Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Açe'de "yetim projesi" model olacak

26 Aralık 2008 / 15:45
Açe'de 2004'te yaşanan 9.2 şiddetindeki depremde binlerce çocuk yetim kaldı. İKÖ bunun üzerine Açe'de "yetim projesi" başlattı ve şimdi bu diğer ülkeler için model oldu.
Bugün dünyayı sarsan tsunami felâketinin dördüncü yılı. Açeliler bir kez daha kaybettikleri yakınlarını rahmetle anıyorlar. Bu vesile ile Türk okurlarını, bir kez daha Açelilerin düşüncelerini ve duygularını ile karşı karşıya getirmeyi istiyoruz. Siz Türk okurları, belki Açe’de sahip olduğunuz sevgiyi ve ünü bilmiyorsunuz. Bu vesile ile bunu bir kez daha sizlere hatırlatmakta, dünyanın öteki ucunda, hiç yüz yüze gelmediğiniz ve belki de pek çoğunuzun gelme şansı olmadığı bu güleryüzlü insanların size olan sevgi ve muhabbettini iletmek istiyoruz.


Tsunami’den Çıkarılacak Ders

Dünyanın kamuoyunun unutmasının mümkün olmadığı bu büyük doğal felâket, sadece Açe ve Endonezya’da değil, aynı zamanda, uluslararası yardım camiasında önemli değişimlerin ve gelişmelerin yaşanmasına da vesile oldu. Açe bir yandan modern tarihinde görmediği altyapı hizmetlerine kavuşurken, öte yandan da bu süreçte gerçekleştirilen barış ile birlikte yeniden dünya kamuoyunda yer almaya başladı. Doğal felâketin ardından gerçekleştirilen yardım çalışmaları akademi dünyasının ilgisini çekmekte gecikmedi. Pek çok ülkeden yüksek lisans ve doktora öğrencisi rehabilitasyonu çeşitli bilim dallarında incelemek üzere çalışma konusu olarak Açe’yi ele aldı ve almaya devam ediyor.

Açe, Tsunami Kayıplarını Anıyor

Tsunaminin ardından geçen dört yıl ve gerçekleştirilen yardımlar Açelilerin acılarını dindirmeye yetmedi. Dün akşamdan itibaren Açeliler camilerde toplanarak kaybettikleri yakınları için Kur’an okuyarak, dualar ederek geçirmeye başladılar. Bugün özellikle tsunaminin büyük zarar verdiği başkent Banda Açe ve Batı Açe’de Cuma namazı büyük meydanlarda kılınacak, dualar edilecek. Ayrıca, mezarlıklar ziyaret edilecek.

Açe Valisi İrvandiYusuf, en büyük zararı gören Meulaboh’da kılınacak Cuma namazına iştirak ederek, yakınları kaybedenlerle birlikte yapılacak törene katılacak.


Rakamlarla Tsunami

Açe, 26 Aralık 2004 tarihinde yaşadığı 9.2 şiddetindeki deprem ve yaklaşık 15 dakika sonra 500 km’lik sahil şeridinde, sahilden yer yer iki-iki buçuk kilometre içeriye kadar var olan herşeyi ortadan kaldırdı., Bu felakette 129.775 kişi hayatını kaybetti, 500.000 kişi evini yitirdi, binlerce çocuğun yetim kaldı. Ayrıca, 120.000 ev yok olurken, 800 km uzunluğunda kara yolu ve 2260 köprü hasar gördü. Maddi kayıp ise yaklaşık 4.5 milyar Dolar. Tsunaminin ardından büyük bir yardım, dünya tarihinin en büyük yardım kampanyasıyla tanıştı.


Aradan geçen dört yıllık süre sonunda, Açe Eyaleti, yaşadığı yıkımın büyüklüğü kadar, yardıma koşan ikiyüz civarındaki uluslararası yardım kuruluşu, ulusal hükümet ve yerel STK’lar sayesinde büyük bir inşa süreci yaşadı. Yeniden inşa sürecinden tsunaminin yerle bir ettiği bölgeler kadar, eyaletin hemen her bölgesi bu gelişmeden olumlu bir şekilde etkilendiğini söylemek mümkün. Bununla birlikte her şeyin tamamlandığını söylemek güç.



Eve Dönüş!

Tsunami yardım sürecine hız verilmesinde en önemli faktör 15 Ağustos 2005 tarihinde Açe Özgürlük Hareketi (GAM) ile Endonezya Ulusal hükümeti arasında imzalanan ve otuz yıllık savaşa son veren Helsinki Barış Anlaşması oldu. Tsunaminin yaşandığı tarihten once başlayan barış görüşmeleri, GAM’ın ateşkes ilanı ile birlikte yeniden ivme kazandı. Malik Mahmudt, Dr. Zeyni Abdullah gibi GAM’ın önde gelen isimleri, İsveç’ten yaptıkları ateşkes çağrıları ile uluslararası camiayı Açe’de insani yardıma davet anlamına geliyordu. Bu çağrıya merkezi hükümette yeri rol almaya başlamış olan Devlet Başkanı Susilo Bambang Yudyohono ve Devlet Başkan Yardımcısı Yusuf Kalla’nın bireysel çabalaları ve barış konusundaki kararlılıkları da eklenince ortaya yardım faaliyetleri için uygun bir ortam çıkmış oldu.


Bu süreçte, insani yardımı koordine etmek amacıyla kurulan BRR’ın yanı sıra, BRA (Badan Reintegrasi Aceh) kurumu aracılığı ile uzun yıllar dağda savaş veren GAM mensuplarının topluma kazandırılmaya başlandı. Çatışma sürecinden doğrudan ve dolaylı bir şekilde etkilenen dul kadın ve öksüz çocukların eğitim, sağlık ve ekonomik koşullarının düzeltilmesi yönünde psiko-sosyal ve ekonomik projeler ve bu süreçte sayıları elli bini bulan mültecinin evlerine dönmesi de gündeme geldi.


Yardım sürecine eşlik eden politik gelişmeler ise yadsınamayacak kadar önemli. 2006 yılı Haziran ayında Cakarta Merkezi Parlamento’sunda, 90 maddelik Açe Yönetim Yasası’nın kabulüyle birlikte Açe Eyaleti’nde yasama sürecinin hızla hayata geçirilmesi söz konusu oldu. Ancak bu süreç, Eyalet Parlamentosu’nca alınacak kararlarla güçlendirilmesi gerekiyor. Bunun için ise, 9 Nisan 2009 tarihinde yapılacak ulusal ve yerel seçimler büyük önem arz ediyor.


BRR’dan Bu kadar!

Özellikle son iki yıl boyunca, dozu giderek artan bir şekilde BRR’in faaliyetleri büyük eleştirilere konu oldu. Bu bağlamda, BRR, henüz evini alamayan mağdurlar, evleri yarım teslim edilenler, iş etiğine uymayan müteahhitler, BRR’de yüksek ücretle çalışıp iş üretmeyen memurlar vb. sorunlarla yerel basında haber olmayı sürdürdü.


BRR Başkanı Kuntoro Müangkusubroto, yaptığı açıklamada bugüne kadar Açe için toplanan toplam 7.2 milyar Dolarlık maddi yardımın %93’ünün kullanıldığını belirtti.


Açe Valisi İrvandi Yusuf ise yaptığı açıklamada, her ne kadar BRR tsunaminin yol açtığı bütün acıları dindirememiş ve her alanda başarılı sonuçlar alamamış olsa da, Açe’de önemli bir kalkınma hamlesinin başladığını söyledi. Yusuf, “Barış sürecinin de devreye girmesiyle bugüne kadar yapılanlar Açe toplumu için geleceğe umutla bakmalarına ve kendi ayakları üzerinde durmalarına olanak sağlayacağını umuyoruz. Yapılacak daha çok iş var. Bu nedenle, BRR’in görev süresinin sona ermesi, çalışmaların sona erdiği anlamına gelmiyor.” dedi


Tsunami ile birlikte Cakarta yönetimi yeniden yapılanmayı organize edecek “Yeniden Yapılanma ve Rehabilitasyon (BRR)“ adıyla bir kurum teşkil etti. Aradan geçen dört yıllık süreçte yeniden inşa ve rehabilitasyon çalışmalarına öncülük eden BRR kurumu, 2009 yılı Nisan ayında çalışmalarını resmen tamamlamış olacak. Ancak yeni yılla birlikte bu kurumun hesabında bulunan hâlâ önemli miktarda yardım parası Açe Eyaleti Valiliği’nce kurulan benzeri bir kuruma devredilecek.


BRR, 13/14 Şubat 2009 tarihlerinde Cakarta Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilecek dev organizasyonla tamamlamayı plânlıyor. Yerli ve yabancı yardım kuruluşlarının bir anlamda yaptıklarının muhasebesi olarak Kabul edilebilecek bu etkinlik görsel sunumlar kadar verilecek konferanslar ve basın toplantıları ile büyük ilgi görmeye aday. Bu amaçla, aylar öncesinden çalışmalarına başlayan BRR, böylece gerek Endonezya gerekse dünya kamuoyuna dünyanın en büyük yardım organizasyonunun gerçekleştirildiği Açe’deki ‘başarılarını’ ortaya koymayı amaçlıyor. Bu etkinliğe İslam Konferansı Örgütü Açe Ofisi de katılacak.


İslam Konferansı Örgütü Tarihinde İlk Proje Açe’de

İKÖ, 2006 yılı Mayıs ayından itibaren Açe’de başlattığı ve İKÖ tarihinde bir ilk olma özelliği taşıyan “yetim projesi” ile Açe Eyaleti’nde toplam 25.000 yetime ulaşmayı hedefliyor. İKÖ Banda Açe Ofisi Direktörü Mustafa Sabri Yavuz yaptığı açıklamada “Bugüne kadar, 20.000 yetim kayıt altına alındı ve bu sayının yaklaşık 5000’ine yardıma başlandı. Halen yetimlere süreç içerisine yardım götürmeye devam ediyoruz. Bu proje İKÖ tarihinde bir ilk. Burada sergilenecek başarı, kısa ve orta vadede Sudan-Darfur, Tayland-Patani, Filipinler-Moro barış süreçlerinde de yetimlere yönelik çalışmalara bir model teşkil edeceğini umuyoruz. İKÖ olarak, bu projenin sosyal, ekonomik ve eğitim alanlarını da içine almasını amaçlıyoruz. Bu bağlamda, aile temelli bir çalışma yapmaya özen gösteriyoruz. Birincilaile üyelerini kaybeden yetimlerin, en azından yakın akrabaları ile birlikte yaşayarak ailevi duygularını kaybetmemelerine ve toplumda var olan potansiyel tehlikelere maruz kalmamalarına çalışıyoruz. Böylece kapsamlı bir insan kaynağı, aileleri biraraya getirme, toplumda dayanışma oluşturma gibi sosyal bağlamları içeriyor. Bu çocuklar arasından Açe’nin geleceğinde önemli rol oynayacakl iderler yetişeceğini dikkate alarak, özellikle eğitimlerine, sağlıklarına özen gösteriyoruz. Sadece okula göndermekle kalmıyoruz, aynı zamanda, ekstra eğitim programlar ile yetimlerin sosyo-psikolojik gelişmelerine katkı sağlıyoruz.”


Açe Kalkınmasında Eğitimin Önemi

Barış süreciyle birlikte gündeme gelen yeni siyasal oluşum ve yönetimin önemli başağrılarından biri, belki de birincisi mevcud insan kaynaklarının yeterli olmaması. Bu amaçla, gerek yabancı kuruluşlar gerekse Açe yönetimi eğitimin kurumlarında okuyan her düzeyden öğrenciyi kapsayan önemli burs olanakları tanıdılar. Özellikle yüksek lisans ve doktora programlarında katılmak amacıyla üniversite öğrencilerine büyük imkanlar tanındı. Bu bağlamda, ABD, Almanya, İngiltere, Hollanda, Avustralya, Japonya ve Türkiye gibi ülkelere öğrenci gönderilmeye başlandı. Son olarak, Almanya’da yüksek lisans ve doktora için kabul edilen 70 öğrenci akamedik kariyerlerine başladılar.


Tsunami Hafızası Canlanıyor


Bugün, başta Açe halkı olmak üzere Endonezyalıların ve uluslararası camianın tsunaminin bıraktığı tahribatı unutamayacağı bir anıt proje hayata geçiriliyor. Banda Açe şehir merkezinde Blang Padang’da 10.000 m2’lik bir alan üzerinde ve bir gemi şeklinde inşa edilen “Rumoh Aceh Escape Building” adı verilen dev bir ‘Tsunami Müzesi’ inşa edildi. 60 milyar Rupiah (yaklaşık 600.000 USD)’nın harcandığı bu dev proje kendi alanında Endonezya’da bir ilk olma özelliği taşıyor. Tsunami Müzesi, yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olmaya aday olduğu gibi, önemli bir araştırma merkezi olarak da hizmet verecek. Geleneksel tasarım ile modern inşa tekniklerini bir araya getiren bu yapı gelecek nesillere tsunamiyi ve çekilen acıları hatırlatması kadar, gerçekleştirilecek çeşitli aktivitelere ev sahipliği yapması kadar da önemli bir toplumsal işlev üstlenecek.






TANIKLIKLAR

Dünyanın tanık olduğu en büyük felakete bizzat tanık olanların ağzından yaşananları aktarmakta fayda var. Çeşitli yaş gruplarından Açelilerle yaptığımız röportajları aşağıda sunuyoruz.


Ahmet (Bilgisayar işletmecisi):

“Tsunamiden önce başkent Banda Açe’de yaşıyordum. İş bulmak amacıyla tsunamiden sadece bir hafta once Jakarta’ya gittim. Aradan üç yıl sonra Açe’ye döndüğümde büyük bir değişimle karşılaştım. Kanımca, aradan geçen dört yılda sekiz yıllık iş yapıldı Açe’de. Altyapı büyük ölçüde tamamlandı. Bu süreçte ayrıca pek çok yabancı Açe’ye geldiğini ve önemli bir kalkınma gerçekleştirildiğine tanık oldum. Maddi anlamda kalkınma olurken, Açelilerdeki karakter değişikliğini de gözlemlemek mümkün. Örneğin, Açeliler, giderek tembelleştiler, iş beğenmez oldular.”


Banda Açe’ye yaklaşık 20 km mesafede ve Açelilerin tatillerde aileleri ile piknik yaptıkları önemli sayfiye yerlerinden olan ve tsunamide büyük yıkıma uğrayan beldelerden olan Lhokgna’da yaşayan Nasır adındaki gencin görüşleri ise şöyle:

“Tsunami sonrasında pek çok yabancı kuruluş yardıma geldi. Bu anlamda önemli bir yardım faaliyetine tanık olduk. Tsunami öncesinde iş bulmak zordu. Küresel krizden itibaren Açelileri de büyük ölçüde etkiledi. Ancak geçmişte, mali kriz sırasında Açe bu kadar etkilenmemişti.”


Lhokgna’da bir köyün muhtarı olan Nasuriddin Bey’in görüşü ise şöyle:

“Tsunami sonrasında özellikle genç nesil sosyal bir özgürlük ortamında yaşamaya başladı. Geçmişte gençler yaşlılar karşısında edeb ve adaba özen gösterirlerdi, ancak bu bağlamda olumsuz bir eğilimin olduğunu söylemek mümkün. Bu bağlamda, kız ve erkeklerin ; Gençlerin dini eğilimlerinde de bir değişim söz konusu. Geçmişte, akşam ezanı okunduğunda yollarda kimseyi göremezdiniz. Ancak günümüzde ezana rağmen, gençler faaliyetlerini sürdürüyorlar.

Lhokgna’daki dört köyü dikkate aldığımızda, bunlardan sadece benim yaşadığım köyde dini eğilimin güçlü olduğunu görürüz. Genç nüfusun %25’i dini sorumluluklarını yerine getiriyor. Köyümüzde dört imam görev yapıyor, ayrıca toplumun önde gelenleri saygı görmeye, adet ve geleneklerimize uyulmaya devam ediliyor. Öteki köylerde bunu görmek mümkün değil. Geçen kurban Bayramı’nda bizim köye herhangi bir STK tarafından yardım yapılmadı. Ancak köy ahalisi kendi imkânları ile beş kurban kesti.

Bu süreçte köy halkının üretim kapasitesi arttığını söyleyebilirim. Bu anlamda kendine yeter bir topluluk var yaşadığımız bölgede.

Tsunami sonrasında Açe’ye gelen her ülkenin önemli katkısı olduğu görüşündeyim. Örneğin, Türkiye Hükümeti, azilerdeki Lampuuk Köyü’nü yeniden inşa etti. Suudi Arabistan pek çok cami ve mescid inşa etti. İnşallah Açeliler olarak maddi kalkınmayı yakalarsak bizler de doğal afetlerle yüzyüze kalan ülkelere yardımcı olmayı arzu ederiz.”


Endonezya’nın doğusunda bulunan Madura Adası’ndan Yudi ise ilginç bir tecrübeye sahip. Tsunamiden bir hafta sonra, yardım amaçlı yerel bir oluşumun temsilcisi olarak Açe’ye gelen Yudi’nin görüşleri ise şöyle:

“Tsunamiden bir hafta, merkezi Cakarta’da bulunan bir yardım kurumunun gönüllüsü olarak Açe’ye geldim. İlk geldiğimizde yollar hala cesetlerle doluydu ve binaların pek çok yıkılmış ve yollar büyük hasar görmüştü. İlk gözlemlerimizde Birleşmiş Milletlere mensup ekiplerin yanı sıra, kimi ülke ordularının ilk yardım malzemeleri getirdiğine tanık oldum. Çalışma alanımız, kuzey bölgesindeki Kreung Raya oldu. Okulların çoğu hasara uğradığı ve pek çok öğretmen hayatını kaybettiği için gönüllü öğretmenler olarak hizmet vermeye başladık. Böylece bir yıl boyunca burada kaldım. Ardından kısa bir süreliğine Cakarta’ya geri döndüm. Oradaki öğretmenliğimde Açe’de yaşadığım tecrübeyi unutamadım. Bu arzum, Allah’ın takdiri ile bir arkadaşımın İslam Konferansı Örgütü’nün başlattığı yetim projesinde çalışma teklifini seve seve Kabul ederek Açe’ye geri döndüm. İki yıldır da bu proje de çalışıyorum.

Tsunami öncesi ve sonrasında Açe büyük bir değişim geçirdi. Tsunami sonrasında yaşanan büyük yardım hamlesi kısa sürede Açe’nin maddi altyapı olarak büyük bir gelişim göstermesine neden oldu. Pek çok yeni okul, cami inşa edildi. Bu maddi gelişmenin ötesinde, toplumsal olarak Açelilerin para odaklı ve hedonism gibi materyalist eğilimleri gözlemlemek mümkün. Bunun temel nedenlerinden biri, yabancıların yaptıkları kültürel dejenerasyon. Açeliler, yardım kuruluşlarında çalışırken karşılık olarak genelde maddiyatı buldular. Daha once görmedikleri ölçüde yüksek ücretlerle çalışmaya başladılar. Günümüzde ise Açe’nin ve Açelilerin karşı karşıya kaldıkları en büyük sorun, STK’ların artlarında bıraktığı ahlaki dejenerasyon. Yetim projesinde çalıştığım için bununla ilgili birşeyler söylemek isterim. Yetimlerle ilgili çalışmalar arzu edilen düzeyde değil. Yetimlere yönelik yapılan yardımlar sadece maddi düzeyde kalıyor. Ahlaki, dini değerleri geliştirmeye yönelik kalıcı programlara rastlamak mümkün değil.

Geçen dört yıllık sürede Açe’de yaşanan gelişmelerle Endonezya’nın diğer bölgeleri ile karşılaştırdığımızda Açe’de İslam hukuku etkin bir şekilde uygulanmasa da, Açe hala Endonezya’nın diğer bölgelerinde Açe dindar bir bölge olarak bilinmektedir. Bundan ötürü, yabancı ülkeler”



Muzakkir Zikri ve Hafız adında iki yetimin tsunamiden ve ardından yaşadıkları hikâyenin bir bölümünü dinleyelim. 14 yaşındaki bu iki yetim de İstanbul Uluslararası Kardeşlik ve Yardımlaşma Derneği’nin yardımıyla yeniden inşa edilen Darul Müteallimin adlı yetimhanede öğrenim görüyor. Muzakkir, tsumaninin büyük zarar verdiği Melaboh, Calang’lı. Hafız ise Banda Açe’ye 20 km. mesafede liman kasabası Krueng Raya’ya bağlı Kajhi köyünden:


Hafız: “Pazar günüydü. Sabah evimizde ailemle beraber oturuyordum. Depremle birlikte büyük bir korkuya kapıldık. Aradan çok süre geçmemişti ki, dev dalgaların geldiğini gördüm. Kendimi bir anda dev dalgaların içinde buldum. Sürüklenmeye başladım. Dalgalar Hindistan cevizi ağacı (Kelapa) boyunca yükselmişti. Bir ara dalgaların geri çekilmesiyle kendimi bir ağacın üzerinde buldum. Ağaca sıkışıp kalmıştım. Bir saat sonra, dalgaların çekilmesiyle, yardıma gelenlerin çabaları ile aşağıya inerek kurtuldum. Ailem de dalgalara kapılmıştı. Ancak kurtulan olmadı. Annemi, baba ve iki erkek kardeşimi tsunamide yitirdim. Daha sonra üç ay boyunca Banda Açe’ye 45 kilometre mesafedeki Selimuim’da akrabalarımın yanında kaldım. Sekiz ay sonra, Darul Müteallimin adlı dini okulda öğrenime başladım.”

Aradan geçen dört yıl geçmesine rağmen, anne ve babamı kaybetmenin acısı hâlâ yüreğimde. Büyüyünce dini okullarda hocalık yapmak istiyorum. Çünkü alimliğin yanı sıra, para kazanmak daha kolay. Büyüdüğümde dini okullarda hocalık yapmak istiyorum ve kendi okulumu açmak istiyorum. Böylece yeni nesillere dini eğitim verme konusunda yardımcı olabileceğimi düşünüyorum. Tsunami öncesi ve sonrasında Açe’de altyapılar önemli ölçüde gelişti. Ayrıca, Açeliler giderek daha da zenginleşti. Kaldığımız pesantrende öğrencilerin sayısı arttı. Tsunami sonrasında Japonya, Çin, Türkiye’nin yardımlarına tanık oldum. Büyüdüğümde zengin olursam, yaşadığımız yardımları unutmayıp, ben de, dini farklılık göstermeksizin felâkete uğrayan insanlara yardımcı olmayı arzu ediyorum.”




Uzun süredir tanıdığımız Muzakkirle daha öncede görüşmeler yapmıştık. Ancak geçen gün yaptığımız bu son görüşmede psikolojinini düzelmeye başladığını ve tsunamiden kaynaklanan travmanın geçtiğini gördük.

Muzekkir:

“Üç kez dev dalgaların içine girip çıktığımı hatırlıyorum. Ardından, dalgaların sürüklemesiyle yıkılan bir ev yıkıntısının altında kalarak baygın kaldım. Daha sonra amcam yardımıma gelmiş ve beni kurtarmış. Kendime geldiğimde büyük ağrılar içerisindeydim. Tsunami’de anne ve babamı yitirdim. 4 kardeşiz. Hepimiz kurtulduk. Üç kez dev dalgalarla boğuşmak zorunda kaldığımdan ciğerlerim büyük zarar gördü. Bunun üzerine bir ay boyunca Zainel Abidin Hastahane’sinde tedavi gördüm. Blang Bintang’da yaşayan akrabalarımın yanında kalmaya başladım. Yaklaşık üç ay sonra Darul Müteallimin pesantrene yerleştim. Aradan geçen dört yılda büyüdüm. Biraz daha olgunlaştım. Bazen, ailemi kaybetmekten ötürü büyük bir hüzne kapılıyorum, kimi zaman ise pesantrendeki yaşamımdan ötürü mutluluk duyuyorum.”


Adının yayınlanmasını istemeyen bir Açeli genç ile kapsamlı bir röportaj yaptık. Gözlemlerini ve görüşlerini açık bir şekilde ortaya koyan Açe genç, adının yayınlanmasını istemedi.

İlk izlenimlerinizden bahseder misiniz?


“Tsunami olduğunda Malezya’da İslam Üniversitesi’nde öğrenimime devam ediyordum. Tsunamiden üç gün sonra Açe’ye geldim. Havayolu ulaşımı kapalı olduğundan bir geceyarısı Medan’dan şehirlerarası otobüse binerek Açe’ye geçtim. Sabah, Setui’de bulunan otobüs terminalinden üniversitelerin bulunduğu Darusselam’a gittim. Aradan üç gün geçmesine rağmen, yol boyunca her yer cesetle doluydu. Binalar tamamen bir bölümü tamamen yıkılmış, kimi kullanılamaz haldeydi. Karşılaştığım insanların yüzünde büyük bir korku ifadesi hakimdi ve gözleri yaşla doluydu. Bir yandan da bir umutla yakınlarının en azından cesedine ulaşmaya çalışıyorlardı.”


İlk günlerde yardım kuruluşlarından hangilerine tanık oldunuz?

“Yardıma gelen kurumlar arasında ilk dikkatimi çekenler Endonezya, Pakistan ve Malezya ordusuna mensup birlikler oldu. Bunun yanı sıra, Endonezya’nın diğer bölgelerinden özellikle de Cakarta’dan çeşitli İslami kurumların yardım birimlerini görmek mümkündü.”


Aradan geçen dört yıl zarfında Açe’de maddi ve manevi ne gibi değişiklikler oldu?

“Tsunaminin ardından pek çok yardım kuruluşu ve yabancı Açe’ye geldi. Bu Açe’nin modern tarihinde ilk defa gerçekleşen bir durumdu. Çünkü uzun süre yaşanan çatışma dönemi nedeniyle Açeliler uzun yıllar büyük bir korku içerisinde yaşadılar. Ardından herşeyi yerle bir eden tsunami ile karşılaştılar. Bunca yardım organizasyonunu ve yabancıyı yanlarında görmek Açelileri bir anlamda şok etmişti. Bu bağlamda Açe’de yaşanan değişimleri maddi ve manevi olarak ikiye ayırmak mümkün. Maddi olarak yaşanan değişim, bugün de net bir şekilde gördüğümüz üzere, özellikle de sahil şeridin de meydana geldi. Bu bölgelerde tsunami öncesinde özellikle balıkçı köylerin bulunduğu ve bambudan yapılmış, son derece naif barınakların yer aldığı yerleşim yerleriydi. Ancak aradan geçen dört yılın ardından, gerçekleştirilen temiz su, elektrik, yol gibi temel altyapı hizmetleri, okullar, camiler ile son derece modern bir görünüm ortaya çıktı. Temel geçim kaynakları balıkçılık olan bu kitle ne kendi imkânlarıyla ne de hükümet tarafından böylesine modern evleri inşa etmeleri mümkün değildi. Yardım amaçlı gelen kuruluşların katkıları ile inşa edilen evlerde yaşamaya başlayan bu insanlar aynı zamanda, yeni bir hayat tarzıyla da tanıştılar. Bu yardımlar olmasaydı, bu insanların hayatlarında bu denli modern hizmetlerle tanışması mümkün değildi. Bu işin fiziksel, maddi yönü.

İşin bir de manevi tarafı var. Uluslararası yardım kuruluşlarının çalışanları olarak bölgeye gelen özellikle batılılar, yeni bir kültürü de Açe’ye taşımada aracı rolü oynadılar. Daha önce, Açeliler devlet kurumlarında çalışmanın yollarını arardı. Açe’de faaliyet gösteren STK’lar vasıtasıyla bu yaklaşımın değiştiğini görüyoruz. İnsanlar, hayatlarını kazanacakları yeni alternatifler olduğunu keşfettiler. STK’ların açtığı yolda, nitelikli işlerde çalışabilmek için toplumda rekabetçi bir yaklaşım ortaya çıktı. Bunu olumlu bir değişiklik olarak görmek mümkün.

STK’ların ihtiyaç duyduğu insan kaynağının önemli bir bölümü Açe’den karşılandı. Açeliler bir yandan profesyonellikle tanışırken, hayatlarında görmedikleri ücretler almaya başladılar. Özellikle tsunami mağduru olmayan ve STK’larda yüksek ücretlerle çalışma fırsatı elde edenler, Açe’de yeni bir toplumsal kesimi yarattı. Bu grup, yaşam standartları ile hedonist bir kültürün taşıyıcısı olarak anılmayı hak ettiğini düşünüyorum. Bu büyük bir değişim Açe toplumu için. Böylesi bir eğilim içerisinde olmaları, bende Açe toplumu için herhangi bir kaygı taşımadıkları duygusunu hakim kılıyor.

Açelilerin önemli kazanımlarından biri, toplumda dayanışma bilincinin gündeme ve giderek yerleşmeye başlaması oldu. Yani, tsunami gibi büyük bir felâketin ardından tanımadığınız, dili, dini, rengi farklı, kültürünü paylaşmadığınız bir insan size yardıma geliyor. Bu önemli bir tecrübeydi Açeliler için. Bunu, önümüzdeki dönemde Açe’nin hâlâ sahip olduğu sorunların çözümünde önemli bir rolü olacak değişim olarak görüyorum.

Bunun ötesinde, pek çok uluslararası STK, önemli görevler için Açe dışından eleman bulma yoluna gitti. Bu durum, Açeliler arasında kıskançlık duygusunun yanı sıra, ayrımcılığa tabi tutuldukları duygusunun doğmasına ve dolayısıyla STK’lara karşı bir karşı duruşa neden oldu. Öte yandan, STK’larda çalışıpda yüksek maaşlar alanlar yeni bir tüketici kitlesinin yarattı. Daha açık söylersek, bu kesim arasında büyük evlere, lüks arabalara sahibi olmak gibi hedonist eğilimler ortaya çıktı.

STK’ların yardımcı olduğu tsunami mağduru kitle arasında ise kolay yoldan gelir elde etme, mal mülk sahibi olma gibi bir psikoloji hakim olmaya başladı. Artık çalışmak istemeyen, yardım kuruluşlarının kapısını aşındırarak ihtiyaçlarını gidermek isteyen bir kitle de zuhur etti. Yani kolaycılar ve tembeller sınıfı! Bu anlamda, STK’ların istemeyerek de olsa böyle bir grubun doğmasında rolü oldu.


Geçen süre zarfında hâlâ ihtiyaç duyulan şey nedir?

”Aradan geçen dört yıl sonunda Açe’de hâlâ eksik olan şey veya STK’ların başaramadığı önemli bir unsur, sorunların tespitinde ve çözümünde Açeliler bir taraf olarak dikkate alınmadı. Yani, bugüne kadar yapılanlar, STK’ların kendi başlarına aldıkları kararları uygulamaları şeklinde gerçekleşti. Açelilere ne istedikleri ve sorunların nasıl çözümlenmesi konusunda tam anlamıyla söz hakkı verildiğini söylemek güç. Bu bağlamda, bir STK hegemonyasına tanık olundu geçen süre zarfında.

Altyapı, konut inşaatı gibi maddi değeri olan pek çok iş gercekleştirildi, ancak Açe’de eğitim ve yoksulluk hâlâ önemli sorunlar olarak gündemdeki yerini koruyor.”


Hangi ülke ve STK’ları bu süreçte önemli başarılara imza attığını söyleyebilirsiniz?

American Red Cross, CHF gibi Amerikan temelli ve BM’ye bağlı organizasyonların başarılı olduğunu ileri sürüyor:


Orta ve uzun vadede gerçekleşecek ekonomik kalkınma neticesinde Açeliler dünyanın bir başka yerinde ortaya çıkacak doğal felaketler sonrasında yardım etmeyi düşünüyor mu?

”Evet bu yönde eğilim olduğunu görmek mümkün. Örneğin, daha iki yıl öncesinde Cogcakarta’da volkanik dağın patlaması faaliyete geçmesi ile yaşanan doğal felaketin ardından Açe’deki pek çok yerel STK yardım kampanyası başlattı. Bu STK’lara mensup üyeler ve gönüllüler ana caddelerde yardım toplamaya başlayarak bu yardımları Cogcakarta’daki ihtiyaç sahiplerine ulaştırdılar.”


Kaynak:
Bu haber toplam 2232 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri