Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

AKP Kapatılmazsa Ne Olur?

18 Haziran 2008 / 09:32
AK Parti kapatılacak mı? Kapatılırsa ne olur, kapatılmazsa ne olur? Erdoğan yasaklı olur mu?
Radikal gazetesi yazarı Murat Yetkin'in kapatma davasında sonuca doğru gidilirken konu ile ilgili olasılıkları değerlendirdiği yazısı...

AK Parti kapatılmazsa ne olur?

Anayasa Mahkemesi dün DTP ve AK Parti kapatma davalarına ilişkin bir takvim açıkladı. Takvim, mahkeme üyelerin de tıpkı Başbakan Tayyip Erdoğan ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’da bulunan ‘bir an önce sonucu görme’ eğiliminde olduğunu gösteriyor.
Açıklanan takvime göre, mahkeme DTP’nin kapatılması davasında Yalçınkaya’nın açıklamalarını 24 Haziran’da, DTP’nin sözlü savunmasını ise 26 Haziran’da dinleyecek. AK Parti davasında ise Başsavcı 1 Temmuz, parti savunması ise 3 Temmuz’da dinlenecek.
Bu takvimdeki izi takip edersek, bu arada Başsavcı’nın sürpriz bir kararla ek kanıt ve iddia sunması gibi bir gelişme yaşanmaz ise, mahkemenin temmuz içinde DTP’nin, hemen ardından temmuz sonu-ağustos başında da AK Parti davasında karar açıklaması beklenebilir.
Tabii mahkemeyi bağlayan bir son tarih yok; kararın Ağustos başı ila 6 Eylül arasında süren (ama Anayasa Mahkemesi’ni bağlamayan) adli tatil sonrasına kalması da mümkün. Ama mahkeme üyeleri de genellikle tatillerini bu ay boyunca yapıyorlar. Bu kadar çok yönlü saldırı üzerine bir de ‘Memleket bu gerginlikteyken tatil yapıyorlar’ yükünü taşımayı tercih etmeyebilirler.
Eğer dün açıklanan takvimden yola çıkarak yapılan bu tahmin tutarsa ve karar (kötü senaryo olan) kapatma ve Erdoğan’ı kapsayan siyaset yasağı şeklinde çıkarsa, en muhtemel gelişme, Başbakan Erdoğan’ın Meclis’ten ‘erken genel seçim’ kararı çıkartması, seçimlerin’de bu yıl Ramazan’a denk gelen eylülün ardından ekim-kasım, en geç Aralık ayında yapılması olabilir.
Neden ara seçim değil de erken seçim? Çünkü,
Sabih Kanadoğlu’nun ‘Ara seçim, 23’üncü dönemin devamıdır. Ancak yeni bir Meclis dönemi seçiminde Erdoğan bağımsız aday olabilir’ demesinden bu yana, AK Parti çevrelerinde ara seçim seçeneğinden çok genel seçim seçeneği üzerinde duruluyor.
367’den ağzı yanan AK Parti, gözü-kulağı Kanadoğlu’nda seçimi üfleyerek yiyor.
Peki neden bir an önce seçim? Ekonomiyi de olumsuz etkileyen siyasi belirsizlik bir yana, Erdoğan bir yasaklanma durumunda kaybedeceği milletvekili dokunulmazlığı nedeniyle bekleyen yolsuzluk davalarının başına bir iş açmasını istemiyor. CHP lideri Deniz Baykal’ın dünkü Meclis grup toplantısında “Sen sabıkalı olmaktan iktidar sayesinde kurtulan insansın. Dokunulmazlığın kalkınca göreceğiz” demesi, bu durumu acıtıcı bir şekilde hatırlatıyor. Gerçi nöbetçi mahkemeler de var, ama adli tatil bu sürecin yavaş geçmesinde Erdoğan’a yardımcı olabilir.
Eğer bu arada mahkeme (kapatma ve yasaklama kararı durumunda) gerekçeli kararında Yüksek Seçim Kurulu’nu Erdoğan’ın milletvekili adayı olmasını engelleyecek bir şey söylemez ise, Erdoğan, AK Parti’nin devamcısı olacak partinin listesinden olmasa da, bağımsız olarak Meclis’e girmek ve ‘yola devam etmek’ isteyecektir.
Başka seçenek de var. Örneğin mahkemenin Başsavcı’nın bütün iddialarının geçersiz olduğunu düşünmesi mümkün. Bu durumda Erdoğan biraz hırpalanmış, özgüveni kırılmış olsa da yola devam eder.
Ama kapatılma ve kapatılmama dışında, Meclis Başkanı Köksal Toptan’ın ‘Üçüncü Yol’ diye dile getirdiği bir seçenek de hâlâ mevcut. Bu seçenek, AK Parti’nin suçlu bulunması, ama kapatılmak yerine mali ceza alması, örneğin Hazine yardımının kısmen ya da tamamen kesilmesidir.

Konuyu dün Kanadoğlu’na danıştığımda aldığım yanıt şu oldu: “Mahkeme, partiyi iddia edildiği gibi laikliğe karşı eylemlerden dolayı suçlu bulabilir, ama eylemlerin yeterince ağır olmadığı kanısına varabilir. Bu durumda partiyi tümüyle kapatmak yerine mali cezalandırma, örneğin Hazine yardımından kısmen ya da tamamen mahrum bırakma yoluna gidebilir. Bu tamamiyle mahkemenin takdirindedir.”

Başka türlü söylersek mahkeme, Hazine yardımının kesilmesi cezasını verirse, AK Parti kapatılmış olmayacak, Türkiye bu devirde şiddet ve ayrımcılık gerekçesi olmaksızın partilerin kapatıldığı bir ülke olmayacak. Ama AK Parti yine de laikliğe karşı davranışlar nedeniyle mahkûm edilmiş olacak.

Erdoğan yeni parti kurdurmak, ekonomi, ya da dokunulmazlığının sürmesi için bir an önce seçime gitmek zorunda kalmayacak, yola devam edecek. Ama artık, laikliğe karşı davranışları nedeniyle mahkûm olmuş, cezalandırılmış bir partinin başbakanı olarak yola devam edecek.

Süleyman Demirel ‘Meşru zeminde çare tükenmez’ derken böyle bir şeyden mi söz ediyordu acaba?
Kaynak:
Bu haber toplam 856 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri