Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Erdoğan'dan o ses kaydına ilk yorum

03.09.2010 01:11
Ağrı'da konuşan Başbakan Erdoğan, '30 yılda gençlerimiz can verdi. Bundan kim kazandı?' sorusuna kendi yenıt verdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ağrı'da halka sesleniyor. Erdoğan, "30 yılda gençlerimiz can verdi. Peki bundan kim kazandı? Türkiye kazanamadı. Silah tüccarları kazandı. Siyaset istismar için değil çözüm için vardır. Kan üzerinden siyaset yapılmaz. Bugün maskelerinin birer birer düştüğünü görüyoruz." dedi.

''BİZ, NABZA GÖRE ŞERBET VERENLERDEN OLMADIK. BİZİM KELAMIMIZ, RÜŞVETİ KELAM DEĞİLDİR''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Biz, nabza göre şerbet verenlerden olmadık. Bizim kelamımız, rüşveti kelam değildir. Biz, Van'da ne konuşursak Tekirdağ'da da onu konuşuruz, biz Adıyaman'da ne konuşursak Adana'da da onu konuşuruz'' dedi.

Erdoğan, partisince Abide Kavşağı'nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, vatandaşların 3 Kasım 2002'de kendilerine bir emanet yüklediğini belirterek, şunları söyledi:

''Ağrı'nın emanetine sahip çıkmak, o emaneti korumak bizim şeref borcumuzdur. Biz, millete efendi olmak için değil, millete hizmetkar olmak için geldik. 81 vilayete, 81 içinde Ağrı'ya hizmet üretmek için geldik. Biz, Ağrı'nın ağrısını dindirmek, sızısını gidermek için bu yola canımızı, bedenimizi, gönlümüzü koyduk. Şunu tüm samimiyetimle ifade ediyorum: Biz, nabza göre şerbet verenlerden olmadık. Bizim kelamımız rüşveti kelam değildir. Biz, Van'da ne konuşursak Tekirdağ'da da onu konuşuruz, Biz Adıyaman'da ne konuşursak Adana'da da onu konuşuruz. Biz gönül diliyle, samimiyet diliyle, muhabbet diliyle konuşuruz.

Allah'a hamdolsun iki yüzlülük bu AK hareketin yanına yaklaşamadı. Biz tutarsızlardan, ilkesizlerden olmadık. Biz, partizanlıkla ayrımcılık yapanlardan olmadık. 14 Ağustos 2001'de AK Parti'yi kurarken nasıl bir samimiyet içindeysek, bugün de aynı kararlılık, cesaret içindeyiz. O gün 'kardeşlik' dedik bugün de 'kardeşlik' diyoruz, o gün 'birlik' dedik bugün de 'birlik' diyoruz, O gün 'adalet' dedik bugün de 'adalet' diyoruz. Gittiğimiz her yerde Yunus'un diliyle konuşuyoruz. Diyarbakır'da, Hakkari'de, Bingöl'de, Ağrı'da, Türk'ü, Kürd'ü, Laz'ı, Çerkez'i, Gürcü'sü, Abhaza'sı, Roman'ı, Boşnak'ı kim olursa olsun hepsini, 'yaradılanı severiz yaradan ötürü' anlayışıyla sevdik.''

''BU KARDEŞİNİZ, AĞRI'DA KONUŞTUĞUNU, EDİRNE'DE DE KONUŞUYOR EDİRNE'DE KONUŞTUĞUNU, AĞRI'DA DA KONUŞUYOR. BİZDE ARAZİYE UYMAK YOK, O BUKALEMUN TAVRIDIR, BİZDE NET OLMAK VAR''

Erdoğan, sınırların ötesinde, Tahran'da Madrit'te, Şam'da, Toronto'da, Beyrut'ta, New York'da şaşmadan, şaşırmadan, aldanmadan ve aldatmadan 'Yaradılanı severiz, yaradan ötürü' dediklerini söyledi.

Erdoğan, şunları kaydetti:

''Çünkü, bizim dilimiz Yunus'un, Mevlana'nın, Ahmedi Hani'nin, Faki Teyra'nın dili, yer yüzünün hangi köşesinde olursa olsun insana kast edenlere, cana kast edenlere karşı onurlu bir duruş sergiledik. Bağdat'ta 'kadınlar dul kalmasın' dedik. Kabil'de 'silahlar konuşmasın, yürekler konuşsun' dedik. İran'da 'diplomasi konuşsun' dedik. Saraybosna'da 'gönüller bir olsun' dedik. Tiflis'in hukukunu nasıl savunduysak, Bakü'nün, şurada yanı başımızdaki Karabağ'ın hukukunu da biz savunduk. Haiti'nin, Şili'nin, Pakistan'ın çocukları için nasıl yüreğimizi ortaya koyduysak. Bağdatın, Gazze'nin, Kudüs'ün çocukları için de yüreğimizi ortaya koyduk.''

-''HER ÇOCUĞUN ÖLÜMÜ, UNUTMAYIN ERKEN ÖLÜMDÜR''-

İnsanın kutsal, canın aziz olduğunu dile getiren Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

''İnsanın canı varlığı ne kadar kutsalsa hakları da o kadar kutsaldır. Her çocuğun ölümü, unutmayın erken ölümdür, her gencin ölümü erken ölümüdür. Şu Ağrı'nın çektiği acıları biz biliriz. Şu Ağrı Dağı'nın şahit olduğu dramları biz biliriz. Ülkemdeki bazı annelerin, babaların eşlerin, çocukların yaşadığı kederi biz biliriz. İşte onun için inkar politikalarına 'dur' dedik, ihmallere 'yeter' dedik. Daha fazla 'demokrasi, hak, özgürlük, adalet, kalkınma' dedik. İnadına 'kardeşlik, demokrasi, hukuk' dedik.

Her yerde söylediğimi burada Ağrı'da da söylüyorum. 30 yıl bu ülkede ah benim Ağrılı kardeşlerim silahlar konuştu. 30 yıl boyunca ocaklara ateş düştü, gençlerimiz şehit oldu, gençler dağlarda hayatını kaybetti. Allah aşkına size soruyorum bu soruyu sizin de kendinize sormanızı rica ediyorum kim kazandı? Kim bundan rant, çıkar sağladı? Kimin bundan yüzü güldü? Diyarbakır mı, Hakkari mi, Van mı, Aydın mı, Edirne mi, İstanbul mu, Ankara mı, Ağrı mı kazandı? Benim Ağrılı kardeşim sen mi kazandın? Hayır kimse kazanmadı. Türkiye kazanmadı, benim milletim kazanmadı, gençler kazanmadı, öyleyse kim kazandı? Silah tüccarları, savaş baronları kazandı. Bu ülkeyi bölmek isteyenler kazandı, bu milletin evlatlarını, bir birine düşürmek isteyenler kazandı. Gençlerin kanından beslenen gafiller kazandı.''

-''ŞEHİDİMİN BİR DAMLA KANINI 550 MİLLETVEKİLİNE DEĞİŞMEM''-

Artık bu fesat odaklarının kazanmasını istemediklerini vurgulayan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Biz artık bu ülkeye nifak tohumları ekmek isteyenlerin kazanmasını istemiyoruz. Biz artık millet kazansın istiyoruz Ağrı, Türkiye kazansın istiyoruz. Ben şehidimin bir damla kanını 550 milletvekiline değişmem. Siyaset istismar için değil, çözüm için vardır, can üzerinden siyaset yapılmaz, kan üzerinden siyaset yapılmaz. Yeter ki gençler ölmesin, anneler ağlamasın, milletimizin birilik bütünlüğü bozulmasın. Yeter ki insanımızın bir birine bakışı değişmesin, bin yıllık kardeşliğimiz zedelenmesin. Fakat bunu söyleyemeyenler var. Ölümden kandan, gözyaşından medet umanlar var. Ölümler üzerinden, şehitler üzerinden siyaset yapanlar var. 'Tabut gelsin de bunun siyasi rantını elde edelim' diye el ovuşturanlar var.

İşte onları bugünlerde görüyorsunuz maskelerinin nasıl düştüğünü görüyorsunuz. Batman'da konuşuyor Ankara'da çark ediyorlar. Tunceli'de 'genel af' diyor, Kayseri'de af diliyorlar. Anayasa Mahkemesi'nde başörtüsünü serbest bırakacak anayasaya değişikliğini iptal ettiriyor. Sonra da Konya'da, Kayseri'de, İstanbul'da başörtüsü sorunun biz çözeriz diyor.''

-''EVETSE EVET, HAYIRSA HAYIR DER''-

''Aynı şekilde 'barış, demokrasi, adalet' deyip, milli iradeye ipotek koyanlar, milli iradeye boykot dayatanlar var'' diyen Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Hem 'demokrasi' diyeceksin hem de milleti Parlamento'da oy kabinine gitmediğiniz gibi, milleti de sandığa gitmekten alıkoyacaksın. Hem 'demokrasi' diyeceksin hem de milletin iradesine baskı uygulayacaksın. Bırak benim Ağrılı kardeşim gitsin sandığa onun iradesine baskı yapma, onu tehdit etme. Bırak gitsin kullanırsa kullanır, kullanmazsa kullanmaz. Evetse evet, hayırsa hayır der. Bırak onu kendi haline. Parti kapatılıyor diye her yerde şikayet edeceksin. Sonra bu anayasa değişikliğine karşı çıkacaksın. Partinin kapatılmasını zorlaştıran maddenin oylamasında da bulunmayacaksın. Yıllarca vesayetçi düzenden şikayet edeceksin sonra onlarla kol kola saf tutacaksın, onların değirmenine su taşıyacaksın. Bu kardeşiniz, Ağrı'da konuştuğunu Edirne'de de konuşuyor. Edirne'de konuştuğunu Ağrı'da da konuşuyor. Bizde araziye uymak yok. O bukalemun tavrıdır. Bizde net olmak var.''

-''TELEFON KONUŞMALARINDA BENİM MİLLETİM ÜZERİNE NE TÜR ÇİRKİN TEZGAHLARIN KURULDUĞUNU GÖRÜYORSUNUZ DEĞİL Mİ? İDDİALARA BAKIN, HAKİMLER, SAVCILAR KİMLERLE NELER YAPIYOR''

Erdoğan, ''Telefon konuşmalarında benim milletim üzerine ne tür çirkin tezgahların kurulduğunu görüyorsunuz değil mi? İddialara bakın, hakimler, savcılar kimlerle neler yapıyor. İşte bu kirli tezgahlar ortaya çıkıyor. Millete kurulmuş bu çirkin tuzaklar bozuluyor. Allah'ın izniyle Türkiye 8 yıl öncesine göre çok, ama çok farklı yerlere geldi. Daha da iyisi olacak'' dedi.

Ağrı'nın, Avrupa'nın Asya'ya, Asya'nın Avrupa'ya açılan kapısı olduğunu, Asya ile Avrupa, doğu ile batı arasında geçiş noktasında bulunduğunu belirten Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Ağrı turizmle ayağa kalkacak, Ağrı özel sektör yatırımları ile ticarette ayağa kalkacak. Ancak görüyorsunuz; bunu istemeyenler var, Ağrı'nın kalkınmasından hizmetlere kavuşmasından Ağrı'ya yatırım gelmesinden rahatsız olanlar var. Ağrılı kardeşimizi, ağrılı gençlerimizi istismar edemeyecekleri için değişime karşı çıkanlar var. 'Yoksulluk olsun ki Ağrı'yı istismar edelim', 'eğitimsizlik olsun ki, işsizlik olsun ki Ağrı'yı galeyana getirelim' diyenler var. İşte biz şimdi bu sisteme çomak sokuyoruz, çomak. Bu kirli çarka çomak sokuyoruz.''

''Ağrı'ya üniversiteyi kim kazandırdı?'' diye soran Başbakan Erdoğan, iktidarları döneminde karşı çıkanlara rağmen, İbrahim Çeçen Üniversitesini kurduklarını söyledi.

Başbakan Erdoğan, önümüzdeki yılın sonunda İbrahim Çeçen Üniversitesinin yerleşkesinin bitirileceğini ifade ederek, bunun sözünü aldığını açıkladı.

Ağrılı gençlerin fevkalade bir durum olmadığı sürece üniversite eğitimlerini Ağrı'da alacaklarını anlatan Başbakan Erdoğan, ''Artık anneler yavrularından uzak kalmayacak'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Ağrı'ya hastaneler kazandırdıklarını, sağlık ocaklarını, bölünmüş yolları, KÖYDES ile köy yollarını, köylerin su sorununu kendilerinin çözdüğünü, çözmeye de devam ettiklerini kaydetti.

''TERÖR ÖRGÜTÜ İLE BU ÇETELER ARASINDAKİ İŞBİRLİĞİNİN NASIL ORTAYA ÇIKTIĞINI GÖRÜYORSUNUZ DEĞİL Mİ?''

Bu demokratikleşme süreci içerisinde hızla devam eden bir yapı olduğuna dikkati çeken Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Kardeşliğimizi yaşatmak için, kardeşliğimizi daha ileri seviyeye taşımak için, anadilin serbestçe kullanımından, olağanüstü halin kaldırılmasına kadar, işkenceye sıfır toleranstan, faili meçhullerin son bulmasına kadar birçok düzenlemeleri biz yaptık biz. Karşınıza gelenlere sorun 'siz ne yaptınız deyin?' Ve bunlar 7,5 sene evvel oldu. Bu ülkede çetelerin beslendiği o kirli bataklıkları nasıl kurutuyorsak, terörün beslendiği bataklıklıkları da tek tek sizlerle beraber kurutuyoruz, kurutacağız. Ve bu çetelerin kimlerle işbirliği yaptığını da görüyorsunuz. Terör örgütü ile bu çeteler arasındaki işbirliğinin nasıl ortaya çıktığını görüyorsunuz değil mi? Telefon konuşmalarında benim milletim üzerine ne tür çirkin tezgahların kurulduğunu görüyorsunuz değil mi? İddialara bakın, hakimler, savcılar kimlerle neler yapıyor. İşte bu kirli tezgahlar ortaya çıkıyor. Millete kurulmuş bu çirkin tuzaklar bozuluyor. Allah'ın izniyle Türkiye 8 yıl öncesine göre çok, ama çok farklı yerlere geldi. Daha da iyisi olacak.''

Vatandaşların 22 Temmuz 2007'de kendilerine inanarak çok büyük destek verdiklerini belirten Başbakan Erdoğan, 2007 halk oylamasında yüzde 95 gibi rekor bir oy oranı ile vatandaşların anayasa değişikliğine ''evet'' dediğini anımsattı.

Vatandaşların bugünde değişimin yanında olacağına inandığını belirten Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Ağrı'da BDP'ye, CHP'ye, MHP'ye oy vermiş gönül vermiş kardeşlerim olabilir. Unutmayın, 12 Eylülde partilere oy vermeyeceksiniz. 12 Eylülde 26 maddelik anayasa değişikliğine oy vereceksiniz. Birileri çıkıp sizi aldatmaya kalkıyor, ama benim milletim aldanmayacak, bu oyunu bozacak. Çünkü oy pusulasında herhangi bir partinin adı, amblemi yok orada bembeyaz bir 'evet' var. Yanında da 'hayır' var, ama ben inanıyorum ki benim halkın, benim vatandaşım darbe anayasasından yana olmayacak, milletin anayasasından yana olacak. Hiçbir baskıya kulak asmayın, hiçbir kirli senaryonun parçası olmayın. Vicdanınızla, kendi iradenizle hareket edin ve mutlaka sandığa gidin, biz hükümet olarak bütün tedbirleri alıyoruz, alacağız. 12 Eylülde 'evet' diyerek, ileri demokrasiye güç vereceksiniz, 12 Eylülde 'evet' diyerek, sosyal devlete, hukuk devletine, demokratik laik devlete güç vereceksiniz, 12 Eylülde 'evet' diyerek vatandaşına emreden değil, artık vatandaşına hizmetkar olan bir anlayışı siz tesis edeceksiniz. Ama 'evet' diyerek bunu gerçekleştireceksiniz. Yeni bir anayasaya, daha demokratik bir anayasaya kapıyı siz aralayacaksınız, ben size gönülden inanıyorum. Ben biliyorum ki; benim Ağrılı kardeşlerim, statükonun yanında olmayacak, darbe anayasasına yol vermeyecek.''

Başbakan Erdoğan, Ağrı Dağı gibi aziz olduklarını belirttiği Ağrılıların korku nedir bilmediklerini, bundan sonrada bilmeyeceklerini söyledi.

Konuşmasında anayasa değişikliği paketinin neler getirdiğine de değinen Başbakan Erdoğan, kadınların haklarının anayasal güvence altına alındığını söyledi. ''Eşit işe, eşit ücret'' diyerek kadının erkekle aynı ücreti almasını sağladıklarını anlatan Başbakan Erdoğan, kadınlar, yaşlılar, çocuklar, özürlüler, şehitlerin dul ve yetimleri, gazi ve malullerin yararına olacak şekilde pozitif ayrımcılığı getirdiklerini bildirdi.

Erdoğan, değişikliklerle sosyal devletin, hukuk devletin gereğini yerine getirdiklerini, güçsüz ve zayıfların korunduğunu kaydetti.

Kişisel mahremiyetlerin korunacağına da dikkati çeken Başbakan Erdoğan, ''Artık hiç kimse 'bu namaz kılıyor', 'bunun eşi başörtülü', 'bunun evine kimler geliyor gidiyor', 'akrabası kim', 'alkol alıyor, almıyor', 'Alevi, Sünni', bu şekilde fişlenemeyecek, hayatı karartılamayacak. Kişisel mahremiyetlerin korunduğu daha şeffaf bir devlete 'evet' mi?'' diye konuştu.

-''ANAYASA MAHKEMESİNE MECLİSİN ÜYE SEÇMEDİĞİ TEK ÜLKE TÜRKİYE''-

Anayasa Mahkemesine, Meclisin üye seçmediği tek ülkenin Türkiye olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bütün gelişmiş ülkelerde, ileri demokrasilerde, Parlamento, Meclis, Anayasa Mahkemesine üye seçer. 1961 anayasasında bile Anayasa Mahkemesinin üyelerinin 3'te 1'ini Meclis seçiyordu. Bizde şimdi Anayasa Mahkemesine meclisin, 3 üye tercihini getiriyoruz. Seçmesini değil, bakın. Barolar 3 isim teklif edecek, Meclis bundan bir tanesini seçecek. Sayıştay 6 üye teklif edecek ve biz bundan 2 tanesini seçeceğiz. Olay bu, yani 'iktidar kendini kurtarmak için yasa düzenliyor, anayasa değiştiriyor' diyenlere bunu söylüyorum, ayıptır ayıp. Hükümetin bir tane teklif ettiği isim var mı? Yok. Meclisin var mı? Yok. Bunlara gereken dersi 12 Eylülde vermeye hazır mıyız? Modern demokrasilerdeki gibi bir Anayasa Mahkemesine 'evet' mi? Yargının anayasal sınırlar içinde kalmasına 'evet' mi? Artık, Anayasa Mahkemesi, Türkiye İnsan Hakları Mahkemesi oluyor, buna 'evet' mi? Artık bireysel başvuru için Avrupa'ya gitmeyeceksin. Burada sorununu çözeceksin, bunu getiriyoruz.''

HSYK'nın yeniden yapılandırıldığının altını çizen Başbakan Erdoğan, ''Niye rahatsız oluyor CHP? Çünkü kendilerinin arka bahçesi gibi görüyordu. Artık yargı birilerinin arka bahçesi olmayacak, milletin ön bahçesi olacak, ön. İşte üye sayısı 7'den 22'ye çıkıyor. 4 tanesini Cumhurbaşkanı atıyor, diğer üyeler ise yüksek yargı ve birinci sınıf hakim, savcılar tarafından seçilecek. Ankara'daki, Çorlu'daki, Şarköy'deki, Ağrı'daki, Eleşkirt'teki, Patnos'taki hakim savcı 10 tane üye seçecek. Bundan rahatsız oluyorlar. Niye rahatsız oluyorsunuz? Onlar da hakim savcı, bırak seçsin, niye rahatsız oluyorsun? Dert başka. Daha önce çünkü onlar atıyordu, şimdi bu ellerinden gidiyor. Daha demokratik bir HSYK'ya 'evet' mi? Hakim ve savcılara daha fazla bağımsızlık için daha tarafsız bir yargı için 'evet' mi?'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, değişiklikle 12 Eylül üzerindeki dokunulmazlık zırhını da kaldırdıklarını ifade ederek, ''12 Eylülle yüzleşiyoruz. Bu ülkede bir daha 27 Mayıslar, 12 Eylüller, 28 Şubatlar yaşanmasın diyoruz'' dedi.

Başbakan Erdoğan, vatandaşlardan duyduklarını, duymayanlara anlatmalarını, dağıtılan broşür ve kitapçıkları da okumalarını istedi.

Başbakan Erdoğan konuşmasının sonunda Ağrı'ya yapılan yatırımlar hakkında bilgi verdi.

Bu arada konuşma yapılan platformda AK Parti Ağrı milletvekilleri ile Ağrı Belediye Başkanı Hasan Arslan anons edilip vatandaşları selamlarken, alanda bulunan vatandaşların bir bölümü milletvekilleri ve belediye başkanına tepki gösterdi.
 

Kaynak:
Bu haber toplam 1144 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri