Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Arda, dünya starı olur mu?

22 Mayıs 2008 / 08:53
Hayri Beşer'in yorumu
Sivas'taki şampiyonluk maçında ev sahibi takımın 1-0 önde olduğu dakikalar... Arda su içmek için kenara geliyor. Hakan Şükür de, kulübeden fırlayarak genç oyuncunun kulağına bir şeyler fısıldıyor. O maça kadar ligde sadece 4 golü bulunan Arda, fileleri 3 defa havalandırarak 5-3'lük galibiyetin mimarı oluyor.

Herkes merak ediyordu. Hakan Şükür'ün ağzından hangi sihirli kelimeler dökülmüştü de, 'golün hep arka sokaklarında dolaşan' yıldız futbolcu, bir final oyununa üç gol sığdırmayı başarmıştı? Hem Arda'nın hem de Hakan'ın daha sonra konuyla ilgili yaptığı açıklamalar bazen basit bir tespitin ne büyük fırsatlara kapı araladığını gösterir nitelikteydi. Ne demişti Hakan Şükür özetle: Çok kenarda kalıyorsun. İçeriye sokulursan, gol şansı bulursun. Arda bu doğaçlama diyaloğun ardından yeni bir bakış açısıyla döndüğü oyunda gollerini sıralamayı başardı.

Bir söz var, çok sevdiğim; "Gerçekler ayrıntıda gizlidir." diye. Maalesef birçok yetenek, ıskalanan basit ayrıntılar yüzünden büyüyebileceği kadar büyüyemeden sönüp gidiyor. Bugün modern futbolun dayattığı oyun mantalitesini kavramadan yeterli ve iyi futbolcu olamazsınız. Ancak bütün bunlar sizi özel kılmak, star yapmak için yeterli değildir. Oyuncu öncelikle verimlilik alanını çok iyi tespit edecek. Zaaflarını öğrenecek. İşte bu noktada teknik adamlarımıza büyük iş düşüyor. Ancak ben, teknik direktörlerimizin büyük bölümünün 'takım oyunu, taktik disiplin, agresif mücadele" gibi kolektif ve modern futbol fotoğrafına aşırı tutsak bir kısırdöngüye saplanıp kaldıklarını gözlemliyorum üzülerek.

Rıdvan Dilmen, bir ara İbrahim Yattara ile ilgili bir gözlemini ısrarla vurgulamıştı. Çizgiye çok fazla mâhkum oynaması Gineli oyuncunun gol yollarındaki etkinliğini törpüleyen bir faktördü. Ne var ki, Yattara geniş alanda topa daha rahat hükmedebilme alışkanlığı yüzünden hiçbir zaman içeriye sokularak yeteneklerini çok daha sonuç getirici bir oyun anlayışı çerçevesinde kullanma zahmetine soyunmadı. Eminim Dilmen'in ekran başındaki yakınmaları dışında bunu kendisine söyleyen de olmadı.

Nihat'ın İspanya'da yaptıklarını gördük. Kimse ona 'özel yetenek' muamelesi yapmadı. Ancak o Sociedad'ta oynadığı dönemde gol krallığına ortak olmayı başardıktan sonra bu yıl da muhteşem performansı ve golleriyle göz kamaştırdı. Çünkü Nihat, çabukluk ve topa iyi vurmak gibi çok önemli iki meziyete sahip. Barcelona ve Real Madrid gibi takımların formasını taşıyacak dünya starlığı çizgisinin biraz gerisinde dursa da, sahip olduğu yetenekleri maksimum kullanma akılcılığıyla Türk futbolunun yetiştirdiği en başarılı lejyoner payesini elde etti.

Buradan tekrar Arda'ya dönelim. Futbol seyircisinin "Allah rızası için bir çalım" diye yalvarma moduna sürüklendiği bu futbol ikliminde Arda eşine az rastlanan bir güzellik. 1.76 boyuna rağmen ufak-tefek görünmesi anatomik yapısından kaynaklanıyor. Kısa bacaklar ona yere daha sağlam basma, topa daha iyi hükmetme ve yılan gibi kıvrılmalarla dar alanda iş bitirme avantajı sağlıyor.

Arda'nın oyun zekası da üst düzeyde. Dünya starlığının birkaç adım gerisinde durmasının sebebi ise 'gol ve şut' düşüncesinin yeterince gelişmemiş olması. Ayrıca kolay pas alışkanlığı yüzünden görkemli final hareketlerine uzak kalıyor çoğu zaman. Daha fazla 'merkez oyuncu' rolüne soyunması gerekir Arda'nın. Çünkü bir kenar adamı olarak dünya starlığına yürüyemez.

Avrupa Şampiyonası'nda gözler Arda'nın üzerinde olacak. Şu anda 10 milyon Euro bedel biçilen yıldız futbolcuyu ben daha yüksek rakamlara aday görüyorum. Yeter ki, dünya starlığına giden yola bu oyun anlayışıyla girilemeyeceğini fark edebilsin.

Kaynak:
Bu haber toplam 750 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri