Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

AKP'yi ve Gülen'i pek sevmiyorum

26.10.2009 14:00
Ahmet Hakan AK Parti'yi ve Gülen'i sevmediğini açık açık yazdı.
Ahmet Hakan/Hürriyet

HİÇ kimse benden... AK Parti'den ve Fethullah Gülen'den pek hoşlanmıyorum diye...

Ben böyleyim

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bünyesinde yapılan "kara plan"a karşı ses çıkarmamamı beklemesin...

Hiç kimse benden...

AK Parti'den ve Fethullah Gülen'den pek hoşlanmıyorum diye...

"Işıkevleri"ne silah yerleştirip, "İşte Fethullah'ın silahlı örgütü" diye veryansın edilmesi planı karşısında...

"Bravo! Bu Fethullahçılar ancak böyle bitirilir... Atın iftiranızı... Çalın karanızı..." diye goygoyculuk yapmamı beklemesin...

Hiç kimse benden...

AK Parti'den ve Fethullah Gülen'den pek hoşlanmıyorum diye...

AK Parti'yi içerden karıştırma...

Medyadaki dost unsurları kullanma...

Sahte ses kayıtları düzenleme...

Kara propaganda yapma...

Planına alkış tutmamı beklemesin...

* * *

Çünkü...

Benim bu tür durumlarda çok basit bir ilkem vardır: Eğer günlerden bir gün...

Liderinden nefret ettiğim ve hiç mi hiç hazzetmediğim bir siyasi hareket...

"Belinde silah olan güçlerin karanlık oyunları" aracılığıyla bitirilmek isteniyorsa...

Böyle bir durum karşısında...

Ben hiç ama hiç düşünmeden, "hop" diye yerimi, o siyasi hareketin ve o siyasi liderin yanında alırım...

Ta ki...

"Belinde silah olan güçlerin karanlık oyunları" geri tepinceye, onların yaratacağı tehlike ortadan kalkıncaya kadar...

Tezgâhın ortaya çıkarılıp tehlikenin bittiği anda ise... Ben yeniden eski pozisyonuma döner... "Ey Tayyip Erdoğan... Dinle beni..." falan diye yazılar döşenerek mücadelemi kaldığım yerden sürdürürüm...

* * *

Sözün kısası...

Huyum şudur:

Ben bir iktidarı, bir siyasi lideri, bir siyasi hareketi, bir sivil toplum örgütünü...

Ancak tam anlamıyla "muktedir" olduğu dönemlerde dövmekten haz alırım...

Eğer "belinde silah olan güçlerin karanlık oyunları" devreye girerse...

Hemen o iktidarın, o sivil toplum örgütünün yanında hizalanıveririm...

Lütfen kızmayın... Alınmayın... Darılmayın...

Kahretsin, ben böyleyim...



Haftanın en iyi beş'i



* BİR: Hiçbir komplekse kapılmadan, sırf saygıda kusur etmemek için Erbakan Hoca'nın elini öpen Başbakan Yardımcısı
BÜLENT ARINÇ...

* İKİ: Şu film kıtlığında içtenliği, gerçekliği, inceliği ve çarpıcılığıyla insanı derinden etkileyen bir film: İKİ DİL BİR BAVUL...

* ÜÇ: Nihayet Başbakan'ın uçağına binerek, Başbakan'ın kendisine küs olmadığını cümle aleme ilan etme fırsatı bulması nedeniyle
FEHMİ KORU...

* DÖRT: Türk mizah anlayışı bir yerden alıp başka bir yere taşıma başarısı gösteren devrimci mizahçı UMUT SARIKAYA...

* BEŞ: Magazincilerin başlarına açacakları işleri hiç düşünmeden, magazincileri kınama ilanı yayınlayarak cesaretlerini gösteren SANATÇILAR...



Yeni dönem kararları



* BÜYÜK bir irade mücadelesi vererek Twitter'a daha az girecek ve daha az "tweet"leyeceğim...

* Aşk romanlarıyla dalga geçen bir aşk romanı üzerine çalışmalara başlayacağım...

* Kanat Atkaya ile buluşmasını yazan Serdar Turgut'la, sırf karizmamı korumak adına, buluşmamaya özen göstereceğim...

* Hasan Bülent Kahraman gibi ciddi, birikimli, güncel olaylara ışık tutan, teorisi zehir olan köşe yazıları yazmak için çaba sarf edeceğim...

* Hakkımda "Gazeteci" isimli bir roman yazılmasını sağlamak için en kısa zamanda Reha Muhtar'la temasa geçerek işin sırrını öğreneceğim...

* Ümit Besen'in çalıp söylediği mekana gidip, üç kez üst üste "Nikah Masası" şarkısını söylemesi için elimden geleni yapacağım...

* Geceleri üçüncü sınıf Amerikan filmleri seyrederek uykuya dalma huyumu terk etmeye çalışacağım...

* Bu kış Devriye'nin Pastarito'sunun "Kış Bahçesi"ne dadanacağım...

* "Haberin öznesi" olmamak için kendi kendime verdiğim sözü tutacağım...

* "Defne Samyeli - Eren Talu vakası" hakkında tek bir kelime bile etmeyeceğim...

* Fehmi Koru önderliğinde düzenlenen "Fasıl"ın, ne kadar tekdüze ve sıkıcı olduğunu yazarak "Fasıl'ı Bitirme Planı"nı yürürlüğe sokacağım...

* "Reyting için aptalları programıma çıkarıyorum" diyen Okan Bayülgen'in programına bundan sonra kimlerin katılacağını dikkatle izleyeceğim...

* Ece Vahapoğlu'nun "iki türbanlı kadının aşkı" ile ilgili romanını yazarken hangi tarikata girip hangi radikal İslamcı arkadaşlarından yardım aldığını öğreneceğim...


Bu haber toplam 1570 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri