Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

“Bu da Türkiye’nin Gazze’si!”

08.03.2009 11:50
Bir gün yolda pat diye düşüp ya da yemek yerken. Boğularak ölecekler üstelik, nefessiz kalarak. Ve beş parasız.
(Kusura bakmayın arkadaşlar!) Neden? Çünkü kotlarımız havalı olsun diye. Çünkü Avrupai kot markaları bu işi Avrupa’da yaptıramayıp, gelip bizim gariban ülkemizde karın tokluğuna yaptırabildiği için. - Ece Temelkuran'ın yazısı...
Kot taşlama işçileri için ‘one minute’:

“Siz de işçi öldürmeyi iyi bilirsiniz!”

“Teker teker öldüğümüz için mi hiç ses getirmiyor acaba?”

Bunu hakikaten dümdüz sordu 30 yaşındaki Yılmaz. Nasıl yazayım dedim gerçeği? Onların dediği gibi demeye karar verdim. Dümdüz:

Ölecekler. Masada gördüğünüz üç adam yarın öbür gün, ne zaman belli değil, ama kesin ölecekler. Bir gün yolda pat diye düşüp ya da yemek yerken. Boğularak ölecekler üstelik, nefessiz kalarak. Ve beş parasız. (Kusura bakmayın arkadaşlar!) Neden? Çünkü kotlarımız havalı olsun diye. Çünkü Avrupai kot markaları bu işi Avrupa’da yaptıramayıp, gelip bizim gariban ülkemizde karın tokluğuna yaptırabildiği için.

Çünkü o markaların patronları, insan öldürdüğünü bilmelerine rağmen bu gencecik adamlara hiçbir önlem almadan kot kumlattığı için. Çünkü Çalışma Bakanı bu işteki sorumluluğunu kabul etmediği için. Çünkü sigortasız çalıştıkları için...

39 ‘rodeocu’

Yılmaz göğsünü tutup “Filistin” dedi, nefesi yetmeyince ağzına fıs fıs bir şey sıktı:

“Bu da Türkiye’nin Gazze’si!”

Abdülhalim tamamladı:

“Adam ‘One minute’ dedi ya, ben de ona demek istiyorum ‘Siz de işçi öldürmeyi iyi biliyorsunuz’ diye!”

Şimdiye kadar 39 kot kumlama işçisi öldü. Sessiz sessiz. Slikozis diye bir hastalığın olduğunu bilmeyen, olduğunda öleceğini öğrenen, ciğerlerine kum yapışarak ölecek olan yüzlerce işçiden biri Yılmaz. Farkında değil belki, üç kere söyledi:

“Tek çaresi akciğer nakli ama 150 bin euro’ymuş. Viyana’da yapıyorlar bir tek. 150 bin euro’ymuş.”

Yılmaz, konuşacağımız İşçi Kardeşliği Partisi’nin binasına gelmek için dolmuş parası borç aldı.

“Dayıoğlum Mehmet şimdi oksijene bağlı. O da ‘rodeo’dan.”

Rodeo?

“Kot kumlama işine denir rodeo. Kotun rengi açılıyor, yumuşuyor.”

‘Öleceğimizi biliyorlardı’

“Rodeo”nun efsanesi sayılan Şaban usta, işin sırrını anlatıyor. Onu dev gibi zannederlermiş, öyle iyiymiş kumlamada. Şimdi bir kaç metre yürüyünce durup dinleniyor:

“Haftada on bin parça iş verir mesela Mavi jeans, sen girersin 2 metreye 2 metre kum dolu odaya, odaya hava basılır, sen de odanın içinde ağzında bir tülbent, çalışırsın. Kum insandan pahalı ya, kum yabana gitmesin diye havalandırmazlar da. O kum ciğerine yapışır, çıkmaz, tedavisi yoktur. Adı Slikozis. Röntgene bak ciğerin delik deliktir.”

Bir ara 46 kiloymuş, şimdi toparlamış, sadece ölecek yakında.

“İki yıldır öğrendik biz bu hastalığı. Ama bize kotları gönderenler biliyordu.” Dersine en iyi çalışmış olan Abdülhalim. Çünkü üç erkek kardeşi ve sekiz amcaoğlu da onunla birlikte aynı ölüm yolunda. Bingöl’de sadece onun geldiği köyde 300 kişi ölecek aynı sebeple:

“1960’da kot kumlama işi yasaklanmış Avrupa’da. O yüzden Suriye, Bangladeş, Türkiye gibi ülkelere gönderilmiş bu iş. İki yıla Mısır’da da çıkacak bu hastalık. Çünkü rodeo bizden de oraya gidiyor.”

Mehmet’in aklına geliyor:

“Benim bildiğim iki Azeri öldü. Başkaları da vardı. Romenler, İranlılar, Moldovyalılar, Ruslar... Onlar ölmüşlerdir kesin.”

Elif ve dayanışma

Türkiye’de kaç kurban var?

“Biz şimdilik 600 kişiye ulaşabildik Kot İşçileri Dayanışma Komitesi olarak. Ama hasta olduğunu bilmeyen, gidip verem tedavisi görenler var. Sessizce ölüyorlar.”

O zaman Yılmaz tekrar etti: “Acep beraber ölsek mi ses çıkar?”

Dondum. Beş yaşındaki kızının adı Elif, onu söyledi sonra. Yüzü kırıldı gibi oldu.

“Bizim sırtımızdan çok para kazandılar” diyor Mehmet, 38’inde ve gelirken bir kaç metre yürüdüğü için yarım saattir nefesi düzelmiyor:

“Ayda bir gece kendi maaşımıza çalışırdık, geri kalan 29 gece onlara. Gecede 2-3 milyar kazanırdı o atölyeler. Ama şimdi bize emekli maaşı bağlayacaklar diye ödleri kopuyor. Sağlık raporunda hastalık göründüğü için çalışamıyoruz, malulen de emekli etmiyorlar. Huzurla ölmek istiyorum sadece.”

Kot İşçileri Dayanışma Komitesi olarak örgütlenip şu ana kadar 160 dava açmışlar iş yerlerine. Sigorta tespit davası çoğu. Sonra tazminat açılacak, Çalışma Bakanlığı’na dava açılacak, belki malulen emekliliği verilmeyenler dava açacak. Ama iki mesele var. Biri para. Para toplamak için dayanışma gecesi yapacaklar. 11 Mart’ta İstanbul’da Mustafa Kemal Kültür Merkezi’nde.

Anadolu Ateşi, Arif Sağ, Cahit Berkay, Elveda Rumeli oyuncuları, İclal aydın, Emrah Karaca, Kardeş türküler, Mor ve Ötesi, Şebnem Sönmez, Yasemin Göksu, Zeynep Tambay katılacak. Saat 19:00’da MKM’de. MKM nerede? Uğur Mumcu cad. No:8 Akatlar Beşiktaş. Davetiye bedeli 50 ve 30 TL.

Ayrıca bağışlar için www.kotiscileri.org sitesinde, bir form var, oradan derhal bağış yapabiliyorsunuz.

‘Ölelim de para alalım’

“Ama ölünce karına emekli maaşı bağlıyorlarmış” dedi Yılmaz, bunu umarak, sadece bunu bekleyerek.

“Bakma, o da kesin değil” dedi Abdülhalim.

“Ama böyle ne emekli olabiliyoruz, ne çalışabiliyoruz. Nasıl olsa öleceğiz, bari ölelim de çocuklar para alsın” diye tamamladı Yılmaz.

Ölümden bahsettiler sonra. İkinci mesele de buydu işte: Para gibi zaman da azdı. Ölüm mühim değildi de bu haksızlık... Gencecik yaşta kotlarımız için ölen bu adamlara hesap sormaları için yardım edin.

Kaynak:
Bu haber toplam 1240 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri