Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Avrupa Parlamentosu rest çekti

26 Haziran 2008 / 18:31
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi “Türkiye'de demokratik kurumların işleyişi” konulu karar tasarısı kanul edildi. Türkiye'nin AB süreci davayla ilişkilendirildi.

Genel kurulda yapılan konuşmalarda, beş siyasi grup, AKP hakkında açılan davada, Anayasa Mahkemesi'nin Avrupa Konseyi değerlerine ve standartlarına uygun bir biçimde karar vermesi temennisinde bulunan konuşmalar yaptı.

Türkiye raportörü Belçikalı Luc Van den Brande, genel kurulda yaptığı konuşmada, “raporun, Anayasa Mahkemesi'nin kararına müdahale olarak görülmemesi gerektiğini” söyledi. Luc Van den Brande'nin hazırladığı rapor ve tasarı AKPM'de kabul edildi. Buna göre, "AKP kapatılırsa, Türkiye'nin AB üyeliği ile ilgili müzakereleri gözden geçirilecek ve durdurulabilecek".

Bu raporun tartışılmasıyla Türkiye ve diğer ülkelere açık mesaj vermek istediklerini ifade eden raportör, “Avrupa Konseyi standartlarına ve Venedik Komisyonu ilkelerine uygun bir karar alınmasını umut ediyoruz”dedi.

Siyasi partilerin şiddeti savunmadıkça yasaklanmasına karşı çıktığını ifade eden raportör, “Türkiye'de konuyla ilgili gerekli anayasa değişikliğinin vakit geçirmeden yapılması gerektiğini” söyledi.

Belçikalı parlamenter, genel kuruldaki bu tartışmanın, laiklik tartışması olmadığını vurgulayarak, kuvvetler ayrılığı ilkesinin korunmasını beklediklerini söyledi.

Raportör, siyasi parti yasağını “kabul edilemez” bulduğunu belirterek, gerektiği takdirde Türkiye üzerindeki denetim sürecinin tekrar başlatılmasının gözden geçirilebileceğini söyledi.

MÜZAKERELER DURABİLİR

Sosyalist Grup adına konuşan Andreas Gross ise yaptığı konuşmada, AK Parti hakkında açılan davayı, “yargı darbesi olarak” niteledi. Sosyalist parlamenter, Anayasa Mahkemesi'nin yetki sınırlarını aştığını iddia etti.

Hristiyan Grup adına konuşan Rene van der Linden ise, Anayasa Mahkemesi'nde görülen dava sonucunda çıkacak kararın Türkiye'de ciddi bir biçimde siyasi ve sosyal kriz yaratabileceğini söyledi.

Liberal Grup adına konuşan Macar parlamenter Matyas Eörsi ve Sol Birlik adına konuşan Andros Kipriyano da, genelde raportörü destekleyen konuşmalar yaptılar.

TÜRK PARLAMENTER

Genel kurulda konuşan CHP milletvekili Haluk Koç ve MHP milletvekili Tuğrul Türkeş, raporu eleştiren konuşmalar yaptı. CHP milletvekili Haluk koç, raporu, “Türkiye'de yargıya müdahale olarak” değerlendirdi.

Türkeş ise yaptığı konuşmada, raporun ciddi eksiklikler ve yanlış anlaşılmalara yol açabilecek bölümler içerdiğini söyledi.

Kapatma davasının, üniversitelerde türban yasağının kaldırılmasıyla ilgili olmadığını belirten Türkeş, MHP'nin de bu anayasa değişikliğine mecliste destek verdiğini hatırlattı.

AK Parti milletvekili Erol Aslan Cebeci ise, Türkiye'deki tartışmanın gerçek amacının laiklik değil, bir anlamda iktidar çekişmesi olduğu, elitlerin, halkın yönetimine katılmasını istemediklerini söyledi.

AK Parti'nin hukuk devleti, insan hakları ve demokrasiye saygı gösteren bir yönetim anlayışı içinde iktidarda çalışmalar yaptığını ifade eden Cebeci, partinin kapatılması halinde Türkiye'nin dünyadan tecrit olacağını söyledi. Bu konuşmalardan sonra, genel kurul çalışmalarına öğle yemeği için ara verildi.

AKPM genel kurulundaki Türkiye tartışması, yerel saatle 15.00'de tekrar başladı.. Genel kurul, Türkiye raporunu akşam saatlerinde oylandı. Raporda, "Türkiye için izleme süreci mekanizmasının, gerektiği takdirde ciddi bir biçimde tekrar gözden geçirilmesi" isteniyordu.

AKPM Genel Kurulu, Belçikalı üye Luc Van den Brande tarafından hazırlanan "Türkiye'de demokratik kurumların işleyişi" konulu taslak rapor ve buna bağlı karar tasarısını kabul etti. Oylamada, 65 "evet", 3 "ret", 3 "çekimser" oy çıktı.

Raporda, AKPM'nin izleme komitesinden, Türkiye'deki anayasa hazırlama çalışma süreci, devlet kurumlarının demokratik işleyişinin yakından izlenmesi istendi ve Türkiye ile izleme süreci sonrası diyaloğun yoğunlaştırılması çağrısında bulunuldu.



Anayasa Mahkemesi tarafından AK Parti hakkında açılan davaya geniş biçimde atıfta bulunulan kararda, "Sonucu ne olursa olsun, iktidar partisi ile başbakan ve cumhurbaşkanı hakkında açılan davadan endişe duyulduğu" ifade edildi ve "bu davanın ülkenin siyasi istikrarını etkileyeceği" görüşüne yer verildi.

Kuvvetler ayrılığı ilkesinin önemine işaret edilen kararda, Türkiye'deki bütün devlet kurumlarına birbirlerinin yetki alanına saygı göstermeleri ve Türkiye'nin daha modern bir demokrasiye kavuşması için ihtiyaç duyulan siyasi ve ekonomik reform çabalarına katılmaları çağrısında bulunuldu.



Türkiye'de hükümetin yeni anayasa yapma çalışmalarına da atıfta bulunan kararda, bu çalışmaların, toplumun bütün taraflarının katılımıyla geniş çaplı ulusal bir tartışma için yeni bir fırsat penceresi oluşturması temennisinde bulunuldu.

Hükümetten, bu çalışmalarında Venedik Komisyonu ile yakın işbirliği içine girmesi istenen kararda, Avrupa standartlarına uygun, temel hak ve özgürlüklerle insan haklarının korunmasının, bu yeni anayasanın ana merkezini oluşturması çağrısında bulunuldu.



Kararda, AK Parti hakkında açılan davanın sonucu ne olursa olsun Türkiye'de parti kapatmalarının yasal dayanakları konusunda canlı bir tartışma yarattığı ifade edildi ve bu konuda anayasada reform yapılmasının gerekli olduğu görüşü dile getirildi.



Türkiye ile ilgili izleme sürecinin daha önceki yıllarda kapatılması sonrasında alınan karara da atıfta bulunan kararda, siyasi partilerin kapatılmaları konusunda AKPM'nin göstermiş olduğu hassasiyete yeniden dikkat çekildi.

Kararda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin parti kapatma davalarıyla ilgili verdiği kararlara da dikkat çekilirken, yine "AİHM'in parti kapatmanın gerçekten çok ciddi hallerde düşünülmesi gereken bir çare olarak görülmesi" yolunda verdiği görüşe de atıfta bulunuldu.



Kuvvetler ayrılığı ve bağımsız yargı ilkesinin hukuk devleti temelinde demokrasinin temel ilkeleri olduğu hatırlatılan kararda, Anayasa Mahkemesi üzerinde hiçbir baskı oluşturulmaması çağrısında bulunulurken, mahkemenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkına uygun ve parti kapatma ile ilgili Venedik Komisyonu kararları çerçevesinde Avrupa standartlarına uygun karar vereceği inancı içinde olunduğu vurgulandı.



-DEĞİŞİKLİK ÖNERGESİ-



Kabul edilen bir değişiklik önergesinde, AKPM'nin laik üye ülkelerle olan dayanışmasına atıfta bulunuldu, ancak laiklik kriterinin siyasi partilere uygulanamayacağı belirtilerek, Avrupa Konseyi'ne üye ülkelerde de dini temele dayalı birçok parti bulunduğuna dikkat çekildi.

Kabul edilen önergede, dini temele dayalı bir partinin iktidarda olması halinde ve hükümetin anayasaya aykırı bir karar çıkartması durumunda, bu konuda açılacak davanın partinin kapatılmasına değil, söz konusu karara yönelik açılması gerektiği ifade edildi.



AKPM, 2004 yılında Türkiye üzerindeki izleme sürecinin kapatılmasını kararlaştırmıştı. Denetim süreci, daha çok Avrupa Konseyi'ne yeni üye olmuş ve insan hakları alanında eksiklikleri olan ülkeler için uygulanan bir mekanizma. Türkiye üzerindeki izleme sürecinin 2004 yılında kalkması, Türkiye'nin AB ile tam üyelik müzakerelerinin başlamasında önemli rol oynamıştı.



Kaynak:
Bu haber toplam 1024 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri