Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

DİLİPAK'A DESTEK YAĞDI

21.08.2009 01:17
Abdurrahman Dilipak'ın evinin satılmasına, gazetecilerin tepkisi de sert oldu!
Vakit gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak'ın evinin satılması hem gazeteyi hem de Dilipak'ı derinden sarstı! Konuyu gündemden düşürmeyen Vakit, konu hakkında ünlü gazetecilerin görüşlerine yer verdi

İşte Vakit'in o haberi...

Yazdığı bir yazıdan dolayı 30 yıllık emeğinin birikimi olan evi icra yoluyla satılan Vakit Gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak'a, gazeteci yazarlardan destek yağdı.

Değişik gazetelerde yazan meslektaşları, Dilipak'ın karşı karşıya kaldığı muameleye tepki gösterdi.

Mehmet Barlas, Nazlı Ilıcak, Yavuz Donat, Necati Doğru, Fatih Altaylı ve Akif Beki, bir yazarın düşüncelerinden ve düşüncelerini yazmaktan dolayı evinden olmasını haksızlık olarak gördü.

Yavuz Donat / Sabah Gazetesi

BUNDAN DERİN ÜZÜNTÜ DUYDUM- Haberi bu sabah okudum ve son derece üzüldüm. Söyleyecek başka bir söz bulamıyorum. Bırakın evini, en ufak bir eşyasının satılması hoş bir şey değil. Türkiye eninde sonunda uzlaşma ve barışmayı öğrenecek. Ama bu tür olaylar hiç güzel değil. Bir gazetecinin evinin satılması haber olmamalı, evi satılmamalı.

Böyle bir olayın düşmanımın bile başına gelmesini istemem. 1963'den bu yana gazetecilik yapıyorum. Bu olaydan derin üzüntü duydum. Ben de zamanında eleştirilerde bulundum ama karşı taraftan hoşgörü gösterenler oldu. İnsanların hoşgörü göstermesi gerekiyor. Meslektaşıma çok geçmiş olsun diyorum.

Fatih Altaylı / Habertürk Gazetesi

BU UYGULAMA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE BÜYÜK SEKTEDİR- Bu hakikaten olacak bir şey değil. Türkiye'de basın özgürlüğü konusunda kısıtlamaların olduğunu bu olayla bir kez daha gördük. Bu kadar ağır cezaların verilmesi, basın özgürlüğüne büyük sekte vuruyor. Abdurrahman Dilipak'a geçmiş olsun dileklerinde bulunuyorum.

Mehmet Barlas / Sabah Gazetesi

EGEMEN GÜÇLER, YARGIYI KULLANIYORLAR- Gazetecilerin fikirlerini açıklamalarından ötürü bu tür olayların gündeme gelmesine her zaman karşıyım. Özellikle 28 Şubat döneminde egemen güçler hukuku ve yargıyı her türlü özgür düşünceye karşı kullanmışlardır.

Ayrıca yargının her kararı doğru değildir. Neticede Adnan Menderes de bir yargı kararı ile idam edilmiştir. Böyle bir olayı geçmişte ben de yaşadım. Eşimin yazmış olduğu bir yazıdan dolayı Güven Erkaya'ya ölmeden önce tazminat ödemeye mahkûm edilmiş ve ödemiştim. Ben Abdurrahman'ı çok severim. Böyle bir olayı yaşamasına gerçekten çok üzüldüm. Kendisine geçmiş olsun diyorum.

Necati Doğru / Vatan Gazetesi

DÜŞÜNCESİNİ AÇIKLADIĞI İÇİN BÖYLE BİR CEZA VERMEK DEMOKRASİYE UYMAZ- Bu olayı doğru bulmuyorum. Eğer bir fikir özgürlüğü varsa, Abdurrahman Dilipak düşüncelerini açıkladığından ötürü cezaya çarptırılıyorsa, bunu hukuk devletinde demokrasi olan bir ülkede doğru bulmuyorum.

Dilipak, gazeteciliğini kullanarak eğer yanlış karalama vurma gazeteciliği yapmışsa, o zaman adalet doğru bir karar vermiştir. Bunu iki şekilde düşünmek gerekiyor. Düşüncelerini açıkladığından dolayı ceza alıyorsa, bu doğru bir şey değil. Abdurrahman aynı zamanda benim hemşehrim olur. Yaşananlara üzüldüm, kendisine geçmiş olsun diyorum.

Nazlı Ilıcak / Sabah Gazetesi

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ ENGELLEYEN BİR UYGULAMADIR- Gazetecilerin yazdıkları yazılardan dolayı böyle yüksek miktarda tazminatlara mahkûm olması, gerçekten çok kötü bir durum ve basın özgürlüğünü engelleyecek bir hareket. Bu yapılanı kınıyorum.

Bir gazetecinin böyle bir yüksek meblağlı bir şeyi ödemesi normal şartlarda çok zor. Gelişmeden gerçekten çok üzüntü duydum. Genelde yüksek tazminatlar gazeteciler üzerinde baskı uyguluyor. Gazeteciler öyle çok paraları olan insanlar değil. Meslektaşımın üzüntüsünü paylaşıyor ve geçmiş olsun diyorum.

Akif Beki / Radikal Gazetesi yazarı ve TV 24'ün Genel Yayın Yönetmeni

ÇİFTE STANDART KOKAN BİR KARAR- Kişilerin hakaret karşısında korunma hakkı vardır. Dolayısıyla fikir ya da basın özgürlüğü, hakaret etme özgürlüğü değildir. Eğer hakarete uğradığını düşünen varsa, hukuk gerekli koruma mekanizmalarını çalıştırmak durumundadır. Fakat bu prensip de benim bakışım ama burada şöyle bir sorun var.

'Hakkımı helal etmiyorum'u hakaret sayan bir yargının çok ağır bariz hakaretleri nasıl fikir hürriyeti kapsamında değerlendirdiğini çok gördük bu ülkede. Bu yüzden bu çifte standardı kabul etmiyorum ve etik bulmuyorum. Asıl mesele de bu zaten. 'Hakkımı helal etmiyorum' cümlesi eğer fikir hürriyeti kapsamına girmiyorsa, bu hakaret sayılıyorsa, yazıp çizilenlere herkes dönüp baksın. Abdurrahman Bey'e geçmiş olsun diyorum.

HASAN CEMAL'İN DAVADAN HABERİ YOKMUŞ!

Konuyla ilgili olarak görüşlerini sorduğumuz Milliyet Gazetesi Yazarı Hasan Cemal ise, “Herkes benim ne kadar özgürlüklerden yana olduğumu bilir” diyerek konudan haberinin olmaması sebebiyle sorularımıza cevap vermek istemediğini söyledi.

Vakit

Bu haber toplam 1398 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri