Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Aydın Doğan ve Almanlar

20 Eylül 2008 / 11:35
Aydın Doğan'ın Almanya ile hem parasal hem yapısal bağlantıları var
Almanları asla hafife almayın

Aydın Doğan medyasında “Alman basını zehir zemberek haberler yapıyor3 türü dokundurmalar okumuyor muyum, ne diyeceğimi şaşırıyorum. Gözümün önüne, pop sosyologun, Doğan Medya Grubu (DMG) tarafından düzenlenen uluslararası bir etkinlikte ortakları olan Bild gazetesi yayın yönetmeni Kai Diekman'a, beni, “Türkiye'nin en etkili gazetecisi” olarak takdim etmesi geliyor da ondan...

Alman konuk, beni kendisine böyle tanıtan evsahibine hayretler içerisinde dönüp, “En etkili gazeteci hani sendin” demişti...

Hürriyet'in yayın yönetmeni koltuğunda oturan kişi her daim 'ülkenin en etkili gazetecisi' olmaya hak kazanmıştır bizim ülkemizde; 'amiral gemisinin kaptanı' olmak baş döndürücü bir güce sahip olmaktır çünkü... Oysa beni yukarıdaki denklemden çıkarın, kaptana 'en etkili gazeteci' demekte herhalde sizler de bugünlerde zorlanıyorsunuzdur... Neler yazıyor neler, tarifi çok güç gerçekten. Aman Allah'ım! Aydın Doğan'ın yanlışları sürdüğü takdirde, Hürriyet de 'amiral gemisi' olmaktan uzaklaşabilir...

Üzücü bir durum, ama gerçek...

Durumun 'üzücü' olmasının sebebi, bu geri gidişin parasal karşılığının da bulunması yüzünden... Sabah-atv grubu bu yıl 1,1 milyar dolara alıcı buldu. Kanal-D, Star-TV ve CNN-Türk'ü bünyesinde barındıran 'Doğan-TV Holding' şirketinin de 2006 yılı sonundaki değeri 1,5 milyar dolardı. Aydın Bey, Doğan-TV Holding'in yüzde 25'ini Alman Axel Springer yayın grubuna “75 milyon Euro'ya satmıştı.

Aydın Bey, başka bir yükümlülüğü yüzünden CNN-Türk'ün frekanslarını TNT kanalının sahibi olan Amerikalı ortaklarına bırakmak zorunda kaldığı için Alman ortaklarını istemeden üzmüştür; TV5'ten satın aldığı frekansları üzerine geçirmeyi istemesinin sebebini herhalde anladınız: Alman ortaklarını sevindirmek için...

Ben ticaret işlerinden anlamam, bu sebeple bilmeden Aydın Doğan'a bana resmen teşekkür etmesini getirecek bir iyiliğim dokunmuştu. Her zamanki gibi, Doğan-TV Holding'in hisse satış işine de burnumu sokmadan edemediğim için...

Konuyu biliyorsunuz aslında.

Kanalların hisse senetlerinin ilk alıcısı bir yayın grubu değildi, bir bankaydı. Yine Alman'dı alıcı, ama Alman yayıncı değil, Alman bankacı: Deustche Bank (DB)... RTÜK Yasası'nda finans kurumlarının kanal sahibi olamayacakları açıkça yazılı; ben de burada o kuralı hatırlattım işte... RTÜK de, önce izin vermişken, uyarım üzerine, satışı onaylamaktan vazgeçti...

RTÜK vazgeçti de ne oldu, Almanlar Kanal-D, Star ve CNN-Türk üzerinde etkin hale gelmelerini sağlayacak Doğan-TV Holding hisselerinden mahrum mu kaldılar? Hayır, DB devreden çıktı, Axel Springer kapıya dayandı. Kazanan da günün sonunda yine Aydın Doğan oldu: DB şirket hisselerinin yüzde 20'sini 150 milyon Dolara satın alacaktı, Springer Grubu yüzde 25'e tam 375 milyon Euro verdi.

Aydın Bey bana teşekkür etmesin de ne yapsın...

Yıllarca Almanlar tarafından 'kötü adam' olarak tanınan biriydi Aydın Doğan; özellikle Hürriyet-Almanya'nın eski yayın çizgisi yüzünden... Sonunda iki tarafı birbirine yakınlaştıran toplantıların bazılarında ben de bulundum. Almanya'da satılan Hürriyet'i hazırlayan Ertuğ Karakullukçu'yu işin başından aldı Aydın Bey ve Almanlar'ı böyle mutlu etti. Hem de gazetenin tirajının üçte bire inmesi pahasına...

Ben o işi hiç anlayamamışımdır: Bir gazetenin tepesinde değişiklik yapabilir elbette patron, ama daha iyi olsun ve daha çok satsın diye yapar bunu; yeni yönetim satışı düşürür, itibarı zora sokarsa da müdahale eder... Hayır, öyle yapmadı 'Hürriyet-Almanya'da Aydın Bey, gazetenin satışı düşerken sadece seyretti...

Kendisine Alman devlet adamlarıyla kurduğu yakınlık yetmiş gibi görünüyor. Hanidir, her yeni Alman Cumhurbaşkanı ve Başbakanı'nın ilk ziyaretçilerinden biridir Aydın Doğan... Bu da ona yetiyor olmalı. Alman firmalarıyla yeni yeni ortaklıklar kurduğunda kutlamalar Alman siyasilerle birlikte yapılır; Alman gazeteleri olayı büyütür de büyütür...

Bertelsmann, Bünte, Springer... Başka hangi Alman firmalarıyla ortaktır, unuttum. TEKEL-sigara özelleştirmesine gireceği anlaşılınca, “Herhalde yine Almanlar'la girer” tahminime, “Seni şaşırtacağım” mukabelesinde bulunmuştu Aydın Doğan... Geçenlerde girdiği 'İddaa' ihalesindeki partneri de Alman değildi...

Almanlar'la daha verimli, daha sonuç alıcı ortaklıklar kurabiliyor, Alman olmayanlarla girişimleri ise sonuca ulaşamıyor. Nedense...

Deniz Feneri, i. v. adlı örgütün Almanya'da bitirilişi işinde Aydın Doğan medyasının katkısını herhalde kimse unutmayacaktır.

Güç, etki... İşte ben buna derim. Almanya'da da olsa...

TAHA KIVANÇ
Kaynak:
Bu haber toplam 1074 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri