Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

'Ahmet Hakanlaşmayın kardeşim'

12 Mayıs 2008 / 06:16
Onları akademisyen de izliyor, ev hanımı da. Haklı olarak bilmişlik taslıyor, hem sağdan hem soldan söz edip, reyting sınırlarını zorluyorlar. Arada bir de camiadan tepki alıyorlar.
Haber 7 ekranında İsmail Kılıçarslan, Tarık Tufan ve Selahattin Yusuf'un hazırlayıp sunduğu Meksika Sınırı kısa sürede bağımlılık yarattı. Her kesimden insanı ekran başına kilitleyen programın mimarları kimine göre “yeni nesil İslamcı entelektüel” kimine göre ise “muhafazakar kesimin okumuş çocukları.” Sanattan spora, felsefeden sosyal bilimlere, edebiyattan sinemaya her konuda söz yarıştıran üçlünün okumuş çocuklar oldukları kesin. Bunun dışında

ne oldukları ise bu röportajda.

Sizin için “yeni nesil İslamcı entelektüeller” deniyor. Kendinizi böyle görüyor musunuz?

İSMAİL Türkiye'de birbirimizi tanımlamadan konuşamaz olduk. Birbirimizi kodlayarak nasıl bir iletişim dili geliştireceğimizi bulmaya çalışıyoruz. Beni dibine kadar zorlarsan “evet İslamcıyım” derim. O geçmişten gelmekle ilgili bir şey ama bu tanımlamalar bizi ne kadar içine alır tartışılır.

SELAHATTİN Bir kere her şeyden önce bu kavramları sorgulayarak bir alan açmak istiyoruz. “İslamcı” kelimesini ben kabul etmiyorum. Müslüman olmak dışındaki takıları kabul etmiyorum. Entelektüel ise bize göre “intellektini” çalıştıran herkes için geçerli bir kavram. Biz de o kadar entelektüeliz.

TARIK “Yeni nesil İslamcı entelektüel” diye bir grup varsa bana bu gruptan üç tane adam söyleyin size onlardan olup olmadığımı söyleyeyim. Ama Edward Said'in “entelektüel” diye tanımladığı o duygu, düşünüş, eylem dünyasına dair bir şeyler yapmak benim hayatımda önemli. O dünyaya ait olmayı önemsiyorum.

Meksika Sınırı'nda “sağın da solun da sinir uçlarına dokunuyoruz” diyorsunuz, Nerede durarak dokunuyorsunuz?

İSMAİL Bizim bir çizgi oyunumuz var. Muhayyel bir çizgi çiziyoruz. Çizginin bir tarafında Kemal Tahir öbür tarafından İlhan Selçuk var. Bir tarafında tarafında Sezai Karakoç öbür tarafında Özdemir İnce var. Çizginin o tarafında Hasan Cemal öbür tarafında Hasan Karakaya var. Çizginin bu tarafında Hakan Şükür diğer tarafında Kazım Kanat var. Çizginin bu tarafındaki adamlarla haşır neşir olmak istiyoruz. Kabaca bizi kapsayan şey o çizginin bu tarafında olmak. Biraz burasından bakalım burasından konuşalım derdi çekiyor Meksika Sınırı bana kalırsa.

SEVİYEYİ YÜKSELTİYORUZ

Çizginin iki tarafı da epey genişmiş. Bu sizin durduğunuz yeri belirsizleştirmiyor mu?

İSMAİL Tam tersine netleştiriyor. Alain de Bouten'le Tuna Kiremitçi aynı yaşta ama ikisinin yazdıklarına bakarsan belirsizlik ortadan kalkıyor. Biri felsefe parçalıyor öbürü felsefe yapıyor.

SELAHATTİN Bir aptal zeka vardır bir de zeki zeka. Alber Camus'nun bir tarifi bu. Türkiye'deki zeka, aptal zeka düzeyinde. Sosyal alanda, siyaset alanında aptal zeka kendini gösteriyor Biz tam tersine zeki zeka hatta bir adım daha önünde akıllı zekanın nasıl işlerlik kazanabileceğinin, nasıl dolaşıma girebileceğinin derdini çekiyoruz.

TARIK Türkiye'de hiçbir şeyin düşünsel arka planı yok. Televizyon da bu sığlığın en yaygın taşıyıcısı. Eğer televizyonun seviyesini 12-13 yaş düzeyinde tutmaya devam ederlerse hiçbir karşı koyuş geliştiremeyiz. Biz televizyonda ciddi şeyler söylüyoruz. Meksika Sınırı, meseleleri diğerlerinin ortaya koyduğu zeka ve vicdan düzleminden alıp insani ve yüksek kültüre bakan bir düzleme çekiyor. O yüzden biz felsefeye, sanata önemli katkılar yapmış adamların isimlerini zikrediyoruz. Bunu yapmaktaki derdimiz, biz ne çok isim biliyoruz değil Felsefeye, dine estetik katkılar sağlamış insanların cümlelerinden pay alıyoruz. Çünkü bu ülkede bunun esamisi bile yok.

İSMAİL Ayrıca şu var; kardeşim ne çok isim, ne çok şey de biliyoruz.

YIKILMAYANIN PEŞİNDEYİZ

Meksika Sınırı'nın yayınlandığı kanaldandan da kaynaklanan yaygın bir algılama var: “Bunlar da muhafazakar kesimin okumuş çocukları” Hiç kulağınıza geldi mi?

İSMAİL Duyuyoruz tabi. Bunda rahatsız olacak bir şey yok. Asıl mesele şu ki, NTV ya da CNN Türk Meksika Sınırı'nı bu üç adamla yapmayı göze alabilir miydi? Ben bu anlamda Kanal 7'yi tutarlı buluyorum. Kanal 7'de Türkiye'nin normalleşme seyrini görebiliyorum. Kanal 7'de, Yeni Şafak da mutlaka öyledir; başörtülü insanlarla başörtüsüz insanlar bir arada çalışırlar. Alevi arkadaşlarımız var. Diğerlerine bakalım. Temizlikçi dışında, arada sırada “İslamcı kadın yazar” kadrosundan ekrana aldıkları kişiler dışında, dizilerinde bile başörtüsüne yer var mı? Bu mantık bizi elbette muhafazakar kesimin okumuş çocukları diye tanımlayacak. Bu sorunlu bir tanım değil. Babam, bakınca muhafazakar tanımına giriyor. Tarık'ın ve Selahattin'in babası da öyle. Bu bizim ne avantajımız ne de dezavantajımız.

Bugün tanınan köşe yazarlarının birçoğu eski Marksist. Örneğin Engin Ardıç, Hadi Ululengin, her konuda yazı yazıyorlar ama sola yönelik eletirilerini daha heyecanlı, daha içeriden yapıyorlar. Bir yola sokmak, düzeltmek isteği var. Sizin muhafazakarlara yönelik böyle bir tutumunuz var mı?

SELAHATTİN Ben de var. Çünkü ben Türkiye'deki tarafların birbiriyle kavga etme süreçlerine fikri namusumu, elde ettiğim düşünce neyse onu kurban vermek istemiyorum. Bir şeylere işaret etmek bunu da acıtarak yapmak istiyorum. Bir örnek vereyim; ben Türkiye ve Rusya'nın modernleşme süreçlerini birbirine benzetiyorum. Komünizm yıkıldıktan sonra Rusya'da kalan şey Dostoyevski ve Tolstoy oldu. Biz yıkılmayacak olan şey nedir onunla ilgiliyiz. Nedir diye baktığımızda; bu, güncel ideolojiler, sosyolojik çalkantılar değil, parti liderleri değil. Bizde yıkılmayacak olan şey Neşet Ertaş'tır, Kazancı Bedih'tir, türkülerdir, eski kültürümüzdür. Bunları güncelleyip, modernize edip hayatımıza hakem olacak hale getirmemiz gerekir.

TARIK Hadi Uluengin'in ya da Engin Ardıç'ın sola yaptığı gibi değil ama şunu eleştiriyoruz: Türkiye muhafazakarlığının taşralı bir aktüel-politik düzleme hapsedilmesinden kaygılıyız. Muhafazakarlık geniş bir düşünce düzlemi kurmak yerine mevcut popüler kültürden pay almaya çalışıyor, ona entegre oluyor. Diğer yandan biz sadece bir televizyon programıyız. Bu dertleri taşıyan adamlar olarak televizyon denilen cafcaflı alette başka bir dil bulabilir miyiz diye uğraşıyoruz. Meksikalı bir tutum geliştirmeye çalışıyoruz.

AHMET HAKAN MESELESİ

Kanal 7'de izleyicilerin alışık olduğu sınırların dışına çıkıyorsunuz. Geleneksel izleyici kitlesinden nasıl tepkiler geliyor?

TARIK Artık dindar tabir edilen medyada farklı bir iş yapan herkes için “Ahmet Hakanlaşma Sendromu” diye tanımlanmış bir durum var. Bu Ahmet Hakan'ın suçu değil, onun dışında gelişti. Ahmet Hakan'ın öncesi ve sonrasını bu ülkede herkes izledi. Birileri bundan memnun birileri de değil. Bundan sonra birileri yaftalanmak isteniyorsa “Ahmet Hakanlaştılar” denilebilir. Artık böyle bir malzeme var. Genel izleyici kitlesi için resim böyledir. Biz ya da başkaları… Kesin cümlelerle kurdukları dünya dışında tek cümle sarfettiğinizde karşılaşacağınız ilk tepki, “Ahmet Hakanlaştı” olur. Bu bir tanımdır artık. Kaçınılmaz bir şey.

SELAHATTİN Bana doğrudan böyle bir eleştiri geldi. “Ahmet Hakan mı olmak istiyorsunuz” dediler.

Bu sizi korkutuyor mu?

TARIK Beni şahsen korkutmuyor.

SELAHATTİN Ahmet Hakan bizim Türkiye'de kompartmanlaşmaya karşı niye frene bastığımızı anlatmak için iyi bir örnek. Ahmet Hakan Kanal 7'deyken de bir figürdü. O zaman da eleştirilecek yönleri vardı, şimdi de övülecek yönleri var. Ama “Ahmet Hakanlaşma” örneği bize uymuyor.

İSMAİL Ben Ahmet Hakanlaşıp, Hakanlaşmayacağımı bir tek şeyle test edebiliriz diye düşünüyorum: Aydın Doğan'la iş görüşmesi yapıp, Doğan grubunda yazmayı reddedersem Ahmet Hakanlaşmam.

Meksika Sınırı'nda köprü kurduk

Nasıl bir izleyici kitlesi oluştu?

Tarık: Çocukları yatırıp örgü ören ev hanımlarından emekli öğretmene, ciddi akademisyenlerden, 18 yaşındaki delikanlıya kadar acaip bir kitle oluştu.

İsmail: Bir programda Hikmet Kıvılcımlı'dan bahsetmiştik. “Kıvılcımlı hakkında böyle cümleler kurabilmeniz çok acaip” diyen Marksist ağabeyler de var. Ben 15 gün önce Küba'daydım. Küba aynen söylediğiniz gibi diyen ağabeyler de.

Selahattin: Geçen programda 68 olaylarından bahsediyorduk. “68 öyle değildi” diye başlayıp hakaretlerle devam eden bir mail geldi. Bu maili görderdiğine göre bizi izliyor. Yani benimle kavga etmek için yumruklarını sıksa bile beni izliyor. Bu bile bir diyaloğun başladığını gösteriyor. Bazı evlerde bazı televizyon kanalları ayarlı değildir. O kanala o evde yer yoktur. Bizim kanalın ayarlı olmadığı evlerde Meksika Sınırı'nı izlemek için Haber 7'nin kumandaya eklendiğini biliyoruz. Bu bizim için çok kıymetli bir şey. Aslında programda biz devreden çıkıyoruz bizi izleyen farklı farklı insanlar bir araya geliyor.

Haber7 - Yeni Şafak

Bu haber toplam 2468 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri