Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Altan çok zor soru sordu

20 Temmuz 2008 / 15:54
Ahmet Altan, sorduğu soruya kimseden cevap alamamış. Soru karşısında yüzlerindeki ifade değişmiş. Baykal'a da bir sorusu var...

Ahmet Altan/Taraf

Susurluk, Ergenekon, Baykal

İnanmayacaksınız ama “Neden Susurluk'a karşı çıktınız da, şimdi Ergenekon'u destekliyorsunuz” sorusuna bugüne dek tek bir cevap gelmedi.

Sanki bu soru sorulunca, gözler donuklaşıyor, alt dudak sarkıyor ve yüzdeki ifade boşalıveriyor.

İsterseniz bugün Ergenekon çetesini destekleyen eski “demokrat” ve dürüst dostlarınıza aniden bu soruyu soruverin.

Sonra yüzlerini seyredin.

Eğleneceğinize eminim.

Onlara, “Seni Susurluk'a karşı çıkmaya ikna eden hangi kanıtı bugün Ergenekon'la ilgili bulamıyorsun” diye sorun.

Deyin ki onlara, “Danıştay'a saldıran adamla Cumhuriyet Gazetesi'ne bomba atan adam aynı, Cumhuriyet Gazetesi'ne atılan bombayla Ergenekon çetesinin cephaneliğinde çıkan bombaların kafile numarası da aynı… Bu gerçekler, seni nasıl bir sonuca götürüyor?”

Bakalım ne diyecekler.

Danıştay davasına bakarken bu davayla Ergenekon çetesinin bir “ilişkisi” olmadığına karar veren yargıç da bugünlerde bu sorularla karşılaşınca tuhaf cevaplar veriyor.

Mesela, Radikal gazetesine, “Apo'nun davasıyla da bütün PKK davaları birleştirilmedi” diyor.

“Apo'nun davalarıyla PKK davaları birleştirilmediği için Danıştay davasıyla Ergenekon davasının birleştirilmemesi” gerektiği görüşü bana hukuki açıdan biraz garip gözüktü doğrusu.

Sanırım buna benzer tuhaflıkları Ergenekon davasıyla ilgili olarak daha çok duyacağız.

Çünkü saklamaya çalıştıkları gerçek, öyle kolayından bahanelerin, yalanların, çarpıtmaların içine saklanabilecek gibi değil.

Ama asıl soru, niye Ergenekon gerçeğini saklamaya çalıştıkları.

Bundan nasıl bir çıkarları var?

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal neden “Ergenekon'un avukatı” olma ihtiyacını hissetti?

O bulunan cephanelikleri, çıkan bombaları, Susurluk'un da önde gelen isimlerinden ve şimdiki Ergenekon davasının sanıklarından olan Veli Küçük'ün mafyayla ilişkilerini, Ergenekon çetesinin “siyasi suikastları” da öngören planlarını bir “çete avukatı” olarak nasıl savunacak acaba?

“Ben çetenin avukatıyım” diye ortaya fırlayan bir parti liderine ilk kez rastlıyoruz.

Tabii Deniz Baykal'a da sormak lazım: “Neden Susurluk'un avukatı olmadın da Ergenekon'un avukatı oldun.”

“Bu ikisinin farklı olduğunu sana düşündüren ne?”

“Susurluk'taki hangi kanıt seni avukatlıktan alıkoydu da, o kanıtı şimdi göremediğin için Ergenekon'un avukatlığını böyle hevesle üstlendin?”

CHP'li dostların ne düşündüğünü de merak ediyorum doğrusu.

Liderlerinin çete avukatlığı onları çok mu memnun ediyor?

Susurluk çetesine karşı “lambaları söndürüp yakan” o camia, şimdi cephaneliklerin, bombaların, bombalamaların, cinayetlerin savunulmasına çok mu seviniyor?

Danıştay saldırısını yapan katilin, Ergenekon cephaneliğindeki bombalarla aynı kafileden olan bombaları Cumhuriyet Gazetesi'ne atmış olması onlarda gerçekten hiçbir kuşku yaratmıyor mu?

En ufak bir kuşkuları bile yok mu?

En ufak?

Bu kadar kuşkusuzluk kimseye şaşırtıcı gelmiyor mu?

Ergenekon çetesinin suçlarının gerçek olma ihtimali milyonda bir bile olsa, bir siyasi parti ve onun lideri bu bir milyonda birlik ihtimali görmezden gelebilir mi?

“Milyonda bir bile ihtimal yok” mu diyorlar?

Ergenekon çetesinin suçlu olma ihtimali hiç yoksa, o cephanelikler ne, Cumhuriyet Gazetesi'ne atılan bombalar ne, Veli Küçük'ün aynı Susurluk döneminde olduğu gibi saptanan mafyayla ilişkileri ne?

Niye CHP bunun avukatı olmak istiyor?

Bütün CHP'liler, liderlerinin üstlendiği bu avukatlığı paylaşıyor mu?

Bütün Kemalistler, bütün Atatürkçüler, Ergenekon çetesinin cephanelikleri olmasını, o cephaneliklerdeki bombaların Danıştay saldırganı tarafından kullanılmasını “olağan” mı buluyor?

Bu, bir suçun ya da suçluluğun işareti değil mi onlar için?

Peki, o zaman niye Susurluk'a karşı çıktılar?

Böyle cephanelikler bulunmamıştı, bombalar bulunmamıştı, o bombaları kullanan bir katil bulunmamıştı?

Niye Susurluk'a karşı çıktılar?

İnanmayacaksınız ama günlerdir sorduğum bu soruya cevap veren kimse çıkmıyor.

Bana neler yazmam gerektiği konusunda akıl verip yol gösteren genç dostlarım da dahil olmak üzere hiçbir yazar bu konuda tek satır yazmıyor, her konuda yazıyorlar, bunu yazmıyorlar.

Sanki tılsımlı bir soru bu.

Soruyu duyan donup kalıyor.

Siz de sorun.

Bakalım bu soruya cevap veren kimseyi bulacak mıyız?

Niye Susurluk'a karşı çıktınız da Ergenekon'u savunuyorsunuz?
Kaynak:
Bu haber toplam 654 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri