Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Başbakan D.Feneri'ne ne dedi?

22 Eylül 2008 / 14:31
Başbakan Erdoğan, bakanlarla basın toplantısı düzenledi. Gazetecilerin sorularını yanıtladı..
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ekonomi bakanlarıyla birlikte düzenlediği basın toplantısında ekonomik gelişmeleri ve küresel krizi değerlendirdi. Başbakan Erdoğan, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını cevaplandırdı. Deniz feneri ve yolsuzlukla ilgili sorulara kızan Erdoğan, iç gerilimle ilgili payının olup olmadığı konusundaki soruyu ise yanıtsız bıraktı.

Başbakan Erdoğan, son ekonomik değerlendirmeleri konuştuğu basın toplantısında bir gazetecinin "Yolsuzluklar ekonomiye zarar veriyor. Bu konuda yolsuzluklarla nasıl başa çıkacaksınız? sorusuna şöyle yanıt verdi:

"Ülkemle alakası olmayan olayları önümüze koymayın. Yolsuzluk çok olsaydı bu kadar büyüme rakamı olmazdı. 4.5 yılda ekonomiye 429 milyar dolar katmazdık. Bütün yatırımlar çalışıyor. Türkiye'de şu rakamlara bakın oradan değerlendirin. Sadece THY ile yolculuk eden insan sayısına bakın, otomobil sayısı nereden nereye geldi. Bunlara bakın. Emisyon hacmi itibariyle söylüyorum, karşılıksız para basmadık. Bizden önceki hükümetler yaptıkları yolsuzlukları örtmek için karşılıksız para bastı. Yolsuzlukların hakim olduğu bir süreç diye bir yakıştırmayı kabul edemeyiz. Tartışılabilir, tartışanlara bakın. Halk mı siyasetçiler mi?
Siyasetçiler tartışıyor. En güzel tartışmayı Mart 2009 seçimlerinde halkım yapacaktır."



Radikal gazetesi muhabirinin Deniz Feneri'ni sormasına Erdoğan tepki gösterdi ve uyarısını yineledi.

Nükleer enerji ihalesinde herhangi bir erteleme olacak mı sorusuna cevap veren Erdoğan, "Nükleer enerji ile ilgili ihalede herhangi bir erteleme sözkonusu değildir. Bu ihale çarşamba günü yapılacak. Nükleer enerji konusunda Türkiye çok geç kalmış durumda artık bu konuda vakit kaybedemeyiz." şeklinde konuştu.

"Özelleştirmeler hızla devam edecek" açıklamasını ve Halkban'ın durumunu soran muhabire Erdoğan, "Özelleştirmelerde finans sektöründeki gelişmeleri takip edeceğiz. havayı koklayacağız." ifadesini kullandı.

Cari açığın tüm dünyanın sorunu olduğunu ifade eden Erdoğan, küresel krizi fırsata nasıl dönüştürebilirizin hesabını yaptıklarını da sözlerini ekledi.

Milli Piyango İdaresi'nin özelleştirilmesi sorusuna cevap veren Erdoğan, "İddiaa konusunda nerden nereye geldiğimizi gördük. MPİ'nin özelleştirmesi konusunda da çalışmalar sürüyor. Takvimin yakın olduğunu söyleyebilirim." dedi.

Sabah gazetesi'nden Okan Müderrisoğlu, Erdoğan'a büymenin yavaşlayacağı yönündeki beklentisini ve bir müdahalenin olup olmayacağı sordu. Erdoğan, "Merkez Bankası'na bir müdahalemiz sözkonusu değil. Acak ben faizlerin biraz daha düşürülebileceğinden yanayım. Sabit kurdan değil dalgalı kurdan yanayız. Sabit kur bize geçmişteki sıkıntıları yaşatacaktır. Yeni bir vergi düşünmüyoruz. Ancak ciddi manada bir vergi kaçırma olayı var. Sosyal güvenlikte de yükümüz ağır bunu hafifletmemiz lazım. Kayıtdışının düşürülmesi ve denetim altına almamız şart. Vergi oranlarını da düşürebilirz. Vergi kaçırmak milli haklardan hırsızlıktır." şeklinde konuştu.

İstanbul'un finans merkezine dönüştürülmesi ile ilgili soruya neden Anadolu yakası tercih edildi yönünde cevap veren Erdoğan, "İstanbul'un finans merkezi olması 2011'i bulur. Her gün insanlar Avrupa'ya geçmek zorunda kalmayacak ve önemli bir rahatlama sağlayacak. Trafik sorunu olmayacak. Oteler ve toplantılar konusunda sıkıntı olmayacak. Ulaşım ağı noktasında bir sıkıntı olmayacak. Bütün bunlar planlanarak bu düzenleme yapıldı. Tesis bittiğinde övünülecek bir yapıya kavuşulacak."

Başbakan Erdoğan konuşmasında özetle şunları söyledi:

Bir çok ülke ekonomik daralma ile karşıkarşıya. Yavaşlayan dış talep gelişmekte olan ülkeleri de olumsuz etkilemekte.

Bazı gelişmekte olan ülkelerden önemli miktarlarda sermaye çıkışı oldu.

Türkiye 1980'lerden itibaren küresel ekonomiyle bütünleşme mücadelesinin içindedir. Ancak 2000'li yıllarda dahi bu bütünleşmenin tam anlamıyla gerçekleşmediğini görmüş olduk.

Küresel ve ulusal krizler yaptığımız reformlarla atlatıldı.

Bugün çok daha büyük bir dalgalanma sürecinden geçiyoruz. Türkiye bu kriz bu dalgalanmayı da asgari etkiyle aşacak. Belirlemiş olduğu hedeflere doğru kararlılıkla gidecektir. Ve inanıyorum ki bu süreç fırsata dönüştürülebilecek bir süreç.

Büyüme performansı yüksek temponun altında kalacak. Düşme trendine giren dünya büyümesinin yansımaları olabilecektir ancak ihracatçılarımız yeni pazarlara açılma ve sektörel farklılaşma konusunda önemli atılımlar yapmışlardır bu kapsamda Otadoğu,Afrika ve diğer bölgelerin payı artmıştır. Bu nedenle büyüme üzerinde etkinin sınırlı kalmasını bekliyoruz.

Mali disiplin konusunda kararlı ve titiz uygulamalardımız devam edecektir. 40.9 milyar YTL'lik faiz dışı yakalanmış bütcemiz 4 milyar YTL fazla vermiştir.

Vergi politikasında etkinliğin artırılmasına yönelik çalışmalarımız devam ediyor.

Bir çok AB ülkesinden daha iyi durumda olduğumuz ortadadır.

Mali disiplin sayesinde kamu borç stoku düştü. Özellikle paramıza olan güvenin artmasıyla YTL, Hazine borçlanmasında kullanılan en temel enstrüman haline getirilmiştir.

Borçlanma vadelerinde kaydadeğer iyileşmeler yakalanmıştır.

Piyasalarda ortaya çıkabilecek dalgalanmaların etkilerini hafifletebilmek için Hazinemiz güçlü nakit tutma politikasını da sürdürüyor.

Enflasyondaki düşüş eğilimi geçtiğimiz 2 yılda çeşitli şoklar nedeniyle duraksamıştır. Gıda ve enerji fiyatlarının rekor düzeyde artması bu şokların başında gelmektedir. MB son derece kararlı bir duruş ortaya koymuş ve koymayada devam ediyor. Enflasyonda tekrar güçlü bir düşme eğilimi yakalanacaktır.

Cari işlemler açığı sorunun temelinde yurtiçi tasarufların yatırım ihtiyacını karşılayacak düzeyde olmaması ve enerjide dışa bağlımlılık gibi etkenler bulunuyor. Biz petrol ülkesi değiliz. Enerjide dışa bağımlıyız buna rağmen ihracat artışı ve finansman kalitesinin artması oldukça olumlu gelişmelerdir. İhracat performansı gelişmekte olman ekonomiler ortalamasının üzerinde gerçekleşmiştir.

İlgili kamu kuruluşlarımız özel sektörün borç stoğunu izlemeye devam edecektir.

Yurtiçi tasarrufların artırılması noktasında en önemli adımlardan biri olan sosyal güvenlik reformu yürürlüğe giriyor.

Rekabet gücünün artırılması önemli. Yatırım ortamının önündeki engellerin kaldırılmasıyla ilgili çalışmalar devam ediyor.

İstihdam üzerindeki yükler ve işgücü piyasasındaki katılıklar rekabet gücünün üstündeki önemli yükler. İstihdam piyasası reformunu önümüzdeki dönemde ek reformlarla desteklemeyi planlıyoruz.

Küresel gelişmelerden olumsuz etkilenen sektörlerin yeniden yapılandırılmasına önem ve öncelik vereceğiz. Bu alanda ilk adımı tekstil ve hazırgiyim sektörü ile atmış bulunuyoruz.

Cari açığın önemli bir bölümü enerji fiyatlarındaki artıştan kaynaklanıyor. Enerjide dışa bağımlılı azaltmaya yönelik tedbirlerin önemi ortaya çıkmıştır. Nükleer santral projesi ve kömür santrali projeleri dışa bağımlılığı azaltacak çok önemli gelişmelerdir.

Özel sektör yatırımlarının kısa sürede devreye girmesini bekliyoruz.

Son 6 yıllık dönemde ÖİB; TMSF ve Ulaştırma Bakanlığı tarafından 50 milyar dolarlık özelleştirme yapıldı. Bizden önceki 18 yılda yapılan özelleştirmeden 6 kat daha fazla özelleştirme yapıldı. Kararlılıkla devam edeceğiz.

Bankacılıkta 2002'den buyana ciddi bir reform hamlesi gerçekleştirildi. Sistem uluslararası standartlarla uyumlu hale getirilmiştir. Sigortacılık ta AB standartlarına çekilmiştir. Acı deneyimlerden ders alınmıştır.

Dünyada yaşanan krizde önemli bir unsur olan bankalar ve piyasaların likitide durumu ilgili kuruluşlarca izlenmektedir. Sektörün aktif kalitesi de sağlamlığını korumaktadır.

Düzenleyici kuruluşlarımız eşgüdüm halinde içinde bulunulan krizi takip ediyor ve gerekli tedbirleri alıyorlar.

İstanbul'un finans merkezi olması kriz döneminde fayda sağlayacak.

Hükümetimiz elde edilen ekonomik kazanımların ve artan refahın her türlü şart altında korunması için gereken tedbirleri zamanın da almaya devam edecektir. Türkiye ekonomisi bugün devası krizlerle başedebilecek bir yapıya gelmiştir. ABD'de bir mortgage krizi olayları ta nerelere taşıdı.

Küresel dalgalanmayı çok yakından takip ediyoruz. Alınması gereken bir önlem olduğunda bunlar hiç tereddüt edilmeden yürürlüğe konuluyor.

Ekonomide beklentilerin iyimser olması son derece önemli. Moral ve iyimserlik çok önemli. Beklentilerin kötü olduğu bir ortamda üretim de yatırım da olmaz. İki önemli kelime bu sürecin anahtarıdır. Güven ve istikrar. Bunları asla gölgelememek, sarsmamak gerekir.

Türkiye eski Türkiye değil dünyanın en büyük 17'inci ekonomisi konumuna yükseldi. Ekonomiye yönelik, istikrar ve güven ortamına yönelik her türlü müdahaleye bugüne kadar izin vermedik bundan sonra da izin vermeyeceğiz.

Duran ya da durağan bir Türkiye istemiyoruz. Gelişen, değişen bir Türkiye istiyoruz.

IMF konusunda karar gelecek ay ya da kasımda verilecek
Kaynak:
Bu haber toplam 942 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri