Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Başbuğ'un Şamil Tayyar Kabusu

29.08.2010 02:13
Daha önce Montesquieu’dan alıntılar yapan Başbuğ, veda konuşmasında Şamil Tayyar’ın yazısından alıntı yaptı. Bu yazı Başbuğ için neden çok kritik?

Orgeneral İlker Başbuğ’un, devir teslim konuşmasıyla isim vermeden Star Gazetesi Ankara Temsilcisi Şamil Tayyar’ın bir yazısına işaret etti.

 

Başbuğ, Tayyar’ın 28 Ocak 2008’de “Darbe planı için neden 2009 seçildi” başlıklı yazısına suçlayıcı ifadelerle atıfta bulundu.

 

Başbuğ, daha önce Uğur Dündar’la katıldığı ve 3.5 saat süren programında da bu yazıya yaklaşık 45 dakika değinmişti. Ve yine isim vermemişti.

 

Dündar’ın yazı hakkında detaylı sorular sorması, soruların önceden Başbuğ tarafından verildiği tartışmalarını getirmişti.

 

Başbuğ’un veda konuşmasında da bu yazıya atıfta bulunması ve atıfta bulunduğu tek yazı olması dikkat çekti. Başbuğ’un kendisine yöneltilen suçlamalara bu yazı üzerinden kurduğu savunmayla cevap vereceği anlaşılıyor…

 

İşte Şamil Tayyar’ın 28 Ocak 2008’de yazdığı o yazı…

 

Darbe planı için neden 2009 seçildi?

Soruşturmayı yürüten İstanbul Savcılığı’nın ‘Terör örgütü’ olarak tanımlayıp üyelerini cezaevine postaladığı ‘Ergenekon yapılanmasının, 2009 yılında darbe planladığı iddiası medyaya yansıdı.

Aslında bu plan, doğrudan darbe yapmak değil muhtemel bir darbenin alt yapısını oluşturma projesinden ibarettir. Herkesin bildiği gibi bu kesimde ‘ darbe’ fikri, yeni bir proje değildir. Yeni olan tarafı, projenin uygulanma takvimiydi.

Soru şu: Neden 2009 yılı?

Bu soruya cevap vermeden önce hafızalarımızı yeniden kontrol edelim. Fotoğrafın bütününü görebilmek için pazılın parçalarını yerli yerine oturtmak gerekir.

AK Partili günlere hazırlık

Yakın tarihte komuta kademesindeki köklü değişiklik, AK Parti’nin iktidara geldiği 3 Kasım 2002 seçimlerinden önceki Ağustos Şurası’nda yapıldı. Şuranın yapıldığı günlerde (Temmuz 2002), erken seçim kararı alınmış ve ufukta AK Parti iktidarı gözüküyordu.

O tarihte Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu idi. Kıvrıkoğlu, TSK içinde ‘Milliyetçi’ olarak bilinen, Ülkücü kesimde ise büyük sempati toplayan bir isimdi.

Dönemin TBMM Başkanı MHP’li Ömer İzgi, emekliliğe hazırlanan Kıvrıkoğlu’nun görev süresinin uzatılması için devreye girdi. Kıvrıkoğlu’nun görev süresi uzatılırsa, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hilmi Özkök emekliye ayrılacak ve komuta kademesi farklı bir şekilde yapılandırılacaktı.

Başka bir ifadeyle, muhtemel AK Partili günlere yön verdikleri komuta kademesiyle girilecekti!

MHP’li İzgi’ye en büyük desteği, DSP’li Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan verdi. O da Ecevit’i ikna etti. İki isim karşı çıktı: Mesut Yılmaz ve Devlet Bahçeli.

İzgi ve Özkan’ın pişirdiği bu proje yatınca, Özkök, 2002 yılı Ağustos ayında Genelkurmay Başkanlığı koltuğuna oturdu.

Ancak, beklemediği bir sürprizle karşılaştı. Kıvrıkoğlu, giderayak Özkök’ün elini kolunu bağladı. Tarihte ilk kez bir Jandarma Genel Komutanı’nı (Orgeneral Aytaç Yalman) Kara Kuvvetleri Komutanı olarak atadı. Daha kıdemli olduğu için bu göreve gelmesi beklenen 2. Ordu Komutanı Orgeneral Edip Başer, emekli oldu. Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı Şener Eruygur da Yalman’dan boşalan koltuğa oturtuldu.

Özkök Paşa’nın zor günleri

2002 yılı Ağustos’undan sonra komuta kademesi şöyle oluştu: Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, Deniz Kuvvetleri Komutanı Bülent Alpkaya, Hava Kuvvetleri Komutanı Cumhur Asparuk, Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur...

Özkök, yeni görevinde daha önce birlikte çalıştıkları Alpkaya ve Asparuk ile daha iyi anlaştı. Kıvrıkoğlu ekibinden Yalman ve Eruygur’la yıldızları hiç barışmadı.

Ne var ki, 2003 yılı Ağustos şurasından sonra Özkök yalnız kaldı. Bülent Alpkaya’nın yerine Özden Örnek, Cumhur Asparuk’un yerine İbrahim Fırtına atanınca, tepedeki denge ‘bire karşı dört’ oldu.

Sarıkız’ ve ‘Ayışığı’ isimleri verilen darbe projeleri, işte o dönemde pişirildi. Bugün daha iyi anlıyoruz ki, Özkök, bu paşalara karşı tek başına direnmiş.

Nefesinin tükenmek üzere olduğu o günlerde, imdadına 2004 yılındaki Ağustos Şurası yetişti.

Görev süreleri dolan Aytaç Yalman ve Şener Eruygur emekli oldu. Darbe projelerinde isimleri sıkça geçen bu iki ismin emekliliği, Özden Örnek ve İbrahim Fırtına’yı da sakinleştirdi. Onlar da yanlışların farkına varmaya başladı.

2005 yılı Ağustos ayında bu iki paşanın da emekli olup yerlerine Oramiral Yener Karahanoğlu (Deniz Kuvvetleri Komutanı) ve Orgeneral Faruk Cömert’in (Hava Kuvvetleri Komutanı) atanmasıyla yapı tümden değişti.

Susurluk’la kutsal ittifak

O yıllar darbe projelerinin derin dondurucuya konduğu yıllar olurken, kimileri yer altına inerek faaliyetlerini sürdürdüler. Susurluk’la kutsal ittifak kurdular. Ergenekon, bu yapının ürünüdür.

Yeni proje şuydu: Eylemlerle iç çatışma körüklenir ve ülkede kaotik durum yaratılabilirse, darbe fikrine karşı olan generaller harekete geçebilirdi!

Danıştay saldırısından sonra fail Alpaslan Aslan’ın pek konuşmaya yanaşmayıp ‘Zaten yakında darbe olacak’ diye bağırması, arka plandaki bu düşünceden kaynaklanıyordu.

Darbe heveslileri, Özkök Paşa’dan nefret ediyorlardı. 2004’de Aytaç Yalman’dan Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nı devralan ve 2006 yılı Ağustos ayında Genelkurmay Başkanı olacak Orgeneral Yaşar Büyükanıt, onlar için büyük umuttu. Büyükanıt’ın o tarihteki bazı sert çıkışları, sanki yüreklerine su serpiyordu!

Evdeki hesap çarşıya uymadı. Büyükanıt da kimi zaman eleştirilen açıklamaları ve 27 Nisan bildirisine rağmen, böyle bir oyunun parçası olmadı.

Darbe planı revize edildi

22 Temmuz 2007 seçimlerinden sonra Çankaya’ya Abdullah Gül’ün çıkmasıyla birlikte, darbe projesinin revize edildiğini görüyoruz.

Çünkü, bu zavallılar, Büyükanıt’tan da umutlarını (!) kestiler. Büyükanıt’a şimdi ‘Özkök muamelesi’ yapıyorlar. Son dönemde Ulusalcı kesimde artan Büyükanıt düşmanlığına, bu yönüyle de bakmakta yarar var.

Büyükanıt, bu yıl Ağustos’ta emekliye ayrılıyor. Büyük sürpriz olmazsa, yerine Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ getirilecek. Başbuğ, 2010 Ağustos’una kadar bu görevde kalacak.

Yeni hesaplar, ‘Başbuğ’ üzerine.

Onlara göre; 2008 yılının şuradan sonraki ilk 6 ayı hazırlık evresi, 2009 yılının ilk çeyreğinden sonraki en uygun takvimde eylem zamanı...

Anlaşılan kolay kolay uslanmayacaklar. Allah akıl fikir versin, başka ne diyelim.

Bu haber toplam 1896 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri