Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Annemin yemekleri

01 Şubat 2009 / 17:15
Bugünkü yazımızın konusunu insanların ağız tadını anne karnından itibaren nasıl şekil aldığı ve bu gelişimin nasıl yönledirilebileceğini anlatmaya çalışacağım.

Yüce kitabımızda “helal gıda ve helal gıda üretimi ve tüketimi” çok açık şekilde övülmüştür. İslam alimleri yenilen gıdaların, kişilerin ahlakı ve huyu üzerindeki etkileri üzerine çok sayıda müstakil eserler yazmıştır.

Özellikle evli erkeklerin eşlerine en sık söylediği ve belkide eşler arasındaki en sık kavga nedeni; “Annemin yemekleri gibi olmamış, Ah annemin yemekleri” sözüdür. Niçin annemizin yaptığı yemekleri başkası yapamaz? Niçin annemizin yemeklerinin tadı hiç unutulmaz? Niçin annemiz bize gebe iken canının istediği ve devamlı yediği yiyecekleri bizde bir ömür boyu ister ve hoşlanırız? İşte bu sorular ve bunların cevaplarını ararken elde edilen bilimsel araştırma sonuçları günümüzde gitgide devleşen hazır gıda sektörünün en gizli sırlarını teşkil etmektedir. Bu soruların bilimsel cevaplarını vermeye çalışırken, ayrıca konunun bir ülkenin geleceği olan yeni nesilin ruhsal ve bedensel sağlıklı gelişiminin uluslararası gıda sektörünün daha çok kazanma hırsına terk edilemiyecek kadar önemli olduğunu hatırlatmaya çalışacağım.

Alışık olduğumuz ve/veya alıştırıldığımız tadlar sadece annemizin yemeğini özlemek şekilde masum bir davranış olabileceği gibi, büyük mama ve gıda devlerinin kendi karları için anne karnından itibaren insanoğlunun ağız tadı ile nasıl oynayabileceği günümüzdeki bilgiler ışığında anlatmaya çalışacağım. Etrafımızdaki insanların belli marka gıda ve içecekleri, diğer markalara tercih ettiklerini gözlemlemişizdir. Niçin bunu yaparız? Her iki markada aynı özelliklere sahipse, yiyen kişilerin aynı tadı almaları gerekmezmi? Bu aynen aynı yemeği pişiren eşimizin yemeklerinin annemizin yemeklerine benzemeyişi gibi...

Katı gıdalar ile tanışmadan önce anne karnına bulunduğumuz andan itibaren annemizin yediği yiyeceklerden aldığımız tad, doğumdan sonraki geri kalan ömrümüzde ağız tadımızı belirlemektedir. Bunu şu örnekle açıklamaya çalışayım. Anne gebeliği sırasında yediği yiyeceklerin tadını oluşturan aromalar ve katkı maddeleri gebelik suyu içine geçerek bebek tarafından yutulur. Bebek bu yolla anne karnından itibaren ilk tad ile karşılasmış olur. Bu ilk tadın bebek üzerindeki etkisi bir yaşam boyu sürecek kadar güçlüdür. Bu süre içinde anne aynı gıdayı ne kadar çok yerse bebek doğumdan sonra aynı tadı taşıyan katı yiyecekleri yeme eğilimin diğer gıdalara göre çok daha fazla olduğu gösterilmiştir. Bu etki doğum sonrası anne emzirirken aynı yiyecekleri yemeye devam ettiğinde cok daha güçlü olmuştur. Bebekler katı gıdaya başladığında, anne karnında ve annesini emerken belli bir sebzeyle sürekli karşılaşan bebekler, karşılaşmayan bebeklere göre o sebzeyi yeme eğiliminde olduğu gözlenmiştir.

Şimdi bu araştırma sonucunun günümüzde nasıl kullanıldığını (kullanabileceğini) şu örnekle açıklayabiliriz. Hayal edelim dünyanın en büyük uluslarası çocuk maması üreten şirketinin gelecek 10 yıllık yatırım stratejilerinizi belirliyorsunuz. Yatırım stratejisi olarak havuç ve bezelye olmayan ama havuç ve bezelye aroması olan mama üretmek istiyorsunuz. Rakibiniz olan diğer firmanın sizin pazarınıza girememesi için gerekli uluslararası patent ve ticari korumaları da alıyorsunuz. Girmeyi düşündüğünüz pazara elinizdeki reklam şirketleri aracılığı ile basın ve yayın araçlarını kullanarak önce havuç ve bezelyenin insan özellikle hamile bayanların ve bebeğin sağlığı için ne kadar önemli ve gerekli olduğuna dair ciddi ve bilimsel açıklamalar yapan yayınlar başlatıyorsunuz. Bu arada pazarına girmeyi düşündüğünüz mevcut yönetimler aracılığı ile şirketinizin sadece para kazanma amacı gütmediği, sizinde toplumun hayrına işler yaptığınızın bir göstergesi olarak ülkedeki gebelere ve genç annelerın daha sağlıklı bebekler dünyaya getirmesi için ücretsiz havuç ve bezelye dağıtmaya başlıyorsunuz. Bu kadar çalışmadan sonra doğacak çocukların hangi tür mamayı severek yiyeceğini söylememize gerek yok herhalde?. Bu hazır yiyeceğin ticari haklarını elinden tutan şirket karşısında rakip firma olmayacağı için piyasanın tek sahibi olarak alışkanlık yapmış ürünü istediği fıata satıp, ekonomik olarak çok büyük karlar elde edecektir. Eğer gerçekten marketi bilen bir iş adamı iseniz bu mamanın içine koyacağınız diğer bir katkı maddesi ve/veya aroma ile, ilerde sizin ürünlerinizin doğal tiryakisi olacak yeni bir müşteriyide hazırlamış olursunuz. Bu tür ticari yaklaşım ve anlayış bir ülkenin, kendi öz kaynakları yeterli bile olsa, değiştirilmiş tad özelliklerinden dolayı, bir uluslararası gıda şirket(ler)ine bağımlı hale getirir. Değiştirilmiş ağız tadının sağlık açısından önemi ise çok daha uzun vadeli ve ulusal güvenlik ile direk ilişkilidir. Yüksek kalori içeren hazır mamalar ile beslenen bebeklerin normal anne sütü ile beslenen bebeklere göre daha şişman (obes) oldukları çok iyi bilinen bir gerçektir. Hatta annelerimiz çocukları kilo aldıkça kendilerinin çocuklarını iyi beslediklerini düşünüp kendileri ile gurur duyarlar. Şişmanlık hastalığıda (obesity), şeker hastalığı (diabet tip II), yüksek tansiyon, kalp ve damar hastalıkları ve kanser gelişimi ile direk olarak ilişkilidir. Büyük gıda şirketleri insanları kendi ürünlerine tiryaki haline getirecek yeni katkı maddeleri ve aromaların geliştirilmesi üzerine çalışmaktadırlar. Bunun sonucu olarak değişen sadece ağız tadımız olmayacak, sağlığımız, fıziksel görünümüz ve belkide ahlaki özelliklerimizde uluslararası gıda şirketlerin istediği yönde değişime uğrayacaktır.

Bu haber toplam 1256 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri