Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Abdurrahman DİLİPAK ile NAMAZLA DİRİLİŞİ konuştuk

16.01.2010 18:54
Namaz Gönüllüleri Platformu’nun aktif üyesi Abdurrahman Dilipak ile görüştük

Ahmet Bulut: Selamunaleyküm, üstadım Namaz Gönüllüleri Platformu’nun “Namazla Diriliş” Programında yaptığınız konuşmanın bir kısmı bazı medyada ciddi gündem oldu. Yaptığınız konuşmaları bendeniz de can kulağı ile dinledim. Her zaman olduğu gibi yine anlattıklarınız içinde devede kulak misali sadece işlerine gelecek birkaç cümleyi alarak işlerine geldiği gibi sansasyon yaptılar bu konuda ne söyleyeceksiniz?

 

A.Dilipak: Ne diyebilirim ki! Alıştık. Olur böyle vakalar.. Onlar da “görevini(!)” yapıyor. Sonuçta herkes bu dünyada yaptıkları ya da yapması gerekirken yapmadıkları ile gün gelecek hesaba çekilecekler. Peygamberimize de aynı şeyler çok daha fazla ve ağır şekilde yapılmadı mı? Bunlara takılmamak gerek. Zaten ben o konuda bazı kanallarda ve Vakit’teki köşemde gerekli açıklamaları yaptım.. NFK ne diyor du ; “Ey düşmanım sen benim ifadem ve hızımsın/ gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın”. Yolumuza diken dökecekler, arkamızdan taş atacaklar, alaya alacak, iftira edecekler, ama biz, “Kınayıcıların kınamalarına aldırmadan” yolumuza devam edeceğiz. Hz. Peygamberin yaptığı gibi..

 

Ahmet Bulut: Bodrum’da Namazla Diriliş programında anlattıklarınızı okurlarımızla da paylaşır mısınız?

 

A.Dilipak: Evet, güzel bir seyahat, saçma sapan bir tartışmanın odağı haline geldi. Bunları Hanif gelenekten, savm-u Davud’dan haberi yok..

 

Yine de bu gereksiz tartışma başka hayırlara vesile oldu.. Bu arada birilerinin İslam’a ve Müslümanlara karşı nasıl bir ön yargı içinde oldukları da ortaya çıktı..

Bodrum’da, Fethiye’de, Köyceğiz’de, Yatağan’da hep namazı anlattık. Namaz, Müslümanın namazla kuşandığı sorumluluk, Farzı kifayenin ne olduğu, caminin manevi mimarisi yanında sosyal ve kültürel mimarisi, İmamlara düşen görevler.. İnsan Haklarından, çevreden söz ettik.. Ahlaktan, estetikten, adaletten barıştan, özgürlükten.

 

Ahmet Bulut: Birlikte olduğumuz beş gün boyunca özellikle de sahil şehirlerimizde Fethiye ve Bodrum’daki insanlarımızın bu programlara olan ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

A.Dilipak: Harika! Beklenenin üstünde.. Biraz da bu kadar geç kalmanın verdiği burukluk vardı.. Zaman zaman birlikte gözyaşlarımızı sildik, zaman zaman güldük. Hüzünlendik, tebessüm ettik.. Ben bölgeye gitmeyeli çok zaman olmuş.. Ama sanırım bundan sonra daha çok gideceğiz Güneybatıya.. Güneydoğu da bizim Güneybatı da. Kuzey doğu da bizim kuzey batı da. Orta Anadolu da bizim.. Sonuçta doğu da batı da Allah’ındır.

 

Doğduğumuz yeri, anan babayı, zamanı biz mi seçtik. Cinsiyetimizi biz mi seçtik.. Biz kardeşiz..

 

Bodrum’da heyecan verici bir başlangıç yaşadık. Arkası gelecek. Birileri sanki kendi özel gizli bahçelerine girmişiz gibi öfkelendi sanki.. Bir kısım Medya da bunun yansımalarını gördük.  Ama alışacaklar.. Bu millet kendi inancı, tarihi, kimliği ile yüzleşecek..

 

Ahmet Bulut: Bodrum’daki programda katılımcılar arasında çok farklı kültürlerden insanlar vardı. Özellikle sonradan Müslüman olan birinin size anlattıkları çok enteresandı. Anlatır mısınız?

 

A. Dilipak:Evet, Amerika’da yaşayanlar, tatile gelmişler, ya da sanırım Amerikalı ya da İngiliz Bodruma yerleşmiş, biraz Türkçe de öğrenmiş.. Uzun uzun alkışladılar, kutlamak için uzun kuyruklar oluştu. Bu konferanstan büyük mutluluk duyduklarını söylediler.. Niçin namaz kılıyoruz, namazın bizim hayatımızdaki karşılığı ne olmalı sorusuna bu toplantıda cevap bulduklarını söylediler.. Müslümanların evrensel sorumluluğuna ilişkin söylediklerimiz onlar çok etkilemiş.. Yeni Müslüman olanlar vardı. Onlar da İslam’ın pratik ritüellerinin ötesinde aslında bu ritüellerin ifade ettiği anlam ve Müslümanların yüklendikleri sorumluluk ve bunun bütün insanlığı , sadece insanlığı değil, bütün yaratılmışlığı kuşatmış olması onları etkiledi.. Alemlere rahmet olarak gönderilen bir peygamberin ümmeti olmanın yüklediği sorumluluk.. Bir kavme olan düşmanlığımızın bile bizi onlar hakkında adaletsizliğe sevk etmemesi gerektiği, ya da kenarı Dicle’de bir kurt, aşırsa bir koyunu, gelir adli ilahi sorar Ömer’den onu mısraları ile ifadelendirilen evrensel sorumluluk ve bu sorumluluk içinde kadınların rolü, onları çok etkilemiş..

 

Ahmet Bulut: İnsanlarımızın bu programlara ilgisini nasıl yorumluyorsunuz? Türkiye genelinde organize yapamadığımız sadece bir ilimiz kaldı. En büyük salonlar tutuluyor. İnsanlar lebalep dolduruyor. İşte en son gittiğimiz Bodrum’daki manzara bütün dostların gönlüne su serpti.

 

A.Dilipak:Tunceli’ye ben gittim.. Her yere gitmeliyiz.. Adaletten yana, barıştan ve özgürlükten yana sesimizi yükseltmemiz gerekiyor.. Bodrum’da ne oldu ise Tunceli’de de o olacaktır. Biz birbirimizi tanımıyoruz. Ön yargılarımız yüzünden ve birileri de bizim farklılıklarımızı düşmanlığa döndürmek için çabalamasından dolayı maalesef geçmişte bir güvensizlik ortamı oluştu..

 

Bodrum’da bizim Tunceli de.. Biz derken hepimizi kastediyorum. Türk’ü Kürd’ü, Arab’ı, Alevi’si, Sünni’si, Laz’ı, Arnavud’u Süryani’si Rum’u, Ermeni’si ile.. Hepimiz Hz. Âdem’den geldik Âdem de topraktan. Ve sonuçta toprağa döndürüleceğiz.. Galu belada verilen bir sözümüz var. Görevimiz bunu bütün insanlara hatırlatmak.. Hz. Ali’nin dediği gibi; “Ya dinde kardeş, ya tende bir eş”iz.

 

Biz insanız.. Paylaşarak büyüyeceğiz.. Kederler paylaşıldıkça azalır ve mutluluklar paylaşıldıkça çoğalır.. Bizim kanlarımız ve gözyaşlarımız üzerine kendilerine iktidar ve servet üretmek isteyenlerin oyununa gelmeyeceğiz.. Farklılıklarımıza rağmen barış içinde bir arada yaşayacağız.. Birbirimizin acıları üzerine kendimize mutluluk, yoksulluğu üzerine kendimize çıkar üretmeyeceğiz.. Farklılıklarımıza rağmen barış içinde bir arada yaşamanın bir yolunu bulacağız..

 

Ahmet Bulut: Bir de şunu merak ediyorum. Siz yıllardır Anadolu’yu karış karış dolaşıyorsunuz. İnsanımızı yakından tanıyorsunuz. Birçok faaliyeti organize ettiniz. İçinde bulundunuz. Namaz Gönüllülerinin bu başarısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

A.Dilipak: Namaz hepimiz için ortak bir değer. Her gün beş vakit yeryüzünde halkalar oluşturuyoruz Allahın huzurunda bir araya geliyoruz saflarımızı sık ve doğru bir şekilde tutarak..

 

Kabe’nin olduğu yerden göğe adına sirac dediğimiz nurdan sutunlar yükselir.. Yerle gök arasındaki manevi bir kanal vardır adeta. Namaz biliyorsunuz Mirac’da farz kılındı.. Sirac’tan melekler yeryüzüne iner. Kudüs’ten resul göğe yükseldi.. Göğün kapısına hep birlikte bakar dururuz.. Hal böyle olunca bu insanları namaz bir araya getiremeyecekse kim ve ne getirebilirdi ki.

 

Namaz Bir ve takvanın, dini taşıyan temel sütununun adıdır.. Vahdetin, din kardeşliğinin adıdır..

 

Bir gün inşallah Caminin bu manevi, sosyal ve kültürel mimarisi ile namazın kozmografyası üzerinde, namaz yer ve gök, doğu ile batı, zaman ile mekân ilişkisi üzerinde bir kitap yazacağım. Dua edin erken olsun..

 

Bu başarı bu işlere destek veren kardeşlerimizin olduğu gibi, Allahın yardımı ile namazın bizatihi kendi toplayıcı gücünün miraçla başlayıp devam eden bir mucizesi olarak düşünüyorum..

 

Ahmet Bulut: Zannediyorum Namaz Gönüllüleri bir mezhebin, partinin, cemaatin veya vakfın ve derneğin olmayışı bütün Müslümanların sahiplenmesine sebep oldu. Belki de bu kadar uzun soluklu olmasında ve herkesi kucaklamasının altında bu olsa gerek. Ne dersiniz?

 

A. Dilipak: Namaz Gönüllüleri tek bir cemaatın eseridir. O da İslam cemaati. Benim gözümde Allaha, resulüne ve kitaba iman edenler kardeştir ve tek bir cemaattirler. İşleri aralarında istişare, şura iledir. Sorunlarını hakeme giderken çözerler. Bana göre kim ki, kendini diğerlerinde ayırarak farklı cemaatlerden söz edenler, kendilerine yeni bir ilah, yeni bir kitap ve yeni bir resul bulmuşlardır sanki.. Biz Müslümanlardanız..

 

Ahmet Bulut: Namaz Gönüllüleri Platformunun çalışmalarını yeterli buluyor musunuz? Başka neler yapılabilir. Sizin enteresan tekliflerinizin olacağını ümit ediyorum.

 

Dilipak: Yeterli bulmak mı? Asla.. İki günü bir birine eş olan bir peygamberin ümmeti için böyle bir şey mümkün mü? Allah ömrümüzü bereketli kılacak. O bizim küçük çabalarımızı, on katı, yüz katı, 700 katı ile bereketlendirecek..

 

Neler mi yapılabilir? Önce bunu diğer Müslüman topluluklara modellememiz gerek.. Bütün bu etkinlikleri sanal ortamda simule edebiliriz. POİ MEDİA ile real time yayın imkanları ve etkinliklerle global bir perspektifle yeniden yapılandırmamız gerek..

 

Çok iyi bir performans gösterildi, ama şimdi bu tecrübe birikimi ile hedefimizi büyütmemiz gerek..

 

Başka platformlarla entegre olmamız gerek. Kur’an platformu, aile platformu, cami platformu gibi.. Bu biraz da Cemaatın kalite ve derinliği ile ilgili. Bizim STK larımızın etkin katılımı, maddi imkânlarla ilgili.

 

İnsanlara namazı başlatmakla, camiye getirmekle bitmiyor ki bu iş. Asıl ondan sonra başlıyor.. Hakkın yeryüzünde gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, haykıran sesi olmak kolay mı? Namaz bunun görev alınan ve hesap verilen makamı değil mi? Değil mi ki, yeryüzünün bütün açları ümmetin yetimi, değimli ki, Allah bizim ellerimizle cezalandıracak zalimleri ve bizim ellerimizle yardım edecek mazlumlara..

 

Namaz platformu, arkasına baktığında epey yol aldığını söyleyebilir, ama varmamız gereken hedefler açısından henüz yolun çok başındayız..

 

Ahmet Bulut: Üstadım hem Namaz Gönüllülerine verdiğiniz destekten hem de bu söyleşi için bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ediyorum. Allah cc razı olsun.

 

A.Dilipak: Bu arada bu organizasyonda emeği geçen, Abdullah Yıldız, Cemil Tokpınar ve siz başta olmak üzere emeği geçen bütün arkadaşlara ve bu çalışmaya destek olan Diyanet-Sen, Eğitim Bir-Sen, Araştırma ve Kültür Vakfı, Akabe, Hikmet Vakfı, AGD, Ensar Vakfı, başta olmak üzere destek olan isimlerini sayamadığım bütün sivil toplum kuruluşlarımıza teşekkürü bir borç biliyorum.

 

 

Kaynak:
Bu haber toplam 3726 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri