Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Erdoğan'dan GATA değerlendirmesi!

03.02.2010 15:30
Başbakan Erdoğan, GATA'da yaşananları değerlendirdi: Biz orada eşimin göz yaşlarına mahkum olarak kaldık.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan'ın GATA'da Nejat Uygur'u başörtüsünden dolayı ziyaret edememesini, "Biz orada eşimin göz yaşlarına mahkum olarak kaldık." şeklinde değerlendirdi.

Erdoğan, Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) Genel Merkezi'nde "Değişen Dengeler ve Türkiye'nin Artan Önemi" başlıklı konferans verdi. Erdoğan, konferansın son bölümünde basın mensuplarının gündeme yönelik sorularını cevaplandırdı.

Erdoğan, "Darbe dönemi bitti diyorsunuz ama yeni planlar ortaya çıkıyor. Siyasi tansiyon sanki bilinçli olarak mı yükseltiliyor. Bilinçli planlı komplolar mı var?" yönündeki soru üzerine, bu darbe planlarının geçmişinin eskiye dayandığını belirterek, "Günü birlik şeyler değil bunlar. Bunlar darbe planı mıdır, değil midir tartışma konusu olan şeyler. Biz bu görüntülere, değerlendirmelere baktığımızda bunun izlenimlerini gerçekten alıyoruz. Konuyla ilgili yargı süreci devam ediyor. Yargı bunun gerekli değerlendirmelerini yapacaktır. Bunun nihai kararını da verecektir. Temennimiz odur ki bir yanlış yapılmamış olsun. Türkiye'de bazı şeylerin üzerinde durmanın çok çok yanlış olduğu ortada." dedi.

"YAŞADIĞIMIZ BAŞKA ŞEYLER DE VAR"

Erdoğan, TBMM Genel Kurulu'nda MHP Kırıkkale Milletvekili Osman Durmuş'un konuşmasıyla ilgili olarak ise şunları söyledi: "Dün akşam yaşanan olay bunun aslında bunun farklı bir göstergesi. Bir ülkede muhalefet eğer bu söylediğiniz tarzda yaklaşımları benimsiyorsa, bunların üzerinden siyaset yapmaya gayret ediyorsa, bunlara bulaşmış olanlara avukatlık yaptığını ifade eden bir siyaset varsa, milletvekillerini onlara avukat olmak üzere onların avukatları yanına yer almaya sevk eden bir siyaset varsa bu düşündürücüdür. Dün akşam yaşanan olayın farklı bir boyutu var. Özellikle bazı şeylerde dürüstlüğün gereğinden bahsediyoruz. Bu ülkede ben yaşadığım bir olayı anlattım. Eşimin yaşadığı bir olayı anlattım. Ben 3 senedir eşim de ben de gündeme getirmedik, kaşımadık. Gereken yerlere söylediniz mi, söylemediniz mi söyledim. Söylenecek daha çok şeyler var. Ben ülkemde gerilim istemiyorum. Bu konuda yaşadığım başka şeyler de var. Bunları belki biraz daha zaman kazanacak, belki siyasetten çekildikten sonra kaleme alarak bunları gündeme getireceğiz. Ülkem bunları kaldıramaz. Onun için bazı şeyler zaman istiyor. Bunun zamanı gelmişti. Benim ülkemde çok önemli hasta yatağında eşim onu ziyaret gitmek istiyor, eşini arıyor, görmek istediğini söylüyor. Ondan sonra eşimi arıyor, 'ne olur dışarıda buluşalım' demek suretiyle ve dışarıda bu görüşmeyi yapıyorlar. Bunun akılla, izanla, bir kurumsal yaklaşımla izahı olabilir mi? Bunu neyle izahı edeceksiniz? Hangi özgürlük çerçevesinde içerisinde bir tanıma oturtacaksınız? Bunun demokrasiyle, laiklikle, hukuk devletiyle yakında uzaktan alakası olabilir mi? Laiklik bunun güvencesiyken burada engelle karşılaşıyorsunuz. Benim vergisini vermek suretiyle oluşturmuş olduğumuz bir kurumun hastanesinde siz Başbakan eşini, 'Burada ziyarete gelmesin, farklı durumlar olur' 'Şu olur bu olur' gibi şeylerle engellemeye kalkıyorsunuz. Biz bu işin üzerine gidemez miydik, giderdik. Biz orada eşimin göz yaşlarına mahkum olarak kaldık."

"İHRAÇ EDİLMESİ İÇİN TALİMAT VERDİM"

Durmuş'un konuşmasında ifade ettiği eski il başkanının ihraç edilmesi konusunda talimat verdiğini ifade eden Erdoğan, şunları söyledi: "Benim il başkanım veya şu anda il genel meclis üyem, güya bir konuşmasında, 'Peygamber gibi anılan bir başbakan' gibi bir ifade kullanılıyor. Allah aşkına bir insan bu cehaletinden olabilir, farklı yaklaşım tarzından olabilir. Böyle bir ifadeyi kullanmış diye siz bunu hiç bir zaman tasvip etmeyen, eğer sen zaten müslümansan bunu tasvip edemezsin. Niçin? Çünkü peygamberlik zinciri kapanmıştır. Artık peygamber yoktur. İkinci bir peygamber olarak bu dinin mensupları olarak bunu göremeyiz. Hele hele Tayyip Erdoğan için böyle bir şeyi söyleyemezsin. Biz kurulu veya kurulmakta olan tabuları yıkmak üzere gelmiş bir siyasi partiyiz. Bana böyle bir yakıştırmayı yapan karşısında arkadaşım gerekenleri söyledi ama ikinci defa söylenince bu tahammül sınırlarını aştı. Benim partimde böyle insan da barınamaz. Nitekim bunlar farklı şekilde söylenmiş ama arkadaşlarıma da gerekli talimatı verdim. Ya istifasını alın, ya ihraç edin. Olayın aslı budur. Bunun üzerinden siyasi rant devşirmeye çalışan muhalefet anlayışı."

'ÖZ YURDUNDA GARİPSİN, ÖZ VATANINDA PARYA'

Erdoğan, bazen üslubunun biraz sert olduğu yönündeki ifadeler üzerine ise şöyle konuştu: "İmam hatip liselerini kedinin boyuna takılıp kalan karikatüristlere bizler de hâlâ takılıp kalıyorsak buna söyleyeceğim bir şey yok. İmam hatip lisesi mezunlarını bu ülkede böyle karikatürize etmeyi ben doğru bulmuyorum. Diğer okullardan mezun olanlara bunlar yapılmadığına göre imam hatip lisesi mezunları bu ülkenin, Cumhuriyet'in okulları, kurum ve kuruluşlarıdır. Böyle bir yakıştırmayı doğru bulmuyorum. Bunu benim şahsımla birleştirerek yapmak, ben imam hatip mezunuyum, bundan iftihar, gurur duyuyorum. Bir imam hatip mezunu olarak beni üniversiteye almadılar, ben gittim ayrıca bir lise bitirdim. Liseyi bitirdikten sonra üniversiteye girdim. Bu çileleri çeke çeke biz buralara geldi. İmam hatip mezunu lise mezunlarından farklı bir sınava girmiyor. Aynı imtihana tabii tutuluyor. Benim çocuklarım hepsi imam hatip mezunudur. Gittiler Amerika'da okudular. Nasıl inanıyorlarsa öyle okudular. En güçlü üniversitelerinden mezun oldular, oluyor. En ufak bir sıkıntı da yaşamadılar. Demek ki oluyormuş. Ama ne yazık kendi ülkemizde yaşadık. Necip Fazıl'ın ifade ettiği gibi (Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya)"

AİHM KARARI

"AİHM'nin nüfus cüzdanlarında din hanesinin olmaması laiklik olarak değerlendirebilir mi?" şeklindeki soruya Erdoğan, "AİHM'nin verdiği karar Anayasa Mahkemesi'nin kararıyla paralellik arz eden bir konu. Dinle ilgili sütunun olup olmaması çok şeyi değiştirmez. AİHM'nin verdiği kararı anormal bir karar olarak görmüyorum. Bu oradan kaldırılabilir. Çok da önemli değil. Ardından almış olduğu bir karar var ki önemsiyorum. Lehte bir karar vermiştir. Türk alfabesinde olmayan kararın olumlu bir karar vermiştir." cevabını verdi.

ORTADOĞU'DA DÜZEN

"Ortadoğu'da düzeni yakıp yeni bir düzen inşa ediyorsunuz?" sorusuna ise Erdoğan, "Türkiye'nin böyle bir hedefi, gayreti olmadığını ifade ettim. Dünya bir değişim, dönüşüm yaşıyor. Bundan her ülke nasibini alacaktır. Orta Doğu'da kendini check edecektir. Birçok ülke demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletine yönelik sürecin adımları atılmaya, tartışılmaya başlandığını görüyoruz. Bunda çok aceleci olmayalım. Birçok şeyler kendiliğinden gelişecektir. Dere yatağında akar." şeklinde cevap verdi.

 

Bu haber toplam 1048 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri