

New York’ta düzenlenen Dinlerarası Diyalog Konferansı’nda el-Ezher Şeyhi’nin İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez’le tokalaşmasını nasıl karşılıyorsunuz?

El-Ezher Şeyhi devletin bir memuru. Neden bu kadar üstüne gidiliyor ki? Ben bu üsluba karşıyım. Konu el-Ezher Şeyhi konusu değildir. Tamam, insanlar nezdinde bir otoritesi var ve İslam’ı temsil ediyor ama unutmayalım ki o hükümetin bir memurudur.

ABD İLE HİÇBİR İLİŞKİMİZ YOK

Müslüman Kardeşler Parlamento Grubu’nun Millet Meclisi’nde sudan sebeplerle sürekli problem çıkarmakla suçlanıyor. Buna kanıt olarak milletvekili Saad Abbud ile Hukuk İşleri ve Parlamento Danışma Kurulları’ndan sorumlu Devlet Bakanı Dr. Müfid Şahap arasında yaşanan son polemik gösteriliyor. Ne dersiniz?

Tartışma Gazze’ye yardım kampanyasıyla ilgiliydi. Gazze’ye uygulanan ambargoyla ilgili soru önergesi vermiştik. Ancak meclis bu konuyu gündeme almayı kabul etmeyerek konuyu “Ben Ne Bileyim?” kuruluna havale etti. Bunun üzerine Müslüman Kardeşler’den bir milletvekili çantasının üzerine “Gazze’ye uygulanan Ambargoya Hayır” şeklinde bir slogan yazdı. Güvenlik buna itiraz etti, neden itiraz etmesinler ki… olan bu.

Carnegie Barış Enstitüsü’nin yaptığı bir araştırmada Arap ülkelerinde parti ve cemaatlerin siyasi sürece katılımları reformcularla radikaller arasında geçen mücadele şeklinde özetlenebilir şeklinde bir sonuç çıkarmış ve özellikle Müslüman Kardeşler örneğini vermişti. Buna yorumunuz nedir?

Bu görüşe katılmıyorum. Zira Müslüman Kardeşlerin görüşü tektir, düşüncesi tektir. Reform yanlılarıyla radikaller diye bir şeyi kabul etmiyorum. Biz şura ile yönetilen bir cemaatiz. Cemaate sunulan herhangi bir konuyu görüş birliğine vardıktan sonra uygularız. Hepimiz tek bir görüş ve tek bir mantıkla çıkarız. Bizde reformcular ile radikalciler olmaz. Bizde esas olan şuradır. Amr Hamvazi’nin araştırması ise bizi bilmeyen bizim gerçeklerimizden habersiz bir akademisyenin çalışmasıdır. Dolayısıyla ne reform yanlıları geriledi ne radikaller ilerledi. Çünkü hepimiz aynı kategorideyiz. Ben mesela toplantıda birbirine ters görüşlere şahit oluyorum. Konuyu tartıştıktan sonra tek bir görüşe varıyoruz, sonunda biz bu görüşe uyarız. Bu beni mutlu ediyor, görüş ayrılığı beni gerçekten mutlu eder. Biz mesela irşad odasındayken herkesin aynı görüşte olduğunu gördüğümde “burada biraz durup bekleyelim, herkesin aynı görüşte olması makul değildir, herkes görüşün arkasında olunca, tamam iş bitmiştir” diyorum.

DÜNYA OLUMLU YA DA OLUMSUZ HALA İSLAM’I KONUŞUYOR

Peki, Müslüman Kardeşlerin reform üslubu nedir?

Üslubumuz bireyi, aileyi ve toplumu terbiye etmektir. Toplum yeterince bilinçli olursa devlet düzelir. Esas olan halktır. Müslüman Kardeşlerin çıkış yolu olarak ortaya koyduğu program özgürlüğe dayanmaktadır.

O halde, bu özgürlük nasıl gerçekleşecektir?

Özgür seçimler sayesinde gerçekleşir, bağımsız yargı ve yetki paylaşımı sayesinde, hukuk ve özgürlüğe saygıyla olur. Eğitime vereceğimiz öncelik sayesinde olur. Eğitimle ilgili birçok konferans düzenledik, her konferansı büyük bir kitap haline getirdik. Eğitimde reform için izlenmesi gereken yolu tartıştık. Bunu kafamdan söylemiyorum. Bu program yani eğitimde reform programı, konusunda uzman profesörler tarafından hazırlandı. Bu program için gerekli olan irade ve uygun bütçe olursa eğitim konusunu halledeceğimize inanıyorum. Sadece eğitim değil, sosyal işler ve sağlık ta aynı şekilde. Bütün bu konular aynı anda hem uzmanlara hem de reforma ihtiyaç duymaktadır. ABD’nin yeni seçilen başkanı Barack Obama seçimleri kazandığında söylediği ilk şey şu olmuştur: “Ekonomi konusu büyük beyinlere ihtiyaç duymaktadır. Herkes oturup araştırmalı. Ben araştıracağım demiyorum.”

İslami çözüm projesinin inişe geçtiğine inanıyor musunuz?

Hayır, tam tersine İslami proje çıkıştadır ve güçlüdür. Bunun kanıtı dünyanın hemen hemen hergün küresel İslam projesinden bahsetmesidir. Güç mantığına dayalı küresel despotizm ise inişte hatta çöküştedir.

Peki, “Müslüman Kardeşlerin” ötekine bakışı nasıldır?

Farklı görüşte olsak bile ötekiyi severim, kendimizi sevdiğim kadar, bana küfür eden insanlarla bile tokalaşırım ve herkese saygı gösteririm. Kendi görüşünü güzel bir üslupla dile getirenler var. Örneğin Abdulal el-Bakuri bir komünistir, ancak onun görüşüne saygı duyarım, gördüğümde tokalaşır kucaklaşırım. Onun gibi birçok insan vardır, görüşlerini paylaşmam ama onlara saygı duyarım, çünkü bu insanlar bana saldırırken bile saygıyla saldırıyorlar.

ORTADOĞU PROJESİ BAŞARISIZ OLDU

ABD yönetimi Ortadoğu’ya kendi projesini ihraç etme noktasında başarılı oldu mu?

Hayır, tamamen başarısız oldu. Amerika kendi cani projesini Ortadoğu’ya ihraç etmekte başarısız oldu. Bunun en güzel delili Irak’a veda ziyaretinde Bush’un suratına fırlatılan ayakkabıdır. Ayakkabıyı fırlatan ez-Zeydi ne diyordu: “Al sana veda busesi, ey köpek”. Bu aslında Arap ve müslüman halkların bu kötü adama karşı hissettiği duygularla örtüşüyor. Bush’un iki hafta önce “istihbarat bana yalan söyledi” diyerek kendisini yalancı çıkardığını çabuk unutuyoruz. Bu adamın yargılanması gerektiğini söyleyenler var.

Irak ve Amerika arasında imzalanan güvenlik anlaşmasını destekliyor musunuz? Ayrıca Irak hükümetiyle İngiltere arasında benzer bir anlaşma ihtimali de var. Bu konudaki görüşünüz nedir?

Hayır, bu anlaşmayı desteklemiyoruz. Burada “anlaşma” diye bir şeyin olduğuna inanmıyoruz. Irak’tan çıkmak diye bir şey var. Anlaşmanın Irak’tan çıkma takvimini belirlediği şeklindeki iddialar ise çok saçma. Orada ordu sorumluluğu yerine getirebilirse diye bir şart var. Madem böyle ordu neden dağıtıldı? Irak ordusunu Amerika’nın Irak yöneticisi Paul Bremer dağıtmadı mı? Sadece orduyu dağıtmakla yetinse iyi devletin tüm kurumlarını dağıttı. Bir devlet ne kadar yolsuzluk olsa bile kurumları olmadan ayakta kalabilir mi? Irak eski Irak değil artık. Nüfusun 5 milyonu yetim, 2 milyonu öldürülmüş ve 3 milyonu da ülkesini terk etmek zorunda kalmış. Peki, bütün bunların nedeni ne? Bunların hepsi Siyonistlerin karakaş kara gözleri için. Irak Hükümeti’yle İngiltere arasında imzalanması muhtemel anlaşma içinse şunu söyleyebilirim: Bu hükümet kendisini parçalayan işgalcilerle işbirliği yapmıştır. Bu işgalcilerle kesinlikle işbirliği yapmamak lazım…

İRAN NEDEN NÜKLEERE SAHİP OLMASIN Kİ?

İran’ın nükleer programının körfez güvenliğine etki edeceğine inanmıyor musunuz? Eğer bir etki olacaksa neden sürdürülüyor? Bölgede Şii yayılmacılığını hoş karşılar mısınız?

Bu onların hakkı, nükleer bomba bile olsa bu onların hakkı. Amerika nükleer bombaya sahip, aynı şekilde İsrail, Pakistan ve Hindistan da. Ve daha birçok ülke… Peki, bağımsız bir devlet olan İran’ın buna hakkı yok mu? İstediğini yapabilir. İran’ın nükleer programının Körfez emniyetini etkilediği konusuna gelince, Pakistan ve aynı şekilde Hindistan da körfeze yakın değiller mi? Şii yayılmacılık konusuyla ilgili şunu söyleyebilirim: Bunda bir mahsur görmüyorum, İslam Konferansı Örgütü’nde 56 tane sünni devlet var. Dünyada tek Şii devlet olan İran’dan neden bu kadar korkuyoruz ki? Hasan Nasrullah Şii değil mi? 2006 yazında İsrail’e karşı verdiği savaşta insanlar onu desteklemedi mi?

Mısır’la İran arasında gerginleşen ilişkiler için ne diyorsunuz? Mısır’ın Tahran Maslahatgüzarlığı önünde düzenlenen son gösterileri destekliyor musunuz?

Bütün bunlar abestir, ilgilenmiyorum bu konularla. Bu gösterilerle insanlar duygularını göstermek istemiştir. Bu insanlara saygı göstermek lazım. Kim ne yapıyorsa sorumlusu odur. Ben de gösteriler yapıyorum, bu gösterilerin ne lehinde ne aleyhindeyim. Bu gösterilerin kabul ya da reddinde rejimle birlikte değilim.

MÜSLÜMAN ÜLKELERDE VİZYON YOK

Obama’nın barış sürecinden elini çekeceğine inanıyor musunuz?

ABD kurumları ve karar mekanizmaları olan bir ülke. Obama ise ancak kararları uygulayan bir kişidir. Bizim bu ülkenin politikasına karşı tutumumuz nedir peki? Kendimize ait bir tutumumuz ve vizyonumuz, kendi çıkarlarımız olduğu müddetçe Obama bu çıkarları dikkate alarak bir politika izleyecektir. İşte o zaman dünya bize saygıyla bakacak, İslam ümmetine hakkını verecektir. Maalesef doğru irade ve doğru hareket eksikliği yaşıyoruz. Burada şunu vurgulamak istiyorum: Direniş, adam gibi adamlık ve doğru dava anlayışı olduğu müddetçe bağımsız bir Filistin devleti olacaktır, Siyonizme ve ABD’ye rağmen.

Peki, 2009 baharında Moskova’da düzenlenmesi kararlaştırılan Barış Konferansı için ne diyeceksiniz?

Bu tür konferansların kıymeti harbiyesi olduğuna inanmıyorum. İrade olmadığı sürece bu konferans başarısız olacaktır.

Obama’yı tebrik etmeniz Amerika’nın yeni yönetimine Mısır’da “Müslüman Kardeşler” in de olduğu mesajı vermek amacını taşıdığı şeklinde yorumlar yapıldı?

Ben Amerikan halkının seçiminin doğruluğunu tebrik ettim, Obama’nın kendisini değil. Çünkü bu şekilde siyahlarla beyazlar arasındaki duvarı yıkarak siyahi birisini başkan seçtiler. Bu acayip bir şey. Ayrıca Obama katiliktir protestan değil. Başka bir deyişle Amerikan başkanlığının dayandığı kurallardan farklıdır. Obama yalnızca “kararları uygulayan” kişidir. “Biz Müslüman Kardeşler” buradayız iddiası ise doğru değildir. Bizim zaten yeterince bir varlığımız var ve Mısır’da da büyük bir halk desteğine sahibiz.



Kaynak:
Bu haber toplam 1184 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri